AHMET BARLAK MUHASEBE FORUMU

Orjinalini görmek için tıklayınız: BANKADA AÇTIRILAN ALTIN HESABININ DEĞERLEMESİ
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link
GÜNCELLEME- 10.08.2026



Aktifte Kayıtlı Altın Hesabı ile Fiziki Altının Değerlemesi

İşletme aktiflerinde kayıtlı olup, fiziki ya da hesap olarak yer alan kıymetli madenlerin değerlemesinde 7524 S.K. ile düzenleme yapılmıştır. Söz konusu düzenleme 02.08.2024 tarihinden itibaren geçerli olacaktır. Bu sebeple mevzuyu 02.08.2024 tarihinden öncesi ve sonrası olarak ele almak lazımdır.

I- 02.08.2024 Tarihinden Önceki Uygulama:
Konuyu şirketlerin yatırım amaçlı olarak aktifinde/kasasında bulundurdukları fiziki altınlar ile altın/gümüş mevduat hesaplarının geçici vergi / kurumlar vergisi dönemlerinde değerlemesi şeklinde iki başlıkta incelemek lazım.

A-Altın/Gümüş Mevduat Hesaplarının Geçici Vergi / Kurumlar Vergisi Dönemlerinde Değerlemesi
✔ Altın/gümüş mevduat hesaplarının; mevduat hesabının açıldığı banka tarafından tespit edilmiş olan fiyatlar dikkate alınarak kayıtlara alınması,

✔ Söz konusu altın/gümüş mevduat hesapları, mevduat sözleşmesine dayanan bir alacak niteliği taşıdığından, değerleme günlerinde (geçici vergi ve hesap dönemi sonlarında) 213 sayılı Kanunun 281 inci maddesi uyarınca mukayyet değerle değerlenmesi, varsa değerleme günleri itibarıyla altın/gümüş olarak hesaplanan faizin de mukayyet değere eklenmesi,

✔ Söz konusu mevduat hesaplarındaki altının/gümüşün satılarak bedelin/mevduatın geri alınması (veya satış bedelinin başka bir mevduat hesabına aktarılması) sırasında, mukayyet değerle satışta bankanın hesapladığı değer arasındaki farkın, gelir/gider hesaplarına intikal ettirilmesi,

✔ Altın/gümüş mevduat hesaplarının farklı tarihlerde ve fiyatlardan yapılan alımlardan oluşması ve bir kısmının satışının yapıldığı durumlarda, ilk giren ilk çıkar yöntemi dahilinde gelir/gider hesaplarına intikal ettirilecek tutarın belirlenmesi

gerekmektedir.

▶ GİB, 28.09.2022 Tarih, 64597866-105-16710 Sayılı Özelge

B- Şirketlerin Yatırım Amaçlı Olarak Aktifinde/Kasasında Bulundurdukları Fiziki Altınların Geçici Vergi / Kurumlar Vergisi Dönemlerinde Değerlemesi
✔ Uygulamada en çok hata yapılan konuların başında, şirketlerin yatırım amaçlı olarak ellerinde bulundurdukları FİZİKİ altınları geçici vergi/kurumlar vergisi yönünden dönem sonlarında borsa rayiciyle/piyasa fiyatıyla değerlemeleri gelmektedir.

✔ Halbuki mükelleflerin aktifinde bulunan fiziki altınlar emtia olarak kabul edilmekte olup, değerleme günlerinde (geçici vergi ve hesap dönemi sonlarında) 213 sayılı Kanunun 274 üncü maddesi kapsamında maliyet bedeli ile değerlemeye tabi tutulmaları, bu sebeple de maliyet bedeli üzerinden kayıtlara alınması ve geçici vergi/kurumlar vergisi dönemlerinde de maliyet bedeli ile değerlenmesi icap etmektedir

▶ GİB, 07.12.202 Tarih, E-11395140-105[VUK3-285]-1446233 Sayılı Özelge

II-02.08.2024 Tarihinden Sonraki Uygulama:
✔ 213 s. VUK’un 263. Maddesinde 02.08.2024 tarihinden sonra geçerli olmak üzere 7524 S.K. ile değişiklik yapılmıştır. Değişiklikle, borsa rayicinin, gerek menkul kıymetler ve kambiyo borsasına, gerekse ticaret ve kıymetli madenler borsalarına kayıtlı olan iktisadi kıymetlerin değerlemeden evvelki son muamele gününde borsadaki muamelelerin ortalama değerlerini ifade edeceği, normal temevvüçler dışında fiyatlarda bariz kararsızlıklar görülen hallerde, son muamele günü yerine değerlemeye takaddüm eden 30 gün içindeki ortalama rayici esas olarak aldırmaya Maliye Bakanlığının yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır. Değişiklikle borsa rayiciyle değerlenecek kıymetlere “kıymetli madenler borsalarına kayıtlı iktisadi kıymetlerde” dahil edilmiştir.

✔ Ayrıca 213 s. VUK’a 7524 S.K. ile 02.08.2024 tarihinden sonra geçerli olmak üzere 274/A maddesi eklenmiştir. Bahse konu maddede yer alan düzenlemeye göre; altın, gümüş, platin ve paladyum gibi kıymetli madenler borsa rayici ile değerlenecektir. Borsa rayici yoksa veya borsa rayicinin muvazaalı bir şekilde oluştuğu anlaşılırsa değerlemeye esas bedel olarak, bu rayiç yerine maliyet bedeli esas alınacaktır. Bu durum kıymetli maden ile olan senetli veya senetsiz alacaklar ve borçlar hakkında da geçerlidir. Kıymetli maden ile olan mevduat veya kredi sözleşmelerine müstenit alacaklar ve borçlar değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate alınacaktır. Alacak ve borçların değerleme günü kıymetine ircasına ilişkin olarak 280 inci, 281 inci ve 285 inci maddelerde yer alan hükümler bu kapsamdaki alacak ve borçlar bakımından da geçerli olacaktır.

✔ Yapılan düzenleme uyarınca, kıymetli maden üretim ve alım-satımı ile iştigal eden mükelleflerin aktiflerinde ticari mal olarak kayıtlı olanlar hariç olmak üzere, mükelleflerin aktiflerinde tasarruf/yatırım amacıyla tutmuş oldukları kıymetli madenler ile kıymetli maden ile olan alacak ve borçlar borsa rayici ile, yoksa maliyet bedeli ile değerlenecektir. Ayrıca kıymetli maden cinsinden olan mevduat ve kredi sözleşmelerine müstenit borç ve alacaklar borsa rayici ile değerlenecek olmakla birlikte, ayrıca değerleme gününe kadar işlemiş faizler borsa rayici bedele ilave edilecektir. Öte yandan vadeli ve senede bağlı kıymetli maden ile düzenlenmiş alacak ve borçlar için reeskont da uygulanabilecektir. Bu kıymetli madenlerden borsa rayici olmayanlar maliyet bedeli ile değerlenecektir.

✔ Burada şunu da belirtmekte fayda bulunmaktadır. VUK 274/A maddesinde yer alan kıymetli madenlerin borsa rayici ile değerleneceğine ilişkin düzenlemede, değerlenecek kıymetlerin tasarruf/yatırım ya da ticaret (emtia) maksatlı olup olmadığı yönünde bir ayırım yapılmamıştır. Buna mukabil 7524 S. K. gerekçesinde aynen şöyle denilmiştir : ” Bu madde ile kıymetli maden üretim ve alım-satımı ile iştigal eden mükelleflerin aktiflerinde ticari mal olarak kayıtlı olanlar hariç olmak üzere, mükelleflerin aktiflerinde tasarruf amacıyla tutmuş oldukları kıymetli madenler ile kıymetli maden ile olan alacak ve borçların borsa rayiciyle değerlenmesi sağlanmaktadır. Dolayısı ile “kıymetli madenlere dayalı fiziki ya da kaydi olarak açılan mevduat hesapları ile kredi hesapları da borsa rayici” ile değerlenecektir. Ayrıca, kıymetli maden ile olan mevduat veya kredi sözleşmelerine müstenit alacaklar ve borçlar değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate alınacaktır.

✔ Yapılan bu düzenlemeler ile kıymetli madenler ve kıymetli maden cinsinden düzenlenmiş borç ve alacakların değerlemesi ile yabancı paraların ve yapancı para cinsinden borç ve alacak değerlemesi büyük ölçüde paralellik sağlanmıştır diyebiliriz.

✔ Bunun yarı sıra, kıymetli madenlere dayalı olarak açılan mevduat hesaplan ile kredi hesaplarından kaynaklı alacak ve borçların değerleme günü kıymetine ircasına ilişkin olarak, mevcut uygulamada olduğu gibi 213 sayılı Kanunun 280, 281 ve 285 inci maddelerinde yer alan hükümler geçerli olacaktır.” denilmiştir. Böylelikle düzenlemeden maksadın tasarruf/yatırım maksatlı olarak işletme aktifinde yer alan fiziki/kaydi kıymetli madenlerin borsa rayici ile değerlemesi olduğu anlaşılmaktadır.

✔ Öteden beri işletme kayıtlarında yer alan ve maliyet bedelle değerlenen kıymetli madenlerin, borsa rayici ile değerlenmesi durumunda yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ait değerleme farkının ne olacağı belirsizdir. Yine önceki dönemlerde enflasyon düzeltmesine tabi tutulmuş olanlarda ortaya çıkan enflasyon düzeltmesi farkları ile, 2024/3. geçici vergi döneminde ilk defa borsa rayicine göre değerleme yapıldığında ortaya çıkacak değerleme farkının nasıl dikkate alınacağı açıklığa kavuşturulması gereken diğer bir konudur.

İstanbul Kıymetli Madenler Borsasında işlem gören kıymetli madenler; altın, gümüş, platin ve paladyumdur.




ÖNCEKİ UYGULAMA

Tarih : 23.11.2017
Yayın Dönemi : Ocak 2018
T.C.GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

(Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü)

Sayı: 62030549-125[6-2012/283]-488418

23.11.2017

Konu: Bankalarda açtırılan kıymetli maden mevduat hesaplarının değerlemesi

İlgi : a) 01/06/2012 tarihli dilekçe ve eki özelge talep formunuz.

b) 20/07/2012 tarihli dilekçeniz.

İlgide kayıtlı dilekçelerin incelenmesinden; altın, gümüş ve platin gibi değerli madenler üzerinden bankalarda açtırmış olduğunuz mevduat hesaplarının değerlemeye tabii tutulup tutulmayacağı, değerleme yapılması halinde ortaya çıkan değer artış ve azalışlarının kurum kazancının tespitinde gelir ya da gider olarak dikkate alınıp alınmayacağı hususlarında bilgi talep edildiği anlaşılmaktadır.

A- GELİR VERGİSİ VE KURUMLAR VERGİSİ KANUNLARI YÖNÜNDEN;

193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasında, bankalar arası mevduat ile aracı kurumların borsa para piyasasında değerlendirdikleri kendilerine ait paralarına yürütülen faizler hariç olmak üzere, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (7), (12) ve (14) numaralı bentlerinde yazılı menkul sermaye iratlarından ödemeyi yapanlarca %15 oranında vergi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmıştır.

Anılan maddede yer alan bazı tevkifat oranlarının belirlenmesine ilişkin, 1/1/2013 tarihli ve 28515 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2012/4116 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının eki Kararın 3 üncü maddesiyle, 22/7/2006 tarihli ve 2006/10731 sayılı Kararnamenin eki Kararın 1 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (d) bendinde, "d) Bankalar arası mevduat ile aracı kurumların borsa para piyasasında değerlendirdikleri kendilerine ait paralarına yürütülen faizler hariç olmak üzere, Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının (7) ve (12) numaralı bentlerinde yazılı menkul sermaye iratlarından,

1) Döviz tevdiat hesaplarına yürütülen faizlerden ve katılım bankalarınca döviz katılma hesaplarına ödenen kar paylarından;

i) Vadesiz ve ihbarlı hesaplar ile 6 aya kadar (6 ay dahil) vadeli hesaplarda %18,

ii) 1 yıla kadar (1 yıl dahil) vadeli hesaplarda %15,

iii) 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda %13,

2) Mevduat faizlerinden;

i) Vadesiz ve ihbarlı hesaplar ile 6 aya kadar (6 ay dahil) vadeli hesaplarda %15,

ii) 1 yıla kadar (1 yıl dahil) vadeli hesaplarda %12,

iii)1 yıldan uzun vadeli hesaplarda %10

3) Katılım bankaları tarafından katılma hesabı karşılığında ödenen kar paylarından;

i) Vadesiz, ihbarlı ve özel cari hesaplar ile 6 aya kadar (6 ay dahil) vadeli hesaplarda %15,

ii) 1 yıla kadar (1 yıl dahil) vadeli hesaplarda %12,

iii) 1 yıldan uzun vadeli hesaplarda %10." hükümlerine yer verilmiştir.

Buna göre, kıymetli madenin değerinin düşüş ya da yükselişine endeksli mevduat hesaplarından elde edilen faiz gelirleri için 2012/4116 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında yapılmış olan düzenlemeler çerçevesinde vadelere göre değişen oranlarda tevkifat uygulanması gerekmektedir.

Öte yandan, vadesiz ve/veya vadeli kıymetli maden depo hesaplarına bu maden cinsinden tahakkuk ettirilen faizlerle ilgili olarak 2012/4116 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında herhangi bir düzenleme yapılmamış olup, vadesiz ve/veya vadeli kıymetli maden depo hesaplarından elde edilen ve ilgili kıymetli maden üzerinden tahakkuk ettirilen faiz gelirleri üzerinden geçici 67 nci maddenin (4) numaralı fıkrasına göre %15 oranında tevkifat yapılması gerekmektedir.

B- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN;

213 Sayılı Vergi Usul Kanununun "Değerlemenin Tarifi" başlıklı 258 inci maddesine göre değerleme, vergi matrahlarının hesaplanmasıyla ilgili iktisadi kıymetlerin takdir ve tespitidir.

Ayrıca, mezkur Kanunun;

- 265 inci maddesinde, "Mukayyet değer, bir iktisadi kıymetin muhasebe kayıtlarında gösterilen hesap değeridir.",

- 281 inci maddesinde, "Alacaklar mukayyet değerleriyle değerlenir. Mevduat veya kredi sözleşmelerine müstenit alacaklar değerleme gününe kadar hesaplanacak faizleriyle birlikte dikkate alınır..."

hükümlerine yer verilmiştir.

Diğer taraftan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin 2008- 32/35 No.lu Tebliğin;

- 1 inci maddesinde, "Bu Tebliğin amacı, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara göre bankalarca altın, gümüş ve platin depo hesabı açılmasına, altın, gümüş ve platin kredisi kullandırılmasına ve kıymetli madenler aracı kuruluşları tarafından yurt dışından kıymetli madenler kredisi sağlanmasına ilişkin esas ve usulleri düzenlemektir."

- 3 üncü maddesinde, "Bankalar Türkiye'de ve yurt dışında yerleşik gerçek ve tüzel kişiler adına vadeli veya vadesiz olarak altın, gümüş ve platin depo hesabı açabilirler. Bu hesaplar, altın, gümüş ve platinin fiziken teslimi, yurtiçi ya da yurtdışı banka hesaplarından transferi veya bankalarca satış yapılmak suretiyle açılabilir."

- 6 ncı maddesinde, "Depo hesapları için bankalarca tespit edilecek oranlar üzerinden tahakkuk ettirilecek faiz veya kâr payları, hesaplarda altın, gümüş veya platin olarak izlenir. Faiz veya kâr payı ödemeleri altın, gümüş, platin veya bunların ödeme günündeki karşılığı Türk Lirası veya döviz cinsinden yapılabilir. "

- 7 nci maddesinde, "Depo hesaplarından hesap cüzdanında kayıtlı altın, gümüş veya platin miktarının kısmen veya tamamen mudiye teslimi şeklinde ödeme yapılabilir. Banka ile mudi arasında varılacak anlaşmaya göre bankalarca altın, gümüş veya platin, ödeme günündeki değeri üzerinden satın alınabilir ve karşılığında mudiye Türk Lirası veya döviz ödenebilir."

- 10 uncu maddesinde, "Altın, gümüş veya platin alış ve satış fiyatları bankalarca, serbestçe tespit edilir."

düzenlemelerine yer verilmiştir.

Bu itibarla, kıymetli maden mevduat hesapları işletme açısından bir alacak niteliği taşıdığından değerleme ölçüsü olarak alacaklar için belirlenen ölçünün kullanılması ve anılan Kanunun 281 inci maddesi uyarınca değerlenmesi gerekmektedir.

Ayrıca, söz konusu değerleme yapılırken

- Bahsi geçen Tebliğin 10 uncu maddesine göre, bankalar altın alış ve satış fiyatlarını serbestçe belirleyebildikleri için, altının İstanbul Altın Borsasındaki değerinin değil, mevduat hesabının açıldığı banka tarafından tespit edilmiş olan fiyatının esas alınması,

-Bankada açılan kıymetli maden mevduat hesabı, mevduat sözleşmesine dayanan bir alacak niteliği taşıdığından daha önce de belirtildiği üzere 213 sayılı Kanunun 281 inci maddesi uyarınca mukayyet değerle değerlenmesi, geçici vergi dönemi ve hesap dönemi sonundaki dönem için altın olarak hesaplanan faizin de mukayyet değere eklenmesi,

-Mevduatın geri ödenmesi sırasında mukayyet değerle geri ödeme tarihinde bankanın hesapladığı değer arasındaki farkın, gelir veya gider hesaplarına intikal ettirilmesi,

gerekmektedir.

Bilgi edinilmesini rica ederim.







(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.

(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.


(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.