AHMET BARLAK MUHASEBE FORUMU

Orjinalini görmek için tıklayınız: CIVIK BİR KANUN (488 sayılı damga vergisi kanunu)
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link
CIVIK BİR KANUN (488 sayılı damga vergisi kanunu)


Tarih 29/09/2010
Sayı HK-10/2010-1
Kapsam

T.C

MALİYE BAKANLIĞI
Gelir İdaresi Başkanlığı

Harçlar Kanunu Sirküleri/10
Konusu : Finansal kiralama sözleşmelerinde değişiklik yapan

sözleşmelerde damga vergisi ve harç uygulaması

Tarihi : 29/09/2010

Sayısı : HK-10/2010-1

İlgili Olduğu Kanunlar : 3226 sayılı Kanun, 488 sayılı Kanun ve 492 sayılı Kanun

1-Giriş:

Finansal kiralama sözleşmelerinde değişiklik yapan tadil sözleşmelerinin 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununun 30 uncu maddesi uyarınca damga vergisi ve harçtan istisna tutulmasına ilişkin açıklamalar bu sirkülerin konusunu oluşturmaktadır.

2-Yasal Düzenleme:

Bilindiği üzere, 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu, 4 üncü maddesinde, bir kağıdın tabi olacağı verginin tayini için o kağıdın mahiyetine bakılacağı, mahiyeti tayin edilmek istenen kağıt üzerinde başka bir kağıda atıf yapılmışsa, atıf yapılan kağıdın hükümlerine nazaran iktisap ettiği mahiyete göre vergi alınacağı, 10 uncu maddesinde, damga vergisinin nispi veya maktu olarak alınacağı, nispi vergide, kağıtların nevi ve mahiyetlerine göre, bu kağıtlarda yazılı belli paranın, maktu vergide ise kağıtların mahiyetlerinin esas olacağı, belli para teriminin, kağıtların ihtiva ettiği veya bunlarda yazılı rakamların hasıl edeceği parayı ifade edeceği, Kanuna ekli (1) sayılı tablonun I/A-1 bölümünde ise belli parayı ihtiva eden mukavelenamelerin binde 8,25 nispetinde damga vergisine tabi tutulacağı hükme bağlanmıştır.

Öte yandan, 492 sayılı Harçlar Kanununun 38 inci maddesinde, noter işlemlerinden bu Kanuna bağlı (2) sayılı tarifede yazılı olanlarının noter harçlarına tabi olacağı; 41 inci maddesinde noter harçlarının (2) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer veya ağırlık ölçüsüne göre nispi, işlemin nevi ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı hükmü yer almaktadır.

Aynı Kanunun 42 nci maddesinde ise

"Değer veya ağırlık ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (2) sayılı tarifede yazılı değer veya ağırlık esastır.

(5766 sayılı Kanunun 11 inci maddesi ile değişen fıkra) Menkul ve gayrimenkul mallar hakkında alım, satım, taahhüt ve rehinle ilgili her nevi mukavele, senet ve kağıtlarda değer gösterilmesi mecburidir. Rehin bordroları ile kamu idarelerine verilmek üzere ilgili mevzuatla belirlenen kurallara uyulacağına ilişkin olarak düzenlenen taahhütnameler hakkında bu hüküm uygulanmaz."

hükmüne yer verilmiş olup, anılan maddede menkul ve gayrimenkul malların alım, satım, taahhüt ve rehin işlemleriyle ilgili her nevi mukavele, senet ve kağıtlarda değer gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.

Noter harçlarına ilişkin Harçlar Kanununa bağlı (2) sayılı tarifenin I-1 inci maddesinde, muayyen bir meblağı ihtiva eden her nevi senet, mukavelename ve kağıtlardan beher imza için binde 0,99 oranında harç alınacağı, II-1inci maddesinde de, belli meblağı ihtiva etmeyen ve alınacak harç miktarı kanun ve tarifede ayrıca gösterilmemiş olan senet, mukavele ve kağıtlardaki imzaların her birinden maktu esasa göre harç alınacağı açıklanmıştır.

3226 sayılı Finansal Kiralama Kanununun 1 inci maddesinde, Kanunun amacının finansman sağlamaya yönelik finansal kiralamayı düzenlemek olduğu, "Tanımlar" başlıklı 3 üncü maddesinde, sözleşmeden kastın finansal kiralama sözleşmesi olduğu, 5 inci maddesinde, finansal kiralama sözleşmesinin konusuna her türlü menkul veya gayrimenkul malların girebileceği, (5582 sayılı Kanunla değişik) 15 inci maddesinde, tüketicilerin konut edinmesine veya yatırımlara finansman sağlayan finansal kiralama işlemlerinde kiracının, kiracılık sıfatını ve/veya sözleşmeden doğan hak ve/veya yükümlülüklerini, kiralayandan yazılı izin alınması kaydıyla devredebileceği, 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında da sözleşmenin her türlü vergi, resim ve harçtan istisna tutulacağı hüküm altına alınmıştır.

7/6/1986 tarihli ve 19130 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13 Seri No.lu Harçlar Kanunu Genel Tebliği ile söz konusu istisna hükmünün uygulama esasları belirlenerek sadece finansal kiralama sözleşmesinin değil, sözleşmenin hüküm ifade edebilmesi için gerekli olan noterde yapılacak işlemler, tapu sicilinin beyanlar hanesine şerh işlemleri ile gemi siciline şerh işlemlerinin de harçtan istisna edilmesi gerektiği açıklanmıştır.

Ayrıca, 15/12/1997 tarihli ve 1997/2 Seri No.lu Damga Vergisi Kanunu İç Genelgesinde de finansal kiralama işlemlerinde damga vergisi ve harç istisnası uygulamasının, finansal kiralama sözleşmesinin yanı sıra söz konusu sözleşmenin teminatına ilişkin yapılan işlemleri ve bu işlemler nedeniyle düzenlenen kağıtları da kapsadığı belirtilmiş bulunmaktadır.

3- Finansal Kiralama Sözleşmelerinde Değişiklik Yapan Sözleşmelerde Damga Vergisi ve Harç Uygulaması:

Finansal Kiralama Kanununun amacı işletme tarafından ihtiyaç duyulan malların temini için işletmeye finansman sağlamaktır. Bu hususa yönelik olarak taraflar arasında yapılan finansal kiralama sözleşmesinde, karara bağlanan ödeme planında, vadede veya teminat hükümlerinde işletmenin mali gücüne göre değişiklik yapılabilmektedir. Yapılan bu değişiklikler mevcut finansal kiralama sözleşmesinin amacının sürdürülmesine yönelik kağıtlardır.

Bu itibarla, finansal kiralama sözleşmelerinde; ödeme planının revize edilmesi, sözleşmeye yeni bir mal eklenmesi veya çıkarılması, sözleşmenin süresinde veya teminat hükümlerinde değişiklik yapılması ya da kiracı değişikliği nedeniyle düzenlenecek kağıtların ve yapılacak işlemlerin 3226 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi uyarınca damga vergisi ve harçtan istisna tutulması gerekmektedir.

Duyurulur.


Mehmet KİLCİ

Gelir İdaresi Başkanı



Saygılarımla,

Meslek mensuplarının sözleşmelerini yenilemeleri gereken bir dönemde damga vergisi kanunu inceledik ve ne kadar cıvık olduğunu fark ettik.

damga vergisi kanunu 2. maddesinde şumulü aynen şu şekildedir...

Kanun Ad DAMGA VERGİSİ KANUNU
Madde No 2
Kapsam 
Vergiye tabi kağıtlar mahiyetinde bulunan veya onların yerini alan mektup ve şerhlerle, bu kağıtların hükümlerinin yenilenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine devrine veya bozulmasına ilişkin mektup ve şerhler de Damga Vergisine tabidir.

kanunun kapsamının belirtildiği bu maddede hangi kağıtların veya onların yerine geçen mektup ve şerhlerin kanun kapsamında olduğu belirtilmiş. " ,bu kağıtların hükümlerinin yenilenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine devrine veya bozulmasına ilişkin mektup ve şerhler de Damga Vergisine tabidir." denilmektedir...

bu fıkraçıkan sonuçta, mukavelenin süresi içerisindemi değiştirilmesi halinde mi artan miktarın aynı nispette vergiye tabi olacağı, yada sözleşme süresi bittikten sonra yapılan değişikliğinmi, artan miktarının aynı nispette vergiye tabi olacağı, gibi iki sonuç ortaya çıkmaktadır..

şimdi bazı meslektaşlarımız sözleşmelerini her yıl yenilememek ve damga vergisinden kaçınmak için sözleşmenin özel hükümler bölümüne aşağıdaki şekilde sözleşme yapılırken özel hüküm koymaktadır...

"2.3) Her ne kadar iş bu sözleşme 31.12.2009 tarihine kadar ki dönemi içermekteyse de, 01-15 Aralık 2009 tarihleri arasında (ve ondan sonra her yıl aynı tarihler arasında) taraflarca yazılı fesih ihbarında bulunulmazsa, sözleşme her yıl (ücret hükümleri hariç) kendiliğinden uzar.

2.4) Ücret hükümleri, açıklanan tarifedeki artış oranında her yıl arttırılır. "



Kanunu bir meslek mensubu olarak okuyup yorumladığınızda sözleşme yapılırken eklenen bu hükmün sözleşmeyi kendiliğinden uzattığını ve eklenen bu hükmün damga vergisi kanunu kapsamında olmadığı bu yüzdende damga vergisinin ödenmeyeceği anlamı çıkıyor..



Aynı kanunun aynı maddesini vergi dairesi tarafından okunup yorumlandığında ise sözleşme yapılırken dahi eklensin bu şerhin (hükmün) sözleşmenin süresini uzattığı ve tekrar damga vergisi doğduğu anlamı çıkmaktadır...



Çünkü aynı kanaun 14. maddesinin 2. ve 3. fırkralı aşağıdaki gibidir..



"Belli parayı ihtiva eden mukavelenamelerin değiştirilmesi halinde artan miktar aynı nispette vergiye tabidir. Bunların devri halinde aslından alınan verginin dörtte biri alınır.

14. madde 3. fıkra (Ek: 1318/95 md.) (Yürürlük: 10.8.1970) Mukavelenamelerin müddetinin uzatılması halinde aynı miktar veya nispette vergi alınır. "

bu fakrada da iki sonuç ortaya çıkmaktadır.

a- sözleşme yapılırken sözleşmenin kendiliğinden uzayacağına dair eklenen bir hükmün sözleşmenin süresini uzatması nedeni ile aynı miktar ve nispette vergi alınması,

b- sözleşme süresi bittikten sonra sözleşmeye konan ve sözleşmenin süresini uzatan bir hükmün aynı miktar ve nispette vergi doğurmasıdır.

Sonuç olarak, mükellefleri ile kendi aralarındaki sözleşmeleri yenileyecek olan meslek mensuplarının yukarıda bahsettiğim hükmü sözleşmelerine eklemeleri. sonraki yıllarda sözleşmelerini yenilememeleri ve damaga vergisi ödememeleri içinde vergi dairesinden de yukarıdaki hususları açıklayan bir mukteza istemeleridir.

Söz konusu sözleşme örneğini (word 97-2003) biçiminde bu adresten indirebilirsiniz... http://mrrqqw.blu.livefilestore.com/y1p90Io4dBnjlBYXODmA5L50lp-uHZDMb57x9wYDT1fYg5LWXb4Rjw2oJASg41_5vITLW-YJUKZreIUHE-vKxBPiA/SMMM%20S%C3%96ZLE%C5%9EMES%C4%B0.doc?download

internetten konuya ilişkin yaptağımız araştırmaya ait makaleler aşağıdadır.











Mahmut Tayyar ERGÜL
Vergi Denetmeni
Vergi Uygulama Müdür V.



MESLEK MENSUPLARININ MÜKELLEFLERİ İLE İMZALADIKLARI SÖZLEŞMELERDEN KAYNAKLANAN DAMGA VERGİSİNDEN KAÇINMA YOLLARI

Tarih: 24.11.2006


I- GİRİŞ

3568 sayılı (1) sayılı Kanun'a göre yetki almış meslek mensuplarının (SM-SMMM) Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 24. maddesine göre; meslek mensupları Defter Tutmak ve Süreklilik arz eden hizmetlerinde sözleşme yapılması zorunludur. Bu zorunluluğa riayet etmeyen meslek mensupları hakkında ise bağlı bulundukları odalar tarafından disiplin soruşturması yapılması gerekmektedir.

Meslek mensupları tarafından verilen muhasebe hizmetinin devamlılık arz ettiği ücret dışındaki hükümlerinin aynı kalmak şartı ile uzun süreli devam ettiğinden yenilenmeksizin kendiliğinden yürürlükte olup hükümlerinden yararlanılabilmektedir.

5281 sayılı (2) sayılı Kanunla yapılan düzenleme ile damga vergisi uygulamasına yönelik önemli değişiklikler yapılmıştır. Damga vergisinde yapılan değişiklikle pul yapıştırmak suretiyle ödeme şekli yerine beyanname vermek suretiyle ödeme şekline geçilmiştir. Konuyla ilgili olarak da 43 Seri No.lu (3) Damga Vergisi Genel Tebliği yayımlanmıştır.

Makalemizin konusu yürürlükte bulunan kanun ve tebliğler çerçevesinde meslek mensuplarının mükellefleri ile sözleşmelerde nelere dikkat ederek damga vergisinden kaçınabilecekleri oluşturmaktadır.



II- YASAL MEVZUAT

488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde damga vergisine tabi kağıtlar teriminin yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen işaret koymak suretiyle düzenlenen veya herhangi bir hususu ispat veya imza yerine geçen işaret koymak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için edilebilecek olan belgeleri ifade edeceği, aynı Kanun'un 2. maddesinde de vergiye tabi kağıtlar mahiyetinde bulunan veya onların yerini alan mektup ve şerhlerle bu kağıtların hükümlerinin yenilenmesine uzatılmasına, değiştirilmesine, devrine veya bozulmasına ilişkin mektup ve şerhlerin de damga vergisine tabi tutulacağı hüküm altına alınmıştır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'na ekli 1 sayılı Tabloda; "1- Akitlerle İlgili Kağıtlar" başlığı altında yer alan;

1. Mukavelenameler, taahhütler ve temliknameler,

a) Belli parayı ihtiva edenler (binde 7,5) oranında damga vergisine tabidir.

3- Aynı Kanun'un 5. maddesi ise aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.

"Kağıt Nüshalarının Birden Fazla Olması: Bir nüshadan fazla olarak düzenlenen kağıtların her nüshası ayrı ayrı aynı miktar ve nispette damga vergisine tabidir..."

Meslek mensuplarının mükellefleri ile yapacakları ile yapacakları sözleşmeleri bir den fazla nüsha halinde yapmaları halinde ayrı ayrı aynı miktarda damga vergisi ödemek mecburiyeti doğacaktır. Bu nedenle söz konusu sözleşmelerin "Bir Asıl" olarak düzenlenmesi halinde sadece bir defa ödenmiş olacaktır.

Belirli süreli olarak düzenlenen sözleşmelerde (Asgari Ücretin Esasları Hakkında Yönetmeliğe göre en az 1 yıllık olması şarttır.) süre bitiminden önce taraflardan birinin diğerine ihbarda bulunmaması ve sebeple sözleşme süresinin otomatik olarak uzaması halinde, herhangi bir belge düzenlenmediği veya sözleşmeye bu hususta ayrıca şerh konulmadığından damga vergisi alınmasına imkan yoktur.

Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 26. maddesine göre taraflar haklı nedenlerle veya karşılıklı rızaları ile aralarındaki sözleşmeyi her zaman feshedebilirler. Bu takdirde alınmış olan defter ve belgeler sahiplerine geri verilir. Tarafların tazminat hakları genel hukuk kurallarına tabidir.

Konu ile ilgili olarak Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından Samsun Vergi Dairesi Başkanlığı'na verilen 11.10.2006 tarih ve 078765 sayılı görüşünde "Meslek mensuplarının muhasebe hizmeti verdiği mükellefler ile düzenlediği sözleşmelerin uygulama süresi içinde ücretin artma durumunda, sözleşme hükümlerini değiştiren herhangi bir kağıt (makam oluru, ek sözleşme vb.) düzenlenmesi halinde ücret artışı üzerinden binde 7,5 nispetinde damga vergisi hesaplanması gerekir. Ancak, bu kabil ücret artışı ile ilgili olarak ilk sözleşme hükümlerine tesir eden herhangi bir kağıt düzenlenmemesi halinde damga vergisinin aranılmaması gerekir.

Söz konusu sözleşmelerin sürelerinin bitmesinden sonra sözleşmeye konulan bir şerhe istinaden sözleşme süresinin uzatılması halinde, şerh sözleşme hükümlerini değiştiren bir belge vasfında olduğundan, süresi uzayan bu sözleşmelerden yeniden damga vergisi alınması gerekmektedir. Diğer taraftan süre uzatımın gerçekleşmesinden sonra meydana gelen ücret artışlarına ilişkin düzenlenecek kağıdında ayrıca vergilendirilmesi gerekmektedir."



III- SONUÇ

Muhasebe ve mali danışmanlık hizmeti, işin gereği olarak uzun süreli bir iş olarak karşımıza çıkmakta meslek mensupları tarafından mükellefleri ile her yıl sözleşme yapılması bazı zorluklarla karşılaşılmaktadır. Mükelleflerle imzalanan sözleşmelerin sürelerinin yeni bir sözleşme veya sözleşme yerine geçecek bir kağıt düzenlemeksizin veya mevcut sözleşmede süre uzatımı yönünden bir şerh koyulmaksızın kendiliğinden uzaması durumunda uzayan süreye ilişkin olarak yeniden damga vergisi hesaplanmasına ve beyan edilmesine gerek bulunmamaktadır.



(1) 13.06.1989 tarih ve 20194 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

(2) 31.12.2004 tarih ve 25687 mükerrer 3 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

(3) 04.02.2005 tarih ve 25717 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.


NOT: Bu makale "Yaklaşım Dergisi, Kasım 2006, Sayı: 167" den iktibas edilmiştir.



NOT: BU YAZI WWW://MUHASEBETR.COM ADRESİNDEN ALINMIŞTIR.



SÜRESİ KENDİLİĞİNDEN UZAYAN SÖZLEŞMELERDE DAMGA VERGİSİ



Yazar:Aysun KOÇAK(*)

E-Yaklaşım / MART 2008 / Sayı: 56



I- GİRİŞ

Sözleşmeler, ihale konusu iş ile ilgili olarak idare ile yüklenici arasındaki hak ve yükümlülüklerin ve bu yükümlülüklere uyulmaması halinde ortaya çıkacak sonuçların yer aldığı belge olarak tanımlanabilir. Sözleşmeler, damga vergisine tabi olan kağıtlar içerisinde nemli bir yer tutmaktadır.

Sözleşmeler, Damga Vergisi Kanunu'na ekli I sayılı listede vergiye tabi olan kağıtlar arasında yer almaktadır. Belli bir miktar parayı ihtiva eden sözleşmeler, Damga Vergisi Kanunu'na ekli I sayılı listeye göre binde 7,5 oranında damga vergisine tabi bulunmaktadır. Damga Vergisi Kanunu'nun "Nispet" başlıklı 14. maddesine göre; sözleşmelerin sürelerinin uzatılmasının halinde sözleşmeler aynı oranda damga vergisine tabi tutulmaktadır. Sözleşmelerin süresinin kendiliğinden uzaması halinde danga vergisi kesintisinin yapılıp yapılmayacağı, yapılacaksa hangi nispette olacağı yazımızın konusunu oluşturmaktadır.



II- SÜRESİ KENDİLİĞİNDEN UZAYAN SÖZLEŞMELERDE DAMGA VERGİSİ

Damga Vergisi Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca sözleşmelerin süresinin uzatılması halinde aynı oranda damga vergisine tabi tutulmuştur. İdareler, sözleşmelerle belirlenen belirli bir işin süresinin uzatılması ile iş artışının olması hallerinde damga vergisi kesintisini yapmaktadır. Ancak bazı sözleşmelere belirli koşullarda sözleşme süresinin kendiliğinden uzamasına dair hükümler konulabilmektedir. Bu durumda sözleşmenin içerdiği bir hükümden yararlanılarak süre kendiliğinden uzamaktadır. Sözleşmenin süresinin kendiliğinden uzaması ve süre uzatımına ilişkin olarak herhangi bir belgenin düzenlenmemesi durumunda, vergilemenin nasıl yapılacağı konusunda Damga Vergisi Kanunu'nda herhangi bir açıklık bulunmamaktadır. Çünkü, Damga Vergisi Kanunu'nun 14. maddesinde, sözleşme süresinin taraflarca uzatılması durumu hükme bağlanmıştır.

Maliye Bakanlığı'nın Genelgesi([1]); mukavelaname sürelerinin, ilk mukaveledeki işten ayrı olarak, yeniden bir işi veya taahhüdü icap ettirecek şekilde uzatılması halinde artan belli ya da hesap edilebilir meblağ üzerinden nispi damga vergisi hesaplanması gerektiğini belirtmektedir. Bu itibarla, sürenin asli unsur olduğu sözleşmelerde, bunların aynı şartlarla bir süre daha uzatılması ile ilave olunan veya tekerrür eden bir meblağ ortaya çıkmış bulunuyorsa bu meblağ üzerinden ve sözleşmeye uygulanan oranda nisbi damga vergisi alınması gerekmektedir. Bu nedenle idareler, sözleşme süresinin kendiliğinden uzaması tarihinden itibaren yükleniciye ödenecek olan ilk istihkak bedelinden aynı oranda damga vergisi kesintisi yapacaklardır.

Süresi kendiliğinden uzayan sözleşmelerde damga vergisi aynı nispette vergiye tabidir. Ancak süresi kendiliğinden uzayan sözleşmelerde Damga Vergisi Kanunu'na ekli I sayılı tabloda gösterilen kararlardan alınması gereken damga vergisi hesaplanmayacak ve kesinti yapılamayacaktır. Danıştay 7. Dairesi'nin Kararı([2]) da bu hususu destekleyici niteliktedir. Damga vergisinin konusunu kağıtlar oluşturmaktadır. Sözleşme hükümlerinden, kendiliğinden uzayan süre içinde yararlanma durumunun doğduğu ve süre uzamasına ilişkin yeni bir sözleşme ile sözleşme yerine geçecek bir kağıt düzenlenmediği hallerde, damga vergisinin konusunu teşkil eden yeni bir kağıdın ve bu kağıtla ilgili bir kararın bulunmaması nedeniyle, sürenin uzadığı gerekçesi ile karardan alınması gerekli olan damga vergisi kesintisi yapılmayacaktır.

III- SONUÇ

Sözleşmelerin sürelerinin, yeni bir sözleşme veya sözleşme yerine geçecek bir kağıt düzenlenmeksizin veya mevcut sözleşme üzerine süre uzatımı yönünde bir şerh verilmeksizin, kendiliğinden uzaması durumunda, uzayan süreye ilişkin olarak tekrar aynı nispette damga vergisi hesaplanması gerekmektedir. Ancak kendiliğinden uzayan süreye ilişkin olarak herhangi bir karar alınmadığından kararlardan alınması gereken damga vergisi kesilmeyecektir.



* Sayıştay Başdenetçisi

[1] MB.'nin, 01.02.1973 tarih ve 2101104-1467/6483-6 sayılı Genelgesi.

[2] Dn. 7. D.'nin, 20.12.1995 tarih ve E.1993/5576, K. 1995/5516 sayılı Kararı.







KENDİLİĞİNDEN UZAYAN KİRA SÖZLEŞMELERİNİN DAMGA VERGİSİ KARŞISINDAKİ DURUMU


Serkan BAŞAR


Vergi Departmanı, Müdür Yardımcısı
Mazars/Denge Denetim YMM A.Ş.


E-Yaklaşım, Ocak 2008







I - GİRİŞ



Bilindiği üzere Türk Vergisi Sistemi içersinde yer alan 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu ile yine bu kanunda belirtilen bazı kağıtların düzenlenmesi vergiye tabi tutulmuştur. Damga Vergisi Kanunun 1. maddesinde kanun ekindeki (I) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu belirtilmiş kira sözleşmeleri de yine (I) sayılı tablo içersinde gösterilmiştir.



II - KİRA SÖZLEŞMELERİNDE NİSPET



Yukarıda da belirttiğimiz üzere kira sözleşmelerine ait damga vergisinin nispeti Damga Vergisi Kanununa ekli (1) sayılı tabloda I. Akitlerle ilgili kağıtlar/A. Belli parayı ihtiva eden kağıtlar/2. Kira mukavelenameleri kısmında sözleşme süresine göre kira bedeli üzerinden binde 1,5 olarak belirlenmiştir.



Ancak bu durum sözleşmede kefil imzasının bulunup bulunmasına göre değişmektedir. Çünkü aynı kanunun 6'ıncı maddesinin 2'nci paragrafında "Bir kağıtta toplanan akit ve işlemler birbirine bağlı ve bir asıldan doğma oldukları takdirde Damga Vergisi en yüksek vergi alınmasını gerektiren akit veya işlem üzerinden alınır." denilmektedir.



Bu nedenle Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından verilen muktezalarda da belirtildiği üzere kira sözleşmeleri için üç farklı vergi nispeti ortaya çıkmaktadır. G.İ.B. tarafından verilen 16.01.2006 - 81 tarih ve 121-2517 sayılı özelgede;

" 1. Sadece kiracı ile kiralayan arasında imzalanan kira sözleşmesine ait damga vergisi; mukavele süresine göre bulunacak toplam kira tutarının binde 1, 5 damga vergisi oranı ile çarpılmak suretiyle hesaplanacak tutar olacaktır.

2. Sözleşmenin kiracı ile kiralayan yanı sıra adi kefil tarafından da imzalanması halinde, söz konusu kira sözleşmesine ait damga vergisi, mukavele süresine göre bulunacak toplam kira tutarının binde 9 damga vergisi oranı ile çarpılmak suretiyle hesaplanacak tutar olacaktır.

3. Sözleşmenin kiracı ile kiralayan yanı sıra müteselsil kefil veya müşterek borçlu tarafından da imzalanmış olması halinde, söz konusu kira sözleşmesine ait damga vergisi, mukavele süresine göre bulunacak toplam kira tutarının binde 7, 5 damga vergisi oranı ile çarpılmak suretiyle hesaplanacak tutar olacaktır." denilmektedir.



1. maddede belirtildiği gibi sadece iki gerçek kişi ya da bir gerçek bir tüzel kişi arasında düzenlenen kira sözleşmelerinde vergi nispeti (I) sayılı tablonun I/A-2 fıkrasına göre binde 1,5 olmalıdır. Çünkü bu tür sözleşmeler iki kişi arasında gerçekleşen ve içinde sadece kiralamaya ait hükümlerin bulunduğu bir sözleşmelerdir.



2. madde belirtilen sözleşme türünde ise kiralayan ve kiracının yanında sözleşmede ayrıca adi kefilin imzası bulunmaktadır. Bu durumda vergi nispetinin binde 9 olarak belirlenmesi gerekir. Çünkü kira mukavelenamesine konan kefalet şerhinin "adi kefalet" olarak düzenlenmesi halinde, kefalet şerhi asil akitten ayrı müstakil bir işlem, bir hukuki muamele niteliğinde olduğundan mukavele süresine göre kiralama bedelinden hesaplanacak binde 1,5 nispetindeki damga vergisine ilaveten kefalet şerhinden de Kanun'un 6.maddesinin birinci fıkrasına göre ve Kanuna ekli (1) sayılı tablonun I/A-3 fıkrasına istinaden ayrıca binde 7,5 nispetinde damga vergisi alınır.[1]



3. maddede belirtilen müteselsil kefil veya müşterek borçlu kavramlarından anlaşılması gereken ise alacaklının asıl borçluya müracaat etmeden doğrudan kefile başvurma hakkına sahip olduğu kefalet türü olduğudur. Kira mukavelesine konan kefalet şerhinin "müteselsil kefil" veya "müteselsil kefil ve müşterek borçlu" sıfatıyla konulması halinde, kefalet şerhi asıl akitle birbirine bağlı ve bir asıldan doğma akit işlemler mütalaa edildiğinden, kağıtta yer alan akit ve işlemler içersinde en yüksek vergi alınmasını gerektiren tutarın dikkate alınması suretiyle yapılacaktır.[2] Yani içersinde bu tür kefalet bulunan kira sözleşmeleri için dikkate alınması gereken vergi nispeti Kanuna ekli (1) sayılı tablonun I/A-3 fıkrası gereğince binde 7,5 olmalıdır.





III - KİRA SÖZLEŞMELERİNİN KENDİLİĞİDEN UZAMASI VE UZATILMASI ARASINDAKİ FARK



a) Sözleşmenin süresinin uzatılması :



488 sayılı Damga Vergisi Kanunu' nun 2. maddesinde "Vergiye tabi kağıtlar mahiyetinde bulunan veya onların yerini alan mektup ve şerhlerle, bu kağıtların hükümlerinin yenilenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine, devrine veya bozulmasına ilişkin mektup ve şerhler de Damga Vergisine tabidir."denilmektedir.

Bu madde özellikle belirtilen husus değişikliklerin mektup ve şerhler ile yapılması halinde yapılan değişikliklerin damga vergisine tabi olacağıdır. Çünkü mektup ve şerhlerle yapılan değişikliklerde önceki sözleşmenin bazı hükümleri değiştirilebilmekte ya da süresi uzatılabilmektedir. Sonuçta mektup ve şerhle yapılan değişiklik ne olursa olsun yeni bir kağıdın düzenlenmesi söz konusu olduğundan bu işlemler sonucunda damga vergisinin doğacağı açıktır.



Aynı şekilde bu kanunun 14. maddesi hükümlerine göre de "mukavelenamelerin müddetinin uzatılması halinde aynı miktar veya nispette vergi alınır." denilmektedir. Bu maddeden de anlaşıldığı üzere kanun koyucu vergi miktarı açısından mevcut bir mukavelenamenin süresinin uzatılması ile yeni bir mukavelename düzenlenmesi arasında bir fark gözetmemiştir.[3] Ancak bu madde geçen uzatılması kelimesinden de kendiliğinden uzaması değil ayrıca bir kağıtla, şerhle ya da mektupla uzatılma anlaşılmalıdır. Dolayısıyla bu tür uzatılmaya yönelik kağıtlar da damga vergisi konusuna girmektedir.



b) Sözleşmenin süresinin uzaması :



Yukarıdaki açıklamaların dışında bir çok kira sözleşmesinde ayrı bir madde olarak şu ifade yer almaktadır. " Kira sözleşmesi süresinin bitimine 15 gün kala hiçbir itirazda bulunulmaması durumunda sözleşme kendiliğinden uzar." Hükümlerinde buna benzer ifadeler bulunan sözleşmelerde sürenin uzatılması değil kendiliğinden uzaması söz konusudur. Bu durumda yeni bir kağıt düzenlenmesine gerek olmadığı için ayrıca bir damga vergisi hesaplanmasına da gerek yoktur. Maliye Bakanlığı da verdiği birçok özelgede yeni bir kağıt düzenlenmeden veya ayrı bir şerh ve mektupla uzadığı belirtilmeyen kira sözleşmelerinde damga vergisi hesaplanmayacağını belirtmiştir.



IV - SONUÇ



Sonuç olarak devam eden kira sözleşmelerinde damga vergisi mükellefiyetinin olup olmadığının belirlenmesi için sözleşmenin kendiliğinden mi uzadığının yoksa uzatıldığının mı belirlenmesi gerekmektedir. Çünkü kendiliğinden uzayan sözleşmelerde ayrı bir kağıt düzenlenmeyip sözleşme hükümlerine göre bir uzama söz konusu olduğundan herhangi damga vergisi hesaplanmasına gerek yoktur. Diğer yandan uzatılan kira sözleşmelerinde ise yeni bir kira sözleşmesi ya da süre uzatımına ilişkin şerh ya da mektup söz konusudur. Dolayısıyla yeni bir kağıt düzenlenmesi mevcut olduğundan bu durumda damga vergi hesaplanması gerekecektir.







Serkan BAŞAR

Mazars/Denge, Vergi, Müdür Yardımcısı

SMMM



SÜRESİ KENDİLİĞİNDEN UZAYAN SÖZLEŞMELERLE İLGİLİ DAMGA VERGİSİ YÜKÜMLÜLÜĞÜ

___________________________________________________________________________ 



Sinem KESKİN



I. Giriş



Damga Vergisi Kanunu'nun (DVK) ilk maddesinde verginin konusunun, Kanuna ekli (I) sayılı listede gösterilen kağıtlar olduğu belirtildikten sonra, ‘' kağıtlar ‘' ifadesi ile neyin kastedildiği de yine aynı maddenin devamında açıklanmıştır. Buna göre, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeler, Kanuna ekli (I) sayılı listede gösterilmek koşuluyla, Damga Vergisine tabi bulunmaktadır.



Kanunun hemen 2 nci maddesinde de, vergiye tabi kağıtlar mahiyetinde bulunan veya onların yerini alan mektup ve şerhlerle, bu kağıtların hükümlerinin yenilenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine devrine veya bozulmasına ilişkin mektup ve şerhlerin de Damga Vergisine tabi olduğu açıklanmıştır. Şüphesiz ki bu hükümle, Kanuna ekli (I) sayılı listede yer almayan mektup ve şerhlerin tamamının vergiye tabi olduğu ifade edilmemektedir. Vergiye tabi mektup ve şerhler, anılan listede sayılan bir kağıdın yerine düzenlenen ve onun fonksiyonlarını yerine getiren mektup ve şerhlerdir.



Öte yandan, vergiye tabi kağıtların gösterildiği anılan listede, aynı zamanda bu kağıtların tabi oldukları vergi oran veya tutarları da yer almaktadır. Kanunkoyucu, vergiye tabi bir kısım kağıt için nisbi geri kalan kağıtlar için de maktu vergi tutarları belirlemiştir. 



Kanunda, vergiye tabi kağıtların Damga Vergisinin ödenmemesinden veya noksan ödenmesinden dolayı alınması lazım gelen vergi ve cezadan, mükelleflere rücu hakkı olmak üzere, kağıtları ibraz edenler sorumlu tutulmuş ve birden fazla kişi tarafından imza edilen kağıtlara ait vergi ve cezanın tamamından imza edenler müteselsilen sorumlu kılınmış ise de damga vergisi, takibi diğer vergi türlerine göre çok daha zor bir vergidir. Bu nedenle, vergi kayıp ve kaçaklarının açıklandığı raporlarda, en yüksek kayıp oranına sahip olan vergi de damga vergisi olmaktadır. Bu durumun da bir sonucu olarak ,damga vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payının giderek düştüğünü görüyoruz. (1990 yılında toplam vergi gelirlerinin % 3,3'ü, 2004 yılında, toplam vergi gelirlerinin % 2,1'i)



Biz bu yazımızda, Türkiye'de gerçekleştirilen ticari ve medeni işlemlerden alınan bir hukuki muamele vergisi olan Damga Vergisine tabi kağıtlar içindeki önemli bir yeri olan sözleşmelerin süre uzatımlarının vergi karşısındaki durumunu açıklamaya çalışacağız.



II. Sözleşmelerde Damga Vergisi yükümlülüğü



Damga vergisinin konusunu kağıtlar oluşturunca, günümüzdeki ticari ilişkiler de göz önüne alındığında bu kağıtlar içinde bir işle ilgili olarak tarafların hak ve yükümlülüklerin ve bu yükümlülüklere uyulmamasının sonuçlarının bir arada gösterildiği hukuki metinler olan sözleşmeler önemli bir yer tutmaktadır.



Sözleşmeler, vergiye tabi kağıtların gösterildiği (I) sayılı listede yer almaktadır. Kanunkoyucu 5281 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesi, belirli bir parayı ihtiva eden sözleşmeleri nisbi, etmeyenleri ise maktu damga vergisine tabi kılarken, anılan kanunla yapılan değişiklik ile sadece belirli bir parayı ihtiva eden sözleşmeler verginin kapsamında bırakılmıştır. Bugün belirli bir parayı ihtiva eden sözleşmeler, binde 7,5 oranında Damga Vergisine tabi bulunmaktadır.



III. Süresi uzatılan sözleşmelerde Damga Vergisi yükümlülüğü



Kanunkoyucu, bir taraftan belirli bir parayı ihtiva eden sözleşmelerin de içinde bulunduğu bazı kağıtlar için nisbi damga vergisi ödenmesini hükme bağlarken, diğer taraftan da, sözleşmelerin düşük bedelle ve kısa süreli olarak düzenlenip bu yolla vergi ziyaına sebebiyet verilmesini önlemek için, sözleşmelerin süre uzatımlarında da aynı oranda vergi ödenmesini Damga Vergisi Kanununun 14 üncü maddesinde hüküm altına almıştır. Örneğin, gerçekte beş yıllık bir süreye yayılan bir hizmet alımı için düzenlenecek sözleşmenin, süre sonlarında, her defasında bir yıl olmak üzere uzatılmak üzere, bir yıllık olarak düzenlenip parasal büyüklüğünün de hizmetin bir yıllık karşılığı olarak gösterilmesi durumunda ödenecek Damga Vergisi bir yıllık hizmet bedelinin binde 7,5'u olacaktır. Oysa sözleşmenin bu beş yıllık sürede içerdiği taahhüdün toplam parasal tutarı, beş yıllık hizmet bedeli olacaktır ve damga vergisinin de bu toplam bedel üzerinden hesaplanması gerekmektedir. Kanunkoyucu, işte bu gibi durumlarda uğranılacak vergi kaybını düşünerek, aynı sözleşmenin süre uzatımlarının da aynı oranda damga vergisine tabi olduğunu hükme bağlamıştır.



Konunun bir başka boyutunda da sözleşme süresinin kendiliğinden uzaması durumu vardır. Bazı sözleşmelere, belirli koşullarla sürenin kendiliğinden uzamasına ilişkin hükümler konulabilmektedir. Böyle durumlarda, sözleşmenin uzatılması muhtemel süre de dikkate alınarak damga vergisine tabi tutulması söz konusu olmamaktadır. İdare bu konuda da, inşaat onarma işlerinde muhtemel iş artışlarının damga vergisine tabi tutulmasında olduğu gibi, vergiyi sözleşmeyle kesin olarak belirlenen süre için hesaplamaktadır. Ancak, sözleşmenin içerdiği bir hükümden yararlanılarak kendiliğinden uzadığı durumlarda, daha sonra ek bir damga vergisi tarhiyatı yapılıp yapılmayacağı konusu tartışmalıdır. Bu gibi, sözleşmenin süresinin kendiliğinden uzaması ve süre uzatımına ilişkin olarak herhangi bir belgenin düzenlenmemesi durumunda, vergilemenin nasıl yapılacağı konusunda damga vergisi kanununda herhangi bir açıklık bulunmamakta ve bunun bir sonucu olarak ta konu hakkında farklı görüşler ortaya çıkmaktadır. Çünkü, Damga Vergisi Kanunu'nun 14 üncü maddesinde, sözleşme süresinin taraflarca uzatılması durumu hükme bağlanmıştır.



Bu farklı görüşlerden biri sözleşme süresinin kendiliğinden uzadığı durumlarda kağıdın damga vergisine tabi olduğunu savunan görüştür. Bu görüşe göre, sürenin asli unsur olduğu sözleşmelerde, bunların aynı şartlarla bir süre daha uzatılması ile ilave olunan veya tekerrür eden bir meblağ ortaya çıkmış bulunuyorsa bu meblağ üzerinden ve sözleşmeye uygulanan oranda nisbi damga vergisi alınması gerekmektedir. Bu görüşün dayanağını Maliye Bakanlığı'nın 01.02.1973 tarih ve 2101104-1467/6483-6 sayılı genelgesi oluşturmaktadır. Anılan genelgede mukavelaname sürelerinin, ilk mukaveledeki işten ayrı olarak, yeniden bir işi veya taahhüdü icap ettirecek şekilde uzatılması halinde artan belli yada hesap edilebilir meblağ üzerinden nispi damga vergisi hesaplanması gerektiği belirtilmektedir.



Konuyla ilgili diğer görüşe göre ise, süresi kendiliğinden uzayan sözleşmelerde damga vergisi hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır. Bu görüşün dayanağını Damga Vergisi Kanunu'nun birinci maddesi hükmü oluşturmaktadır. Bu görüşe göre yukarıda ayrıntılı şekilde yer verildiği üzere damga vergisinin konusunu kağıtlar oluşturmaktadır. Sözleşme hükümlerinden, kendiliğinden uzayan süre içinde yararlanma durumunun doğduğu ve süre uzamasına ilişkin yeni bir sözleşme ve sözleşme yerine geçecek bir kağıt düzenlenmediği hallerde, damga vergisinin konusunu teşkil eden yeni bir kağıdın bulunmaması nedeniyle, sürenin uzadığı gerekçesi ile ek bir vergilendirme yapılmaması gerekmektedir. Bu gibi durumlarda, tarafların aktif eylemi ve iradesi ile yapılmış yeni bir hukuki işlem bulunmamaktadır. Danıştay 7. Dairesinin bu görüşü destekler mahiyetteki 20.12.1995 tarih ve E:1993/5576, K: 1995/5516 sayılı kararında;



"..süresiz olarak imzalanan ve borçlu cari hesap şeklinde çalışan genel kredi ve cari hesap sözleşmelerinin düzenlendiği tarihte damga vergisinin ödendiğinin ve bu sözleşmelerin süresinin uzatıldığına ilişkin herhangi bir mektup veya şerh bulunmadığının görüldüğü, ancak davalı idarece borçlu cari hesap şeklinde çalışan genel kredi ve cari hesap sözleşmelerinin yenilenmesi işlemleri yapılmadan aynı sözleşmelerle kredi kullandırılmaya devam edilmesi halinde, mukavelelerin sürelerinin uzatılmış sayılacağından hareketle vergi tarhiyatının yapılmış olduğu, oysa vergi hukukunda vergiyi doğuran olayın her vergi nev'inde ayrı ayrı belirtildiği, damga vergisinde vergiyi doğuran olayın kanunda belirlenmiş kağıtların düzenlenmesi veya bu kağıtların hükümlerinin yenilenmesi, uzatılması ve değiştirilmesi, devri veya bozulmasının şerh edilmesi ile meydana geleceği, sözleşmelerde sürenin uzatıldığına ilişkin Damga Vergisi Kanunu'nun 2. maddesine uygun bir şerh veya mektup bulunmamakla birlikte süre uzatılmaksızın aynı sözleşmelerle kredi kullandırılmasına devam edilmesi halinde vergiyi doğuran olay gerçekleşmemesine rağmen sürenin zımmen uzatılmış olduğundan hareketle vergi salınmasında yasal isabet bulunmadığı" değerlendirilmesi yapılmıştır.





III. Sonuç



Yukarıda yer verildiği üzere sözleşmelerin sürelerinin, yeni bir sözleşme veya sözleşme yerine geçecek bir kağıt düzenlenmeksizin veya mevcut sözleşme üzerine süre uzatımı yönünde bir şerh verilmeksizin, kendiliğinden uzaması durumunda, uzayan süreye ilişkin olarak tekrar damga vergisi hesaplanmasına gerek olup olmadığı tartışma konusu olmakla birlikte, bizce, yeni bir sözleşme veya sözleşme yerine geçecek bir kağıt düzenlenmeksizin veya mevcut sözleşme üzerine süre uzatımı yönünde bir şerh verilmeksizin, sözleşme süresinin yine sözleşmenin bir hükmüne dayanarak kendiliğinden uzaması durumunda, uzayan süreye ilişkin olarak tekrar damga vergisi hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır.



Kaynakça :



Yılmaz Özbalcı, Damga Vergisi Yorum ve Açıklamaları, Oluş Yayıncılık, Ekim 1999 




01384/18.02.2005



Ankara, 



Sayı : 2005/

Konu : Damga Vergisi Konusunda Meslek Mensuplarımızın Dikkat Etmesi Gereken

Hususlar


GENELGE 2005/3





YMM ve SMMM ODASI BAŞKANLIKLARI’NA



Odalarımızdan ve meslek mensuplarımızdan gelen talepler doğrultusunda, Damga Vergisinin Uygulanması konusunda çeşitli tereddütler doğduğu anlaşılmaktadır.



5281 Sayılı Kanunla yapılan düzenleme ile Damga Vergisi uygulamasına yönelik önemli değişiklikler yapılmıştır. Damga Vergisi Uygulanması konusunda meslek mensuplarımızın dikkat etmesi gereken hususlar şu şekildedir;



5281 sayılı Kanun ile 488 Sayılı Damga Vergisi Kanununda yapılan değişiklik ile pul yapıştırmak suretiyle ödenen vergi yürürlükten kaldırılmıştır.



Damga Vergisinin beyanname verilmek suretiyle ödenmesi konusunda 43 seri numaralı Genel Tebliğde ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır. Meslek mensuplarımızı yakından ilgilendiren aşağıdaki konularda açıklama yapılması gereksinimi doğmuştur.



I-MESLEKİ KONULARDA MÜŞTERİLER İLE YAPILACAK SÖZLEŞMELER



1-03/01/1990 Tarih ve 20391 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Serbest Muhasebeci,Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 24. Maddesine göre; meslek mensuplarımızın verecekleri hizmetler için sözleşme yapmaları zorunludur. Bu zorunluluğa riayet etmeyen meslek mensuplarımız hakkında disiplin kovuşturması yapılmaktadır.



2-488 Sayılı Damga vergisi Kanununa ekli (1) Sayılı Tabloda; I-Akitlerle ilgili Kağıtlar başlığının altında yer alan ,



1.Mukavelenameler, taahhütler ve temliknameler ,

a)-Belli parayı ihtiva edenler (Binde 7,5) oranında Damga Vergisine tabidir.



3-Aynı Kanunun 5. Maddesi ise aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.













Kağıt nüshalarının birden fazla olması:

“Madde 5 - Bir nüshadan fazla olarak düzenlenen kağıtların her nüshası ayrı ayrı aynı miktar veya nispette Damga Vergisine tabidir. Şu kadar ki, poliçe ve emre yazılı ticari senetlerin yalnız tedavüle çıkarılan nüshaları vergiye tabi tutulur.”



TÜRMOB tarafından bastırılan ve odalarımız tarafından satışı yapılan sözleşmeler BİR ASIL BİR SURET şeklinde dizayn edilmiştir.

Yukarıda belirtilen 5. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, meslek mensuplarının müşterileri ile yapacakları sözleşmeyi birden fazla nüsha yapmaları ve bir suretini müşteriye vermeleri halinde her nüsha için ayrı ayrı aynı miktarda Damga Vergisi ödenmek mecburiyeti doğacaktır.

Bu nedenle, yukarıda söz konusu edilen sözleşmelerin BİR ASIL olarak düzenlenmesi ve müşteriye sözleşmenin onaylı ve “ASLI GİBİDİR” kaşesini taşıyan bir fotokopisinin verilmesi, düzenlenecek sözleşmelerde yer alan “.....İşbu sözleşme 2 Nüsha düzenlendi” ibaresinin üstü çizilerek “.....İşbu sözleşme BİR ASIL olarak”şeklinde değiştirilmesi halinde vergi sadece bir defa ödenmiş olacaktır.



4- Damga Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle serbest meslek erbabı olarak damga vergisi açısından “Sürekli Mükellefiyeti” olmayan biz meslek mensuplarımıza işlemlerin yani sözleşmenin tanziminden sonra 15 gün içinde damga vergisi beyannamesi ile beyan edilerek aynı süre içinde ödeme yükümlülüğü getirilmiştir.(Damga Vergisi Beyannamesi Ayrıca Damga Vergisine Tabi değildir) Örneğin:

Hizmet süresi 01/01/2005-31/12/2005 tarihi olarak düzenlenen bir sözleşme 20/02/2005 tarihinde imza edilmiş ise; bu sözleşmeye ait Damga Vergisi 05/03/2005 tarihine kadar beyan edilip aynı sürede ödenmesi gerekmektedir .


II- E- BEYANNAME UYGULAMASI

Vergi Usul Kanunu 340 numaralı Genel Tebliğ ile uygulaması ihtiyari olarak başlatılan

E-Beyanname için aşağıdaki sözleşmeler ve taahhütnamelerin yapılması gerekmektedir.



EK 1 : ELEKTRONİK BEYANNAME GÖNDERME TALEP FORMU VE TAAHHÜTNAMESİ
EK 2 : ELEKTRONİK BEYANNAME GÖNDERME ARACILIK YETKİSİ TALEP FORMU VE TAAHHÜTNAMESİ
EK 3 : ELEKTRONİK BEYANNAME ARACILIK VE SORUMLULUK SÖZLEŞMESİ
EK 4 : ELEKTRONİK BEYANNAME ARACILIK SÖZLEŞMESİ



Yukarıda belirtilen Taahhütname ve Sözleşmeler Damga Vergisine Tabi değildir.



Bilgi edinilmesi ve gereğinin yapılması rica olunur.

Saygılarımızla


06 Mart 2009



Mehmet Ali AKTAŞ

Yeminli Mali Müşavir

Doktora Öğrencisi

maktas978@gmail.com



MESLEK MENSUPLARININ SÖZLEŞME YÜKÜMLÜLÜĞÜ VE DAMGA VERGİSİ KARŞISINDAKİ DURUMU



Giriş



Bir süredir vergi daireleri tarafından mükellefi durumunda bulunan meslek mensuplarına (SM-SMMM-YMM), hizmet verdikleri müşterileriyle yaptıkları sözleşme bilgileri damga vergisiyle bağlantılı olarak talep edilmektedir. 



Meslek mensupları yaptıkları sözleşmelerle ilgili bilgiyi/listeyi gerek bağlı oldukları odalara ve gerekse vergi idaresine vermektedirler. Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ünvanına sahip meslek mensupları odalara verdikleri bilgilerin yanı sıra beyannamesini imzaladıkları müşterilerin listesini Mayıs ayının 15. günü mesai bitimine kadar bağlı oldukları vergi dairesine, Yeminli Mali Müşavirler ise bildirimlerini elektronik ortamda Vergi İdaresine yapmakla birlikte aynı zamanda bağlı oldukları meslek odalarına da yazılı olarak bilgi vermektedirler.



Yukarıdaki cümlelerden hareketle meslek mensubu güncel mevzuat hükümleri doğrultusunda gerek meslek odasına ve gerekse vergi idaresine bilgi vermektedir.



Kişiler arasında özellikle akçeli işlerin bir sözleşmeye bağlı olması tabiidir.



Sözleşme; “Hukuki sonuç doğurmak amacıyla iki veya daha çok kişinin, kuruluşun karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla gerçekleşen işlem, bağıt, akit, mukavele, kontrat….[1]”, “sözlü veya yazılı olarak yapılan icap ve kabul irade bildirimlerinin birbirlerine uygun bir biçimde birleştirilmesiyle hazırlanan ve taraflarca imzalanan belge[2]” şeklinde tanım bulmaktadır.



Hukukumuzda sözleşmeler açısından şekil serbestisi esastır. Bu nedenle taraflar kural olarak istedikleri şekilde, sözlü ya da yazılı sözleşmeyi yapabilirler.



Yukarıdaki tanımlardan da hareketle kişiler arasında yapılan iş ve işlemlere yönelik olarak bir sözleşme oluşmaktadır. Ancak bu sözleşmenin sözlü mü yoksa yazılı mı olacağı konusunda bir serbestinin olduğu da görülmektedir.



I) Meslek Mensuplarının Sözleşme Yapma Zorunlulukları



Muhasebe meslek mensuplarının güncel mesleki mevzuat hükümleri doğrultusunda sözleşme yapma zorunlulukları bulunmaktadır. “Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlerin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” “Bildirim Mecburiyeti” başlıklı 24. Maddesi “Taraflar, mesleki konularda yapacakları işler için sözleşme yapabilirler” hükmünü içermekle birlikte;



- Defter Tutmak,

- Süreklilik arz eden müşavirlik hizmetinde, İnceleme, tahlil ve denetim yapmak ve bunlarla ilgili, rapor ve benzerlerini düzenlemek,

- Yeminli Mali Müşavirlerin tasdik işlemleri,



hizmetlerinin verilmesi halinde sözleşme yapılmasını zorunlu kılmaktadır.



Giriş bölümünde ve devamında yer verilen yönetmelik hükümleri doğrultusunda meslek mensubunun sözleşme yapma zorunluluklarının bulunduğu sabit durumdadır.



II) Meslek Mensuplarının Yazılı Sözleşme Yapma Zorunlulukları



Bu konuda farklı görüşler mevcuttur. Bir görüşe göre serbesti vardır ve yazılı sözleşme yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Diğer bir görüşte ise Anayasanın 48. Maddesindeki sözleşme hürriyetiyle birlikte bunun mutlak bir serbesti olmadığı ve sınırlar getirilebileceğinden söz edilmektedir.



Ancak yürürlükteki mevzuat hükümleri 3568 sayılı yasa ile yetki almış meslek mensuplarının sözleşme yapmalarını zorunlu kılmaktadır. Şöyleki;



Yukarıda sözü edilen “SM, SMMM ve YMM Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” hükümlerinin dışında ayrıca 03.01.1990 tarih ve 20390 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavir Ücretlerinin Esasları Hakkında Yönetmelik” dahilinde “Ücret Sözleşmesi” başlıklı 13.Maddesi “Meslek mensubu ücret sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve belli bir meblağı kapsaması şarttır. Ücret sözleşmesine, yapılan hizmet karşılığı meslek mensubuna ortaklık payı verileceğine dair hüküm konulamaz. Ücret sözleşmesinin sözlü yapıldığının belirlenmesi durumunda, meslek mensubu hakkında disiplin cezası uygulanır. Yabancı firmalarla sözleşmelerin yabancı dilde ve yabancı paralı yapılması mümkündür. Bu takdirde, sözleşmenin yapıldığı andaki döviz kuruna göre tarifedeki en az ücret kontrolü yapılır” şeklindedir.



Dolayısıyla meslek mensuplarının yazılı sözleşme yapma zorunlulukları ortaya çıkmaktadır.



III) Yazılı Sözleşme Yapılmamasının Sonuçları



Meslek mensuplarının hizmet verdikleri müşterileriyle sözleşme düzenleme zorunluluğu meslek mevzuatıyla bağlantılıdır. Bu nedenledir ki meslek mevzuatına aykırı davranışların olması halinde yaptırım uygulayacak kurum da meslek odası olmaktadır.



Bir başka anlatımla vergi mevzuatı hükümleri her ne kadar dolaylı olarak meslek mensubunun sözleşme yükümlülüğünden söz etmekte ise de; konu esas olarak meslek mevzuatı hükümleri dahilinde yer almaktadır.



Meslek mensuplarının sözleşme yapılmaksızın iş kabulü halinde disiplin kovuşturmasına maruz kalınacağı göz ardı edilmemelidir.



IV) Süresi Kendiliğinden Uzayan Sözleşmeler ve Meslek Mensubuna Etkisi



Yıllık olarak yapılma zorunluluğu olan sözleşmeler haricinde, meslek mensuplarının yaptıkları sözleşmeler kendiliğinden uzayabilmektedir. Bu konuda bir kısıtlama olmadığı genel olarak kabul görmektedir. 



Görüşümüze göre yıllık olarak yeniden yapılma zorunluluğu bulunmayan sözleşmelerle bağlantılı olarak sözleşme düzenleme aşamasında konulacak bir hüküm ile sözleşme süresinin kendiliğinden uzaması sağlanabilmektedir.



Mesleki ücret tarifesi incelendiğinde Yeminli Mali Müşavirlik hizmetleriyle bağlantılı olarak sözleşmenin yıllık olarak düzenleneceği ifadesinin yer aldığı görülmektedir.



Tersinden bakıldığından Yeminli Mali Müşavirlik hizmetleri dışında kalan hizmetler için yıllık olarak düzenlenen ancak yeniden sözleşme yapılmayan, fesih edilmeyen sözleşmelerin hizmetin devam etmesi koşulu ile zımmen uzadığını kabul etmek gerekmektedir. 



Dolayısıyla yıllık olarak sözleşme düzenlenmesi ve her yıl yenilenme zorunluluğu bulunmayan hallerde sözleşmenin kendiliğinden uzaması tabiidir.



Gerek genel kurallara ve gerekse meslek mevzuatına bakıldığında sözleşmenin kendiliğinden uzaması konusuna aykırı bir düzenlemenin olmadığı görülmektedir.



V) Süresi Kendiliğinden Uzayan Sözleşmelerde Damga Vergisi



Maliye Bakanlığı’nın Genelgesi[3]; mukavelaname sürelerinin, ilk mukaveledeki işten ayrı olarak, yeniden bir işi veya taahhüdü icap ettirecek şekilde uzatılması halinde artan belli ya da hesap edilebilir meblağ üzerinden nispi damga vergisi hesaplanması gerektiğini belirtmektedir. Bu itibarla, sürenin asli unsur olduğu sözleşmelerde, bunların aynı şartlarla bir süre daha uzatılması ile ilave olunan veya tekerrür eden bir meblağ ortaya çıkmış bulunuyorsa bu meblağ üzerinden ve sözleşmeye uygulanan oranda nispi damga vergisi alınması gerekmektedir. Bu nedenle idareler, sözleşme süresinin kendiliğinden uzaması tarihinden itibaren yükleniciye ödenecek olan ilk istihkak bedelinden aynı oranda damga vergisi kesintisi yapacaklardır.[4]



Meslek mensuplarının yaptıkları sözleşmelerle bağlantılı olarak Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından Samsun Vergi Dairesi Başkanlığı’na verilen 11.10.2006 tarih ve 078765 sayılı görüşü[5] şu şekildedir.



“Meslek mensuplarının muhasebe hizmeti verdiği mükellefler ile düzenlediği sözleşmelerin uygulama süresi içinde ücretin artma durumunda, sözleşme hükümlerini değiştiren herhangi bir kağıt (makam oluru, ek sözleşme vb.) düzenlenmesi halinde ücret artışı üzerinden binde 7,5 nispetinde damga vergisi hesaplanması gerekir. Ancak, bu kabil ücret artışı ile ilgili olarak ilk sözleşme hükümlerine tesir eden herhangi bir kağıt düzenlenmemesi halinde damga vergisinin aranılmaması gerekir. Söz konusu sözleşmelerin sürelerinin bitmesinden sonra sözleşmeye konulan bir şerhe istinaden sözleşme süresinin uzatılması halinde, şerh sözleşme hükümlerini değiştiren bir belge vasfında olduğundan, süresi uzayan bu sözleşmelerden yeniden damga vergisi alınması gerekmektedir. Diğer taraftan süre uzatımının gerçekleşmesinden sonra meydana gelen ücret artışlarına ilişkin düzenlenecek kağıdın da ayrıca vergilendirilmesi gerekmektedir”. 



Danıştay Yedinci Dairesinin 20.12.1995 tarihli 1993/5576 esas ve 1995/5516 karar sayılı kararı “Aynı sözleşme ile kredi kullandırılmasına devam edilmesi halinde kanunun aradığı anlamda süre uzatımına ilişkin bir şerh veya mektup bulunmadığı sürece vergiyi doğuran olay gerçekleşmeyeceğinden damga vergisi doğmayacağı” şeklindedir.



Dolayısıyla sözleşmelerle ilgili olarak damga vergisinden söz edebilmek ve öncelikle verginin doğması için gerekli yasal koşulların oluşması zorunluluğu bulunmaktadır.



Bir başka anlatımla sözleşme süresinin bitiminden sonra ek bir kağıt düzenlenmesi veya sözleşmeye süreyle ilgili olarak bir şerh konulması damga vergisi doğmakla birlikte; sözleşme süresinin kendiliğinden uzaması durumunda yeni bir şerh ve kağıttan söz edilemeyeceğinden damga vergisinin doğması olanaklı değildir.



488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 14. Maddesi “Mukavelenamelerin müddetinin uzatılması halinde aynı miktar veya nispette vergi alınır” hükmünü içermektedir.



Dikkat edilirse burada bir eylem vardır. Sözleşmenin uzatılması eylemi bulunmaktadır. Oysa sözleşme süresinin kendiliğinden uzaması yeni bir işlem yapılmaksızın ortaya çıkan bir durumdur. 



VI) Damga Vergisini Doğuran Olay



488 Sayılı Damga Vergisi kanununa göre vergiyi doğuran olay “kanunun 1. maddesinde öngörülen şekilde bir kağıdın düzenlenmesidir.”[6] O halde damga vergisinin doğması için ana esas bir kağıdın düzenlenmesidir. Bir başka anlatımla para içermesi koşulu ile bir kağıt düzenlenmeden ve imza edilmeden Damga Vergisinin doğması olanaklı değildir.



Burada ulaşmak istediğimiz hedef esas olarak meslek mensuplarının yaptıkları sözleşmelerde damga vergisinin doğup doğmadığına yöneliktir.



Damga vergisi doğabilmektedir. Ancak damga vergisinin doğabilmesi için damga vergisinden bağışık tutulan sözleşmeler dışında yazılı bir sözleşme olması ve para ihtiva etmesi ön koşul olarak karşımıza çıkmaktadır. 



O halde damga vergisinden bağışık tutulmayan sözleşmelerle bağlantılı olarak iki ana koşulun birlikte gerçekleşmesi olmazsa olmazdır. Bunlar;

Bir kağıt düzenlenmiş ve imza edilmiş olmalıdır,
Belli bir parayı ihtiva etmelidir, 

Aksi halde 488 sayılı damga vergisi kanunu hükümleri doğrultusunda verginin doğması olanaksızdır.



VII) Damga Vergisi Mükellefiyeti ve Müteselsil Sorumluluk



Damga Vergisi Kanununun 3. Maddesi “Damga Vergisinin Mükellefi Kağıdı İmza Edenlerdir” hükmünü içermekle birlikte VUK 8. Maddesi “Vergi kanunlarıyla kabul edilen haller müstesna olmak üzere, mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna müteallik özel mukaveleler vergi dairelerini bağlamaz” hükmüne yer vermektedir. 



Ayrıca 488 sayılı damga vergisi kanununun 24. Maddesi “Vergiye tabi kağıtların Damga Vergisinin ödenmemesinden veya noksan ödenmesinden dolayı alınması lazım gelen vergi ve cezadan, mükelleflere rücu hakkı olmak üzere, kağıtları ibraz edenler sorumludur” şeklindedir.



Yukarıdaki yasal düzenlemelerden hareketle damga vergisinin mükellefi taraflar olmakla birlikte rücu etme hakkı saklı kalmak koşulu ile kağıdı ibraz eden tarafından ödenmesi de yine yasa hükmüdür.



Yasa koyucu damga vergisinin ödenmemesi veya eksik ödenmesi halinde kişilerle birlikte kurumları da müteselsil sorumlu kılmıştır.



VIII) Damga Vergisi Ödenmeyen veya Eksik Ödenen Sözleşmelerin Geçerliliği



Damga vergisinin ödenmemesi veya eksik ödenmiş olması düzenlenen söz konusu kağıtların sıhhatine/geçerliliğine etki etmemektedir. Dolayısıyla sözleşmenin geçerliliği ile damga vergisi konusunu birbirinden ayırmak gerekir.



Önemli olan sözleşmede yasal koşullara uyulmasıdır. Damga vergisinin sözleşmenin geçerliliği konusuna bir etkisi olmamakla birlikte söz konusu verginin cezası ile birlikte ödenmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.



SONUÇ :



Sözleşme düzenlenmesi aşamasında sözleşmenin içerdiği toplam para tutarı (sözleşme süresiyle bağlantılı olarak) üzerinden damga vergisinin tahakkuk edeceği tartışmasızdır. Ancak daha sonra ek ve/veya yeniden yazılı sözleşme yapılmaması halinde damga vergisinin doğmayacağı da yasa hükmüdür.



Vergi mükelleflerinin meslek mensupları ile sözleşme yapma zorunlulukları tartışmalı durumdadır. Ancak bu meslek mensuplarının değil muhtemel müşteri durumunda bulunan vergi mükelleflerinin ihtiyarında olan bir konudur.



Meslek mensupları ve mali idare penceresinden bakıldığında tüm vergi mükelleflerinin meslek mensupları ile sözleşme yapmalarının zorunluluğu önemlidir ve kanaatimizce de vergi kültürünün oluşması ve mali verilerin sıhhati açısından desteklenmelidir.



Vergi beyannamelerin elektronik ortamda gönderilmesine yönelik olarak meslek mensupları ile vergi mükellefi arasında yapılan e-beyanname sözleşmeleri damga vergisine tabi tutulmamaktadır.



Kanaatimizce 3568 sayılı yasa ile yetki almış meslek mensupları ile vergi mükellefleri arasında yapılan diğer sözleşmelerin de damga vergisinden bağışık tutulması konusunda gerekli düzenlemelerin yapılması olumlu olacaktır.





[1] Güncel Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu, Resmi İnternet Sitesi, http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=veritbn&kelimesec=288216



[2] BSTS / İktisat Terimleri Sözlüğü, 2004, Türk Dil Kurumu, Resmi İnternet Sitesi, http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=veritbn&kelimesec=288216



[3] MB.’nin, 01.02.1973 tarih ve 2101104-1467/6483-6 sayılı Genelgesi.



[4] KOÇAK, Aysun,Sayıştay Başdenetçisi, “Süresi Kendiliğinden Uzayan Sözleşmelerde Damga Vergisi”, E-Yaklaşım, Sayı : 56, Mart 2008.



[5] ERGÜL, Mahmut Tayyar, “Meslek Mensupların Mükellefleri İle İmzaladıkları Sözleşmelerden Kaynaklanan Damga Vergisinden Kaçınma Yolları”, Yaklaşım Dergisi, Sayı : 167, Sayfa : 243-244, Kasım 2006.



[6] Gelir İdaresi Başkanlığı, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürl
 
T.C.
BARTIN VALİLİĞİ
Defterdarlık Gelir Müdürlüğü

Sayı :B.07.4.DEF.0.74.10.00-040-DA-1 12/01/2012

Konu : SMMM’lerin 3568 sayılı Kanun uyarınca müşterileri ile yaptıkları ve her yıl yenilemedikleri sözleşmelerde damga vergisi uygulaması hk.

İlgi : … tarih ve … kayıt nolu özelge talep formu

İlgide kayıtlı özelge talep formu ve eklerinin incelenmesinden, mali müşavirliğini yaptığınız müşterilerinizle hizmet sözleşmeleri düzenlediğinizi belirterek bu sözleşmelerin her yıl yenilenmese bile her yıl için ayrıca damga vergisi mükellefiyetinin doğup doğmayacağı konusunda görüş talep edildiği anlaşılmıştır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu, bu Kanundaki kağıtlar teriminin, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade edeceği, 2 nci maddesinde ise vergiye tabi kağıtlar mahiyetinde bulunan veya onların yerini alan mektup ve şerhlerle, bu kağıtların hükümlerinin yenilenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine devrine veya bozulmasına ilişkin mektup ve şerhlerin de damga vergisine tabi olduğu; 10 uncu maddesinde damga vergisinin nispi veya maktu olarak alınacağı, nispi vergide, kağıtların nevi ve mahiyetlerine göre bu kağıtlarda yazılı belli paranın, maktu vergide kağıtların mahiyetlerinin esas olacağı, belli para teriminin, kağıtların ihtiva ettiği veya bunlarda yazılı rakamların hasıl edeceği parayı ifade edeceği; 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında da, belli parayı ihtiva eden mukavelenamelerin değiştirilmesi halinde artan miktarın aynı nispette vergiye tabi olacağı belirtilmiştir.

Mezkur Kanuna ekli (1) sayılı tablonun “I.Akitlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümünün A/1 fıkrasında, belli parayı ihtiva eden mukavelenameler, taahhütnameler ve temliknamelerin damga vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır. 2009/15725 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 01.01.2010 tarihinden geçerli olmak üzere nispi damga vergisi oranları, Kanuna ekli (1) sayılı tablonun I/A-1 fıkrasındaki kağıtlara ilişkin damga vergisi oranı binde 8,25 olarak belirlenmiştir.

Diğer taraftan, 02/01/1990 tarihli ve 20390 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavir Ücretlerinin Esasları Hakkında Yönetmeliğin 14 üncü maddesinde; ücret sözleşmelerinin münferit ya da süreli olarak yapılabileceği, süreli sözleşmelerin en az bir yıllık olmasının şart olduğu, sözleşmelerin ait oldukları işlemleri ve bunlara ait süreleri kapsayıp, diğer işlem ve sürelere uygulanamayacağı, bu durumda yeni sözleşme yapılması gerektiği belirtilmektedir.

Özelge talebinize konu müşterilerinizle yaptığınız hizmet sözleşmenin; 6.1 maddesinin “Meslek Mensubunun sözleşmede belirtilen işlerden dolayı sözleşme dönemi süresince alacağı ücret 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunun 46 ıncı maddesi ile 02/01/1990 tarihli ve 20390 sayılı resmi gazetede yayınlanan Serbest Muhasebeci Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavir Ücretlerinin Esasları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca her yıl yayınlanan meslek mensuplarınca uygulanacak olan asgari ücret tarifesindeki 2. grup illere ait işin mahiyetine uygun asgari ücret tarifesindeki tutardır.” şeklinde olduğu, sözleşmenin 7 nci maddesinde, sözleşmenin anılan yerle sınırlı olmak üzere bir takvim yılını kapsayacağı, sözleşmenin 31/12/2008 günü meslek mensubunun adresinde 2 sayfa 1 asıl olarak düzenlendiği, sözleşmenin karşılıklı fesih edilmediği sürece yürürlükte bulunacağı, yeni sözleşme düzenlenmeden mevcut sözleşmenin geçerliliğini koruyacağı hususlarını içerdiği belirtilmektedir.

Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, mali müşavirliğini yaptığınız müşterilerinizle düzenlediğiniz hizmet sözleşmelerinin süresi, içeriği ve geçerlilik şartları gibi hususlar 3568 sayılı Kanun uygulaması ile ilgili olup, bu hususlardan ari olarak Damga Vergisi Kanunu yönünden, söz konusu sözleşmelerin süresinin, bu sözleşmelere şerh konulması veya yeni bir sözleşme veyahut bu mahiyette bir kağıt düzenlenmesi şeklinde herhangi bir değişiklik yapılmaksızın kendiliğinden uzaması durumunda, sözleşme süresinin bitimini izleyen yıllar için ayrıca damga vergisi aranılmaması gerekmektedir
ESKİŞEHİR SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI
MEVZUAT ARAŞTIRMA KOMİSYONU

Rapor Sıra No : Mesleki-002

SÖZLEŞME DAMGA VERGİSİ HAKKINDA ÇALIŞMA RAPORU

BÖLÜM BAŞLIKLARI

1-DAMGA VERGİSİ ÖDENMEYEN SÖZLEŞMELER GEÇERLİ MİDİR ?

2-DAMGA VERGİSİNİ KİM ÖDER ? 

3-DAMGA VERGİSİ NE ZAMAN ÖDENİR ? 

4-DAMGA VERGİSİ NASIL HESAPLANIR ? 

5-SÖZLEŞME DAMGA VERGİSİYLE İLGİLİ OLARAK DİKKAT EDİLMESİ
GEREKEN HUSUSLAR NELERDİR ? 

A- DÜZENLENEN SÖZLEŞMENİN SAYISI 
B- SÖZLEŞME SÜRESİ
C- SÖZLEŞME SÜRESİNİN KENDİLİĞİNDEN UZAMASI
6-EKLER
1- TÜRMOB GENELGE 2005/3
2- Makale-Mahmut Tayyar ERGÜL (Vergi Denetmeni,Vergi Uygulama
Müd.V.)
MESLEK MENSUPLARININ MÜKELLEFLERİ İLE İMZALADIKLARI 
SÖZLEŞMELERDEN KAYNAKLANAN DAMGA VERGİSİNDEN KAÇINMA 
YOLLARI
3- Makale-Serkan Başar
KENDİLİĞİNDEN UZAYAN KİRA SÖZLEŞMELERİNİN DAMGA VERGİSİ
KARŞISINDAKİ DURUMU

1- DAMGA VERGİSİ ÖDENMEYEN SÖZLEŞMELER GEÇERLİ MİDİR ?
Damga vergisi alacağının doğması için belli bir hukuki işlemle ilgili kağıdın
eksiksiz olarak tekemmül etmiş olması gerekir. (Örneğin ihale kararları) Kağıt
eksiksiz olarak tekemmül ettikten sonra muamelenin feshedilmiş olması
vergilemeyi etkilemez. Damga Vergisi,Ticari ve Medeni işlemlerle ilgili olarak
düzenlenen kağıtlar dolayısıyla alınır.Kağıt düzenlenmemişse vergileme
yapılmaz.
Bazı akitlerin sıhhati,kanunen belli şekillere uyularak yapılmasına bağlı
tutulmuştur.Bu şekle uyulmadığında,akit geçerli sayılmaz.(Örneğin
gayrimenkul rehni,kefalet senedi,Poliçe ve emre muharrir senetlerin geçerliliği
Türk Ticaret Kanununda gösterilmiş şartlar dahilinde düzenlenmiş olmaları ile
mümkündür.) Bütün bu hallerde ve çoğaltılabilecek diğer örneklerde,kağıdın
kanuni şekil şartlarına uyulmadan düzenlenmiş olması,damga vergisi
mükellefiyetini etkilemez.Çünkü kağıt kanuni şartlara uymadığı hallerde degene bir hususu ispat veya belli etmeye yarayacak niteliği kazanmıştır.
(Örneğin TTK 688.maddesine göre emre muharrer bir senet metninde “bono”
veya “emre muharrer senet ” kelimesinin yazılı olmaması emre muharrer
senet olma niteliğini kaybettirir.Fakat bu hal kağıdın ad ve senet sayılmasını
önlemez.Yani bu durumda da kağıt,bir hususu ispat ve belli etme niteliği
taşıma devam eder.Yalnız,mahiyet değiştireceği için emre muharrer senet
olarak değil,adi senet olarak vergilendirme durumu tayin edilmek gerekir.
Damga vergisinin ödenmemesi veya eksik ödenmiş olması,kağıdın ve akit
işlemin sıhhatini etkilemez.Akitlerde yazılı şekil,ispat aracı veya sıhhat şartıdır.
Sıhhat şartı olarak aranmadığı hallerde akitler sözlü olarak da yapılabilir.Bu
hallerde yazılı şekle başvurulup kağıt düzenlenmesi,ispat bakımından önem
taşır.Kağıdın Damga vergisinin ödenmemesi ise,ispat aracı olma nitelik ve
gücünü ortadan kaldırmaz veya zayıflatmaz.
Yazılı şeklin akitlerde sıhhat şartı olarak arandığı hallerde de durum
aynıdır.Akit,kanunen aranan şartlarına uymakla tamam olur.Damga vergisinin
ödenmemiş olması,akdin geçerliliğine hiçbir etki yapmaz.Sadece damga
vergisinin cezası ile birlikte alınması gerekir.

2- DAMGA VERGİSİNİ KİM ÖDER ?

Veysi Seviğ - 27 Temmuz 2005 - Dünya
Damga Vergisi Yasası'nın 3'üncü maddesi uyarınca bu verginin mükellefi,
kağıtları imza edenlerdir. Bazı hallerde damga vergisine tabi olan kağıtlarla
ilgili olarak, verginin bir tarafça üstlenileceği yönünde sözleşmelere özel
hükümler konulmakta, bunun sonucunda damga vergisinin ödenmemesi
halinde mevcut özel hüküm çerçevesinde diğer tarafın sorumlu olacağı ifade
edilmektedir.
Oysa Vergi Usul Yasası'nın 8'inci maddesi hükmü gereği olarak "Vergi
kanunlarıyla kabul edilen haller müstesna olmak üzere, mükellefiyete veya
vergi sorumluluğuna müteallik özel mukaveleler vergi dairelerini bağlamaz."
Gerçekte gerek mükellefiyet gerekse sorumlulukla ilgili esaslar vergi yasaları
ile belli edilir. Vergi yasaları ile belli edilen haller dışında mükellef veya
sorumluların, bunları özel mukavelelerle değiştirmeleri, mükellef ve sorumlu
sıfatından doğan görevleri başkasına aktarmaları mümkün değildir. Eğer bu
tarz bir mukavele yapılmışsa bu, vergi dairesini bağlamaz. Vergi uygulaması
bakımında geçerlilik taşımaz.
Diğer yandan söz konusu yasanın 24'üncü maddesi uyarınca "Vergiye tabi
kağıtların damga vergisinin ödenmemesinden veya noksan ödenmesinden
dolayı alınması lazım gelen vergi ve cezadan, mükelleflere rücu hakkı olmaküzere kağıtları ibraz edenler sorumludur."
Yasal düzenleme gereği "Birden fazla kişi tarafından imza edilen kağıtlara ait
vergi ve cezanın tamamında imza edenler müteselsilen sorumludurlar. Bunlar
arasında vergiden müstesna olanların bulunması damga vergisinin noksan
ödenmesini gerektirmez. "Bu bağlamda" damga vergisinden muaf
kuruluşlarca kişilerin "Damga Vergisine Tabi Kağıtları" belirleyen (1) sayılı
tabloda yer alan işlemleriyle ilgili olarak düzenlenen ve sadece bu kurumların
imzasını taşıyan kağıtlara ait verginin tamamı kişiler tarafından ödenir. Ancak
yine yasal düzenleme gereği olarak "bu bağıtlara ait verginin hiç ödenmemesi
veya noksan ödenmesi halinde vergi ve cezanın tamamından kişilerle birlikte
kurumlar müteselsilen sorumludurlar." (Damga Vergisi Yasası Madde: 24)
Mevcut yasal düzenlemeden de anlaşılacağı üzere kağıt üzerinde yer alan
imza sahiplerinin tamamı damga vergisinden müteselsilen sorumlu
olmaktadırlar. Burada bir başka özellik de kağıdı imzalamaları nedeniyle
mükellef durumunda olan kişiler aralarında vergilerin paylaşılmasına ilişkin
olarak yaptıkları sözleşmelerin geçerli olmayacağıdır. Bir başka anlatımla bu
tür sözleşmeler vergi idaresi açısından bir önem taşımamaktadır.
Dolayısıyla Vergi Usul Yasası'nın 8'inci maddesinde de hükme bağlandığı
üzere damga vergisinin mükellefleri arasında yapılan sözleşmelerin vergi
dairesi tarafından yapılacak tarhiyatlarda gerekçe olarak gösterilmesi imkanı
bulunmamaktadır.

488 sayılı Damga Vergisi Kanunu
Madde 03: Mükellef
Damga Vergisinin mükellefi kağıtları imza edenlerdir.
Resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların Damga Vergisini
kişiler öder.


3- DAMGA VERGİSİ NE ZAMAN ÖDENİR ?
488 sayılı Damga Vergisi Kanunu uyarınca Sözleşmenin düzenlendiği tarihi
izleyen onbeş gün içinde ödenir.
488 sayılı Damga Vergisi Kanunu 
Madde 22: Makbuz karşılığı ödemelerde ödeme zamanı
(31.12.2004 tarih ve 25687 (3) mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan
5281 sayılı Kanunun 3 üncü maddesiyle değişen ve 01.01.2005 tarihinden
geçerli olmak üzere yürürlüğe giren şekli.) Makbuz karşılığı ödemelerde
Damga Vergisi;a) Maliye Bakanlığınca belirlenen mükellefler, kurum ve kuruluşlar
tarafından bir ay içinde düzenlenen kağıtların vergisi, ertesi ayın yirminci
günü akşamına kadar (1) vergi dairesine bir beyanname ile bildirilir ve
yirmialtıncı günü akşamına kadar ödenir.
b) (a) bendi dışındaki hallerde, kağıdın düzenlendiği tarihi izleyen onbeş
gün içinde vergi dairesine bir beyanname ile bildirilir ve aynı süre içinde
ödenir.

4- DAMGA VERGİSİ NASIL HESAPLANIR ? 

Sözleşmede yazılı bulunan tutar üzerinden (KDV hariç tutar) binde 7,5 Damga
Vergisi ödenir. (KDV hariç Tutar x binde 7,5 x İmzalanan sözleşme sayısı )
DANIŞTAY Yedinci Daire
Esas No : 1997/02496
Karar No : 1998/00669
ÖZET: Damga vergisi matrahının sözleşmede belirtilen bedel (kıymet bedeli)
olması nedeniyle, bu bedele katma değer vergisinin, ilave edilmesi suretiyle
bulunan yeni bedelin iş bedelini oluşturmadığı, dolayısıyla bu bedel
üzerinden damga vergisi tarhiyatı yapılamayacağı hk.

5- SÖZLEŞME DAMGA VERGİSİYLE İLGİLİ OLARAK DİKKAT EDİLMESİ
GEREKEN HUSUSLAR NELERDİR ? 

A- DÜZENLENEN SÖZLEŞMENİN SAYISI 
488 sayılı Damga Vergisi Kanunu 
Madde 05: Kağıt nüshalarının birden fazla olması
Bir nüshadan fazla olarak düzenlenen kağıtların her nüshası ayrı ayrı aynı
miktar veya nispette Damga Vergisine tabidir. Şu kadar ki, poliçe ve emre
yazılı ticari senetlerin yalnız tedavüle çıkarılan nüshaları vergiye tabi tutulur.
T.C. MALİYE BAKANLIĞI
Gelirler Genel Müdürlüğü
Tarih : 10/05/2005
Sayı : B.07.0.GEL.0.62/6202-2019/020612
Sözleşmenin binde 7,5 nispetinde damga vergisine tabi tutulması, ayrıca söz
konusu sözleşmenin 1’ den fazla düzenlenmesi halinde her nüshanın ayrı ayrı
damga vergisine tabi tutulması gerekir.TÜRMOB 2005/3 GENELGESİ (bakınız Ekler bölümü) Sözleşmelerin BİR ASIL
olarak düzenlenmesi ve müşteriye sözleşmenin onaylı ve “ASLI GİBİDİR”
kaşesini taşıyan bir fotokopisinin verilmesi, düzenlenecek sözleşmelerde yer
alan “.....İşbu sözleşme 2 Nüsha düzenlendi” ibaresinin üstü çizilerek
“.....İşbu sözleşme BİR ASIL olarak”şeklinde değiştirilmesi halinde vergi
sadece bir defa ödenmiş olacaktır.
(KDV hariç Tutar x binde 7,5)
DANIŞTAY Yedinci Daire
Esas No : 1997/02771
Karar No : 1999/00973
ÖZET:Kağıtların, imzasız suretlerinin damga vergisine tabi olmadığı hk.
YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ
E. 2001/7808
K. 2001/8353
T. 30.11.2001
* FOTOKOPİ OLARAK İBRAZ EDİLEN BELGE ( Belge Üzerinde Gerekli
Araştırma Yapılmadan Davanın Reddine Karar Verilmesinin Yanlış Olması )
KARAR ÖZETİ : Mahkeme, dayanılan bu fotokopi belgenin aslının
davacılarca ibraz edilememesi nedeniyle davanın reddine karar vermiş,
hükmü davacılar vekili temyize getirmiştir.
Davacıların davada dayandıkları belge fotokopidir. Ancak davacılar bu
belgenin aslının davalı Ahmet'in elinde olduğunu ve onun ibraz etmesi
gerektiğini ileri sürmüşlerdir. 30.12.1992 tarihli ve dosyada fotokopisi
bulunan belgenin incelenmesinde davacılar ile davalı Ahmet arasında
düzenlendiği ve bir nüsha yazılarak aslının davalı Ahmet'te kaldığı,
fotokopilerinin ise davacı kardeşlerine yazıldığı ve adı geçenlerce imzalanmış
olduğu görülmektedir.
Bir davada taraflardan hiçbiri; karşı yanın davayı kazanması için kendi
aleyhine ve onun lehine olan bir kanıtı göstermeye zorlayamaz. Davacı ve
davalı, dayandıkları kanıtlarını kendileri ibraz zorundadırlar. Ancak Usul
Kanunumuz 326 ve izleyen maddelerinde senetler açısından, çeşitli
olasılıkları göz önüne alarak bu kuralın bazı ayrıklarına yer vermiş ve 326.
maddede sayılan belgeleri, bir tarafı kendi aleyhine bile olsa mahkemeye
vermekle yükümlü kılmıştır. Anılan bu maddenin 3. bendine göre,
mahkemeye sunulması zorunlu belgelerden biri de "iki taraf için müşterek
olan muamele ve menfaatlere müteallik tanzim olunan vesikalar" dır.
Davada dayanılan belge de bu niteliktedir.
Bir tarafın dayandığı ve mahkemeye sunulmasını istediği belgenin karşı
tarafın elinde olması ve bu tarafın da belgenin elinde olmadığını bildirmesi
yani inkar etmesi durumunda, sorunun nasıl çözümlenmesi gerektiği hususu331. maddede hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Somut olayda, yukarıda da açıklandığı üzere, davacılar fotokopisini
sundukları davalılarla aralarındaki ilişkiye ait sözleşmeye dayandıklarına, bu
fotokopi belgeden de, tek nüsha düzenlendiğinin ve aslının davalı Ahmet'te
kaldığının, fotokopilerinin ise davacılara verildiğinin yazılı bulunduğunun
anlaşılmasına göre, mahkemece uyuşmazlığın belirtilen HUMK'nun 326, 331
ve izleyen maddeleri çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak ve
davalıların savunmaları da gözönünde tutulmak suretiyle çözümlenmesi
gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru
görülmemiştir

B- SÖZLEŞME SÜRESİ

Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali
Müşavir Ücretlerinin Esasları Hakkında Yönetmelik
Madde 14: Ücret sözleşmesi kapsamı “Ücret sözleşmeleri münferit ya da
süreli olarak yapılabilir. Süreli sözleşmelerin en az bir yıllık olması şarttır.
Sözleşmeler; ait oldukları işlemleri ve bunlara ait süreleri kapsayıp; diğer
işlem ve sürelere uygulanamaz. Bu durumda, yeni sözleşme yapılması
gerekir.Ücret sözleşmelerine; ücrete mahsuben avans verileceğine, iş sahibi
adına yapılacak giderlerin sonradan iş sahibinden tahsil edileceğine ve sair
hususlara dair özel hükümler konulabilir.
C- SÖZLEŞME SÜRESİNİN KENDİLİĞİNDEN UZAMASI 
Sözleşmenin kendiğinden uzaması halinde (yani her yıl yeniden sözleşme
düzenlemek yerine) “sözleşmesi süresinin bitimine 15 gün kala hiçbir itirazda
bulunulmaması durumunda sözleşme kendiliğinden uzar.” Hükümlerinde
buna benzer ifadeler bulunan sözleşmelerde sürenin uzatılması değil
kendiliğinden uzaması söz konusudur. Bu durumda yeni bir kağıt
düzenlenmesine gerek olmadığı için ayrıca bir damga vergisi
hesaplanmasına da gerek yoktur. Maliye Bakanlığı da verdiği birçok
özelgede yeni bir kağıt düzenlenmeden veya ayrı bir şerh ve mektupla
uzadığı belirtilmeyen Sözleşme ve kira sözleşmelerinde damga vergisi
hesaplanmayacağını belirtmiştir. (bakınız Ekler bölümünde yer alan Vergi
Denetmeni, Vergi Uygulama Müdür V.sayın Mahmut Tayyar ERGÜL’ün ve
Serkan Başar’ın Makalesi)


EKLER

1YMM ve SMMM ODASI BAŞKANLIKLARI’NA

GENELGE 2005/3
Ankara, 01384/18.02.2005
Konu : Damga Vergisi Konusunda Meslek Mensuplarımızın Dikkat Etmesi
Gereken Hususlar
Odalarımızdan ve meslek mensuplarımızdan gelen talepler doğrultusunda,
Damga Vergisinin Uygulanması konusunda çeşitli tereddütler doğduğu
anlaşılmaktadır.
5281 Sayılı Kanunla yapılan düzenleme ile Damga Vergisi uygulamasına
yönelik önemli değişiklikler yapılmıştır. Damga Vergisi Uygulanması
konusunda meslek mensuplarımızın dikkat etmesi gereken hususlar şu
şekildedir;
5281 sayılı Kanun ile 488 Sayılı Damga Vergisi Kanununda yapılan değişiklik
ile pul yapıştırmak suretiyle ödenen vergi yürürlükten kaldırılmıştır.
Damga Vergisinin beyanname verilmek suretiyle ödenmesi konusunda 43 seri
numaralı Genel Tebliğde ayrıntılı açıklamalar yapılmıştır. Meslek
mensuplarımızı yakından ilgilendiren aşağıdaki konularda açıklama yapılması
gereksinimi doğmuştur.

I-MESLEKİ KONULARDA MÜŞTERİLER İLE YAPILACAK SÖZLEŞMELER

1-03/01/1990 Tarih ve 20391 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Serbest
Muhasebeci,Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavirlerin
Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 24. Maddesine göre; meslek
mensuplarımızın verecekleri hizmetler için sözleşme yapmaları zorunludur. Bu
zorunluluğa riayet etmeyen meslek mensuplarımız hakkında disiplin
kovuşturması yapılmaktadır.
2-488 Sayılı Damga vergisi Kanununa ekli (1) Sayılı Tabloda; I-Akitlerle ilgili
Kağıtlar başlığının altında yer alan ,
1.Mukavelenameler, taahhütler ve temliknameler ,
a)-Belli parayı ihtiva edenler (Binde 7,5) oranında Damga Vergisine tabidir.
3-Aynı Kanunun 5. Maddesi ise aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
Kağıt nüshalarının birden fazla olması:
“Madde 5 - Bir nüshadan fazla olarak düzenlenen kağıtların her nüshası ayrı
ayrı aynı miktar veya nispette Damga Vergisine tabidir. Şu kadar ki, poliçe ve
emre yazılı ticari senetlerin yalnız tedavüle çıkarılan nüshaları vergiye tabi
tutulur.” 
TÜRMOB tarafından bastırılan ve odalarımız tarafından satışı yapılan
sözleşmeler BİR ASIL BİR SURET şeklinde dizayn edilmiştir.
Yukarıda belirtilen 5. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, meslek
mensuplarının müşterileri ile yapacakları sözleşmeyi birden fazla nüsha
yapmaları ve bir suretini müşteriye vermeleri halinde her nüsha için ayrı ayrıaynı miktarda Damga Vergisi ödenmek mecburiyeti doğacaktır.
Bu nedenle, yukarıda söz konusu edilen sözleşmelerin BİR ASIL olarak
düzenlenmesi ve müşteriye sözleşmenin onaylı ve “ASLI GİBİDİR” kaşesini
taşıyan bir fotokopisinin verilmesi, düzenlenecek sözleşmelerde yer alan
“.....İşbu sözleşme 2 Nüsha düzenlendi” ibaresinin üstü çizilerek “.....İşbu
sözleşme BİR ASIL olarak”şeklinde değiştirilmesi halinde vergi sadece bir
defa ödenmiş olacaktır.
4- Damga Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle serbest meslek erbabı
olarak damga vergisi açısından “Sürekli Mükellefiyeti” olmayan biz meslek
mensuplarımıza işlemlerin yani sözleşmenin tanziminden sonra 15 gün içinde
damga vergisi beyannamesi ile beyan edilerek aynı süre içinde ödeme
yükümlülüğü getirilmiştir.(Damga Vergisi Beyannamesi Ayrıca Damga
Vergisine Tabi değildir) Örneğin:Hizmet süresi 01/01/2005-31/12/2005 tarihi
olarak düzenlenen bir sözleşme 20/02/2005 tarihinde imza edilmiş ise; bu
sözleşmeye ait Damga Vergisi 05/03/2005 tarihine kadar beyan edilip aynı
sürede ödenmesi gerekmektedir 

II- E- BEYANNAME UYGULAMASI

Vergi Usul Kanunu 340 numaralı Genel Tebliğ ile uygulaması ihtiyari olarak
başlatılan E-Beyanname için aşağıdaki sözleşmeler ve taahhütnamelerin
yapılması gerekmektedir.
EK 1 : ELEKTRONİK BEYANNAME GÖNDERME TALEP FORMU VE
TAAHHÜTNAMESİ
EK 2 : ELEKTRONİK BEYANNAME GÖNDERME ARACILIK YETKİSİ TALEP FORMU 
VE TAAHHÜTNAMESİ
EK 3 : ELEKTRONİK BEYANNAME ARACILIK VE SORUMLULUK SÖZLEŞMESİ
EK 4 : ELEKTRONİK BEYANNAME ARACILIK SÖZLEŞMESİ
Yukarıda belirtilen Taahhütname ve Sözleşmeler Damga Vergisine Tabi
değildir.
Bilgi edinilmesi ve gereğinin yapılması rica olunur.
Saygılarımızla
Nail SANLI
GENEL SEKRETER
2
Mahmut Tayyar ERGÜL
Vergi Denetmeni
Vergi Uygulama Müdür V.
MESLEK MENSUPLARININ MÜKELLEFLERİ İLE İMZALADIKLARI
SÖZLEŞMELERDEN KAYNAKLANAN DAMGA VERGİSİNDEN KAÇINMA
YOLLARITarih: 24.11.2006
I- GİRİŞ
3568 sayılı (1) sayılı Kanun’a göre yetki almış meslek mensuplarının (SMSMMM) Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli
Mali Müşavirin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 24.
maddesine göre; meslek mensupları Defter Tutmak ve Süreklilik arz eden
hizmetlerinde sözleşme yapılması zorunludur. Bu zorunluluğa riayet
etmeyen meslek mensupları hakkında ise bağlı bulundukları odalar
tarafından disiplin soruşturması yapılması gerekmektedir.
Meslek mensupları tarafından verilen muhasebe hizmetinin devamlılık arz
ettiği ücret dışındaki hükümlerinin aynı kalmak şartı ile uzun süreli devam
ettiğinden yenilenmeksizin kendiliğinden yürürlükte olup hükümlerinden
yararlanılabilmektedir.
5281 sayılı (2) sayılı Kanunla yapılan düzenleme ile damga vergisi
uygulamasına yönelik önemli değişiklikler yapılmıştır. Damga vergisinde
yapılan değişiklikle pul yapıştırmak suretiyle ödeme şekli yerine beyanname
vermek suretiyle ödeme şekline geçilmiştir. Konuyla ilgili olarak da 43 Seri
No.lu (3) Damga Vergisi Genel Tebliği yayımlanmıştır.
Makalemizin konusu yürürlükte bulunan kanun ve tebliğler çerçevesinde
meslek mensuplarının mükellefleri ile sözleşmelerde nelere dikkat ederek
damga vergisinden kaçınabilecekleri oluşturmaktadır.
II- YASAL MEVZUAT
488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde damga vergisine tabi
kağıtlar teriminin yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen işaret koymak
suretiyle düzenlenen veya herhangi bir hususu ispat veya imza yerine geçen
işaret koymak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli
etmek için edilebilecek olan belgeleri ifade edeceği, aynı Kanun’un 2.
maddesinde de vergiye tabi kağıtlar mahiyetinde bulunan veya onların yerini
alan mektup ve şerhlerle bu kağıtların hükümlerinin yenilenmesine
uzatılmasına, değiştirilmesine, devrine veya bozulmasına ilişkin mektup ve
şerhlerin de damga vergisine tabi tutulacağı hüküm altına alınmıştır.
488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’na ekli 1 sayılı Tabloda; “1- Akitlerle İlgili
Kağıtlar” başlığı altında yer alan;
1. Mukavelenameler, taahhütler ve temliknameler,
a) Belli parayı ihtiva edenler (binde 7,5) oranında damga vergisine tabidir.3- Aynı Kanun’un 5. maddesi ise aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
“Kağıt Nüshalarının Birden Fazla Olması: Bir nüshadan fazla olarak
düzenlenen kağıtların her nüshası ayrı ayrı aynı miktar ve nispette damga
vergisine tabidir...” Meslek mensuplarının mükellefleri ile yapacakları
ile yapacakları sözleşmeleri bir den fazla nüsha halinde yapmaları
halinde ayrı ayrı aynı miktarda damga vergisi ödemek mecburiyeti
doğacaktır. Bu nedenle söz konusu sözleşmelerin “Bir Asıl” olarak
düzenlenmesi halinde sadece bir defa ödenmiş olacaktır.
Belirli süreli olarak düzenlenen sözleşmelerde (Asgari Ücretin
Esasları Hakkında Yönetmeliğe göre en az 1 yıllık olması şarttır.)
süre bitiminden önce taraflardan birinin diğerine ihbarda
bulunmaması ve sebeple sözleşme süresinin otomatik olarak
uzaması halinde, herhangi bir belge düzenlenmediği veya
sözleşmeye bu hususta ayrıca şerh konulmadığından damga vergisi
alınmasına imkan yoktur.
Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali
Müşavirin Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 26. maddesine
göre taraflar haklı nedenlerle veya karşılıklı rızaları ile aralarındaki
sözleşmeyi her zaman feshedebilirler. Bu takdirde alınmış olan defter ve
belgeler sahiplerine geri verilir. Tarafların tazminat hakları genel hukuk
kurallarına tabidir.
Konu ile ilgili olarak Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından Samsun Vergi
Dairesi Başkanlığı’na verilen 11.10.2006 tarih ve 078765 sayılı
görüşünde “Meslek mensuplarının muhasebe hizmeti verdiği mükellefler ile
düzenlediği sözleşmelerin uygulama süresi içinde ücretin artma durumunda,
sözleşme hükümlerini değiştiren herhangi bir kağıt (makam oluru, ek
sözleşme vb.) düzenlenmesi halinde ücret artışı üzerinden binde 7,5
nispetinde damga vergisi hesaplanması gerekir. Ancak, bu kabil ücret artışı
ile ilgili olarak ilk sözleşme hükümlerine tesir eden herhangi bir kağıt
düzenlenmemesi halinde damga vergisinin aranılmaması gerekir.
Söz konusu sözleşmelerin sürelerinin bitmesinden sonra sözleşmeye
konulan bir şerhe istinaden sözleşme süresinin uzatılması halinde, şerh
sözleşme hükümlerini değiştiren bir belge vasfında olduğundan, süresi
uzayan bu sözleşmelerden yeniden damga vergisi alınması gerekmektedir.
Diğer taraftan süre uzatımın gerçekleşmesinden sonra meydana gelen ücret
artışlarına ilişkin düzenlenecek kağıdında ayrıca vergilendirilmesigerekmektedir.”
III- SONUÇ
Muhasebe ve mali danışmanlık hizmeti, işin gereği olarak uzun süreli bir iş
olarak karşımıza çıkmakta meslek mensupları tarafından mükellefleri ile her
yıl sözleşme yapılması bazı zorluklarla karşılaşılmaktadır. Mükelleflerle
imzalanan sözleşmelerin sürelerinin yeni bir sözleşme veya sözleşme yerine
geçecek bir kağıt düzenlemeksizin veya mevcut sözleşmede süre uzatımı
yönünden bir şerh koyulmaksızın kendiliğinden uzaması durumunda uzayan
süreye ilişkin olarak yeniden damga vergisi hesaplanmasına ve beyan
edilmesine gerek bulunmamaktadır.
--------------------------------------------------------------------------------
(1) 13.06.1989 tarih ve 20194 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(2) 31.12.2004 tarih ve 25687 mükerrer 3 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
(3) 04.02.2005 tarih ve 25717 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
NOT: Bu makale "Yaklaşım Dergisi, Kasım 2006, Sayı: 167" den iktibas
edilmiştir.

KENDİLİĞİNDEN UZAYAN KİRA SÖZLEŞMELERİNİN DAMGA VERGİSİ
KARŞISINDAKİ DURUMU
Serkan BAŞAR
Vergi Departmanı, Müdür Yardımcısı
Mazars/Denge Denetim YMM A.Ş.
E-Yaklaşım, Ocak 2008
I – GİRİŞ
Bilindiği üzere Türk Vergisi Sistemi içersinde yer alan 488 sayılı Damga
Vergisi Kanunu ile yine bu kanunda belirtilen bazı kağıtların düzenlenmesi
vergiye tabi tutulmuştur. Damga Vergisi Kanunun 1. maddesinde kanun
ekindeki (I) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu
belirtilmiş kira sözleşmeleri de yine (I) sayılı tablo içersinde gösterilmiştir. 
II – KİRA SÖZLEŞMELERİNDE NİSPET
Yukarıda da belirttiğimiz üzere kira sözleşmelerine ait damga vergisinin
nispeti Damga Vergisi Kanununa ekli (1) sayılı tabloda I. Akitlerle ilgili
kağıtlar/A. Belli parayı ihtiva eden kağıtlar/2. Kira mukavelenameleri kısmında
sözleşme süresine göre kira bedeli üzerinden binde 1,5 olarak belirlenmiştir.
Ancak bu durum sözleşmede kefil imzasının bulunup bulunmasına göre
değişmektedir. Çünkü aynı kanunun 6’ıncı maddesinin 2’nci paragrafında “Bir
kağıtta toplanan akit ve işlemler birbirine bağlı ve bir asıldan doğma oldukları
takdirde Damga Vergisi en yüksek vergi alınmasını gerektiren akit veya işlem
üzerinden alınır.” denilmektedir.Bu nedenle Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından verilen muktezalarda da
belirtildiği üzere kira sözleşmeleri için üç farklı vergi nispeti ortaya
çıkmaktadır. G.İ.B. tarafından verilen 16.01.2006 - 81 tarih ve 121-2517
sayılı özelgede;
“ 1. Sadece kiracı ile kiralayan arasında imzalanan kira sözleşmesine ait
damga vergisi; mukavele süresine göre bulunacak toplam kira tutarının binde
1, 5 damga vergisi oranı ile çarpılmak suretiyle hesaplanacak tutar olacaktır.
2. Sözleşmenin kiracı ile kiralayan yanı sıra adi kefil tarafından da
imzalanması halinde, söz konusu kira sözleşmesine ait damga vergisi,
mukavele süresine göre bulunacak toplam kira tutarının binde 9 damga
vergisi oranı ile çarpılmak suretiyle hesaplanacak tutar olacaktır.
3. Sözleşmenin kiracı ile kiralayan yanı sıra müteselsil kefil veya müşterek
borçlu tarafından da imzalanmış olması halinde, söz konusu kira
sözleşmesine ait damga vergisi, mukavele süresine göre bulunacak toplam
kira tutarının binde 7, 5 damga vergisi oranı ile çarpılmak suretiyle
hesaplanacak tutar olacaktır.” denilmektedir.
1. maddede belirtildiği gibi sadece iki gerçek kişi ya da bir gerçek bir tüzel
kişi arasında düzenlenen kira sözleşmelerinde vergi nispeti (I) sayılı tablonun
I/A-2 fıkrasına göre binde 1,5 olmalıdır. Çünkü bu tür sözleşmeler iki kişi
arasında gerçekleşen ve içinde sadece kiralamaya ait hükümlerin bulunduğu
bir sözleşmelerdir.
2. madde belirtilen sözleşme türünde ise kiralayan ve kiracının yanında
sözleşmede ayrıca adi kefilin imzası bulunmaktadır. Bu durumda vergi
nispetinin binde 9 olarak belirlenmesi gerekir. Çünkü kira mukavelenamesine
konan kefalet şerhinin “adi kefalet” olarak düzenlenmesi halinde, kefalet
şerhi asil akitten ayrı müstakil bir işlem, bir hukuki muamele niteliğinde
olduğundan mukavele süresine göre kiralama bedelinden hesaplanacak binde
1,5 nispetindeki damga vergisine ilaveten kefalet şerhinden de Kanun’un
6.maddesinin birinci fıkrasına göre ve Kanuna ekli (1) sayılı tablonun I/A-3
fıkrasına istinaden ayrıca binde 7,5 nispetinde damga vergisi alınır.[1]
3. maddede belirtilen müteselsil kefil veya müşterek borçlu kavramlarından
anlaşılması gereken ise alacaklının asıl borçluya müracaat etmeden doğrudan
kefile başvurma hakkına sahip olduğu kefalet türü olduğudur. Kira
mukavelesine konan kefalet şerhinin “müteselsil kefil” veya “müteselsil kefil
ve müşterek borçlu” sıfatıyla konulması halinde, kefalet şerhi asıl akitlebirbirine bağlı ve bir asıldan doğma akit işlemler mütalaa edildiğinden,
kağıtta yer alan akit ve işlemler içersinde en yüksek vergi alınmasını
gerektiren tutarın dikkate alınması suretiyle yapılacaktır.[2] Yani içersinde bu
tür kefalet bulunan kira sözleşmeleri için dikkate alınması gereken vergi
nispeti Kanuna ekli (1) sayılı tablonun I/A-3 fıkrası gereğince binde 7,5
olmalıdır.
III – KİRA SÖZLEŞMELERİNİN KENDİLİĞİDEN UZAMASI VE UZATILMASI
ARASINDAKİ FARK
a) Sözleşmenin süresinin uzatılması : 
488 sayılı Damga Vergisi Kanunu’ nun 2. maddesinde “Vergiye tabi kağıtlar
mahiyetinde bulunan veya onların yerini alan mektup ve şerhlerle, bu
kağıtların hükümlerinin yenilenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine, devrine
veya bozulmasına ilişkin mektup ve şerhler de Damga Vergisine
tabidir.”denilmektedir.
Bu madde özellikle belirtilen husus değişikliklerin mektup ve şerhler ile
yapılması halinde yapılan değişikliklerin damga vergisine tabi olacağıdır.
Çünkü mektup ve şerhlerle yapılan değişikliklerde önceki sözleşmenin bazı
hükümleri değiştirilebilmekte ya da süresi uzatılabilmektedir. Sonuçta mektup
ve şerhle yapılan değişiklik ne olursa olsun yeni bir kağıdın düzenlenmesi söz
konusu olduğundan bu işlemler sonucunda damga vergisinin doğacağı
açıktır. Aynı şekilde bu kanunun 14. maddesi hükümlerine göre de
“mukavelenamelerin müddetinin uzatılması halinde aynı miktar veya nispette
vergi alınır.” denilmektedir. Bu maddeden de anlaşıldığı üzere kanun koyucu
vergi miktarı açısından mevcut bir mukavelenamenin süresinin uzatılması ile
yeni bir mukavelename düzenlenmesi arasında bir fark gözetmemiştir.[3]
Ancak bu madde geçen uzatılması kelimesinden de kendiliğinden uzaması
değil ayrıca bir kağıtla, şerhle ya da mektupla uzatılma anlaşılmalıdır.
Dolayısıyla bu tür uzatılmaya yönelik kağıtlar da damga vergisi konusuna
girmektedir.
b) Sözleşmenin süresinin uzaması :
Yukarıdaki açıklamaların dışında bir çok kira sözleşmesinde ayrı bir madde
olarak şu ifade yer almaktadır. “ Kira sözleşmesi süresinin bitimine 15 gün
kala hiçbir itirazda bulunulmaması durumunda sözleşme kendiliğinden uzar.”
Hükümlerinde buna benzer ifadeler bulunan sözleşmelerde sürenin uzatılması
değil kendiliğinden uzaması söz konusudur. Bu durumda yeni bir kağıt
düzenlenmesine gerek olmadığı için ayrıca bir damga vergisi hesaplanmasına
da gerek yoktur. Maliye Bakanlığı da verdiği birçok özelgede yeni bir kağıt
düzenlenmeden veya ayrı bir şerh ve mektupla uzadığı belirtilmeyen kira
sözleşmelerinde damga vergisi hesaplanmayacağını belirtmiştir.
IV - SONUÇ
Sonuç olarak devam eden kira sözleşmelerinde damga vergisimükellefiyetinin olup olmadığının belirlenmesi için sözleşmenin kendiliğinden
mi uzadığının yoksa uzatıldığının mı belirlenmesi gerekmektedir. Çünkü
kendiliğinden uzayan sözleşmelerde ayrı bir kağıt düzenlenmeyip sözleşme
hükümlerine göre bir uzama söz konusu olduğundan herhangi damga vergisi
hesaplanmasına gerek yoktur. Diğer yandan uzatılan kira sözleşmelerinde ise
yeni bir kira sözleşmesi ya da süre uzatımına ilişkin şerh ya da mektup söz
konusudur. Dolayısıyla yeni bir kağıt düzenlenmesi mevcut olduğundan bu
durumda damga vergi hesaplanması gerekecektir.
--------------------------------------------------------------------------------
[1] DEĞER Nuri; En Son Şekliyle Damga Vergisi Uygulaması; 2006 
[2] DEĞER Nuri; En Son Şekliyle Damga Vergisi Uygulaması; 2006
ESKİŞEHİR SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİRLER ODASI
MEVZUAT ARAŞTIRMA KOMİSYONU
Halim ARI (SM)
Selim HANAY (SMMM)
Servet ONURLU (SMMM)
Hasan ERÖKSÜZ (SMMM)
Kadir KODAK (SMMM)
Oğuz KIRAL (SMMM)
Bekir KIR (SM)  
 
DAMGA VERGİSİ KANUNU YORUM AÇIKLAMA VE UYGULAMASI
MUHİDDİN ALTUNTAŞ
GİRİŞ




http://www.meridyendenetim.com/dosyalar/104_dosya.pdf  
 
T.C.
BAlikeSİR
VERGİ MAHKEMESİ
ESAS NO : 2013/455.
KARAR NO : 2014/54 



DAVACI
DAVANIN ÖZETİ
DAVALI
_


Davacı ortaklığın 2012 yılında mali müşavirliğini yaptığı
müşterileriyle düzenlediği hizmet sözleşmelerine ilişkin damga vergilerinin beyan edilmediğinden bahisle takdir komisyonu kararına dayanılarak 2012 takvim yılı için 05.06.2013 tarih ve 2013. ..03 sıra numaralı vergi/ceza ihbarnamesi ile resen tarh edilen vergi zıyaı cezalı damga vergisinin; damga vergisinin resen tarh edilebilmesi için öncelikle Damga Vergisi Kanunu’nun I. maddesi uyarınca Kanuna eki. (1) sayıl, tablodaki yazıl, kağıtların düzenlenmiş olmasının gerektiği, söz konusu kağıtların düzenlendiği hususu ortaya konulmadan kağıtların düzenlenmiş olması veya düzenlendiği varsayılarak vergi tarh edilmesinin hukuka aykırı olduğu, davalı idare tarafından taraflarca imzalanmış tutar içeren yazılı bir belge düzenlendiğinin ispat edilemediği, önceki yıllarda düzenlenmiş yazılı sözleşme hükümlerinden yararlanılması halinde ilgili yılda yeni bir sözleşme düzenlenmediği durumlarda damga vergisinin doğmayacağı, 2012 takvim yıl, içerisinde kağıt ortamında bir nüsha olarak düzenlenen yazılı hizmet sözleşmelerine ilişkin damga vergilerinin beyan edildiği ve ödendiği ileri sürülerek iptali istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ : Davacı ortaklığın 2012 yılına ilişkin sözleşmelere ait damga vergisini beyan etmediğinin tespit edilmesi üzerine takdire sevk fişiyle takdir komisyonuna sevk edildiği, takdir komisyonunca belirlenen matrah üzerinden resen vergi zıyaı cezalı damga vergisi tarhiyatının yapıldığı komisyonca Gelir İdaresi Başkanlığı ^yönetim bilgi sisteminden alman bilgiler ile ortakların 2012 takvim yılına ilişkin olarak verdikleri gelir vergisi beyannamesi ekinde bulunan kesinti yoluyla ödenen vergilere ilişkin listedeki veriler esas alınarak damga vergisi matrahının takdir edildiği, meslek belirtilerek yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Balıkesir Vergi Mahkemesi Hakimliği’nce dava dosyası incelenerek işin gereği düşünüldü:
Dava, davacı ortaklığın 2012 yılında mali müşavirliğini yaptığı müşterileriyle
düzenlediği hizmet sözleşmelerine ilişkin damga vergilerini beyan etmediğinden bahisle takdir komisyonu kararına dayanılarak 2012 takvim yılı için 05.06.2013 tarih ve 2013 03 sıra numaralı vergi/ceza ihbarnamesi ile resen tarh edilen vergi ziya, cezai, damga vergisinin iptali istemiyle açılmıştır.
213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 30’uncu maddesinin birinci fıkrasında re’sen vergi tarhı; .vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen



veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden tarh olunması şeklinde tanımlandıktan sonra ikinci fıkrasının 1 'inci bendinde, vergi beyannamesi kanuni süresi geçtiği halde verilmemişse vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığının kabul edileceği kurala bağlanmıştır.
Anılan Kanununun 3'üncü maddesinin (B) bendinde; vergilendirmede, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu ve yemin dışındaki her türlü delille ispatlanabileceği öngörülerek vergilendirmede serbest delil sistemi benimsenmiştir. Aynı bentte, vergiyi doğuran olayla ilgisi doğal olmayan ya da yeterince açık bulunmayan tanık anlatımı dışında kalan her türlü kanıtın ispatlama aracı olacağı da düzenlendiğinden kanıtlamada, defter ve belgeler ve bunlardaki kayıtlardan oluşan maddi ve biçimsel kanıtlar dışındaki kanıtlardan da yararlanılması öngörülmüştür.
Öte yandan, 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1 'inci maddesinin birinci fıkrasında; bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kâğıtların damga vergisine tabi olduğu, bu kanundaki kağıtlar teriminin, yazılıp imzalamak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri ifade edeceği; 2. maddesinde ise vergiye tabi kağıtlar mahiyetinde bulunan veya onların yerini alan mektup ve şerhlerle, bu kağıtların hükümlerinin yenilenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine devrine veya bozulmasına ilişkin mektup ve şerhlerin de Damga Vergisine tabi olduğu, 14. maddesinin ikinci fıkrasında ise belli parayı ihtiva eden mukavelenamelerin değiştirilmesi halinde artan miktarın aynı nispette vergiye tabi olduğu, bunların devri halinde aslından alınan verginin dörtte birinin alınacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı ortaklığın 2012 yılında mali müşavirliğini yaptığı müşterileriyle düzenlediği hizmet sözleşmelerine ilişkin damga vergilerinin beyan edilmediği gerekçesiyle takdir komisyonuna sevk edilmesi üzerine takdir komisyonunca belirlenen matrah üzerinden resen dava konusu vergi zıyaı cezalı damga vergisi tarhiyatının yapıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu olayda, davacı tarafından düzenlenen hizmet sözleşmelerine ait damga vergisini beyan etmeyen ortaklık tarafından her yıl yeniden sözleşme düzenlenmese bile sözleşme hükümlerinden yeniden yararlanılacağından 488 sayılı Kanunun 14. maddesi gereğince aynı oranda damga vergisi alınması gerektiği gerekçesiyle davacının takdir komisyonuna sevk edildiği, takdir komisyonunca Gelir idaresi Başkanlığı yönetim bilgi sisteminden alınan mükellef adına muhtasar beyannamelerinde kesinti beyan eden vergi sorumlusu mükellefler ile tahakkuk eden vergilerin ödeme durumunu gösteren listede ve ortakların 2012 takvim yılına ilişkin olarak verdikleri gelir vergisi beyannamesi ekinde bulunan kesinti yoluyla ödenen vergilere ilişkin listede yer alan veriler dikkate alınarak matrah takdir edildiği görülmektedir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 31/8. maddesine göre, takdir komisyonu
kararlarının gerekçeli olması ve belirlenen matrahın, takdir komisyonunca yapılacak inceleme ve araştırmaya dayanması ile gerçek miktarın bulunması, mümkün olmaması halinde gerçeğe en yakın matrahın tespiti gereklidir, idareye takdir yetkisi verilmesi belirli 1 bir tutarın dönem matrahı olarak belirlenmesi gerektiği anlamına gelmemektedir.





Vergilendirmede vergiyi doğuran olayın gerçekliği esas olduğundan bu hususun arattırma ve inceleme yapılarak ortaya konulması gerekli olup takdir komisyonlarınca somut verilere dayalı olarak matrah takdiri yapılması zorunludur.
Bu durumda, davalı idarece davacı ortaklık tarafından düzenlenen hizmet sözleşmelerinin sürelerinin kendiliğinden uzayıp uzamadığı ve 2012 takvim yılı içerisinde yeni hizmet sözleşmesi düzenlenip düzenlenmediği hususunda herhangi bir somut tespit, araştırma ve incelemenin yapılmadığı, salt ortaklar tarafından verilen beyannameler ve bilgi kayıt sisteminden elde ettiği veriler ile yeni sözleşmelerin düzenlendiği varsayımından hareketle matrah tespit edildiği anlaşıldığından, takdir komisyonu kararına dayanılarak yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davanın kabulüne, dava konusu vergi zıyaı cezalı damga vergisinin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 63,90-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücretinin kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, kararın tebliğini izleyen 30 (otuz) gün içinde Bursa Bölge İdare Mahkemesin de itiraz yolu açık olmak üzere 30/01/2014 tarihinde karar verildi. 


HAKİM