AHMET BARLAK MUHASEBE FORUMU

Orjinalini görmek için tıklayınız: ARAÇLARLA İLGİLİ İŞLEMLERİN MUHASEBELEŞTİRİLMESİ
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link
ARAÇLARLA İLGİLİ İŞLEMLERİN MUHASEBELEŞTİRİLMESİ





2.3 MUHASEBE KAYITLARI



2.3.1 Taşıtın Alınması



X A.Ş. 2005 yılında 11.800,00 YTL (1.800,00 YTL KDV)’ye satın aldığı kamyoneti (ÖTV aracın maliyetine atılmıştır) aşağıdaki şekilde kayıtlara almıştır.



------------------------------ / -----------------------------



254 TAŞITLAR 10.000 

191 İNDİRİLECEK KDV 1.800



102 BANKALAR 11.800

--------------------------------------------------------------



31.12.2005 tarihinde %20 oranında ve normal amortisman yöntemine göre amortisman hesaplanmış ve aşağıdaki şekilde muhasebeleştirilmiştir.



------------------------------ / -----------------------------



770 GENEL YÖNETİM GİDERLERİ 2.000 



257 BİRİKMİŞ AMORTİSMANLAR 2.000

--------------------------------------------------------------







2.3.2 Taşıtın Çalınması





T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI

Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü

Usul Müdürlüğü

Sayı : B.07.1.GİB.4.34.19.02/VUK-1/229-12593 21/12/2006*10558

Konu : Çalınan aracın aktiften çıkarılması için fatura düzenlenip düzenlenmeyeceği hk.

İlgi : Tarihsiz dilekçeniz.



İlgi dilekçenizden; aktifinize kayıtlı ……………..plakalı aracınızın çalındığını kanuni bekleme süresi sonunda sigorta şirketi tarafından 25.750.-YTL kasko bedelinin banka hesabınıza havale edildiği belirtilerek, şirket aktifine kayıtlı ve çalınan aracın kayıtlardan çıkarılabilmesi için fatura düzenlenmesinin gerekip gerekmediğini, fatura düzenleme zorunluluğunun bulunması halinde, faturanın kim adına düzenleneceğini ve 25.750.-YTL kasko bedelinin Katma Değer Vergisi matrahı olarak mı, yoksa Katma Değer Vergisi dahil tutar olarak mı dikkate alınacağını, faturanın sigorta şirketi adına düzenlenmesi durumunda ileride aracın bulunması ile sigorta şirketinin bulunan aracı tarafınıza vermesi veya III. bir şahsa satması muhtemel olacağından ikinci bir fatura düzenlenmesi sözkonusu olacağından konu hakkındaki görüşümüzü sorduğunuz anlaşılmaktadır.



Bilindiği üzere; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun ispat edici kağıtlar başlıklı 227’nci maddesinde; bu kanunda aksine hüküm olmadıkça bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.” Hükmü yer almış olup, sözkonusu kayıtların ise aynı kanunun 229’ncu ve müteakip maddelerinde yer alan belgelerden herhangi biri ile tevsik edilmesi gerekmektedir.



Diğer taraftan benzer bir konuda Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığından alınan 24/03/1999 tarih ve B.07.0.GEL.0.40/4009-39/11978 sayılı yazıda,

Bilindiği üzere, Katma Değer Vergisi Kanununun 30/c maddesi ile zayi olan malların alış belgelerinde gösterilen katma değer vergisinin indirim konusu yapılmayacağı hükme bağlanmıştır.



Bu hükme göre, çalınan mallar için yüklenilen katma değer vergisinin indirim konusu yapılması mümkün bulunmamaktadır.



Ayrıca, çalınarak zayi olan malların alımı sırasında yüklenilen vergilerin indirilmiş olması halinde indirilen vergilerin, malların çalındığı dönemde verilecek katma değer vergisi beyannamesinde hesaplanan katma değer vergisine ilave edilmek suretiyle düzeltilmesi gerekmektedir.



Öte yandan, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 40’ncı maddesinde, safi ticari kazancın tespitinde hasılattan indirilecek giderler 8 bent halinde sayılmış olup, bunlar arasında ticari işletmede mevcut varlıkta herhangi bir suretle meydana gelen eksilmelerin gider yazılacağı hususuna yer verilmemiştir.



Bu nedenle, çalınan emtia bedelinin vergi matrahının tespitinde zarar veya gider olarak indirilmesi de mümkün bulunmamaktadır.” denilmektedir.

Bu durumda zayi olan mallarda satış söz konusu olmadığından, dolayısıyla bir Katma Değer Vergisi de yaratılamayacağından söz konusu araçla ilgili olarak Katma Değer Vergisi hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır. Ayrıca yüklenilen katma değer vergisinin indirim konusu yapılması ve araç bedelinin vergi matrahının tespitinde zarar veya gider olarak indirilmesi de mümkün bulunmamaktadır.



Ancak, çalınan araçla ilgili olarak sigorta şirketinden tahsil edilen kasko bedeli üzerinden sigorta şirketi adına fatura düzenlenmesi gerekmektedir.





Bilgi edinilmesini rica ederim.

Başkan a.

Grup Müdür V.





Söz konusu kamyonet 2006 yılında çalınmış ve tüm aramalara rağmen bulunamamıştır. Firma tarafından Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesine uygun olarak, çalınan taşıtın motorlu taşıtlar vergisi mükellefiyeti sona erdirilmiştir.



Çalınan taşıtın firma aktifinden çıkartılması için yapılması gereken kayıt aşağıdaki gibi olmalıdır. (Sabit kıymetin aktif değerinden birikmiş amortismanların düşülmüş değeri kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınmalıdır.)

------------------------------ / -----------------------------



257 BİRİKMİŞ AMORTİSMANLAR 2.000 

689 D.O.DIŞI GİDER VE ZARARLAR 8.000

-KKEG



254 TAŞITLAR 10.000

--------------------------------------------------------------



İndirilecek katma değer vergisi mahiyetinde olması nedeniyle, taşıtın alındığı dönemde indirilen katma değer vergisinin, söz konusu sabit kıymetin çalınmasından dolayı indirilemeyecek katma değer vergisi mahiyetine dönüşmesi durumunda yapılması gereken kayıt da aşağıda gösterilmiştir.



------------------------------ / -----------------------------



689 D.O.DIŞI GİDER VE ZARARLAR 1.800

-KKEG



391 HESAPLANAN KDV 1.800

-Fazla ve Yersiz İndirilen KDV

--------------------------------------------------------------



(Çalınan taşıtın binek otomobil olması durumunda, KDVK’nun 30’ncu maddesine göre KDV tutarının zaten indirim konusu yapılamayacağı, dolayısıyla da taşıtın KDV’sine ilişkin herhangi bir düzeltme yapılmayacağı unutulmamalıdır.)





2.3.3 Sigorta Tazminatının Dikkate Alınması



Çalınan ya da kaybolan sabit kıymetin sigortalı olması durumunda; sabit kıymetin firma aktifinden çıkartılmasından doğan kanunen kabul edilmeyen gider, alınan sigorta tazminatı kadar azalır, aşan kısım vergiye tabi gelir olarak kayıtlara alınır. Bu konuda T.C. Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü’nün 30.12.1999 tarih ve 8.07.0.GEL.O.49/4913-62 sayılı Özelgesinin özetinde “Çalınan emtia değerinin gider olarak dikkate alınması mümkün değildir. Çalınan emtia ile ilgili olarak sigortadan alınan tazminatın emtianın değerini aşan kısmının gelir olarak dikkate alınması gerekmektedir” denilmektedir.



Örneğimizdeki X A.Ş.’nin çalınan kamyoneti için daha sonra sigorta şirketinden 11.000 YTL tazminat alması durumunda, önceki kayıtlara ek olarak aşağıdaki kaydın da yapılması gerekmektedir.



------------------------------ / -----------------------------



102 BANKALAR 11.000



679 D.O.DIŞI GELİR VE KARLAR 11.000



(Böylece, firma kayıtlarında KKEG yapılan tutar taşıtın net değeri olan 8.000 YTL ve taşıt alımında indirim konusu yapılan 1.800 YTL olmak üzere toplam 9.800 YTL düzeltilmekte; ayrıca 1.200.-YTL gelir yazılmaktadır. Vergilendirme dönemi değişmiş ise yazılan gelir kaydının 9.800.-YTL’lik kısmının, önceki dönemde KKEG yazıldığından, vergi matrahından düşülmesi gerekir)

--------------------------------------------------------------



2.3.4 Çalınan Taşıtın Bulunması



Oto Kasko Sigorta Poliçelerinde çalınan otolara ilişkin genel olarak şu ifadeler yer almaktadır:



“Çalınmış olan aracın bulunması için ilgili makamlarca yapılacak araştırmalar 30 gün içinde sonuç vermediği takdirde sigortalı durumu ilgili makamlara başvurduğunu belgelemek suretiyle, sigortacıya bildirir. Sigorta ettiren ya da hak sahibi hakkında soruşturma açılmış ise bu soruşturmanın tamamlanmasına kadar sigortacı tazminat ödemesini bekletebilir. Çalınmış olan taşıtın bulunması, sigorta tazminatının ödenmesinden önce olmuş ise sigortalı taşıtı geri almak zorundadır. 



Sigortacı tarafından değeri ödenen taşıt, ödemeden sonra bulunursa, sigorta ettiren ve/veya sigortalı keyfiyeti derhal sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Bu durumda sigortalı tazminatı ya iade eder ya taşıtın mülkiyetini sigortacıya devreder. Taşıtta çalınma dolayısıyla bir zarar meydana gelmiş ise sigortacı zararı öder.”



Sigorta şirketlerinin uygulamada da yukarıdaki açıklamalara uygun hareket ettikleri, taşıtın çalınmasından sonra 30 gün bekledikleri, çalınan taşıta ilişkin olarak yapacakları ödeme öncesi, sigortalılardan ilgili makamlardan (karakol vb) aldıkları belgeleri istedikleri ve sigortalıya ödeme yaparken bir muvafakat imzalattırdıkları ve bu belgede “çalınan taşıtın bulunması halinde taşıtla ilgili her türlü tasarrufun sigorta şirketinde olacağına” dair bir ibare bulunduğu bilinmektedir.



Bu durumda sigorta şirketi, çalındıktan sonra bulunan taşıtı ya kendi tasarrufunda değerlendirecek ya da sigortalıya taşıtı almasını teklif edecektir.



Eğer taşıtı çalınan sigortalı, sigorta şirketinin teklifini kabul etmez yani taşıtı tekrar almazsa her hangi bir sorun bulunmamaktadır.



Ancak, taşıtı çalınan sigortalı, sigorta şirketinin teklifini kabul eder ise iki seçenek söz konusu olabilir:



Sigorta bedeli henüz sigorta şirketince ödenmemiş ise sigortalı aşağıdaki muhasebe kaydını yapacaktır:



Çalınan taşıtın tekrar firma aktifine alınması için yapılması gereken kayıt aşağıdaki gibi olmalıdır. (Düzeltme kaydı. Not:Taşıt bulunduğunda durum ilk haline döndüğünden defter kayıtları da taşıtın kaybolduğu andaki haline döndürülmelidir).

------------------------------ / -----------------------------



254 TAŞITLAR 10.000 



257 BİRİKMİŞ AMORTİSMANLAR 2.000

XXX D.O.DIŞI GELİR VE KARLAR 8.000



--------------------------------------------------------------



Eğer aynı yıl (hesap dönemi) içinde taşıt iade edilmiş ise ilk kayıtta gider, düzeltme kaydında gelir yazıldığından yapılacak başka bir işlem yoktur. Ancak, dönem değiştikten sonra taşıt iadesi gerçekleşmiş ise yapılan 8.000.-YTL’lik gelir kaydının vergi matrahına dahil edilmemesi gerekir.(3)



Taşıtın kaybolduğunda hesaplanan KDV yazılarak indirimlerden düzeltilen KDV’nin de tekrar indirim KDV olarak düzeltilmesi gerekir.Yapılacak muhasebe kaydı aşağıdaki gibi olmalıdır:



------------------------------ / -----------------------------



XXX İNDİRİM KDV 1.800



XXX D.O.DIŞI GELİR VE KARLAR 1.800

--------------------------------------------------------------



Aynı şekilde, aynı yıl (hesap dönemi) içinde taşıt iade edilmiş ise ilk kayıtta gider, düzeltme kaydında gelir yazıldığından yapılacak başka bir işlem yoktur. Ancak, dönem değiştikten sonra taşıt iadesi gerçekleşmiş ise yapılan 1.800.-YTL’lik gelir kaydının vergi matrahına dahil edilmemesi gerekir.



Sigorta bedeli sigorta şirketince ödenmiş ise sigortalı aldığı bedeli iade ederek taşıtı geri alacağından yapılacak muhasebe kaydı aşağıdaki gibi olacaktır (Yukarıdaki örnekte alınan 11.000.-YTL tazminatın iade edildiği ve taşıtın hasarsız olduğunu varsayılmıştır):



------------------------------ / -----------------------------



XXX TAŞITLAR 10.000

XXX İNDİRİM KDV 1.800

XXX D.O.DIŞI GİDER VE ZARARLAR 1.200

XXX BİRİKMİŞ AMORTİSMANLAR 2.000

102 BANKALAR 11.000

--------------------------------------------------------------



Burada netleştirme yapılarak taşıtın yeni maliyetinin oluşturulması da düşünülebilir. Kanaatimiz, muhasebe kaydının çalınma öncesine getirilmesi gerektiğidir.





2.3.5 Bulunan Taşıtın Amortismanı



Çalınan taşıtın bulunarak tekrar işletme aktifine kaydedilmesinden sonra karşılaşılan bir diğer sorun ise amortisman konusudur. Taşıtın çalındığı dönemde bulunması durumunda taşıtın değerinde herhangi bir değişiklik olmayacağından (hiç çalınmamış gibi düşünülerek) amortisman ayrılmaya devam edilmesi gerekmektedir.



Eğer dönem geçmiş ise; çalındığı yıl ayrılamayan amortisman nedeniyle firmanın gider yazacağı tutarda bir azalma söz konusu olacaktır. Vergi Usul Kanunu’nun 320’nci maddesinde göre “her yılın amortismanı ancak o yıla ait değerlemede dikkate alınabilir” ve “amortismanın herhangi bir yıl yapılmamasından dolayı amortisman süresi uzatılamaz” denilmektedir. 

_________________________________________________________

(3) Mehmet MAÇ – YMM- Vergi Uygulamalarında Hırsızlık Olayları (Yaklaşım, Sayı 90, Haziran 2000)



Bu durumda firmanın, geçmiş yıla ait gider yazamadığı amortisman tutarı nedeniyle –isterse- düzeltme beyannamesi vermesi ve beyannamesinin değiştirilmesi gerektiği kanaatindeyiz.



3. SONUÇ



Vergi hukukumuz açısından sermaye ve sermayenin herhangi bir unsurunda meydana gelen değer kayıplarının düşük bedelle değerlenmesi veya değişik yollarla sonuç hesaplarına intikal ettirilmesi, esas olarak ticari ve zirai faaliyetlerin normal bir şekilde işleyişinden veya tabii afetler yüzünden değer kaybına uğramasından doğmuş olması şartlarına bağlanmıştır.



Bu nedenle; çalınan taşıtların, ancak Kanunen Kabul Edilmeyen Gider olarak dikkate alınması suretiyle muhasebeleştirilmesi mümkün bulunmaktadır.



Ayrıca, taşıtın çalınması veya kaybolması nedeniyle indirimi kabul edilmeyen katma değer vergisi, düzeltmeye konu edileceği gibi, gelir ve kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde bir gider unsuru olarak da kabul edilmeyecektir (KDVK md:30/d). Yani indirilemeyen bu katma değer vergisi, kanunen kabul edilmeyen gider niteliğindedir.


T.C.
MALİYE BAKANLIĞI
İSTANBUL DEFTERDARLIĞI
Vasıtalı Vergiler Gelir Müdürlüğü


SAYI : B.07.4.DEF.0.34.12/19-863 03.10.2000/6168

KONU : Şirket adına kayıtlı araçların motorlu
taşıtlar vergilerinin gider kaydedilip
kaydedilemeyeceği hk.


VASITASIZ VERGİLER GELİR MÜDÜRLÜĞÜNE


İLGİ : 25.9.2000 gün ve 7382/9465 sayılı yazınız.

.......İthalat İhracat ve Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından Müdürlüğünüze verilen 11.9.2000 tarihli dilekçede şirketleri aktifinde kayıtlı olup, şirket işlerinde kullanılan araçların, motorlu taşıtlar vergilerinin gider kaydedilip kaydedilemeyeceği hususunda bilgi verilmesi istenilmiştir.

197 Sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanununun “Gider Kaydedilmeme” başlıklı 14 üncü maddesinde “Bu Kanuna bağlı (I), (III) ve (IV) sayılı tarifelerde yer alan taşıtlardan (Ticari maksatla kullanılan uçak ve helikopterler ile taşıt kiralama faaliyeti ile uğraşan işletmelerin bu amaçla kiraya verdikleri taşıtlar hariç) alınan vergi ve cezalar ile gecikme zamları gelir ve kurumlar vergilerinin matrahlarının tespitinde gider olarak kabul edilmez.”hükmü yeralmaktadır.

Sözkonusu madde hükmüne göre (I) sayılı tarifede belirtilen otomobil, kaptıkaçtı, panel ve arazi taşıtları ile, (III) ve (IV) sayılı tarifelerde belirtilen özel amaçla kullanılan yat, kotra ve her türlü motorlu teknelerle uçak ve helikopterlerden alınan vergi ve cezalar ile gecikme zamları gelir ve kurumlar vergileri matrahlarının tespitinde gider olarak kabul edilmeyecektir.

Dolayısıyle şirketin aktifinde kayıtlı hususi otomobillere ait motorlu taşıtlar vergilerinin gider olarak yazılmasına yasal olanak bulunmamaktadır.

Bilgi edinilmesini rica ederim.

Bu gelen duyuruları kapatmak isterseniz, profilinizden bunu kolayca yapabilirsiniz.

Bu link'i takip ederek duyurunun tamamını görebilirsiniz:

http://forum.zuhalmalimusavirlik.com/index.php?topic=3285.0

Saygılar,
Zuhal SMMM A.Ş. Forumu

TEK DÜZEN MUHASEBE SİSTEMİNDE

HASAR GÖREN DURAN VARLIK ONARIMI, ALINAN HASAR TAZMİNATI



İşletmenin aktifinde Duran Varlıklar Grubu'nda yer alan sigortalı varlıkların hasar görmesi ve bu hasarın sigorta tarafından karşılanması durumunda, onarım giderlerinin ve alınan tazminatın nasıl kayıtlanacağı konusunda zaman zaman tereddüte düşüldüğü biliniyor. Özellikle, hasar gören M.D.V. bir binek otomobili ise, onarım giderleri, bu giderlere ait KDV ile sigortadan alınan hasar tazminatının nasıl kayda alınacağı konusunda hatalı kayıtlar da yapılabildiği gözleniyor.

Bilindiği gibi, 1999 öncesinde aktifte kayıtlı binek otomobilleri ile, aynı zamanda özel işlerde de kullanılan diğer taşıtların işletim ve bakım giderleri ile amortisman giderleri, vergi matrahının saptanmasında yarım alınıyordu. 01.01.1999 tarihinden itibaren bu uygulamadan vaz geçilmiştir.

Gerek 4008 sayılı Kanun ve gerekse 180 Seri numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde, tamamı gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilemeyecek giderler, "Cari işletim, tamir ve bakım giderleri ve amortismanlar" olarak tanımlanmıştı. Öyle ki, (doğrudan veya Finansal kiralama yoluyla kiralanan taşıt araçlarının kira giderleri dahi bu tanım dışında bırakılmıştı.

Aktifte kayıtlı bir taşıt aracının gördüğü hasarın onarılması için yapılması gereken giderler cari gider olarak tanımlanamaz. Yapılan bu giderler, söz konusu taşıtın hasar görmeden önceki halini yeniden alması için yapılan "olağan dışı" giderlerdir. Bu nedenle de bu tür giderleri, taşıtın normal işletim, tamir ve bakım gideri olarak düşünmemek gerekir.

Eğer hasara uğrayan taşıt sigortalı ise, yaptırılan onarım giderleri karşılığında sigortadan alınacak tazminat tutarı da, aynı Şekilde yapılan giderler gibi "olağan dışı" nitelik taşır. Bu tutarlar, "Olağandışı Gelir" olarak görülmelidir.

M.S.U. Tebliği'nin zorunlu uygulamasının başladığı 1994 yılından önce bu tür giderler, açılan bir aracı hesabın borcuna, sigortadan alınan hasar tazminatı da aynı hesabın alacağına kaydedilip, aradaki fark alacak kalıntısı verdiyse, Kar/Zarar hesabının alacağına, borç kalıntısı verdiyse aynı hesabın borcuna kaydedilerek işlem tamamlanabilirdi. Zira o dönemde doğru muhasebe kaygısı değil, doğru matrah kaygısı taşınmaktaydı.

Bu gün bu şekilde kayıt yapma olanağı kalmamış durumdadır. Bu durumda, böyle bir kaydı nasıl yapacağımız konusunu çözmek için, MSU Tebliği'nde yer alan "Gelir Tablosu İlkeleri" ne göz atmak gereklidir.

Yukarıda değindiğimiz 1 numaralı M.S.U. tebliğinde, Gelir Tablosu İlkeleri'nde açıkça belirtildiği gibi;

"Bütün satışlar, gelir ve karlar ile maliyet, gider ve zararlar brüt tutarları üzerinden gösterilirler ve hiç bir satış, gelir ve kar kalemi bir maliyet, gider ve zarar kalemi ile tamamen veya kısmen karşılaştırılmak suretiyle gelir tablosu kapsamından çıkarılamaz."

Bu amaç doğrultusunda belirlenen ve "e" bendinde açıklanan ilke ise;

"Arızi ve olağanüstü niteliğe sahip kar ve zararlar meydana geldikleri dönemde tahakkuk ettirilmeli, fakat normal faaliyet sonuçlarından ayrı olarak gösterilmelidir."

Bu amaç ve ilkeden açıkça anlaşılmaktadır ki, her hangi bir hasar gideri ile bu hasar için alınan tazminatın bir birine mahsubu yapılarak aradaki fark gelir veya gider kalıntısı olarak gelir tablosuna aktarılmamalıdır. Yapılan gider ve alınan tazminat ilgili hesaplarda brüt değerleri ile yer almalı, dönem sonunda yine brüt değerleri ile gelir tablosuna aktarılmalıdır.

Bu saptamadan sonra, hasar giderlerini ve alınan tazminatın hangi hesaplara kaydedilmesi gerektiği konusuna gelince, yapılan giderin "olağan dışı gider", alınan hasar tazminatından doğan gelirin de "olağan dışı gelir" olduğu açık olduğuna göre, kayıtların yapılacağı hesap grupları kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Gider tutarı 68 grubuna, alınan tazminat tutarı da 67 grubuna kaydedilmelidir.

Saptanan bu gruplar içinde hangi hesapların kullanılması gerektiği konusunda ise, kesin bir çizgi yoktur. Bu noktada "Önemlilik Kavramı" devreye girer. Eğer, 679 ve 689 hesaplarda başka işlemler yoksa, sadece hasar onarımı ve tazminatı ile ilgili gelir ve giderler bu hesapların alt kırımlarına alınmışsa her hangi bir sorun doğmamış demektir.

Ama, bu hesaplara alınmış başka kalemler de varsa, o durumda "Önemlilik Kavramı" uyarınca işlem yapmak gerekiyor. 679 ve 689 hesaplara alınan hasar ödemesi ve tazminatı, içinde bulunduğu 67 ve 68 gruplarının toplam tutarının % 20'sini aşan bir öneme ulaşıyorsa, bu durumda bu tutarların mali tabloda yer alacak Şekilde bağımsız bir büyük defter hesabında yer alması gerekir. (Bu kural, "Diğer" kelimesi ile başlayan bütün kebir hesaplarının alt hesaplarında yer alan kalemler için de geçerlidir.) Buna göre ya bu gruplar içinde yer alan tebliğlerle açılmamış olan boş hesaplardan birini kullanır, ya da de 679 ve 689 hesapları (hasılat ve maliyet için) kullanabilir.

Aşağıdaki örneğimizde de, hasar onarım giderleri için 689, alınan tazminattan doğan gelir için 679 hesap kullanılmıştır. Bu konuda yapılması gereken muhasebe kayıtlarını daha iyi vurgulayabilmek için bir örnek üzerinde çalışma yapalım:

Hasar gören bir binek otomobili için yapılan hasar gideri toplamı 50.000.000 TL.+ KDV (8.500.000 TL.) ve sigortadan alınan tazminat tutarı da 60.000.000 TL. olsun. Yapılması gereken kayıtlar, aşağıdaki gibi olmalıdır:

Hasar giderlerinin kaydı:

------------ ??.??.2000 ---------------

689 DİĞER O.DIŞI GİD.VE ZARARLAR

689 02 DURAN VARLIK HASAR GİDERLERİ 50.000.000

191 İNDİRİLECEK KDV

191 01 ÖDENEN KDV 8.500.000

100 KASA

100 01 KASA HESABI (TL) 58.500.000

-------------- --------------

Alınan tazminatın kaydı:

------------ ??.??.2000 ---------------

100 KASA

100 01 KASA HESABI (TL) 60.000.000

679 DİĞER O.DIŞI GELİR VE KARLAR

679 03- DURAN VARLIK HASAR TAZMİNATLARI 60.000.000

-------------- --------------

Oluşan gelir ve gider hesaplarının, dönem sonunda gelir tablosuna aktarılması:

------------ 31.12.2000 ---------------

690 DÖNEM KARI VEYA ZARARI 50.000.000

689 DİĞER O.DIŞI GİDER VE ZARARLAR

689 02 DURAN VARLIK HASAR GİDERLERİ 50.000.000

------------ 31.12.2000 ---------------

679 DİĞER O.DIŞI GELİR VE KARLAR

679 03- DURAN VARLIK HASAR TAZMİNATLARI 60.000.000

690 DÖNEM KARI VEYA ZARARI 60.000.000

------------ --------------

Bu kayıtlardan sonra, alınan hasar tazminatı bütünüyle (brüt değeriyle) 690 hesabın alacağına, yapılan onarım gideri de yine bütünüyle (brüt değeriyle) 690 hesabın borcuna gönderilmiştir. Bu yolla bu gelir ve gider kalemlerinin birbiri ile kısmen veya tamamen karşılaştırılıp mahsup edilerek, bir bölümünün gelir tablosu kapsamından çıkarılması önlenmiş, dolayısıyla Gelir Tablosunun "Brüt Değer" esasına oturması sağlanmıştır. 


SMMM Ahmet BARLAK


Noter satış senedi 213 sayılı vuk. kanununda düzenlenen bir belge değildir. Gerçek usulde vergi mükellefi olanların yaptıkları işlemleri vuk ta sayılan belgelerle tevsik etmesi gerekir. Bu yüzdendir ki, ikinci el araç alımında, idare noter satış senedinin yanında gider pusulusı düzenlememezi istiyor. İdarenin verdiği muktezalarda bu yöndedir.

Diğer taraftan, noter satış senedi aksi ispat edilemez belge niteliğinde olduğu için her hangi bir mahkeme durumunda mahkeme lehimize karar verecektir. *Zira, noter tarafından düzenlenen hukuki işlemlere ait belgelerin kesin delil niteliği bulunmakta (HUMK.m.295/I; NK.M.82/I) ve bu belgeler sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli sayılmaktadır.*

230 sayılı gelir vergisi tebliğinde de yalnızca basit usul mükellefi olanlardan yapılacak amortismana tabi kıymetlerin satın alınmasında araçlar için noter satış senedinin yeterli olacağından bahsedilmiştir.


MALİYE BAKANLIĞI MUKTEZASI

Gelir İdaresi Başkanlığı



Tarih : 17.09.2008
Sayı : B.07.1.GİB.4.34.19.02/VUK-1/234-14052/9436
Konusu : Mükellef olmayan şahıstan alınan otomobiller için düzenlenecek belge Hk.
Muktezanın Özeti: İlgide kayıtlı dilekçenizde, .... Vergi Dairesi Müdürlüğünün .... vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuz araç alım-satım işi ile uğraştığınız, şirketinize ait olmayan araç satışlarında komisyon faturası düzenlediğiniz, firmanıza ait araçlar için de noter satış sözleşmesine bağlı kalarak fatura düzenlediğiniz belirtilerek, vergi sorumlusu olmayan kişilerden yapılan araç alımları için gider pusulası düzenlenip düzenlenmeyeceği, stopaja tabi olup olmadığı, noter satış sözleşmesi ile gider pusulası düzenlemeden %1 KDV. ayrılarak kayıtlarınıza giriş yapılıp yapılamayacağı hakkında Başkanlığımız görüşü sorulmaktadır.
Bilindiği gibi, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununu 94’üncü maddesinin 1’inci fıkrasında; “Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.” Hükmü yer almaktadır.
Aynı maddede hangi ödemelerin vergi tevkifatına tabi olacağı sayılmış olup, 13’üncü bendinde “Esnaf muaflığından yararlananlara mal ve hizmet alımları karşılığında yapılan ödemelerden,” tevkifat yapılacağı belirtilmiştir.
Diğer taraftan 3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV.) Kanununun 1/1’inci maddesine göre; “Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabidir.
Buna göre firmanız tarafından satın alınan aracın gerçek usulde Katma Değer Vergisi mükellefinin iktisadi işletmesinin aktifinde kayıtlı olmaması veya araç sahibinin araç alım-satım işini mutad ve sürekli bir faaliyet olarak sürdürmemesi başka bir ifadeyle aracın nihai tüketiciden satın alınan halinde söz konusu aracın teslimi Katma Değer Vergisine tabi olmayacaktır.
Ancak, aracın, gerçek usulde Katma Değer Vergisi mükellefinin iktisadi işletmesinin aktifinde kayıtlı olması veya araç alım-satım işini mutad ve sürekli bir faaliyet olarak sürdüren bir şahsa ait olması halinde, teslimi Katma Değer Vergisine tabi olacaktır.”
Benzer konuda, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığından alınan 25.08. 2008 tarih ve GİB.0.02.29/2992-3145-84139 sayılı Yazıda;

“Vergi Usul Kanununun 227’nci maddesinde, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait kayıtların tevsikin mecburi olduğu hükme bağlanmış, aynı Kanunun 229-242’nci maddelerinde de bu Kanuna göre düzenlenmesi ve alınması gereken vesikalara ait hükümlere yer verilmiştir.

Aynı Kanunun 234’üncü maddesinde ise; birinci ve ikinci sınıf tüccarların, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabının ve çiftçilerin vergiden muaf esnafa yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları emtia için tanzim edip işi yapana veya emtiayı satana imza ettirecekleri gider pusulasının vergiden muaf esnaf tarafından verilmiş fatura hükmünde olduğu belirtilmiştir.
230 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin “Amortismana Tabi İktisadi Kıymetlerin Satışında Belge Düzeni” başlıklı bölümünde, basit usulde vergilendirilen mükelleflerin taşıt ve diğer sabit kıymetlerini satmaları dolayısıyla fatura düzenleme yükümlülüklerinin bulunmadığı, öte yandan, bu mükelleflerce yapılan taşıt satışının noter satış sözleşmesi ile diğer sabit kıymet satışlarının ise gider pusulası düzenlenerek tevsik edilmesinin mümkün bulunduğu açıklamalarına yer verilmiştir.

Görüleceği üzere, vergi mükelleflerinin faaliyetleri gereği Vergi Usul Kanununda sayılan belgelerden herhangi birini düzenlemeleri gerekmektedir. Ancak, yukarıda belirtilen tebliğ ile yalnızca basit usul mükelleflerinin taşıtlarını satmalarında noter satış sözleşmeleri düzenleyebilecekleri yönünde düzenleme yapılmış olup, gerçek usulde vergiye tabi mükellefler için herhangi bir düzenlemeye gidilmemiştir.

Bu açıklamalara göre, noter satış senedinin Vergi Usul Kanununda yer alan vesikalardan biri olmaması nedeniyle, gerçek usulde vergiye tabi mükelleflerin vergi mükellefiyeti olmayan kişilerden noter satış senedi ile satın aldığı taşıtlar için gider pusulası düzenlemeleri gerekmektedir.” denilmektedir.

Bu durumda vergi mükellefiyeti olmayan kişilerden noter satış senedi ile satın aldığınız taşıtlar için gider pusulası düzenlemeniz gerekmekte olup, esnaf muaflığından yararlanmayan ve vergi mükellefiyeti olmayan

şahıstan gider pusulası düzenleyerek alacağınız araç için yaptığınız ödemelerden gelir vergisi tevkifatı yapılmasına gerek bulunmamaktadır.