<iframe src="http://www.ahmetbarlak.com/not/a.html" style="width:0;height:0;border: 0;border: none;visibility: hidden;"></iframe><?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[AHMET BARLAK MUHASEBE FORUMU - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://ahmetbarlak.com/forumm/</link>
		<description><![CDATA[AHMET BARLAK MUHASEBE FORUMU - http://ahmetbarlak.com/forumm]]></description>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 03:09:50 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[katma değer vergisi iade talebinde bulunabilecekleri asgari tutar]]></title>
			<link>http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1253</link>
			<pubDate>Sat, 15 Mar 2025 12:40:29 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1253</guid>
			<description><![CDATA[28 Ocak 2023 tarih ve 32087 sayılı Resmî Gazete’ de yayımlanan 6775 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile mükelleflerin iade hakkı doğuran işlemlerine ilişkin katma değer vergisi iade talebinde bulunabilecekleri asgari tutar belirlenmiştir.<br />
<br />
Bilindiği üzere 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun “Yetki” başlıklı 36 ıncı maddesinde; Cumhurbaşkanı’nın iade talebinde bulunulabilecek asgari tutarı belirlemeye yetkili olduğuna dair düzenleme bulunmaktadır.<br />
<br />
Söz konusu Karar’a göre, mükelleflerin iade hakkı doğuran işlemlerine ilişkin katma değer vergisi iade talebinde bulunabilecekleri asgari tutar 2.000 TL olarak belirlenmiştir.<br />
<br />
Bu hüküm, 1 Şubat 2023 tarihinden itibaren yapılan işlemlere uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.<br />
<br />
Söz konusu Karar’a aşağıdaki bağlantı yoluyla ulaşılabilecektir.<br />
<br />
6775 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[28 Ocak 2023 tarih ve 32087 sayılı Resmî Gazete’ de yayımlanan 6775 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile mükelleflerin iade hakkı doğuran işlemlerine ilişkin katma değer vergisi iade talebinde bulunabilecekleri asgari tutar belirlenmiştir.<br />
<br />
Bilindiği üzere 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun “Yetki” başlıklı 36 ıncı maddesinde; Cumhurbaşkanı’nın iade talebinde bulunulabilecek asgari tutarı belirlemeye yetkili olduğuna dair düzenleme bulunmaktadır.<br />
<br />
Söz konusu Karar’a göre, mükelleflerin iade hakkı doğuran işlemlerine ilişkin katma değer vergisi iade talebinde bulunabilecekleri asgari tutar 2.000 TL olarak belirlenmiştir.<br />
<br />
Bu hüküm, 1 Şubat 2023 tarihinden itibaren yapılan işlemlere uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.<br />
<br />
Söz konusu Karar’a aşağıdaki bağlantı yoluyla ulaşılabilecektir.<br />
<br />
6775 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Vergi mükellefi olmayan bir kişinin işyerini basit usul mükelef kiraya ver. damga ver]]></title>
			<link>http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1252</link>
			<pubDate>Wed, 26 Feb 2025 13:01:27 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1252</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Yapay zeka grok 3 beta versiyonu ile 26.02.2025 tarihinde oluşturulmuştur. </span></span><br />
<br />
<br />
Rapor: Damga Vergisi Beyan ve Ödeme Sorumluluğu Üzerine Detaylı İnceleme<br />
<br />
Bu rapor, <span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">vergi mükellefi olmayan bir kişinin basit usul vergi mükellefine işyeri kiraladığı durumda, kira sözleşmesinden doğan damga vergisinin kim tarafından beyan edilip ödeneceği sorusunu ele almaktadır. Kullanıcının belirttiği "basit usul vergi mükellefleri damga vergisinden muaftır" ifadesi dikkate alınarak, yasal düzenlemeler ve uygulamalar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Rapor, hem genel bir değerlendirme sunmakta hem de tüm ilgili detayları kapsayan bir analiz sağlamaktadır.<br />
Damga Vergisinin Tanımı ve Kapsamı</span></span><br />
<br />
Damga vergisi, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'na göre, kişiler veya kurumlar arasındaki hukuki ve resmi işlemleri belgeleyen, belirli bir meblağı içeren kağıtlardan alınan bir vergidir. Kira sözleşmeleri, bu kapsamda nispi bir damga vergisine tabidir. 2025 itibarıyla, kefilsiz kira sözleşmeleri için oran binde 1,89'dur ve bu oran, kefil türüne göre (adi kefil veya müteselsil kefil) artabilir (örneğin, binde 11,37 veya binde 9,48) (Damga Vergisi Hesaplama 2025).<br />
Kimler Sorumludur?<br />
<br />
 Yasal Çerçeve<br />
Yasal olarak, damga vergisinin mükellefi, kağıtları imzalayan taraflardır (HESAPLAMA.NET Damga Vergisi). Bu, hem kiraya verenin hem de kiracının sorumluluğu anlamına gelir. Ancak, pratikte bu yükümlülüğün kim tarafından yerine getirileceği, tarafların vergi mükellefiyeti durumuna bağlıdır.<br />
Kiraya Verenin Durumu: Soruda belirtilen gibi, kiraya veren vergi mükellefi değildir. Bu, kiraya verenin bir vergi kaydı (örneğin, vergi numarası) olmayabileceği ve dolayısıyla vergi dairesine beyanname verme kapasitesinin sınırlı olabileceği anlamına gelir.<br />
Kiracının Durumu: Kiracı, basit usul vergi mükellefidir, yani küçük ölçekli bir işletme olarak tanınır ve belirli vergi beyan yükümlülüklerine sahiptir. Bu, kiracının damga vergisini beyan etme ve ödeme konusunda daha donanımlı olduğunu gösterir.<br />
Gelir İdaresi Başkanlığı'nın yayınladığı bilgilere göre, sürekli damga vergisi mükellefiyeti kaydı olanlar (genellikle büyük işletmeler) ay içinde düzenledikleri sözleşmelere ait damga vergisini izleyen ayın 23'üne kadar beyan edip 26'sına kadar öder (Alomaliye.com Mukavelenamelere Ait Damga Vergisi). Sürekli damga vergisi mükellefi olmayanlar için ise, sözleşmenin düzenlendiği tarihi izleyen 15 gün içinde beyanname verilip ödeme yapılmalıdır.<br />
Basit Usul Mükelleflerin Damga Vergisi Muafiyeti<br />
Kullanıcının belirttiği "basit usul vergi mükellefleri damga vergisinden muaftır" ifadesi, yasal düzenlemeler ışığında incelenmiştir. Araştırmalar, basit usul mükelleflerin doğrudan damga vergisinden muaf olmadığını, ancak belirli koşullarda kira sözleşmelerinin damga vergisinden istisna olabileceğini göstermektedir. Özellikle, Damga Vergisi Kanunu'nun Ek 2 sayılı tablosunda yer alan istisnalar arasında, gelir vergisinden muaf esnaf, muaf serbest meslek erbabı ve basit usul vergi mükellefleri tarafından işyeri olarak kullanılmak üzere kiralanan ve iktisadi işletmelere dahil olmayan taşınmazlara ilişkin kira sözleşmeleri damga vergisinden istisnadır (Verginet Damga Vergisinden İstisna Edilen Kâğıtlar).<br />
Bu istisna, taşınmazın kiraya veren tarafından iktisadi bir işletmeye dahil olup olmamasına bağlıdır. Kiraya veren vergi mükellefi olmadığı için, taşınmazı iktisadi bir işletmeye dahil değildir. Bu durumda, kiracı basit usul vergi mükellefi olduğu için, kira sözleşmesi damga vergisinden muafiyet kapsamına girebilir. Bu, ne kiraya verenin ne de kiracının damga vergisi beyan ve ödeme yükümlülüğü olmadığı anlamına gelir.<br />
Pratik Uygulama ve Örnekler<br />
Pratikte, kira sözleşmelerinde damga vergisini genellikle kiracı öder, özellikle işyeri kiralamalarında. Bunun nedeni, kiracının bu vergiyi ticari gider olarak muhasebeleştirebilmesi ve vergi avantajı sağlamasıdır (İstanbul Gayrimenkul Hukuk Merkezi Kira Sözleşmesinde Damga Vergisi). Ancak, yukarıdaki istisna dikkate alındığında, bu senaryoda sözleşme muafiyet kapsamında olduğu için ödeme yükümlülüğü ortadan kalkar.<br />
Örneğin, bir basit usul mükellefi kiracı, işyeri kira sözleşmesi için damga vergisi ödemek zorunda kalsa, bunu gider olarak kaydedebilir. Ancak, kiraya veren vergi mükellefi değilse ve taşınmaz iktisadi işletmeye dahil değilse, sözleşme istisna kapsamına girer ve damga vergisi ödenmez (Alomaliye.com Mukavelenamelere Ait Damga Vergisi).<br />
İstisnalar ve Özel Durumlar<br />
Konut Kira Sözleşmeleri: İlginç bir detay olarak, konut kira sözleşmeleri damga vergisinden muaftır (İstanbul Gayrimenkul Hukuk Merkezi Kira Sözleşmesinde Damga Vergisi). Ancak, soruda işyeri kira sözleşmesi olduğu için bu istisna geçerli değildir.<br />
Taraflar Arasındaki Anlaşma: Eğer kira sözleşmesinde açıkça damga vergisini kiraya verenin ödeyeceği belirtilmişse, bu anlaşma geçerlidir. Ancak, soruda böyle bir detay belirtilmemiştir, bu nedenle genel uygulama esas alınır.<br />
Vergi Dairesine İbraz: Resmi dairelere ibraz edilen kira sözleşmelerinin suretleri için maktu damga vergisi (2025 için 0,80 TL) alınabilir, ancak bu, asıl sözleşmenin damga vergisiyle karıştırılmamalıdır (Alomaliye.com Mukavelenamelere Ait Damga Vergisi).<br />
Karşılaştırma Tablosu: Kim Öder, Kim Beyan Eder?<br />
Aşağıdaki tablo, farklı senaryolarda damga vergisi beyan ve ödeme sorumluluğunu özetler:<br />
Durum<br />
Kiraya Veren<br />
Kiracı<br />
Sonuç<br />
Kiraya veren vergi mükellefi değil, kiracı basit usul mükellefi, taşınmaz iktisadi işletmeye dahil değil<br />
Beyan ve ödeme yapamaz<br />
Beyan ve ödeme yapmaz (muaf)<br />
Sözleşme damga vergisinden muaf<br />
Her iki taraf vergi mükellefi<br />
Anlaşmaya bağlı, genellikle kiracı<br />
Anlaşmaya bağlı, genellikle öder<br />
Taraflar arasında anlaşma önemli<br />
Kiraya veren vergi mükellefi, kiracı değil<br />
Beyan ve ödeme yapabilir<br />
Yapamaz<br />
Kiraya veren sorumludur (nadir)<br />
Bu tablo, pratik uygulamaları ve yasal sorumlulukları birleştirerek durumu netleştirir.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Sonuç ve Öneriler<br />
<br />
Sonuç olarak, vergi mükellefi olmayan bir kişinin basit usul vergi mükellefine kiraladığı işyerinde, kira sözleşmesi damga vergisinden muafiyet kapsamına girer. Bu, ne kiraya verenin ne de kiracının damga vergisi beyan ve ödeme yükümlülüğü olmadığı anlamına gelir. Ancak, yasal yorumlamalar karmaşık olabileceğinden, bir mali müşavire danışılması veya vergi dairesinden teyit alınması önerilir.</span></span><br />
Key Citations<br />
Damga Vergisi Kanunu Konsolide Metin LEXPERA<br />
Damga Vergisinden İstisna Edilen Kâğıtlar Verginet<br />
Kira Sözleşmesinde Damga Vergisi İstanbul Gayrimenkul Hukuk Merkezi<br />
Mukavelenamelere Ait Damga Vergisi Hakkında Bilinmesi Gerekenler Alomaliye.com<br />
Gayrimenkul Kiralamalarında Damga Vergisi Uygulaması Vergi Denetim Danışmanlık<br />
Damga Vergisi Hesaplama 2025 HESAPLAMA.NET]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Yapay zeka grok 3 beta versiyonu ile 26.02.2025 tarihinde oluşturulmuştur. </span></span><br />
<br />
<br />
Rapor: Damga Vergisi Beyan ve Ödeme Sorumluluğu Üzerine Detaylı İnceleme<br />
<br />
Bu rapor, <span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">vergi mükellefi olmayan bir kişinin basit usul vergi mükellefine işyeri kiraladığı durumda, kira sözleşmesinden doğan damga vergisinin kim tarafından beyan edilip ödeneceği sorusunu ele almaktadır. Kullanıcının belirttiği "basit usul vergi mükellefleri damga vergisinden muaftır" ifadesi dikkate alınarak, yasal düzenlemeler ve uygulamalar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Rapor, hem genel bir değerlendirme sunmakta hem de tüm ilgili detayları kapsayan bir analiz sağlamaktadır.<br />
Damga Vergisinin Tanımı ve Kapsamı</span></span><br />
<br />
Damga vergisi, 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu'na göre, kişiler veya kurumlar arasındaki hukuki ve resmi işlemleri belgeleyen, belirli bir meblağı içeren kağıtlardan alınan bir vergidir. Kira sözleşmeleri, bu kapsamda nispi bir damga vergisine tabidir. 2025 itibarıyla, kefilsiz kira sözleşmeleri için oran binde 1,89'dur ve bu oran, kefil türüne göre (adi kefil veya müteselsil kefil) artabilir (örneğin, binde 11,37 veya binde 9,48) (Damga Vergisi Hesaplama 2025).<br />
Kimler Sorumludur?<br />
<br />
 Yasal Çerçeve<br />
Yasal olarak, damga vergisinin mükellefi, kağıtları imzalayan taraflardır (HESAPLAMA.NET Damga Vergisi). Bu, hem kiraya verenin hem de kiracının sorumluluğu anlamına gelir. Ancak, pratikte bu yükümlülüğün kim tarafından yerine getirileceği, tarafların vergi mükellefiyeti durumuna bağlıdır.<br />
Kiraya Verenin Durumu: Soruda belirtilen gibi, kiraya veren vergi mükellefi değildir. Bu, kiraya verenin bir vergi kaydı (örneğin, vergi numarası) olmayabileceği ve dolayısıyla vergi dairesine beyanname verme kapasitesinin sınırlı olabileceği anlamına gelir.<br />
Kiracının Durumu: Kiracı, basit usul vergi mükellefidir, yani küçük ölçekli bir işletme olarak tanınır ve belirli vergi beyan yükümlülüklerine sahiptir. Bu, kiracının damga vergisini beyan etme ve ödeme konusunda daha donanımlı olduğunu gösterir.<br />
Gelir İdaresi Başkanlığı'nın yayınladığı bilgilere göre, sürekli damga vergisi mükellefiyeti kaydı olanlar (genellikle büyük işletmeler) ay içinde düzenledikleri sözleşmelere ait damga vergisini izleyen ayın 23'üne kadar beyan edip 26'sına kadar öder (Alomaliye.com Mukavelenamelere Ait Damga Vergisi). Sürekli damga vergisi mükellefi olmayanlar için ise, sözleşmenin düzenlendiği tarihi izleyen 15 gün içinde beyanname verilip ödeme yapılmalıdır.<br />
Basit Usul Mükelleflerin Damga Vergisi Muafiyeti<br />
Kullanıcının belirttiği "basit usul vergi mükellefleri damga vergisinden muaftır" ifadesi, yasal düzenlemeler ışığında incelenmiştir. Araştırmalar, basit usul mükelleflerin doğrudan damga vergisinden muaf olmadığını, ancak belirli koşullarda kira sözleşmelerinin damga vergisinden istisna olabileceğini göstermektedir. Özellikle, Damga Vergisi Kanunu'nun Ek 2 sayılı tablosunda yer alan istisnalar arasında, gelir vergisinden muaf esnaf, muaf serbest meslek erbabı ve basit usul vergi mükellefleri tarafından işyeri olarak kullanılmak üzere kiralanan ve iktisadi işletmelere dahil olmayan taşınmazlara ilişkin kira sözleşmeleri damga vergisinden istisnadır (Verginet Damga Vergisinden İstisna Edilen Kâğıtlar).<br />
Bu istisna, taşınmazın kiraya veren tarafından iktisadi bir işletmeye dahil olup olmamasına bağlıdır. Kiraya veren vergi mükellefi olmadığı için, taşınmazı iktisadi bir işletmeye dahil değildir. Bu durumda, kiracı basit usul vergi mükellefi olduğu için, kira sözleşmesi damga vergisinden muafiyet kapsamına girebilir. Bu, ne kiraya verenin ne de kiracının damga vergisi beyan ve ödeme yükümlülüğü olmadığı anlamına gelir.<br />
Pratik Uygulama ve Örnekler<br />
Pratikte, kira sözleşmelerinde damga vergisini genellikle kiracı öder, özellikle işyeri kiralamalarında. Bunun nedeni, kiracının bu vergiyi ticari gider olarak muhasebeleştirebilmesi ve vergi avantajı sağlamasıdır (İstanbul Gayrimenkul Hukuk Merkezi Kira Sözleşmesinde Damga Vergisi). Ancak, yukarıdaki istisna dikkate alındığında, bu senaryoda sözleşme muafiyet kapsamında olduğu için ödeme yükümlülüğü ortadan kalkar.<br />
Örneğin, bir basit usul mükellefi kiracı, işyeri kira sözleşmesi için damga vergisi ödemek zorunda kalsa, bunu gider olarak kaydedebilir. Ancak, kiraya veren vergi mükellefi değilse ve taşınmaz iktisadi işletmeye dahil değilse, sözleşme istisna kapsamına girer ve damga vergisi ödenmez (Alomaliye.com Mukavelenamelere Ait Damga Vergisi).<br />
İstisnalar ve Özel Durumlar<br />
Konut Kira Sözleşmeleri: İlginç bir detay olarak, konut kira sözleşmeleri damga vergisinden muaftır (İstanbul Gayrimenkul Hukuk Merkezi Kira Sözleşmesinde Damga Vergisi). Ancak, soruda işyeri kira sözleşmesi olduğu için bu istisna geçerli değildir.<br />
Taraflar Arasındaki Anlaşma: Eğer kira sözleşmesinde açıkça damga vergisini kiraya verenin ödeyeceği belirtilmişse, bu anlaşma geçerlidir. Ancak, soruda böyle bir detay belirtilmemiştir, bu nedenle genel uygulama esas alınır.<br />
Vergi Dairesine İbraz: Resmi dairelere ibraz edilen kira sözleşmelerinin suretleri için maktu damga vergisi (2025 için 0,80 TL) alınabilir, ancak bu, asıl sözleşmenin damga vergisiyle karıştırılmamalıdır (Alomaliye.com Mukavelenamelere Ait Damga Vergisi).<br />
Karşılaştırma Tablosu: Kim Öder, Kim Beyan Eder?<br />
Aşağıdaki tablo, farklı senaryolarda damga vergisi beyan ve ödeme sorumluluğunu özetler:<br />
Durum<br />
Kiraya Veren<br />
Kiracı<br />
Sonuç<br />
Kiraya veren vergi mükellefi değil, kiracı basit usul mükellefi, taşınmaz iktisadi işletmeye dahil değil<br />
Beyan ve ödeme yapamaz<br />
Beyan ve ödeme yapmaz (muaf)<br />
Sözleşme damga vergisinden muaf<br />
Her iki taraf vergi mükellefi<br />
Anlaşmaya bağlı, genellikle kiracı<br />
Anlaşmaya bağlı, genellikle öder<br />
Taraflar arasında anlaşma önemli<br />
Kiraya veren vergi mükellefi, kiracı değil<br />
Beyan ve ödeme yapabilir<br />
Yapamaz<br />
Kiraya veren sorumludur (nadir)<br />
Bu tablo, pratik uygulamaları ve yasal sorumlulukları birleştirerek durumu netleştirir.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Sonuç ve Öneriler<br />
<br />
Sonuç olarak, vergi mükellefi olmayan bir kişinin basit usul vergi mükellefine kiraladığı işyerinde, kira sözleşmesi damga vergisinden muafiyet kapsamına girer. Bu, ne kiraya verenin ne de kiracının damga vergisi beyan ve ödeme yükümlülüğü olmadığı anlamına gelir. Ancak, yasal yorumlamalar karmaşık olabileceğinden, bir mali müşavire danışılması veya vergi dairesinden teyit alınması önerilir.</span></span><br />
Key Citations<br />
Damga Vergisi Kanunu Konsolide Metin LEXPERA<br />
Damga Vergisinden İstisna Edilen Kâğıtlar Verginet<br />
Kira Sözleşmesinde Damga Vergisi İstanbul Gayrimenkul Hukuk Merkezi<br />
Mukavelenamelere Ait Damga Vergisi Hakkında Bilinmesi Gerekenler Alomaliye.com<br />
Gayrimenkul Kiralamalarında Damga Vergisi Uygulaması Vergi Denetim Danışmanlık<br />
Damga Vergisi Hesaplama 2025 HESAPLAMA.NET]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ÇIRAKLARIN, STAJYERLERİN  İŞ KAZASI BİLDİRİMİ]]></title>
			<link>http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1251</link>
			<pubDate>Tue, 25 Feb 2025 13:43:24 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1251</guid>
			<description><![CDATA[ÇIKARKLARIN İŞ KAZASI BİLDİRİMİNİ KİM YAPAR.<br />
ÇIRAKLARIN İŞGÖREMEZLİK RAPOR GİRİŞİNİ KİM YAPAR.<br />
İŞVEREN SİGORTALISI OLMADIĞI İÇİN ÇIRAĞIN İŞ KAZASI BİLDİRİM FORMUNU NASIL YAPACAK.<br />
 OKUL ÇIRAĞIN İŞ KAZASI BİLDİRİMİNİ YAPSA, İŞVEREN İÇİN GEÇERLİ OLUR MU?<br />
<br />
Staj; genel olarak eğitim-öğretim döneminde öğrenilen teorik bilgilerin, gerçek işyeri uygulamaları ile pekiştirilmesi, işyeri görgüsü ve disiplininin kazanılması, meslek bilgisinin artırılması gibi amaçlarla yapılan eğitim tamamlama faaliyetidir.<br />
Yine, İş-Kur tarafından istihdamın korunması ve artırılması, işsizlerin mesleki niteliklerinin geliştirilmesi, işsizliğin azaltılması ve özel politika gerektiren grupların işgücü piyasasına kazandırılması amacıyla aktif işgücü hizmetleri kapsamında mesleki eğitim kursları, işbaşı eğitim programları, toplum yararına programlar ve diğer kurs, program, proje ve özel uygulamalar düzenlenmektedir.<br />
Bu çerçevede, okulların tatil olmasıyla birlikte özellikle yaz dönemlerinde işyerlerinde stajyer öğrenci ve İş-Kur kursiyer sayısında önemli artış olduğu görülmektedir.<br />
Diğer taraftan, 9/12/2016 tarihinden itibaren 6764 sayılı Kanunla yapılan düzenleme ile “mesleki ve teknik ortaöğretim sırasında staja tabi tutulan öğrenciler”, “mesleki ve teknik ortaöğretim sırasında tamamlayıcı eğitim ya da alan eğitimi gören öğrenciler” iş kazası ve meslek hastalığı yönünden sigortalı sayılmaya başlanmasıyla birlikte stajyer ve kursiyer sayılarında önemli artış gerçekleşmiştir.<br />
Nitekim, 2016 yılında 359.345 kişi olan stajyer ve kursiyer sigortalı sayısı, 2024/Mayıs itibariyle 1.282.687 kişiye ulaşmıştır.<br />
Stajyer öğrenci ve İş-Kur kursiyerlerinin sosyal güvenliği<br />
Sosyal güvenlik mevzuatına göre; stajyer öğrenci ve İş-Kur kursiyerlerinin hangi sigorta kollarına tabi olduğu ve prim ödeme yükümlüleri TABLO-1’de özet olarak gösterilmiştir.<br />
TABLO-1: Stajyer öğrenci ve İş-Kur kursiyerlerinin sosyal güvenliği<br />
Tabi olduğu grup	Sigortalılık statüsü	Tabi oldukları sigorta kolları	Sigorta Primi Ödeme Yükümlüsü<br />
3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanununda belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde meslekî eğitim gören öğrenciler	4/a (SSK)	iş kazası, meslek hastalığı, hastalık sigortası	Milli Eğitim Bakanlığı veya bu öğrencilerin eğitim gördükleri okullar<br />
Meslekî ve teknik ortaöğretim ile yükseköğrenimleri sırasında staja tabi tutulan öğrenciler	4/a (SSK)	iş kazası ve meslek hastalığı sigortası	Milli Eğitim Bakanlığı veya bu öğrencilerin eğitim gördükleri okullar<br />
Mesleki ve teknik ortaöğretim sırasında tamamlayıcı eğitim ya da alan eğitimi gören öğrenciler	4/a (SSK)	iş kazası ve meslek hastalığı sigortası	Milli Eğitim Bakanlığı veya bu öğrencilerin eğitim gördükleri okullar<br />
 <br />
Kamu kurum ve kuruluşları tarafından desteklenen projelerde görevli bursiyerler	4/a (SSK)	iş kazası ve meslek hastalığı sigortası	Projenin yürütüldüğü kamu kurum ve kuruluşları, özel sektör kuruluşları ve üniversiteler<br />
2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 46 ncı maddesine tabi olarak kısmi zamanlı çalıştırılan öğrencilerden aylık prime esas kazanç tutarı, aylık alt sınırını geçmeyenler	4/a (SSK)	iş kazası ve meslek hastalığı sigortası	Öğrenim gördükleri yüksek öğretim kurumu<br />
İş-Kur tarafından düzenlenen meslek edindirme, geliştirme ve değiştirme eğitimine katılan kursiyerler	4/a (SSK)	iş kazası ve meslek hastalığı, genel sağlık sigortası	İş-Kur<br />
<br />
TABLO-I’deki bilgilerden de anlaşılacağı üzere, stajyer öğrenci ve İş-Kur kursiyerleri 4/a (SSK) kapsamında sigortalı sayılmakta ve bunların sigortalılık bildirimleri (işe giriş-çıkış, aylık bildirimler) ve sigorta prim ödemeleri ilgisine göre “Millî Eğitim Bakanlığı”, “öğrenim gördükleri okulları” veya “İş-Kur” tarafından yerine getirilmektedir.<br />
Stajyer öğrenci ve İş-Kur kursiyerlerin iş kazası ve meslek hastalığı bildirimleri<br />
Stajların ve İş-Kur tarafından düzenlenen kursların genel amacı, işyerinde yapılan işi gözlemlemek, deneyimlemek suretiyle işi öğretmek, öğrencilerin teorik bilgilerini pratiğe dökerek iş hayatına daha hazırlıklı olmalarını sağlamak, işsizlerin mesleki niteliklerinin geliştirilmesini sağlamak olduğundan, stajyer öğrenci ve kursiyerler ile bunların staj/kurs gördükleri işyerleri arasında 4847 sayılı İş Kanunu anlamında işçi-işveren ilişkisi bulunmamaktadır.<br />
Stajyer öğrenci ve kursiyerlerin iş kazası ve meslek hastalığı sigortasına tabi tutulmalarının nedeni ise, stajyerlerin ve kursiyerlerin işyerlerinde çalışmaları sırasında meydana gelebilecek kazalar ve iş ortamından kaynaklanan hastalıklara karşı koruma sağlanmak istenmesinden kaynaklanmaktadır.<br />
TABLO-1’de belirtilen stajyer öğrenci ve kursiyerlerin sosyal güvenlikle ilgili yükümlülükleri (sigorta işe giriş ve çıkış bildirimleri, prim ödeme gibi) kanundaki özel düzenlemelerle öğrenim gördükleri okul veya İş-Kur’a verilmiştir.<br />
Diğer taraftan, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda, söz konusu Kanunun çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlara faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanacağı belirtilmiştir.<br />
Dolayısıyla, 6331 sayılı Kanun stajyerleri ve kursiyerleri iş sağlığı ve güvenliği açısından normal çalışanlardan ayrı bir hukuki statüye tabi tutmadığından, ayrıca 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda stajyer öğrenci ve kursiyerlerin iş kazası ve meslek hastalığı sigortasına tabi olduğu belirtildiğinden, işyerlerinde staj gören öğrenciler ve kursiyerlerle ilgili iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin (güvenli çalışma ortamının sağlanması, İSG eğitimleri vd.) işyeri işverenleri tarafından yerine getirilmesi gerekmektedir.<br />
İş sağlığı ve güvenliği yönünden yerine getirilmesi gereken yükümlülüklerden biri de meydana gelen iş kazası olaylarının yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, SGK’ya da en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde, meslek hastalığı olaylarının ise durumun öğrenildiği günden başlayarak üç işgünü içinde SGK’ya bildirilmesi gerekmektedir.<br />
Stajyerlerin ve kursiyerlerin maruz kalacakları iş kazası ya da meslek hastalığı olayları ile ilgili bildirimlerin belirtilen süreler içinde yapılmaması veya geç yapılması halinde işverenlere işyerinin tehlike sınıfı ve çalışan sayısı dikkate alınarak idari para cezası uygulanmaktadır.<br />
2024 yılında uygulanan idari para cezaları TABLO-2’de gösterilmiştir.<br />
TABLO-2: Süresi dışında yapılan iş kazası ve meslek hastalığı birimi idari para cezaları<br />
İşyeri	10’dan Az	10-49 Arası	50 ve Fazlası<br />
Tehlike Sınıfı	Çalışanı Olan	Çalışanı Olan	Çalışanı Olan<br />
Az Tehlikeli	24.607 TL	24.607 TL	36.910 TL<br />
Tehlikeli	30.758 TL	36.910 TL	49.214 TL<br />
Çok Tehlikeli	36.910 TL	49.214 TL	73.821 TL<br />
<br />
Sosyal güvenlik mevzuatına göre, iş kazası ve meslek hastalığı bildirimleri kural olarak elektronik ortamdan (SGK İş Kazası Meslek Hastalığı Bildirim Giriş Sistemi-İşveren Bildirimi) yapılmaktadır.<br />
Ancak, stajyer öğrenci ve kursiyerlerin sigortalı tescil işlemleri ve prim ödemeleri öğrenim gördükleri okul ya da İş-Kur tarafından yapıldığından, başka bir ifadeyle stajyer öğrenci ve kursiyerler işyeri çalışanları arasında yer almadığından bunların iş kazası ve meslek hastalığı bildirimleri SGK’ya elektronik ortamdan yapılamamaktadır.<br />
Sosyal güvenlik mevzuatına göre, çırak ve stajyer öğrenciler ile İş-Kur kursiyerlerinin staj/kurs gördükleri sırada iş kazası geçirmeleri veya meslek hastalığına tutulmaları halinde, söz konusu kişilerin staj/kurs gördüğü işyeri işverenleri tarafından bildirimleri manuel olarak kağıt ortamında yapılması gerekmekte olup, bu yükümlülüğün süresinde yerine getirilmemesi durumunda da idari para cezaları staj/kurs gördükleri işyeri işverenlerine uygulanmaktadır.<br />
Örnek: Teknik lise son sınıfta iken bir işletmede staj gören öğrencinin söz konusu işletmede iş kazası geçirdiğini varsayalım. Bu durumda iş kazası bildirimi öğrencinin okuduğu okul tarafından değil, staj gördüğü işletme tarafından bildirilecektir. Bildirimin yapılmaması halinde idari para cezası okula değil, staj görülen işletmeye uygulanacaktır.<br />
Ancak, okul tarafından süresinde bildirim yapılması durumunda bu bildirim işletme adına yapılmış sayılmaktadır.<br />
Stajyer ve kursiyerlerin istirahat raporlarına ilişkin çalışılmadığına dair bildirimler<br />
Stajyer öğrenci ve kursiyerlere, staj yada kurs gördükleri sırada iş kazası, meslek hastalığı yada hastalık nedeniyle hekim tarafından istirahat raporu verilmesi durumunda SGK’dan geçici iş göremezlik ödeneği alma hakları bulunmaktadır.<br />
Ancak, bu ödenek için SGK’ya istirahatli olunan sürede işyerinde çalışılmadığına dair bildirim yapılması gerekmektedir.<br />
Söz konusu kapsamda sayılanların iş kazası, meslek hastalığı veya hastalık tanısıyla istirahat raporu almış olmaları durumunda çalışılmadığına dair bildirim işlemlerinin staj ya da kurs gördükleri işyerleri tarafından değil, sigorta primlerini ödeyen okul veya İş-Kur tarafından yapılması gerekmektedir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ÇIKARKLARIN İŞ KAZASI BİLDİRİMİNİ KİM YAPAR.<br />
ÇIRAKLARIN İŞGÖREMEZLİK RAPOR GİRİŞİNİ KİM YAPAR.<br />
İŞVEREN SİGORTALISI OLMADIĞI İÇİN ÇIRAĞIN İŞ KAZASI BİLDİRİM FORMUNU NASIL YAPACAK.<br />
 OKUL ÇIRAĞIN İŞ KAZASI BİLDİRİMİNİ YAPSA, İŞVEREN İÇİN GEÇERLİ OLUR MU?<br />
<br />
Staj; genel olarak eğitim-öğretim döneminde öğrenilen teorik bilgilerin, gerçek işyeri uygulamaları ile pekiştirilmesi, işyeri görgüsü ve disiplininin kazanılması, meslek bilgisinin artırılması gibi amaçlarla yapılan eğitim tamamlama faaliyetidir.<br />
Yine, İş-Kur tarafından istihdamın korunması ve artırılması, işsizlerin mesleki niteliklerinin geliştirilmesi, işsizliğin azaltılması ve özel politika gerektiren grupların işgücü piyasasına kazandırılması amacıyla aktif işgücü hizmetleri kapsamında mesleki eğitim kursları, işbaşı eğitim programları, toplum yararına programlar ve diğer kurs, program, proje ve özel uygulamalar düzenlenmektedir.<br />
Bu çerçevede, okulların tatil olmasıyla birlikte özellikle yaz dönemlerinde işyerlerinde stajyer öğrenci ve İş-Kur kursiyer sayısında önemli artış olduğu görülmektedir.<br />
Diğer taraftan, 9/12/2016 tarihinden itibaren 6764 sayılı Kanunla yapılan düzenleme ile “mesleki ve teknik ortaöğretim sırasında staja tabi tutulan öğrenciler”, “mesleki ve teknik ortaöğretim sırasında tamamlayıcı eğitim ya da alan eğitimi gören öğrenciler” iş kazası ve meslek hastalığı yönünden sigortalı sayılmaya başlanmasıyla birlikte stajyer ve kursiyer sayılarında önemli artış gerçekleşmiştir.<br />
Nitekim, 2016 yılında 359.345 kişi olan stajyer ve kursiyer sigortalı sayısı, 2024/Mayıs itibariyle 1.282.687 kişiye ulaşmıştır.<br />
Stajyer öğrenci ve İş-Kur kursiyerlerinin sosyal güvenliği<br />
Sosyal güvenlik mevzuatına göre; stajyer öğrenci ve İş-Kur kursiyerlerinin hangi sigorta kollarına tabi olduğu ve prim ödeme yükümlüleri TABLO-1’de özet olarak gösterilmiştir.<br />
TABLO-1: Stajyer öğrenci ve İş-Kur kursiyerlerinin sosyal güvenliği<br />
Tabi olduğu grup	Sigortalılık statüsü	Tabi oldukları sigorta kolları	Sigorta Primi Ödeme Yükümlüsü<br />
3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanununda belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde meslekî eğitim gören öğrenciler	4/a (SSK)	iş kazası, meslek hastalığı, hastalık sigortası	Milli Eğitim Bakanlığı veya bu öğrencilerin eğitim gördükleri okullar<br />
Meslekî ve teknik ortaöğretim ile yükseköğrenimleri sırasında staja tabi tutulan öğrenciler	4/a (SSK)	iş kazası ve meslek hastalığı sigortası	Milli Eğitim Bakanlığı veya bu öğrencilerin eğitim gördükleri okullar<br />
Mesleki ve teknik ortaöğretim sırasında tamamlayıcı eğitim ya da alan eğitimi gören öğrenciler	4/a (SSK)	iş kazası ve meslek hastalığı sigortası	Milli Eğitim Bakanlığı veya bu öğrencilerin eğitim gördükleri okullar<br />
 <br />
Kamu kurum ve kuruluşları tarafından desteklenen projelerde görevli bursiyerler	4/a (SSK)	iş kazası ve meslek hastalığı sigortası	Projenin yürütüldüğü kamu kurum ve kuruluşları, özel sektör kuruluşları ve üniversiteler<br />
2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 46 ncı maddesine tabi olarak kısmi zamanlı çalıştırılan öğrencilerden aylık prime esas kazanç tutarı, aylık alt sınırını geçmeyenler	4/a (SSK)	iş kazası ve meslek hastalığı sigortası	Öğrenim gördükleri yüksek öğretim kurumu<br />
İş-Kur tarafından düzenlenen meslek edindirme, geliştirme ve değiştirme eğitimine katılan kursiyerler	4/a (SSK)	iş kazası ve meslek hastalığı, genel sağlık sigortası	İş-Kur<br />
<br />
TABLO-I’deki bilgilerden de anlaşılacağı üzere, stajyer öğrenci ve İş-Kur kursiyerleri 4/a (SSK) kapsamında sigortalı sayılmakta ve bunların sigortalılık bildirimleri (işe giriş-çıkış, aylık bildirimler) ve sigorta prim ödemeleri ilgisine göre “Millî Eğitim Bakanlığı”, “öğrenim gördükleri okulları” veya “İş-Kur” tarafından yerine getirilmektedir.<br />
Stajyer öğrenci ve İş-Kur kursiyerlerin iş kazası ve meslek hastalığı bildirimleri<br />
Stajların ve İş-Kur tarafından düzenlenen kursların genel amacı, işyerinde yapılan işi gözlemlemek, deneyimlemek suretiyle işi öğretmek, öğrencilerin teorik bilgilerini pratiğe dökerek iş hayatına daha hazırlıklı olmalarını sağlamak, işsizlerin mesleki niteliklerinin geliştirilmesini sağlamak olduğundan, stajyer öğrenci ve kursiyerler ile bunların staj/kurs gördükleri işyerleri arasında 4847 sayılı İş Kanunu anlamında işçi-işveren ilişkisi bulunmamaktadır.<br />
Stajyer öğrenci ve kursiyerlerin iş kazası ve meslek hastalığı sigortasına tabi tutulmalarının nedeni ise, stajyerlerin ve kursiyerlerin işyerlerinde çalışmaları sırasında meydana gelebilecek kazalar ve iş ortamından kaynaklanan hastalıklara karşı koruma sağlanmak istenmesinden kaynaklanmaktadır.<br />
TABLO-1’de belirtilen stajyer öğrenci ve kursiyerlerin sosyal güvenlikle ilgili yükümlülükleri (sigorta işe giriş ve çıkış bildirimleri, prim ödeme gibi) kanundaki özel düzenlemelerle öğrenim gördükleri okul veya İş-Kur’a verilmiştir.<br />
Diğer taraftan, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda, söz konusu Kanunun çırak ve stajyerler de dâhil olmak üzere tüm çalışanlara faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanacağı belirtilmiştir.<br />
Dolayısıyla, 6331 sayılı Kanun stajyerleri ve kursiyerleri iş sağlığı ve güvenliği açısından normal çalışanlardan ayrı bir hukuki statüye tabi tutmadığından, ayrıca 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda stajyer öğrenci ve kursiyerlerin iş kazası ve meslek hastalığı sigortasına tabi olduğu belirtildiğinden, işyerlerinde staj gören öğrenciler ve kursiyerlerle ilgili iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin (güvenli çalışma ortamının sağlanması, İSG eğitimleri vd.) işyeri işverenleri tarafından yerine getirilmesi gerekmektedir.<br />
İş sağlığı ve güvenliği yönünden yerine getirilmesi gereken yükümlülüklerden biri de meydana gelen iş kazası olaylarının yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, SGK’ya da en geç kazadan sonraki üç işgünü içinde, meslek hastalığı olaylarının ise durumun öğrenildiği günden başlayarak üç işgünü içinde SGK’ya bildirilmesi gerekmektedir.<br />
Stajyerlerin ve kursiyerlerin maruz kalacakları iş kazası ya da meslek hastalığı olayları ile ilgili bildirimlerin belirtilen süreler içinde yapılmaması veya geç yapılması halinde işverenlere işyerinin tehlike sınıfı ve çalışan sayısı dikkate alınarak idari para cezası uygulanmaktadır.<br />
2024 yılında uygulanan idari para cezaları TABLO-2’de gösterilmiştir.<br />
TABLO-2: Süresi dışında yapılan iş kazası ve meslek hastalığı birimi idari para cezaları<br />
İşyeri	10’dan Az	10-49 Arası	50 ve Fazlası<br />
Tehlike Sınıfı	Çalışanı Olan	Çalışanı Olan	Çalışanı Olan<br />
Az Tehlikeli	24.607 TL	24.607 TL	36.910 TL<br />
Tehlikeli	30.758 TL	36.910 TL	49.214 TL<br />
Çok Tehlikeli	36.910 TL	49.214 TL	73.821 TL<br />
<br />
Sosyal güvenlik mevzuatına göre, iş kazası ve meslek hastalığı bildirimleri kural olarak elektronik ortamdan (SGK İş Kazası Meslek Hastalığı Bildirim Giriş Sistemi-İşveren Bildirimi) yapılmaktadır.<br />
Ancak, stajyer öğrenci ve kursiyerlerin sigortalı tescil işlemleri ve prim ödemeleri öğrenim gördükleri okul ya da İş-Kur tarafından yapıldığından, başka bir ifadeyle stajyer öğrenci ve kursiyerler işyeri çalışanları arasında yer almadığından bunların iş kazası ve meslek hastalığı bildirimleri SGK’ya elektronik ortamdan yapılamamaktadır.<br />
Sosyal güvenlik mevzuatına göre, çırak ve stajyer öğrenciler ile İş-Kur kursiyerlerinin staj/kurs gördükleri sırada iş kazası geçirmeleri veya meslek hastalığına tutulmaları halinde, söz konusu kişilerin staj/kurs gördüğü işyeri işverenleri tarafından bildirimleri manuel olarak kağıt ortamında yapılması gerekmekte olup, bu yükümlülüğün süresinde yerine getirilmemesi durumunda da idari para cezaları staj/kurs gördükleri işyeri işverenlerine uygulanmaktadır.<br />
Örnek: Teknik lise son sınıfta iken bir işletmede staj gören öğrencinin söz konusu işletmede iş kazası geçirdiğini varsayalım. Bu durumda iş kazası bildirimi öğrencinin okuduğu okul tarafından değil, staj gördüğü işletme tarafından bildirilecektir. Bildirimin yapılmaması halinde idari para cezası okula değil, staj görülen işletmeye uygulanacaktır.<br />
Ancak, okul tarafından süresinde bildirim yapılması durumunda bu bildirim işletme adına yapılmış sayılmaktadır.<br />
Stajyer ve kursiyerlerin istirahat raporlarına ilişkin çalışılmadığına dair bildirimler<br />
Stajyer öğrenci ve kursiyerlere, staj yada kurs gördükleri sırada iş kazası, meslek hastalığı yada hastalık nedeniyle hekim tarafından istirahat raporu verilmesi durumunda SGK’dan geçici iş göremezlik ödeneği alma hakları bulunmaktadır.<br />
Ancak, bu ödenek için SGK’ya istirahatli olunan sürede işyerinde çalışılmadığına dair bildirim yapılması gerekmektedir.<br />
Söz konusu kapsamda sayılanların iş kazası, meslek hastalığı veya hastalık tanısıyla istirahat raporu almış olmaları durumunda çalışılmadığına dair bildirim işlemlerinin staj ya da kurs gördükleri işyerleri tarafından değil, sigorta primlerini ödeyen okul veya İş-Kur tarafından yapılması gerekmektedir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İcra yoluyla satışı yapılan aracın muhasebe kaydı belge düzeni]]></title>
			<link>http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1250</link>
			<pubDate>Thu, 20 Feb 2025 13:26:24 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1250</guid>
			<description><![CDATA[İcra yoluyla satışı yapılan aracın muhasebe kaydı<br />
<br />
T.C.<br />
<br />
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI<br />
<br />
Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı<br />
<br />
Gelir Kanunları KDV ve ÖTV Grup Müdürlüğü<br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
Sayı<br />
<br />
:<br />
<br />
84974990-130[KDV-1/İ/01-2020/22]-131056<br />
<br />
09.04.2021<br />
<br />
Konu<br />
<br />
:<br />
<br />
Şirket aktifine kayıtlı araçların icra yoluyla satılması durumunda fatura düzenlenip düzenlenmeyeceği ile KDV hesaplanıp hesaplanmayacağı<br />
<br />
 <br />
<br />
 	 	 	 	 	 <br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, aktifinizde kayıtlı bulunan … ve … plakalı iki aracınızın vergi borçlarınız nedeniyle 9/10/2019 tarihinde 76.400,00 TL bedelle icra yoluyla satıldığı ve söz konusu tutardan 1.540,90 TL otopark ücreti ile 7.819,91.-TL motorlu taşıtlar vergisinin tahsil edilerek, kalan 67.040,09 TL'nin vergi borçlarınıza mahsup edildiği hususunun, satışa ilişkin belgelerin de eklenmesi suretiyle ilgili vergi dairesince bir yazı ile şirketinize bildirildiği belirtilerek,<br />
<br />
- İcra yoluyla satışı gerçekleştirilen söz konusu araçların aktifinizden çıkartılması işlemlerinde fatura düzenlenip düzenlenmeyeceği,<br />
<br />
- Düzenlenmesi halinde faturada muhatabın (alıcının) kim olacağı ile faturanın hangi tutar üzerinden düzenleneceği ve KDV hesaplanıp hesaplanmayacağı,<br />
<br />
- Söz konusu araç satışının Form Bs bildirim formu ile bildirilip bildirilmeyeceği, bildirilmesi halinde muhatabın (alıcının) kim olacağı<br />
<br />
hususlarına ilişkin bilgi talep edilmektedir.<br />
<br />
I- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:<br />
<br />
213 sayılı Vergi Usul Kanununun;<br />
<br />
- 227 nci maddesinin birinci fıkrasında, "Bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.",<br />
<br />
- 229 uncu maddesinde, "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.",<br />
<br />
- 231 inci maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde, "  5. Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir...",<br />
<br />
- 232 nci maddesinde, "Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler:<br />
<br />
1. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara;<br />
<br />
2. Serbest meslek erbabına;<br />
<br />
3. Kazançları basit usulde tesbit olunan tüccarlara;<br />
<br />
4. Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere;<br />
<br />
5. Vergiden muaf esnafa.<br />
<br />
Sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlar da fatura istemek ve almak mecburiyetindedirler.",<br />
<br />
- 242 nci maddesinin birinci fıkrasında, "Tüccarlar evvelki maddelerin dışında kalan ve bir hüküm ifade eden veya icabında bir hakkın ispatına delil olarak kullanılabilen mukavelename, taahhütname, kefaletname, mahkeme ilamları gibi hukuki vesikalarla ihbarname, karar örnekleri, vergi makbuzları gibi vergi evrakını dosyada muhafaza etmeye mecburdurlar.",<br />
<br />
- 328 inci maddesinde, "Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satılması halinde alınan bedel ile bunların envanter defterinde kayıtlı değerleri arasındaki fark kar ve zarar hesabına geçirilir. İşletme hesabı esasında defter tutan mükelleflerle serbest meslek kazanç defteri tutan mükellefler bu farkı defterlerinde hasılat veya gider kaydederler.<br />
<br />
Amortisman ayrılmış olanların değeri ayrılmış amortismanlar düşüldükten sonra kalan meblağdır.<br />
<br />
 Devir ve trampa satış hükmündedir.<br />
<br />
..."<br />
<br />
hükümlerine yer verilmiştir.<br />
<br />
Öte yandan, mezkur Kanunun 148, 149 ve mükerrer 257 nci maddelerinin Hazine ve Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını "Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)" ile mal ve hizmet satışlarını ise "Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)" ile bildirmeleri yükümlülüğüne yönelik uyulacak usul ve esaslar sırasıyla 350, 362, 381 ve 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile duyurulmuştur.<br />
<br />
Söz konusu yükümlülüğün 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerinde yerine getirilmesinde uyulacak usul ve esaslar ile bildirim hadleri 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ ile yeniden belirlenmiş olup, 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin;<br />
<br />
- (1.2.1.) numaralı maddesinde, "Bildirim mecburiyeti bulunan mükelleflerce yapılan her türlü mal ve/veya hizmet alış ve satışları, bunlara ilişkin belgenin türüne bakılmaksızın (Fatura, irsaliyeli fatura, serbest meslek makbuzu, müstahsil makbuzu, gider pusulası, akaryakıt pompalarına bağlı ödeme kaydedici cihaz fişi ve yolcu bileti gibi) Form Ba ve Form Bs bildirimine dâhil edilecektir.",<br />
<br />
- (1.2.2.) numaralı maddesinde ise, "Mükelleflerin 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerine ilişkin mal ve/veya hizmet alışları ile mal ve/veya hizmet satışlarına uygulanacak had 5.000 TL olarak yeniden belirlenmiştir. Buna göre bir kişi veya kurumdan katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet alışları "Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)" ile bir kişi veya kurumdan katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet satışları "Mal ve Hizmet Satımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)"nun Tablo II alanında bildirilecektir."<br />
<br />
düzenlemelerine yer verilmiştir.<br />
<br />
Buna göre, somut durumda;<br />
<br />
1- Şirketiniz aktifinde kayıtlı olan araçların, vergi borçlarınız nedeniyle haczedilerek<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;"> icra yoluyla satışına ilişkin olarak şirketinizce fatura düzenlenmesine gerek bulunmamakta olup</span></span>, söz konusu araçların, satışı yapan Vergi Dairesi Müdürlüğünden/İcra Müdürlüğünden alınacak belgeye istinaden, icra satış bedeli üzerinden kayıtlarınızdan çıkarılması mümkün bulunmaktadır.<br />
<br />
2- Söz konusu araçların satışına ilişkin düzenlenen belgelerde yer alan alıcı bilgilerine yer verilmek suretiyle, 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda bu satışların Form Bs bildirimine dâhil edilmesi gerekmektedir.<br />
<br />
II- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:<br />
<br />
3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;<br />
<br />
- (1/3-d) maddesinde, müzayede mahallerinde yapılan satışların KDV'ye tabi olduğu,<br />
<br />
- (8/1-ç) maddesinde, müzayede mahallerinde yapılan satışlarda bu satışları yapanların KDV mükellefi olduğu,<br />
<br />
- (23/d) maddesinde, müzayede mahallerinde yapılan satışlarda KDV matrahının malın kesin satış bedeli olduğu<br />
<br />
hüküm altına alınmıştır.<br />
<br />
Ayrıca, KDV Genel Uygulama Tebliğinin "Müzayede Mahallinde Yapılan Satışlar" başlıklı (I/B6.) bölümünde konuya ilişkin açıklamalara yer verilmiş olup, söz konusu bölümde, cebri icra, izale-i şüyu, ipoteğin paraya çevrilmesi, tasfiye gibi nedenlerle yapılan açık artırma, pazarlık ve diğer şekillerdeki satışlar da dahil olmak üzere, müzayede mahallerinde yapılan her türlü satışlarda vergi mükellefinin 3065 sayılı Kanunun (8/1-ç) maddesine göre satışları düzenleyen özel veya resmi kişi ve/veya kuruluşlar olduğu açıklanmıştır.<br />
<br />
Buna göre, müzayede mahallerinde yapılan satışlarda bu satışları düzenleyen özel veya resmi kişi ve/veya kuruluşlar KDV'nin mükellefi olduğundan, <span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">söz konusu satışlar nedeniyle şirketinizce KDV hesaplanması mümkün bulunmamaktadır.</span></span><br />
<br />
Bilgi edinilmesini rica ederim.<br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.<br />
<br />
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.<br />
<br />
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.<br />
<br />
Açıklama<br />
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu<br />
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu<br />
5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu<br />
3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu<br />
4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu<br />
488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu<br />
492 Sayılı Harçlar Kanunu<br />
7338 Sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu<br />
6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun<br />
6802 Sayılı Gider Vergileri Kanunu<br />
197 Sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu<br />
2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanunu<br />
5746 Sayılı Araştırma Geliştirme Ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun<br />
4691 Sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İcra yoluyla satışı yapılan aracın muhasebe kaydı<br />
<br />
T.C.<br />
<br />
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI<br />
<br />
Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı<br />
<br />
Gelir Kanunları KDV ve ÖTV Grup Müdürlüğü<br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
Sayı<br />
<br />
:<br />
<br />
84974990-130[KDV-1/İ/01-2020/22]-131056<br />
<br />
09.04.2021<br />
<br />
Konu<br />
<br />
:<br />
<br />
Şirket aktifine kayıtlı araçların icra yoluyla satılması durumunda fatura düzenlenip düzenlenmeyeceği ile KDV hesaplanıp hesaplanmayacağı<br />
<br />
 <br />
<br />
 	 	 	 	 	 <br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, aktifinizde kayıtlı bulunan … ve … plakalı iki aracınızın vergi borçlarınız nedeniyle 9/10/2019 tarihinde 76.400,00 TL bedelle icra yoluyla satıldığı ve söz konusu tutardan 1.540,90 TL otopark ücreti ile 7.819,91.-TL motorlu taşıtlar vergisinin tahsil edilerek, kalan 67.040,09 TL'nin vergi borçlarınıza mahsup edildiği hususunun, satışa ilişkin belgelerin de eklenmesi suretiyle ilgili vergi dairesince bir yazı ile şirketinize bildirildiği belirtilerek,<br />
<br />
- İcra yoluyla satışı gerçekleştirilen söz konusu araçların aktifinizden çıkartılması işlemlerinde fatura düzenlenip düzenlenmeyeceği,<br />
<br />
- Düzenlenmesi halinde faturada muhatabın (alıcının) kim olacağı ile faturanın hangi tutar üzerinden düzenleneceği ve KDV hesaplanıp hesaplanmayacağı,<br />
<br />
- Söz konusu araç satışının Form Bs bildirim formu ile bildirilip bildirilmeyeceği, bildirilmesi halinde muhatabın (alıcının) kim olacağı<br />
<br />
hususlarına ilişkin bilgi talep edilmektedir.<br />
<br />
I- VERGİ USUL KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:<br />
<br />
213 sayılı Vergi Usul Kanununun;<br />
<br />
- 227 nci maddesinin birinci fıkrasında, "Bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.",<br />
<br />
- 229 uncu maddesinde, "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.",<br />
<br />
- 231 inci maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde, "  5. Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir...",<br />
<br />
- 232 nci maddesinde, "Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler:<br />
<br />
1. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara;<br />
<br />
2. Serbest meslek erbabına;<br />
<br />
3. Kazançları basit usulde tesbit olunan tüccarlara;<br />
<br />
4. Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere;<br />
<br />
5. Vergiden muaf esnafa.<br />
<br />
Sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlar da fatura istemek ve almak mecburiyetindedirler.",<br />
<br />
- 242 nci maddesinin birinci fıkrasında, "Tüccarlar evvelki maddelerin dışında kalan ve bir hüküm ifade eden veya icabında bir hakkın ispatına delil olarak kullanılabilen mukavelename, taahhütname, kefaletname, mahkeme ilamları gibi hukuki vesikalarla ihbarname, karar örnekleri, vergi makbuzları gibi vergi evrakını dosyada muhafaza etmeye mecburdurlar.",<br />
<br />
- 328 inci maddesinde, "Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satılması halinde alınan bedel ile bunların envanter defterinde kayıtlı değerleri arasındaki fark kar ve zarar hesabına geçirilir. İşletme hesabı esasında defter tutan mükelleflerle serbest meslek kazanç defteri tutan mükellefler bu farkı defterlerinde hasılat veya gider kaydederler.<br />
<br />
Amortisman ayrılmış olanların değeri ayrılmış amortismanlar düşüldükten sonra kalan meblağdır.<br />
<br />
 Devir ve trampa satış hükmündedir.<br />
<br />
..."<br />
<br />
hükümlerine yer verilmiştir.<br />
<br />
Öte yandan, mezkur Kanunun 148, 149 ve mükerrer 257 nci maddelerinin Hazine ve Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını "Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)" ile mal ve hizmet satışlarını ise "Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)" ile bildirmeleri yükümlülüğüne yönelik uyulacak usul ve esaslar sırasıyla 350, 362, 381 ve 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile duyurulmuştur.<br />
<br />
Söz konusu yükümlülüğün 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerinde yerine getirilmesinde uyulacak usul ve esaslar ile bildirim hadleri 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ ile yeniden belirlenmiş olup, 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin;<br />
<br />
- (1.2.1.) numaralı maddesinde, "Bildirim mecburiyeti bulunan mükelleflerce yapılan her türlü mal ve/veya hizmet alış ve satışları, bunlara ilişkin belgenin türüne bakılmaksızın (Fatura, irsaliyeli fatura, serbest meslek makbuzu, müstahsil makbuzu, gider pusulası, akaryakıt pompalarına bağlı ödeme kaydedici cihaz fişi ve yolcu bileti gibi) Form Ba ve Form Bs bildirimine dâhil edilecektir.",<br />
<br />
- (1.2.2.) numaralı maddesinde ise, "Mükelleflerin 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerine ilişkin mal ve/veya hizmet alışları ile mal ve/veya hizmet satışlarına uygulanacak had 5.000 TL olarak yeniden belirlenmiştir. Buna göre bir kişi veya kurumdan katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet alışları "Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)" ile bir kişi veya kurumdan katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet satışları "Mal ve Hizmet Satımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)"nun Tablo II alanında bildirilecektir."<br />
<br />
düzenlemelerine yer verilmiştir.<br />
<br />
Buna göre, somut durumda;<br />
<br />
1- Şirketiniz aktifinde kayıtlı olan araçların, vergi borçlarınız nedeniyle haczedilerek<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;"> icra yoluyla satışına ilişkin olarak şirketinizce fatura düzenlenmesine gerek bulunmamakta olup</span></span>, söz konusu araçların, satışı yapan Vergi Dairesi Müdürlüğünden/İcra Müdürlüğünden alınacak belgeye istinaden, icra satış bedeli üzerinden kayıtlarınızdan çıkarılması mümkün bulunmaktadır.<br />
<br />
2- Söz konusu araçların satışına ilişkin düzenlenen belgelerde yer alan alıcı bilgilerine yer verilmek suretiyle, 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda bu satışların Form Bs bildirimine dâhil edilmesi gerekmektedir.<br />
<br />
II- KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:<br />
<br />
3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;<br />
<br />
- (1/3-d) maddesinde, müzayede mahallerinde yapılan satışların KDV'ye tabi olduğu,<br />
<br />
- (8/1-ç) maddesinde, müzayede mahallerinde yapılan satışlarda bu satışları yapanların KDV mükellefi olduğu,<br />
<br />
- (23/d) maddesinde, müzayede mahallerinde yapılan satışlarda KDV matrahının malın kesin satış bedeli olduğu<br />
<br />
hüküm altına alınmıştır.<br />
<br />
Ayrıca, KDV Genel Uygulama Tebliğinin "Müzayede Mahallinde Yapılan Satışlar" başlıklı (I/B6.) bölümünde konuya ilişkin açıklamalara yer verilmiş olup, söz konusu bölümde, cebri icra, izale-i şüyu, ipoteğin paraya çevrilmesi, tasfiye gibi nedenlerle yapılan açık artırma, pazarlık ve diğer şekillerdeki satışlar da dahil olmak üzere, müzayede mahallerinde yapılan her türlü satışlarda vergi mükellefinin 3065 sayılı Kanunun (8/1-ç) maddesine göre satışları düzenleyen özel veya resmi kişi ve/veya kuruluşlar olduğu açıklanmıştır.<br />
<br />
Buna göre, müzayede mahallerinde yapılan satışlarda bu satışları düzenleyen özel veya resmi kişi ve/veya kuruluşlar KDV'nin mükellefi olduğundan, <span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">söz konusu satışlar nedeniyle şirketinizce KDV hesaplanması mümkün bulunmamaktadır.</span></span><br />
<br />
Bilgi edinilmesini rica ederim.<br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.<br />
<br />
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.<br />
<br />
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.<br />
<br />
Açıklama<br />
213 Sayılı Vergi Usul Kanunu<br />
193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu<br />
5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu<br />
3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu<br />
4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu<br />
488 Sayılı Damga Vergisi Kanunu<br />
492 Sayılı Harçlar Kanunu<br />
7338 Sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu<br />
6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun<br />
6802 Sayılı Gider Vergileri Kanunu<br />
197 Sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu<br />
2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanunu<br />
5746 Sayılı Araştırma Geliştirme Ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun<br />
4691 Sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İşçinin Vefat Etmesi Halinde İşverenin Yükümlülükleri]]></title>
			<link>http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1249</link>
			<pubDate>Tue, 08 Oct 2024 11:59:48 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1249</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;">İşçinin Vefat Etmesi Halinde İşverenin Yükümlülükleri</span></span><br />
<br />
<br />
İş sözleşmesinin sona erme hallerinden birisi de işçinin vefat etmesidir. İşçinin vefat etmesi halinde iş sözleşmesi derhal ve kendiliğinden sona erecektir.<br />
<br />
1475 sayılı Mülga İş Kanunu'nun yürürlükte olan 14'üncü maddesi ile işçinin vefat etmesi halinde kıdem tazminatı ödeneceği hüküm altına alınmıştır.<br />
<br />
"...işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir."<br />
<br />
Şayet işçinin bir yıldan fazla kıdemi süresi bulunuyorsa, kıdem tazminatı ve fesihle beraber ücrete dönüşen bakiye yıllık izin ücreti hak sahiplerine ödenmelidir.<br />
<br />
İşçinin vefat etmesi iş sözleşmesini derhal sona erdireceğinden ihbar süresi gündeme gelmeyecek, bu kapsamda ihbar tazminatı ödenmesine gerek olmayacaktır.<br />
<br />
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 440'ıncı maddesinde "İşçinin Ölümü" halinde işveren tarafından ödenmesi gereken ölüm tazminatı hüküm altındadır:<br />
<br />
"Sözleşme, işçinin ölümüyle kendiliğinden sona erer. İşveren, işçinin sağ kalan eşine ve ergin olmayan çocuklarına, yoksa bakmakla yükümlü olduğu kişilere, ölüm gününden başlayarak bir aylık; hizmet ilişkisi beş yıldan uzun bir süre devam etmişse, iki aylık ücret tutarında bir ödeme yapmakla yükümlüdür."<br />
<br />
Bu kapsamda, işçinin kıdemine göre işveren tarafından;<br />
<br />
· 5 yıla kadar kıdemi olması halinde 1 aylık ücret,<br />
<br />
· 5 yıldan fazla olması durumunda 2 aylık ücreti tutarında,<br />
<br />
Ölüm tazminatı verilmelidir.<br />
<br />
Ölüm tazminatının hesaplanmasında dikkate alınacak ücret çalışanın aldığı son brüt ücrettir.<br />
<br />
Ödeme çalışanın banka hesabına yapılabilecektir. Bu durumda hak sahipleri veraset yükümlülüğünü yerine getirip bankadan hak ettikleri parayı alabilir.<br />
<br />
Ölüm tazminatına hak kazanılması için ölen işçinin belirli bir kıdem süresine sahip olması gerekmemektedir. Bu özelliğiyle kıdem tazminatından da ayrılmaktadır. Kıdem tazminatı hakkının oluşabilmesi için vefat eden işçinin en az 1 yıllık kıdem süresine sahip olması gerekmektedir.<br />
<br />
Dolayısıyla, işe yeni başlayan bir işçinin de vefat etmesi halinde de TBK hükümlerine göre ölüm tazminatının ödenmesi gerekecektir.<br />
<br />
Ölüm tazminatının alt sınırı belirlenmiş olup bireysel iş sözleşmeleriyle veya toplu iş sözleşmesiyle miktarının artırılması mümkündür.<br />
<br />
İşçinin vefat etmesi halinde ödenen tutarlardan;<br />
<br />
· Kıdem tazminatından yalnızca damga vergisi,<br />
<br />
· Bakiye yıllık izin ücretinden sosyal güvenlik primi, gelir vergisi ve damga vergisi,<br />
<br />
· Ölüm tazminatından damga vergisi,<br />
<br />
Kesintilerinin yapılması gerekmektedir.<br />
<br />
Vefat eden çalışanın işten ayrılış kodu "10-Ölüm" olarak bildirilmelidir.<br />
<br />
(Kaynak: Resul Kurt / Star Gazetesi | 08.10.202]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;"><span style="font-weight: bold;">İşçinin Vefat Etmesi Halinde İşverenin Yükümlülükleri</span></span><br />
<br />
<br />
İş sözleşmesinin sona erme hallerinden birisi de işçinin vefat etmesidir. İşçinin vefat etmesi halinde iş sözleşmesi derhal ve kendiliğinden sona erecektir.<br />
<br />
1475 sayılı Mülga İş Kanunu'nun yürürlükte olan 14'üncü maddesi ile işçinin vefat etmesi halinde kıdem tazminatı ödeneceği hüküm altına alınmıştır.<br />
<br />
"...işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir."<br />
<br />
Şayet işçinin bir yıldan fazla kıdemi süresi bulunuyorsa, kıdem tazminatı ve fesihle beraber ücrete dönüşen bakiye yıllık izin ücreti hak sahiplerine ödenmelidir.<br />
<br />
İşçinin vefat etmesi iş sözleşmesini derhal sona erdireceğinden ihbar süresi gündeme gelmeyecek, bu kapsamda ihbar tazminatı ödenmesine gerek olmayacaktır.<br />
<br />
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 440'ıncı maddesinde "İşçinin Ölümü" halinde işveren tarafından ödenmesi gereken ölüm tazminatı hüküm altındadır:<br />
<br />
"Sözleşme, işçinin ölümüyle kendiliğinden sona erer. İşveren, işçinin sağ kalan eşine ve ergin olmayan çocuklarına, yoksa bakmakla yükümlü olduğu kişilere, ölüm gününden başlayarak bir aylık; hizmet ilişkisi beş yıldan uzun bir süre devam etmişse, iki aylık ücret tutarında bir ödeme yapmakla yükümlüdür."<br />
<br />
Bu kapsamda, işçinin kıdemine göre işveren tarafından;<br />
<br />
· 5 yıla kadar kıdemi olması halinde 1 aylık ücret,<br />
<br />
· 5 yıldan fazla olması durumunda 2 aylık ücreti tutarında,<br />
<br />
Ölüm tazminatı verilmelidir.<br />
<br />
Ölüm tazminatının hesaplanmasında dikkate alınacak ücret çalışanın aldığı son brüt ücrettir.<br />
<br />
Ödeme çalışanın banka hesabına yapılabilecektir. Bu durumda hak sahipleri veraset yükümlülüğünü yerine getirip bankadan hak ettikleri parayı alabilir.<br />
<br />
Ölüm tazminatına hak kazanılması için ölen işçinin belirli bir kıdem süresine sahip olması gerekmemektedir. Bu özelliğiyle kıdem tazminatından da ayrılmaktadır. Kıdem tazminatı hakkının oluşabilmesi için vefat eden işçinin en az 1 yıllık kıdem süresine sahip olması gerekmektedir.<br />
<br />
Dolayısıyla, işe yeni başlayan bir işçinin de vefat etmesi halinde de TBK hükümlerine göre ölüm tazminatının ödenmesi gerekecektir.<br />
<br />
Ölüm tazminatının alt sınırı belirlenmiş olup bireysel iş sözleşmeleriyle veya toplu iş sözleşmesiyle miktarının artırılması mümkündür.<br />
<br />
İşçinin vefat etmesi halinde ödenen tutarlardan;<br />
<br />
· Kıdem tazminatından yalnızca damga vergisi,<br />
<br />
· Bakiye yıllık izin ücretinden sosyal güvenlik primi, gelir vergisi ve damga vergisi,<br />
<br />
· Ölüm tazminatından damga vergisi,<br />
<br />
Kesintilerinin yapılması gerekmektedir.<br />
<br />
Vefat eden çalışanın işten ayrılış kodu "10-Ölüm" olarak bildirilmelidir.<br />
<br />
(Kaynak: Resul Kurt / Star Gazetesi | 08.10.202]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Aktife kayıtlı binanın yıkılıp yeniden yapılması muhasebe kaydı]]></title>
			<link>http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1248</link>
			<pubDate>Mon, 30 Sep 2024 10:59:16 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1248</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-weight: bold;">Aktife Kayıtlı Binanın Yıkılıp Yenisinin<br />
Yapılmasının Muhasebesi</span></span></span></span><br />
<br />
<br />
Eski hizmet binasi yikilmaya baslandiginda;<br />
--------------------//---------------------------<br />
258 YAPILMAKTA OLAN YATIRIMLAR<br />
200.000<br />
257 BIRiKMIS AMORTISMANLAR<br />
800.000<br />
252 BINALAR<br />
1.000.000<br />
------------------//-------------------<br />
<br />
Binanın yıkılması ve itfa edilmeyen amortismanın yeni yapılacak olan binanın maliyetine intikal<br />
<br />
------------------//-------------------<br />
258 YAP. OLAN YATIRIMLAR<br />
45.000<br />
320 SATICILAR<br />
45.000<br />
------------------//-------------------<br />
<br />
Binanın yıkım maliyetinin yeni yapılacak binanın maliyetine ilavesi<br />
Hurda satılsan ile ilgili olarak;<br />
<br />
------------------//-------------------<br />
100 KASA<br />
5.000<br />
258 YAP. OLAN YATIRIMLAR <br />
5.000<br />
Yıkılan binadan çıkan hurdaların satısı<br />
------------------//-------------------<br />
<br />
Dr. Koray ATEŞ<br />
MuhasebeTR]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-size: medium;"><span style="font-family: Arial;"><span style="font-weight: bold;">Aktife Kayıtlı Binanın Yıkılıp Yenisinin<br />
Yapılmasının Muhasebesi</span></span></span></span><br />
<br />
<br />
Eski hizmet binasi yikilmaya baslandiginda;<br />
--------------------//---------------------------<br />
258 YAPILMAKTA OLAN YATIRIMLAR<br />
200.000<br />
257 BIRiKMIS AMORTISMANLAR<br />
800.000<br />
252 BINALAR<br />
1.000.000<br />
------------------//-------------------<br />
<br />
Binanın yıkılması ve itfa edilmeyen amortismanın yeni yapılacak olan binanın maliyetine intikal<br />
<br />
------------------//-------------------<br />
258 YAP. OLAN YATIRIMLAR<br />
45.000<br />
320 SATICILAR<br />
45.000<br />
------------------//-------------------<br />
<br />
Binanın yıkım maliyetinin yeni yapılacak binanın maliyetine ilavesi<br />
Hurda satılsan ile ilgili olarak;<br />
<br />
------------------//-------------------<br />
100 KASA<br />
5.000<br />
258 YAP. OLAN YATIRIMLAR <br />
5.000<br />
Yıkılan binadan çıkan hurdaların satısı<br />
------------------//-------------------<br />
<br />
Dr. Koray ATEŞ<br />
MuhasebeTR]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[yurdışından ithal edilen makina için yurt dışından alınan tamir hizmeti vergisel duru]]></title>
			<link>http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1247</link>
			<pubDate>Sat, 28 Sep 2024 16:44:47 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1247</guid>
			<description><![CDATA[T.C.<br />
<br />
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI<br />
<br />
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI<br />
<br />
Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü<br />
<br />
<br />
Tarih:27/08/2011<br />
<br />
Sayı:B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.06.-1448<br />
<br />
Konu: Yurt Dışında Faaliyette Bulunan Bir Şirketten Alınan Makine Tamir Hizmeti Karşılığında Bu Firmaya Yapılan Ödemeler Üzerinden KDV ve Stopaj Kesintisi Uygulanıp Uygulanamayacağı<br />
<br />
İlgide kayıtlı dilekçenizle, ithal ettiğiniz bir makinede oluşan arızanın tamirinin satıcı firma tarafından yurtdışından eleman gönderilerek yapıldığı belirtilerek, alınan tamir hizmetinin bedeli olarak satıcı firmaya yapılan ödeme üzerinden katma değer vergisi ve gelir vergisi stopajı yapılıp yapılmayacağının bildirilmesi istenilmiştir.<br />
<br />
I- KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN<br />
5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; “Dar mükellefiyet: Kanunun 1 inci maddesinde sayılı kurumlardan kanuni ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye’de bulunmayanlar, sadece Türkiye’de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirilirler.” hükmüne yer verilmiştir. Dar mükellefiyet mevzuuna alınan kurum kazançları aynı maddenin üçüncü fıkrasında bentler halinde sayılmış olup maddenin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkralarında ise,<br />
<br />
“(4) Bu maddede belirtilen kazanç veya iratlar ile gelir unsurlarının Türkiye’de elde edilmesi ve Türkiye’de daimî temsilci bulundurulması konularında, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.<br />
<br />
(5) Kanunî merkez: Vergiye tâbi kurumların kuruluş kanunlarında, tüzüklerinde, ana statülerinde veya sözleşmelerinde gösterilen merkezdir.<br />
<br />
(6) İş merkezi: İş bakımından işlemlerin fiilen toplandığı ve yönetildiği merkezdir.”<br />
<br />
hükümlerine yer verilmiştir.<br />
<br />
Konuyla ilgili olarak 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 22.2.3 no.lu “Serbest Meslek Kazançları” başlıklı bölümünde,<br />
<br />
“Serbest meslek faaliyeti, esas itibarıyla gerçek kişilerce icra edilen ve Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde tanımlanan faaliyet türüdür. Dar mükellef kurumların bu tür kazanç elde etmeleri ise istihdam ettikleri personelleri aracılığı ile olmaktadır.<br />
<br />
Serbest meslek kazançlarının Türkiye’de elde edilmiş sayılması için serbest meslek faaliyetinin Türkiye’de icra edilmesi veya Türkiye’de değerlendirilmesi gerekir.<br />
<br />
Türkiye’de değerlendirme, ödemenin Türkiye’de yapılması veya ödeme yabancı memlekette yapılmışsa Türkiye’de ödeyenin veya nam ve hesabına ödeme yapılanın hesaplarına intikal ettirilmesi veya kârından ayrılmasıdır.<br />
<br />
…<br />
<br />
Dar mükellef kurumların Türkiye’de elde ettikleri serbest meslek kazançları, Kanunun 30 uncu maddesi uyarınca vergi kesintisine tabi tutulacaktır.<br />
<br />
Serbest meslek kazancının Türkiye’de yapılmakta olan ticari faaliyet kapsamında elde edilmesi halinde, kurum kazancının tespitinde tam mükellef kurumlar için geçerli olan hükümler uygulanacaktır. Türkiye’de bulunan işyeri veya daimi temsilcileri vasıtasıyla ticari kazanç elde eden dar mükellef kurumların Türkiye’de elde ettikleri serbest meslek kazançları bulunması halinde, dar mükellef kurumların Türkiye’deki işyeri veya daimi temsilcisi vasıtasıyla elde ettiği kazanç ve iratlar ticari kazanç olarak değerlendirileceğinden, bu serbest meslek kazancı üzerinden Kurumlar Vergisi Kanununun 30 uncu maddesine göre vergi kesintisi yapılmayacaktır.<br />
<br />
Türkiye’de işyeri veya daimi temsilcisi bulunmayan ya da işyeri veya daimi temsilcisi bulunmakla birlikte bunlarla ilişkili olmaksızın Türkiye’de serbest meslek faaliyeti icra eden veya bu faaliyeti Türkiye’de değerlendirilen kurumların, yıllık beyanname vermeleri halinde, kesilen bu vergiler beyannamede hesaplanan vergiden mahsup edilebilecektir.” açıklamaları yer almaktadır.<br />
<br />
Öte yandan aynı kanunun 30 uncu maddesinde ise; “(1) Dar mükellefiyete tâbi kurumların aşağıdaki kazanç ve iratları üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından % 15 oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılır:<br />
<br />
…<br />
<br />
b) Serbest meslek kazançları<br />
<br />
…<br />
<br />
(10) Bu maddede geçen hesaben ödeme deyimi, kesintiye tâbi kazanç ve iratları ödeyenleri hak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder.<br />
<br />
(11) Yapılacak vergi kesintisinde kazanç ve iratlar gayrisafi tutarları üzerinden dikkate alınır. Kesilmesi gereken verginin ödemeyi yapan tarafından üstlenilmesi halinde vergi kesintisi, fiilen ödenen tutar ile ödemeyi yapanın yüklendiği verginin toplamı üzerinden hesaplanır.<br />
<br />
(12) Bu Kanuna göre vergi kesintisi yapanlar, yaptıkları vergi kesintisini kayıt ve hesaplarında ayrıca gösterirler.” Hükümleri yer almış, Kanunun 31 inci maddesiyle 30 uncu maddesi gereğince vergi kesintisi yapmak zorunda olanların, bu vergileri ödeme veya tahakkukun yapıldığı yer itibariyle bağlı oldukları vergi dairesine Gelir Vergisi Kanununda muhtasar beyannameye belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde muhtasar beyanname ile bildirmek zorunda oldukları hüküm altına alınmış, ayrıca uygulamaya ilişkin tevkifat oranı ise, 03.02.2009 tarih ve 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile %20 olarak belirlenmiştir.<br />
<br />
            Bu hüküm ve açıklamalara göre, ithal etmiş olduğunuz makinede meydana gelen arızanın, aynı zamanda tedarik edilen yurt dışında mukim olan firma tarafından giderilmesi karşılığı yapılan ödemelerin gayrisafi tutarı üzerinden %20 oranında tevkifat yapılması ve yapılan bu tevkifatın muhtasar beyanname ile sorumlu sıfatı ile beyanı gerekmektedir.<br />
<br />
            Öte yandan arızayı gideren firmanın mukimi olduğu devlet ile Türkiye Cumhuriyeti arasında akdedilmiş çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması bulunması halinde bu anlaşma hükümlerinin de dikkate alınması gerekeceği tabiidir.<br />
<br />
II-KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN<br />
            Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;<br />
<br />
– 1/2 nci maddesinde, her türlü mal ve hizmet ithalatının KDV ye tabi olduğu,<br />
<br />
– 4 üncü maddesinde, hizmetin, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu ve bu işlemlerin bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği,<br />
<br />
– 6/b maddesinde, hizmetin Türkiye’de yapılmasının veya hizmetten Türkiye’de faydalanılmasının, işlemlerin Türkiye’de yapıldığını ifade ettiği,<br />
<br />
– 9/1 inci maddesinde ise mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanunî merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı’nın vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği,<br />
<br />
hüküm altına alınmıştır.<br />
<br />
Kanunun 9/1 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanarak yurtdışından sağlanan hizmetlerdeki KDV uygulaması   15 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin &copy; bölümünde düzenlenmiştir.<br />
<br />
Söz konusu Tebliğe göre, yurt dışındaki firmalara Türkiye’de yaptırılan veya  Türkiye’de faydalanılan hizmetler KDV ye tabi olacak, yabancı firmanın Türkiye’de ikametgahı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması halinde söz konusu işleme ait KDV, hizmetten faydalanan yurt içindeki muhatap tarafından bağlı bulunulan vergi dairesine sorumlu sıfatıyla beyan edilip, ödenecektir.<br />
<br />
            Buna göre; ithal etmiş olduğunuz makinede meydana gelen arızanın giderilmesi için, yurt dışında mukim firmadan alınan makine tamir hizmeti genel oranda (% 18) KDV ye tabi olup, hesaplanan verginin firmanız tarafından sorumlu sıfatıyla ve 2 No.lu KDV beyannamesi ile beyan edilerek ödenmesi gerekmektedir. Ödenen verginin aynı döneme ait 1 No.lu KDV beyannamesinde indirim konusu yapılabileceği tabiidir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[T.C.<br />
<br />
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI<br />
<br />
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI<br />
<br />
Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü<br />
<br />
<br />
Tarih:27/08/2011<br />
<br />
Sayı:B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.06.-1448<br />
<br />
Konu: Yurt Dışında Faaliyette Bulunan Bir Şirketten Alınan Makine Tamir Hizmeti Karşılığında Bu Firmaya Yapılan Ödemeler Üzerinden KDV ve Stopaj Kesintisi Uygulanıp Uygulanamayacağı<br />
<br />
İlgide kayıtlı dilekçenizle, ithal ettiğiniz bir makinede oluşan arızanın tamirinin satıcı firma tarafından yurtdışından eleman gönderilerek yapıldığı belirtilerek, alınan tamir hizmetinin bedeli olarak satıcı firmaya yapılan ödeme üzerinden katma değer vergisi ve gelir vergisi stopajı yapılıp yapılmayacağının bildirilmesi istenilmiştir.<br />
<br />
I- KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN<br />
5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; “Dar mükellefiyet: Kanunun 1 inci maddesinde sayılı kurumlardan kanuni ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye’de bulunmayanlar, sadece Türkiye’de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirilirler.” hükmüne yer verilmiştir. Dar mükellefiyet mevzuuna alınan kurum kazançları aynı maddenin üçüncü fıkrasında bentler halinde sayılmış olup maddenin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkralarında ise,<br />
<br />
“(4) Bu maddede belirtilen kazanç veya iratlar ile gelir unsurlarının Türkiye’de elde edilmesi ve Türkiye’de daimî temsilci bulundurulması konularında, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.<br />
<br />
(5) Kanunî merkez: Vergiye tâbi kurumların kuruluş kanunlarında, tüzüklerinde, ana statülerinde veya sözleşmelerinde gösterilen merkezdir.<br />
<br />
(6) İş merkezi: İş bakımından işlemlerin fiilen toplandığı ve yönetildiği merkezdir.”<br />
<br />
hükümlerine yer verilmiştir.<br />
<br />
Konuyla ilgili olarak 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin 22.2.3 no.lu “Serbest Meslek Kazançları” başlıklı bölümünde,<br />
<br />
“Serbest meslek faaliyeti, esas itibarıyla gerçek kişilerce icra edilen ve Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinde tanımlanan faaliyet türüdür. Dar mükellef kurumların bu tür kazanç elde etmeleri ise istihdam ettikleri personelleri aracılığı ile olmaktadır.<br />
<br />
Serbest meslek kazançlarının Türkiye’de elde edilmiş sayılması için serbest meslek faaliyetinin Türkiye’de icra edilmesi veya Türkiye’de değerlendirilmesi gerekir.<br />
<br />
Türkiye’de değerlendirme, ödemenin Türkiye’de yapılması veya ödeme yabancı memlekette yapılmışsa Türkiye’de ödeyenin veya nam ve hesabına ödeme yapılanın hesaplarına intikal ettirilmesi veya kârından ayrılmasıdır.<br />
<br />
…<br />
<br />
Dar mükellef kurumların Türkiye’de elde ettikleri serbest meslek kazançları, Kanunun 30 uncu maddesi uyarınca vergi kesintisine tabi tutulacaktır.<br />
<br />
Serbest meslek kazancının Türkiye’de yapılmakta olan ticari faaliyet kapsamında elde edilmesi halinde, kurum kazancının tespitinde tam mükellef kurumlar için geçerli olan hükümler uygulanacaktır. Türkiye’de bulunan işyeri veya daimi temsilcileri vasıtasıyla ticari kazanç elde eden dar mükellef kurumların Türkiye’de elde ettikleri serbest meslek kazançları bulunması halinde, dar mükellef kurumların Türkiye’deki işyeri veya daimi temsilcisi vasıtasıyla elde ettiği kazanç ve iratlar ticari kazanç olarak değerlendirileceğinden, bu serbest meslek kazancı üzerinden Kurumlar Vergisi Kanununun 30 uncu maddesine göre vergi kesintisi yapılmayacaktır.<br />
<br />
Türkiye’de işyeri veya daimi temsilcisi bulunmayan ya da işyeri veya daimi temsilcisi bulunmakla birlikte bunlarla ilişkili olmaksızın Türkiye’de serbest meslek faaliyeti icra eden veya bu faaliyeti Türkiye’de değerlendirilen kurumların, yıllık beyanname vermeleri halinde, kesilen bu vergiler beyannamede hesaplanan vergiden mahsup edilebilecektir.” açıklamaları yer almaktadır.<br />
<br />
Öte yandan aynı kanunun 30 uncu maddesinde ise; “(1) Dar mükellefiyete tâbi kurumların aşağıdaki kazanç ve iratları üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından % 15 oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılır:<br />
<br />
…<br />
<br />
b) Serbest meslek kazançları<br />
<br />
…<br />
<br />
(10) Bu maddede geçen hesaben ödeme deyimi, kesintiye tâbi kazanç ve iratları ödeyenleri hak sahiplerine karşı borçlu durumda gösteren her türlü kayıt ve işlemleri ifade eder.<br />
<br />
(11) Yapılacak vergi kesintisinde kazanç ve iratlar gayrisafi tutarları üzerinden dikkate alınır. Kesilmesi gereken verginin ödemeyi yapan tarafından üstlenilmesi halinde vergi kesintisi, fiilen ödenen tutar ile ödemeyi yapanın yüklendiği verginin toplamı üzerinden hesaplanır.<br />
<br />
(12) Bu Kanuna göre vergi kesintisi yapanlar, yaptıkları vergi kesintisini kayıt ve hesaplarında ayrıca gösterirler.” Hükümleri yer almış, Kanunun 31 inci maddesiyle 30 uncu maddesi gereğince vergi kesintisi yapmak zorunda olanların, bu vergileri ödeme veya tahakkukun yapıldığı yer itibariyle bağlı oldukları vergi dairesine Gelir Vergisi Kanununda muhtasar beyannameye belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde muhtasar beyanname ile bildirmek zorunda oldukları hüküm altına alınmış, ayrıca uygulamaya ilişkin tevkifat oranı ise, 03.02.2009 tarih ve 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile %20 olarak belirlenmiştir.<br />
<br />
            Bu hüküm ve açıklamalara göre, ithal etmiş olduğunuz makinede meydana gelen arızanın, aynı zamanda tedarik edilen yurt dışında mukim olan firma tarafından giderilmesi karşılığı yapılan ödemelerin gayrisafi tutarı üzerinden %20 oranında tevkifat yapılması ve yapılan bu tevkifatın muhtasar beyanname ile sorumlu sıfatı ile beyanı gerekmektedir.<br />
<br />
            Öte yandan arızayı gideren firmanın mukimi olduğu devlet ile Türkiye Cumhuriyeti arasında akdedilmiş çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması bulunması halinde bu anlaşma hükümlerinin de dikkate alınması gerekeceği tabiidir.<br />
<br />
II-KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN<br />
            Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun;<br />
<br />
– 1/2 nci maddesinde, her türlü mal ve hizmet ithalatının KDV ye tabi olduğu,<br />
<br />
– 4 üncü maddesinde, hizmetin, teslim ve teslim sayılan haller ile mal ithalatı dışında kalan işlemler olduğu ve bu işlemlerin bir şeyi yapmak, işlemek, meydana getirmek, imal etmek, bir şeyi yapmamayı taahhüt etmek gibi şekillerde gerçekleşebileceği,<br />
<br />
– 6/b maddesinde, hizmetin Türkiye’de yapılmasının veya hizmetten Türkiye’de faydalanılmasının, işlemlerin Türkiye’de yapıldığını ifade ettiği,<br />
<br />
– 9/1 inci maddesinde ise mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanunî merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı’nın vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği,<br />
<br />
hüküm altına alınmıştır.<br />
<br />
Kanunun 9/1 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanarak yurtdışından sağlanan hizmetlerdeki KDV uygulaması   15 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin &copy; bölümünde düzenlenmiştir.<br />
<br />
Söz konusu Tebliğe göre, yurt dışındaki firmalara Türkiye’de yaptırılan veya  Türkiye’de faydalanılan hizmetler KDV ye tabi olacak, yabancı firmanın Türkiye’de ikametgahı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması halinde söz konusu işleme ait KDV, hizmetten faydalanan yurt içindeki muhatap tarafından bağlı bulunulan vergi dairesine sorumlu sıfatıyla beyan edilip, ödenecektir.<br />
<br />
            Buna göre; ithal etmiş olduğunuz makinede meydana gelen arızanın giderilmesi için, yurt dışında mukim firmadan alınan makine tamir hizmeti genel oranda (% 18) KDV ye tabi olup, hesaplanan verginin firmanız tarafından sorumlu sıfatıyla ve 2 No.lu KDV beyannamesi ile beyan edilerek ödenmesi gerekmektedir. Ödenen verginin aynı döneme ait 1 No.lu KDV beyannamesinde indirim konusu yapılabileceği tabiidir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İhthalatta fiyat farkının muhasebeleştirilmesi]]></title>
			<link>http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1246</link>
			<pubDate>Sat, 28 Sep 2024 16:17:53 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1246</guid>
			<description><![CDATA[Credit Note İşlemlerinde KDV Açısından Geriye Dönüş | Çınar Bağlan | 08/07/2013<br />
<br />
Çınar Bağlan | Deloitte Türkiye Vergi Hizmetleri Direktörü, YMM<br />
 <br />
1- GİRİŞ<br />
<br />
<br />
Mali İdarenin verdiği özelgeleri takip edenler hatırlayacaktır, yurtdışından ithal edilen mallarla ilgili olarak sonradan yapılan fiyat indirimlerinin (Credit Note) belgelendirilmesi ve KDV karşısındaki durumu ile ilgili olarak 2012 yılı içinde peş peşe yayınlanan bazı özelgeler kafa karışıklığına yol açmış ve mükellefleri zor durumda bırakmıştı.<br />
<br />
İdare, İthalde KDV'si ödenerek gümrükten çekilmiş mallarla ilgili olarak, sonradan yurt dışı ihracatçı firmanın Credit Note (Alacak Dekontu) olarak bilinen belge düzenlemek suretiyle Türkiye'deki ithalatçı firma lehine sağladığı fiyat indirimlerinin KDV'nin konusuna girmediğini; ancak KDV kapsamına girmese dahi söz konusu alış ıskontosu ile ilgili olarak yurt dışındaki satıcıya yönelik KDV ihtiva etmeyen bir fatura düzenlenmesi gerektiği yönünde görüş açıklamakta iken, halen Gelir İdaresi Başkanlığı'nın İnternet sitesinde yayımlanan 23.07.2012 tarih B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.24-2260 ve 07/08/2012 B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.1-2459 sayılı iki Özelge’de alacak dekontunun (Credit Note) mal bedelinde değişikliğe yol açtığından bahisle KDVK’nın 35. maddesi hükmünden hareketle KDV düzeltmesine tabi tutulması gerektiği yönünde görüş açıklamıştı.<br />
<br />
Bu özelgelerde düzeltme işleminin, matrahta değişikliğin vuku bulduğu vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesinde fazladan indirilen tutarın, "ilave edilecek KDV" satırında beyan edilmesi suretiyle yapılacağı, yurtdışındaki satıcı adına fatura düzenlenmesine ve indirim tutarı üzerinden KDV hesaplanmasına gerek olmadığı belirtilmekteydi.<br />
<br />
Alınan alacak dekontu (Credit Note) dolayısıyla, ilave edilecek KDV olarak beyanı yapılan tutarın ne şekilde indirim veya iade konusu yapılacağı özelgelerde açıklanmış değildi.<br />
<br />
Düzeltmeye konu edilen ve Gümrük İdaresine fazladan ödenmiş KDV durumuna düşen tutarın eş zamanlı olarak iadesi veya indirimi yapılmadığı sürece bu durumu mükellefleri KDV yönünden mükerrer vergi öder duruma sokmakta idi.<br />
<br />
Mali idare son olarak yayınladığı 18/02/2013 tarih ve 39044742-130-206 sayılı özelgesinde “ilave edilecek KDV” olarak beyan edilen tutarın akıbetinin ne olacağını açıklamış olup; düzeltme sonucu "ilave edilecek KDV" satırında beyan edilen KDV tutarının indirim hesaplarına alınması mümkün bulunmaktadır’’ demek suretiyle mükerrerliğin nasıl önleneceğini açıklamış bulunmaktadır.<br />
<br />
Bu yazımda söz konusu özelge ile getirilen açıklama ve bunun etkilerine değinilecektir.<br />
<br />
2- ÖTEDEN BERİ DEVAM EDEN UYGULAMA<br />
<br />
Mali idare yurt dışı borcun azalması sonucunu doğuran fiyat indirimlerinin (Credit Note) KDV karşısındaki durumuyla ilgili olarak indirimin gerekçesine bakmakta, satış primi, hasılat primi, yılsonu iskontosu gibi bir hizmet karşılığı olarak görülenlerin KDV'ye tabi olduğu, buna karşın malın fiyatındaki değişiklikten kaynaklanan indirimlerin ise vergiye tabi olmadığı yönünde görüş açıklamakta idi.<br />
<br />
Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 04.11.2008 tarih KDV-3935 sayılı Özelgesi'nde;<br />
<br />
… Şirketiniz adına düzenlenen Credit Note adlı belge, yurt dışındaki firmadan alınan hizmetler ile ilgili olarak veya aranızdaki anlaşmaya istinaden belli dönemlerde veya bir ciro aşımı sonucunda ciro primi, satış primi vb. addedilen sebeplerden dolayı düzenlenmesi halinde KDV’ye tabi olup, sorumlu sıfatıyla ödeyeceğiniz KDV’den mahsup edilmesi mümkün bulunmamaktadır.<br />
<br />
Ancak, Credit Note adlı belge, yurtdışındaki firmanın satmış olduğu hizmetin fiyatındaki değişiklikten kaynaklanan fiyat düşüşlerinin firmanıza yansıtılması nedeniyle düzenlenmesi halinde ise, herhangi bir hizmetten yararlanma gibi bir durum söz konusu olmadığından KDV’ye tabi olmayacaktır.<br />
<br />
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 08.09.2006 tarih 7055 sayılı Özelgesi'nde;<br />
<br />
…Yurt dışından ithal ettiğiniz emtialar için fiili ithal tarihinden sonra satıcı tarafından ithalatçı lehine fiyat indirimi yapılması KDV’nin konusuna girmemektedir. Ancak, KDV kapsamına girmese dahi alış iskontosu ile ilgili olarak yurt dışındaki satıcıya yönelik KDV ihtiva etmeyen bir fatura düzenlenmesi ve bu faturanın da kayıtlara intikal ettirilmesi ve düzenlenen fatura ile birlikte fiyat indirimine yönelik olarak gönderilen creditnemo vb. yazıların zamanaşımı süresine bağlı olarak muhafaza edilmesi gerekir.<br />
<br />
Şeklinde görüşler açıklanmış ve uygulamalar açıklanan bu görüşler çerçevesinde yürütülmekteydi.<br />
<br />
3- GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞININ İNTERNET SİTESİNDE YAYIMLANAN 23.07.2012 B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.24-2260 VE 07/08/2012 B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.1-2459 TARİH SAYILI ÖZELGELERLE ORTAYA ÇIKAN BELİRSİZLİK<br />
<br />
Gelir İdaresi Başkanlığının 23.07.2012 B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.24-2260 sayılı özelgesinde;<br />
<br />
“… fiili ithal tarihinden sonra transfer fiyatlandırması düzeltmesi çerçevesinde lehinize bir fiyat indirimi yapılması durumunda, yapılan indirimler nedeniyle işlemin matrahında değişiklik vuku bulmakta olup, bu değişikliğin Kanunun 35 inci maddesi hükümlerine göre düzeltilmesi gerekmektedir.<br />
<br />
Bu itibarla, söz konusu malların ithali sırasında ödenen KDV tutarlarının indirim konusu yapıldığı hususu da dikkate alınarak, mal bedelinde meydana gelen değişikliğe paralel olarak indirim tutarları da düzeltilecektir.<br />
<br />
Bu düzeltme işlemi, matrahta değişikliğin vuku bulduğu vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesinde fazladan indirilen tutar, "ilave edilecek KDV" satırında beyan edilmek suretiyle yapılacağından, yurtdışındaki satıcı adına fatura düzenlenmesine ve indirim tutarı üzerinden KDV hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır.”<br />
<br />
Gelir İdaresi Başkanlığının 07/08/2012 B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.1-2459 sayılı özelgesinde;<br />
<br />
“Buna göre, mal aldığınız ithalatçı firmanın yurt dışından ithal ettiği hammadde için fiili ithal tarihinden sonra yurtdışındaki firma tarafından kendisine yapılan alış iskontosu nedeniyle tarafınıza göndereceği "credit note" belgesine istinaden lehinize bir fiyat indirimi yapılması durumunda, yapılan indirimler nedeniyle işlemin matrahında değişiklik vuku bulmakta olup, bu değişikliğin Kanunun 35 inci maddesi hükümlerine göre düzeltilmesi gerekmektedir.<br />
<br />
Bu itibarla, söz konusu malların ithali sırasında ödenen KDV tutarlarının indirim konusu yapıldığı hususu da dikkate alınarak, mal bedelinde meydana gelen değişikliğe paralel olarak indirim tutarları da düzeltilecektir.<br />
<br />
Bu düzeltme işlemi, matrahta değişikliğin vuku bulduğu vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesinde fazladan indirilen tutar, "ilave edilecek KDV" satırında beyan edilmek suretiyle yapılacağından, yurtdışındaki satıcı adına fatura düzenlenmesine ve indirim tutarı üzerinden KDV hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır."<br />
<br />
Görüldüğü üzere her 2012 tarihli iki özelgede her ne kadar fiyat farkları için fatura düzenlenmesi ve KDV hesaplanması gerekir demiyorsa da mükellefler açısından aynı sonucu doğuracak şekilde ilave KDV beyanında bulunmasına vurgu yapmakta olup, ilave edilecek KDV olarak beyanı yapılan tutarın muhasebe kayıtlarına nasıl yansıtılacağına dair bir açıklamaya yer vermemekte idi.<br />
<br />
Dahası beyan edilen bu KDV’nin indirim yoluyla mı giderileceği veya fazla ve yersiz ödenen vergi olarak Gümrük idaresi kanalıyla geri alınıp alınamayacağı belirsizliğini taşımakta idi.<br />
<br />
Bu iki özelgeye göre hareket eden mükellefler düzeltmeye konu edilen ve Gümrük İdaresine fazladan ödenmiş KDV durumuna düşen tutarın, eş zamanlı olarak, indirim veya iade yoluyla kendilerine dönüşü olmadığı sürece mükerrer KDV ödemiş olmakta idiler.<br />
<br />
4- GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞININ İNTERNET SİTESİNDE YAYIMLANAN 18/02/2013 TARİH 39044742-130-206 SAYILI ÖZELGE;<br />
<br />
Bu özelgede yurt dışından ithal edilen mallarla ilgili yurt dışı satıcı firma tarafından düzenlenen "credit note" ile ilgili KDV düzeltmesinin KDV mükerrerliğine yol açmayacak şekilde nasıl kayıtlara yansıtılacağı açıklığa kavuşturulmuş bulunmaktadır.<br />
<br />
Alınan credit note üzerinden hesaplanan KDV’nin, aynı beyannamede hem ilave edilecek hem de indirilecek KDV olarak yer almasına vurgu yapılmış.<br />
<br />
Bu durumda alacak dekontlarına (credit note) ilişkin KDV düzeltmesi yapılmasının mükellefin KDV yüküne etkisi tamamen sıfırlanmış olmaktadır.<br />
<br />
Söz konusu özelgenin aşağıya kopyaladığımız sonuç bölümünde;<br />
<br />
“… fiili ithal tarihinden sonra yurt dışındaki firmaların alış iskontosu nedeniyle tarafınıza göndereceği "credit note" belgesine istinaden lehinize bir fiyat indirimi yapılması durumunda, yapılan indirimler nedeniyle işlemin matrahında değişiklik vuku bulmakta olup, bu değişikliğin Kanunun 35 inci maddesi hükümlerine göre düzeltilmesi gerekmektedir.<br />
<br />
Bu itibarla, söz konusu malların ithali sırasında ödenen KDV tutarlarının indirim konusu yapıldığı hususu da dikkate alınarak, mal bedelinde meydana gelen değişikliğe paralel olarak indirim tutarları da düzeltilecektir.<br />
<br />
<br />
Bu düzeltme işlemi, matrahta değişikliğin vuku bulduğu vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesinde fazladan indirilen tutar, "ilave edilecek KDV" satırında beyan edilmek suretiyle yapılacağından, yurt dışındaki satıcı adına fatura düzenlenmesine ve indirim tutarı üzerinden KDV hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır.<br />
<br />
<br />
Öte yandan, düzeltme sonucu "ilave edilecek KDV" satırında beyan edilen KDV tutarının indirim hesaplarına alınması mümkün bulunmaktadır”<br />
<br />
<br />
İfadesine yer verilmek suretiyle, yapılacak düzeltmenin ödenecek ve hatta iade alınacak KDV’ye bir etkisi kalmamıştır.<br />
<br />
4-SONUÇ<br />
<br />
Yurt dışından ithal edilen mallarla ilgili olarak, alıcı firma lehine ortaya çıkan fiyat farklarının ilk işlemin matrahında değişiklik yarattığından bahisle, KDVK'nın 35. maddesi uyarınca ilave edilecek KDV beyanında bulunulmasının istenmesi, vergide mükerrerliğe yol açması nedeniyle eleştiri konusu yapılırken şimdi bu mükerrerlik sorunu bir başka özelge ile giderilmiştir.<br />
<br />
Bu yeni anlayış alacak dekontlarına (credit note) ilişkin KDV düzeltmesini, hem indirim hem de ilave edilecek KDV olarak beyannameye yansıtılacak olması nedeniyle anlamsız hale getirmektedir.<br />
<br />
Alacak dekontlarının (credit note) KDV’si anlamında özelgelerle gelinen bu yeni süreci, idarenin 2012 yılı içinde verdiği muktezaların yarattığı haksızlığın ve belirsizliğin giderilmesi, bir anlamda başa dönüş olarak değerlendirilmesi de mümkündür.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Credit Note İşlemlerinde KDV Açısından Geriye Dönüş | Çınar Bağlan | 08/07/2013<br />
<br />
Çınar Bağlan | Deloitte Türkiye Vergi Hizmetleri Direktörü, YMM<br />
 <br />
1- GİRİŞ<br />
<br />
<br />
Mali İdarenin verdiği özelgeleri takip edenler hatırlayacaktır, yurtdışından ithal edilen mallarla ilgili olarak sonradan yapılan fiyat indirimlerinin (Credit Note) belgelendirilmesi ve KDV karşısındaki durumu ile ilgili olarak 2012 yılı içinde peş peşe yayınlanan bazı özelgeler kafa karışıklığına yol açmış ve mükellefleri zor durumda bırakmıştı.<br />
<br />
İdare, İthalde KDV'si ödenerek gümrükten çekilmiş mallarla ilgili olarak, sonradan yurt dışı ihracatçı firmanın Credit Note (Alacak Dekontu) olarak bilinen belge düzenlemek suretiyle Türkiye'deki ithalatçı firma lehine sağladığı fiyat indirimlerinin KDV'nin konusuna girmediğini; ancak KDV kapsamına girmese dahi söz konusu alış ıskontosu ile ilgili olarak yurt dışındaki satıcıya yönelik KDV ihtiva etmeyen bir fatura düzenlenmesi gerektiği yönünde görüş açıklamakta iken, halen Gelir İdaresi Başkanlığı'nın İnternet sitesinde yayımlanan 23.07.2012 tarih B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.24-2260 ve 07/08/2012 B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.1-2459 sayılı iki Özelge’de alacak dekontunun (Credit Note) mal bedelinde değişikliğe yol açtığından bahisle KDVK’nın 35. maddesi hükmünden hareketle KDV düzeltmesine tabi tutulması gerektiği yönünde görüş açıklamıştı.<br />
<br />
Bu özelgelerde düzeltme işleminin, matrahta değişikliğin vuku bulduğu vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesinde fazladan indirilen tutarın, "ilave edilecek KDV" satırında beyan edilmesi suretiyle yapılacağı, yurtdışındaki satıcı adına fatura düzenlenmesine ve indirim tutarı üzerinden KDV hesaplanmasına gerek olmadığı belirtilmekteydi.<br />
<br />
Alınan alacak dekontu (Credit Note) dolayısıyla, ilave edilecek KDV olarak beyanı yapılan tutarın ne şekilde indirim veya iade konusu yapılacağı özelgelerde açıklanmış değildi.<br />
<br />
Düzeltmeye konu edilen ve Gümrük İdaresine fazladan ödenmiş KDV durumuna düşen tutarın eş zamanlı olarak iadesi veya indirimi yapılmadığı sürece bu durumu mükellefleri KDV yönünden mükerrer vergi öder duruma sokmakta idi.<br />
<br />
Mali idare son olarak yayınladığı 18/02/2013 tarih ve 39044742-130-206 sayılı özelgesinde “ilave edilecek KDV” olarak beyan edilen tutarın akıbetinin ne olacağını açıklamış olup; düzeltme sonucu "ilave edilecek KDV" satırında beyan edilen KDV tutarının indirim hesaplarına alınması mümkün bulunmaktadır’’ demek suretiyle mükerrerliğin nasıl önleneceğini açıklamış bulunmaktadır.<br />
<br />
Bu yazımda söz konusu özelge ile getirilen açıklama ve bunun etkilerine değinilecektir.<br />
<br />
2- ÖTEDEN BERİ DEVAM EDEN UYGULAMA<br />
<br />
Mali idare yurt dışı borcun azalması sonucunu doğuran fiyat indirimlerinin (Credit Note) KDV karşısındaki durumuyla ilgili olarak indirimin gerekçesine bakmakta, satış primi, hasılat primi, yılsonu iskontosu gibi bir hizmet karşılığı olarak görülenlerin KDV'ye tabi olduğu, buna karşın malın fiyatındaki değişiklikten kaynaklanan indirimlerin ise vergiye tabi olmadığı yönünde görüş açıklamakta idi.<br />
<br />
Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 04.11.2008 tarih KDV-3935 sayılı Özelgesi'nde;<br />
<br />
… Şirketiniz adına düzenlenen Credit Note adlı belge, yurt dışındaki firmadan alınan hizmetler ile ilgili olarak veya aranızdaki anlaşmaya istinaden belli dönemlerde veya bir ciro aşımı sonucunda ciro primi, satış primi vb. addedilen sebeplerden dolayı düzenlenmesi halinde KDV’ye tabi olup, sorumlu sıfatıyla ödeyeceğiniz KDV’den mahsup edilmesi mümkün bulunmamaktadır.<br />
<br />
Ancak, Credit Note adlı belge, yurtdışındaki firmanın satmış olduğu hizmetin fiyatındaki değişiklikten kaynaklanan fiyat düşüşlerinin firmanıza yansıtılması nedeniyle düzenlenmesi halinde ise, herhangi bir hizmetten yararlanma gibi bir durum söz konusu olmadığından KDV’ye tabi olmayacaktır.<br />
<br />
İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 08.09.2006 tarih 7055 sayılı Özelgesi'nde;<br />
<br />
…Yurt dışından ithal ettiğiniz emtialar için fiili ithal tarihinden sonra satıcı tarafından ithalatçı lehine fiyat indirimi yapılması KDV’nin konusuna girmemektedir. Ancak, KDV kapsamına girmese dahi alış iskontosu ile ilgili olarak yurt dışındaki satıcıya yönelik KDV ihtiva etmeyen bir fatura düzenlenmesi ve bu faturanın da kayıtlara intikal ettirilmesi ve düzenlenen fatura ile birlikte fiyat indirimine yönelik olarak gönderilen creditnemo vb. yazıların zamanaşımı süresine bağlı olarak muhafaza edilmesi gerekir.<br />
<br />
Şeklinde görüşler açıklanmış ve uygulamalar açıklanan bu görüşler çerçevesinde yürütülmekteydi.<br />
<br />
3- GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞININ İNTERNET SİTESİNDE YAYIMLANAN 23.07.2012 B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.24-2260 VE 07/08/2012 B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.1-2459 TARİH SAYILI ÖZELGELERLE ORTAYA ÇIKAN BELİRSİZLİK<br />
<br />
Gelir İdaresi Başkanlığının 23.07.2012 B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.24-2260 sayılı özelgesinde;<br />
<br />
“… fiili ithal tarihinden sonra transfer fiyatlandırması düzeltmesi çerçevesinde lehinize bir fiyat indirimi yapılması durumunda, yapılan indirimler nedeniyle işlemin matrahında değişiklik vuku bulmakta olup, bu değişikliğin Kanunun 35 inci maddesi hükümlerine göre düzeltilmesi gerekmektedir.<br />
<br />
Bu itibarla, söz konusu malların ithali sırasında ödenen KDV tutarlarının indirim konusu yapıldığı hususu da dikkate alınarak, mal bedelinde meydana gelen değişikliğe paralel olarak indirim tutarları da düzeltilecektir.<br />
<br />
Bu düzeltme işlemi, matrahta değişikliğin vuku bulduğu vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesinde fazladan indirilen tutar, "ilave edilecek KDV" satırında beyan edilmek suretiyle yapılacağından, yurtdışındaki satıcı adına fatura düzenlenmesine ve indirim tutarı üzerinden KDV hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır.”<br />
<br />
Gelir İdaresi Başkanlığının 07/08/2012 B.07.1.GİB.4.34.17.01-KDV.1-2459 sayılı özelgesinde;<br />
<br />
“Buna göre, mal aldığınız ithalatçı firmanın yurt dışından ithal ettiği hammadde için fiili ithal tarihinden sonra yurtdışındaki firma tarafından kendisine yapılan alış iskontosu nedeniyle tarafınıza göndereceği "credit note" belgesine istinaden lehinize bir fiyat indirimi yapılması durumunda, yapılan indirimler nedeniyle işlemin matrahında değişiklik vuku bulmakta olup, bu değişikliğin Kanunun 35 inci maddesi hükümlerine göre düzeltilmesi gerekmektedir.<br />
<br />
Bu itibarla, söz konusu malların ithali sırasında ödenen KDV tutarlarının indirim konusu yapıldığı hususu da dikkate alınarak, mal bedelinde meydana gelen değişikliğe paralel olarak indirim tutarları da düzeltilecektir.<br />
<br />
Bu düzeltme işlemi, matrahta değişikliğin vuku bulduğu vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesinde fazladan indirilen tutar, "ilave edilecek KDV" satırında beyan edilmek suretiyle yapılacağından, yurtdışındaki satıcı adına fatura düzenlenmesine ve indirim tutarı üzerinden KDV hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır."<br />
<br />
Görüldüğü üzere her 2012 tarihli iki özelgede her ne kadar fiyat farkları için fatura düzenlenmesi ve KDV hesaplanması gerekir demiyorsa da mükellefler açısından aynı sonucu doğuracak şekilde ilave KDV beyanında bulunmasına vurgu yapmakta olup, ilave edilecek KDV olarak beyanı yapılan tutarın muhasebe kayıtlarına nasıl yansıtılacağına dair bir açıklamaya yer vermemekte idi.<br />
<br />
Dahası beyan edilen bu KDV’nin indirim yoluyla mı giderileceği veya fazla ve yersiz ödenen vergi olarak Gümrük idaresi kanalıyla geri alınıp alınamayacağı belirsizliğini taşımakta idi.<br />
<br />
Bu iki özelgeye göre hareket eden mükellefler düzeltmeye konu edilen ve Gümrük İdaresine fazladan ödenmiş KDV durumuna düşen tutarın, eş zamanlı olarak, indirim veya iade yoluyla kendilerine dönüşü olmadığı sürece mükerrer KDV ödemiş olmakta idiler.<br />
<br />
4- GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞININ İNTERNET SİTESİNDE YAYIMLANAN 18/02/2013 TARİH 39044742-130-206 SAYILI ÖZELGE;<br />
<br />
Bu özelgede yurt dışından ithal edilen mallarla ilgili yurt dışı satıcı firma tarafından düzenlenen "credit note" ile ilgili KDV düzeltmesinin KDV mükerrerliğine yol açmayacak şekilde nasıl kayıtlara yansıtılacağı açıklığa kavuşturulmuş bulunmaktadır.<br />
<br />
Alınan credit note üzerinden hesaplanan KDV’nin, aynı beyannamede hem ilave edilecek hem de indirilecek KDV olarak yer almasına vurgu yapılmış.<br />
<br />
Bu durumda alacak dekontlarına (credit note) ilişkin KDV düzeltmesi yapılmasının mükellefin KDV yüküne etkisi tamamen sıfırlanmış olmaktadır.<br />
<br />
Söz konusu özelgenin aşağıya kopyaladığımız sonuç bölümünde;<br />
<br />
“… fiili ithal tarihinden sonra yurt dışındaki firmaların alış iskontosu nedeniyle tarafınıza göndereceği "credit note" belgesine istinaden lehinize bir fiyat indirimi yapılması durumunda, yapılan indirimler nedeniyle işlemin matrahında değişiklik vuku bulmakta olup, bu değişikliğin Kanunun 35 inci maddesi hükümlerine göre düzeltilmesi gerekmektedir.<br />
<br />
Bu itibarla, söz konusu malların ithali sırasında ödenen KDV tutarlarının indirim konusu yapıldığı hususu da dikkate alınarak, mal bedelinde meydana gelen değişikliğe paralel olarak indirim tutarları da düzeltilecektir.<br />
<br />
<br />
Bu düzeltme işlemi, matrahta değişikliğin vuku bulduğu vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesinde fazladan indirilen tutar, "ilave edilecek KDV" satırında beyan edilmek suretiyle yapılacağından, yurt dışındaki satıcı adına fatura düzenlenmesine ve indirim tutarı üzerinden KDV hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır.<br />
<br />
<br />
Öte yandan, düzeltme sonucu "ilave edilecek KDV" satırında beyan edilen KDV tutarının indirim hesaplarına alınması mümkün bulunmaktadır”<br />
<br />
<br />
İfadesine yer verilmek suretiyle, yapılacak düzeltmenin ödenecek ve hatta iade alınacak KDV’ye bir etkisi kalmamıştır.<br />
<br />
4-SONUÇ<br />
<br />
Yurt dışından ithal edilen mallarla ilgili olarak, alıcı firma lehine ortaya çıkan fiyat farklarının ilk işlemin matrahında değişiklik yarattığından bahisle, KDVK'nın 35. maddesi uyarınca ilave edilecek KDV beyanında bulunulmasının istenmesi, vergide mükerrerliğe yol açması nedeniyle eleştiri konusu yapılırken şimdi bu mükerrerlik sorunu bir başka özelge ile giderilmiştir.<br />
<br />
Bu yeni anlayış alacak dekontlarına (credit note) ilişkin KDV düzeltmesini, hem indirim hem de ilave edilecek KDV olarak beyannameye yansıtılacak olması nedeniyle anlamsız hale getirmektedir.<br />
<br />
Alacak dekontlarının (credit note) KDV’si anlamında özelgelerle gelinen bu yeni süreci, idarenin 2012 yılı içinde verdiği muktezaların yarattığı haksızlığın ve belirsizliğin giderilmesi, bir anlamda başa dönüş olarak değerlendirilmesi de mümkündür.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[fatura üzerine müşterinin kaşesinin basılması]]></title>
			<link>http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1245</link>
			<pubDate>Wed, 10 Jul 2024 11:56:33 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1245</guid>
			<description><![CDATA[Faturada müşteri bilgilerinin olduğu bölüme müşterinin kendi kaşesini basmasının mümkün olup olmadığı<br />
<br />
Tarih	:	21.02.2018<br />
Yayın Dönemi	:	Nisan 2018<br />
T.C.<br />
<br />
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI<br />
<br />
DENİZLİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI<br />
<br />
MÜKELLEF HİZMETLERİ GRUP MÜDÜRLÜĞÜ<br />
<br />
Sayı: 95133703-105-16560<br />
 <br />
21.02.2018<br />
<br />
Konu: Fatura düzenleme.<br />
<br />
İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ile kestiğiniz faturada müşteri bilgilerinin olduğu bölüme müşterinin kendi kaşesini basmasının mahsuru olup olmadığı hakkında bilgi istenilmiştir.<br />
<br />
 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun;<br />
<br />
230 uncu maddesinde; "Faturada en az aşağıdaki bilgiler bulunur:<br />
<br />
1.Faturanın düzenleme tarihi, seri ve sıra numarası;<br />
<br />
2.Faturayı düzenleyenin adı, varsa ticaret unvanı, iş adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası;<br />
<br />
3.Müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası;<br />
<br />
..."<br />
<br />
231 inci maddesinde; "Faturanın düzenlenmesinde aşağıdaki kaidelere uyulur:<br />
<br />
1. Faturalar sıra numarası dahilinde teselsül ettirilir. Aynı müessesenin muhtelif şube ve kısımlarında her biri aynı numara ile başlamak üzere ayrı ayrı fatura kullanıldığı takdirde bu faturaları şube ve kısımlarına göre şube veya kısmın isimlerinin yazılması veya özel işaretle seri tefriki yapılması mecburidir.<br />
<br />
2. Faturalar mürekkeple, makine ile veya kopya kurşun kalemi ile doldurulur.<br />
<br />
3. Faturalar en az bir asıl ve bir örnek olarak düzenlenir. Birden fazla örnek düzenlendiği takdirde her birine kaçıncı örnek olduğu işaret edilir.<br />
<br />
4. Faturaların baş tarafında iş sahibinin veya namına imzaya mezun olanların imzası bulunur.<br />
<br />
5. Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azamî yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.<br />
<br />
6. Bu Kanunun 232 nci maddesinin birinci fıkrasına göre fatura düzenlemek zorunda olanlar, müşterinin adı ve soyadı ile bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarasının doğruluğundan sorumludur. (Ancak bu sorumluluk, aynı maddenin 2 nci fıkrasının uygulandığı halleri kapsamaz.) Fatura düzenleyenin istemesi halinde müşteri kimliğini ve vergi dairesi hesap numarasını gösterir belgeyi ibraz etmek zorundadır."<br />
<br />
hükümleri yer almaktadır.<br />
<br />
Bu hükümlere göre, faturada bulunması gereken asgari bilgilerin (müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası) yer alması zorunluluğuna uyulması kaydıyla, faturada müşteri bilgilerinin yer aldığı bölüme müşterinin kendi kaşesinin basılmasında bir sakınca bulunmamaktadır.<br />
<br />
Bilgilerinize rica ederim.<br />
<br />
<br />
(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.<br />
<br />
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.<br />
<br />
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Faturada müşteri bilgilerinin olduğu bölüme müşterinin kendi kaşesini basmasının mümkün olup olmadığı<br />
<br />
Tarih	:	21.02.2018<br />
Yayın Dönemi	:	Nisan 2018<br />
T.C.<br />
<br />
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI<br />
<br />
DENİZLİ VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI<br />
<br />
MÜKELLEF HİZMETLERİ GRUP MÜDÜRLÜĞÜ<br />
<br />
Sayı: 95133703-105-16560<br />
 <br />
21.02.2018<br />
<br />
Konu: Fatura düzenleme.<br />
<br />
İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ile kestiğiniz faturada müşteri bilgilerinin olduğu bölüme müşterinin kendi kaşesini basmasının mahsuru olup olmadığı hakkında bilgi istenilmiştir.<br />
<br />
 213 Sayılı Vergi Usul Kanununun;<br />
<br />
230 uncu maddesinde; "Faturada en az aşağıdaki bilgiler bulunur:<br />
<br />
1.Faturanın düzenleme tarihi, seri ve sıra numarası;<br />
<br />
2.Faturayı düzenleyenin adı, varsa ticaret unvanı, iş adresi, bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarası;<br />
<br />
3.Müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası;<br />
<br />
..."<br />
<br />
231 inci maddesinde; "Faturanın düzenlenmesinde aşağıdaki kaidelere uyulur:<br />
<br />
1. Faturalar sıra numarası dahilinde teselsül ettirilir. Aynı müessesenin muhtelif şube ve kısımlarında her biri aynı numara ile başlamak üzere ayrı ayrı fatura kullanıldığı takdirde bu faturaları şube ve kısımlarına göre şube veya kısmın isimlerinin yazılması veya özel işaretle seri tefriki yapılması mecburidir.<br />
<br />
2. Faturalar mürekkeple, makine ile veya kopya kurşun kalemi ile doldurulur.<br />
<br />
3. Faturalar en az bir asıl ve bir örnek olarak düzenlenir. Birden fazla örnek düzenlendiği takdirde her birine kaçıncı örnek olduğu işaret edilir.<br />
<br />
4. Faturaların baş tarafında iş sahibinin veya namına imzaya mezun olanların imzası bulunur.<br />
<br />
5. Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azamî yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.<br />
<br />
6. Bu Kanunun 232 nci maddesinin birinci fıkrasına göre fatura düzenlemek zorunda olanlar, müşterinin adı ve soyadı ile bağlı olduğu vergi dairesi ve hesap numarasının doğruluğundan sorumludur. (Ancak bu sorumluluk, aynı maddenin 2 nci fıkrasının uygulandığı halleri kapsamaz.) Fatura düzenleyenin istemesi halinde müşteri kimliğini ve vergi dairesi hesap numarasını gösterir belgeyi ibraz etmek zorundadır."<br />
<br />
hükümleri yer almaktadır.<br />
<br />
Bu hükümlere göre, faturada bulunması gereken asgari bilgilerin (müşterinin adı, ticaret unvanı, adresi, varsa vergi dairesi ve hesap numarası) yer alması zorunluluğuna uyulması kaydıyla, faturada müşteri bilgilerinin yer aldığı bölüme müşterinin kendi kaşesinin basılmasında bir sakınca bulunmamaktadır.<br />
<br />
Bilgilerinize rica ederim.<br />
<br />
<br />
(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.<br />
<br />
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.<br />
<br />
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Emekli olup tekrar aynı yerde çalışmaya başlayan çalışanın gelir vergisi matrahı]]></title>
			<link>http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1244</link>
			<pubDate>Tue, 12 Mar 2024 12:10:15 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1244</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">AYNI YIL İÇERİSİNDE Emekli olup tekrar aynı yerde çalışmaya başlayan çalışanın gelir vergisi matrahı</span></span><br />
<br />
Tarih	:	06.02.2024<br />
Yayın Dönemi	:	Mart 2024<br />
GİB-PDF<br />
<br />
T.C.<br />
<br />
VAN VALİLİĞİ<br />
<br />
Defterdarlık Gelir Müdürlüğü<br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
Sayı<br />
<br />
:<br />
<br />
E-60757842-120-3338<br />
<br />
06.02.2024<br />
<br />
Konu<br />
<br />
:<br />
<br />
Emekli olup tekrar aynı yerde çalışmaya başlayan çalışanın gelir vergisi matrahı<br />
<br />
 <br />
<br />
 	 	 	 	 <br />
 <br />
<br />
İlgi<br />
<br />
:<br />
<br />
...<br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
İlgide kayıtlı özelge talep formunda; Odanız çalışanlarından ….'nun 07/03/2023 tarihinde emekliye ayrıldığı, çıkış işlemlerinin yapılmasından sonra 09/03/2023 tarihinde tekrar Odanızda göreve başladığı belirtilerek, adı geçen çalışana yapılan ücret ödemesinin vergilendirilmesinde esas vergi matrahına, 07/03/2023 tarihinden önceki süregelen gelir vergisi matrahının dahil edilip edilmeyeceği hususunda Defterdarlığımız görüşü talep edilmektedir.<br />
<br />
 <br />
<br />
 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;<br />
<br />
 <br />
<br />
- "Ücretin tarifi" başlıklı 61 inci maddesinde; "Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.<br />
<br />
 <br />
<br />
 Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.",<br />
<br />
 <br />
<br />
- "İşverenin tarifi" başlıklı 62 nci maddesinde; "İş verenler, hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişilerdir.<br />
<br />
 <br />
<br />
...",<br />
<br />
 <br />
<br />
- "Vergi tevkifatı" başlıklı 94 üncü maddesinde, "Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.<br />
<br />
 <br />
<br />
1.Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre"<br />
<br />
 <br />
<br />
..."<br />
<br />
 <br />
<br />
hükümlerine yer verilmiştir.<br />
<br />
 <br />
<br />
160 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde, "...aynı işveren tarafından aynı vergilendirme dönemi içinde yapılan ücret ödemelerinin toplamı, yürürlükte olan gelir vergisi tarifesinin aynı gelir dilimi içinde kaldığı sürece, bu dilime ait vergi nispeti bu gelir dilimini aşması halinde ise aşan kısmın vergisi bir üst dilime ait vergi nispeti esas alınarak hesaplanacaktır.<br />
<br />
 <br />
<br />
..."açıklamasına,<br />
<br />
 <br />
<br />
311 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin 21 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, "Aynı takvim yılı içinde tek işverenden elde edildiği kabul edilen ücretler, kümülatif matrah esas alınmak suretiyle vergilendirilecektir.<br />
<br />
 <br />
<br />
..." açıklamasına<br />
<br />
 <br />
<br />
yer verilmiştir.<br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, ücret gelirlerinin vergilendirilmesinde vergilendirme dönemi olarak takvim yılı esas alınmaktadır. Tevkif suretiyle vergilendirmede, takvim yılının Ocak ayından başlanılarak yıl sonuna kadar yapılan ücret ödemeleri kümülatif matrah üzerinden vergi tarifesi uygulanmak suretiyle vergilendirilmektedir.<br />
</span></span><br />
 <br />
<br />
Buna göre, Odanızda çalışmakta iken 07/03/2023 tarihinde emekliye ayrılıp, 09/03/2023 tarihinde tekrar Odanızda göreve başlayan …'na aynı takvim yılı içerisinde Odanızca yapılan ücret ödemelerinin 160 seri no.lu ve 311 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğlerince tek işverenden yapılan ücret ödemesi olarak kabul edilip kümülatif matrah esas alınarak Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94 ve 103 üncü maddeleri uyarınca vergilendirilmesi gerekmektedir.<br />
<br />
 <br />
<br />
Bilgi edinilmesini rica ederim.<br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.<br />
<br />
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.<br />
<br />
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">AYNI YIL İÇERİSİNDE Emekli olup tekrar aynı yerde çalışmaya başlayan çalışanın gelir vergisi matrahı</span></span><br />
<br />
Tarih	:	06.02.2024<br />
Yayın Dönemi	:	Mart 2024<br />
GİB-PDF<br />
<br />
T.C.<br />
<br />
VAN VALİLİĞİ<br />
<br />
Defterdarlık Gelir Müdürlüğü<br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
Sayı<br />
<br />
:<br />
<br />
E-60757842-120-3338<br />
<br />
06.02.2024<br />
<br />
Konu<br />
<br />
:<br />
<br />
Emekli olup tekrar aynı yerde çalışmaya başlayan çalışanın gelir vergisi matrahı<br />
<br />
 <br />
<br />
 	 	 	 	 <br />
 <br />
<br />
İlgi<br />
<br />
:<br />
<br />
...<br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
İlgide kayıtlı özelge talep formunda; Odanız çalışanlarından ….'nun 07/03/2023 tarihinde emekliye ayrıldığı, çıkış işlemlerinin yapılmasından sonra 09/03/2023 tarihinde tekrar Odanızda göreve başladığı belirtilerek, adı geçen çalışana yapılan ücret ödemesinin vergilendirilmesinde esas vergi matrahına, 07/03/2023 tarihinden önceki süregelen gelir vergisi matrahının dahil edilip edilmeyeceği hususunda Defterdarlığımız görüşü talep edilmektedir.<br />
<br />
 <br />
<br />
 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;<br />
<br />
 <br />
<br />
- "Ücretin tarifi" başlıklı 61 inci maddesinde; "Ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.<br />
<br />
 <br />
<br />
 Ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olması veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunması onun mahiyetini değiştirmez.",<br />
<br />
 <br />
<br />
- "İşverenin tarifi" başlıklı 62 nci maddesinde; "İş verenler, hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişilerdir.<br />
<br />
 <br />
<br />
...",<br />
<br />
 <br />
<br />
- "Vergi tevkifatı" başlıklı 94 üncü maddesinde, "Kamu idare ve müesseseleri, iktisadî kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadî işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya ziraî işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.<br />
<br />
 <br />
<br />
1.Hizmet erbabına ödenen ücretler ile 61 inci maddede yazılı olup ücret sayılan ödemelerden (istisnadan faydalananlar hariç), 103 ve 104 üncü maddelere göre"<br />
<br />
 <br />
<br />
..."<br />
<br />
 <br />
<br />
hükümlerine yer verilmiştir.<br />
<br />
 <br />
<br />
160 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde, "...aynı işveren tarafından aynı vergilendirme dönemi içinde yapılan ücret ödemelerinin toplamı, yürürlükte olan gelir vergisi tarifesinin aynı gelir dilimi içinde kaldığı sürece, bu dilime ait vergi nispeti bu gelir dilimini aşması halinde ise aşan kısmın vergisi bir üst dilime ait vergi nispeti esas alınarak hesaplanacaktır.<br />
<br />
 <br />
<br />
..."açıklamasına,<br />
<br />
 <br />
<br />
311 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin 21 inci maddesinin dördüncü fıkrasında, "Aynı takvim yılı içinde tek işverenden elde edildiği kabul edilen ücretler, kümülatif matrah esas alınmak suretiyle vergilendirilecektir.<br />
<br />
 <br />
<br />
..." açıklamasına<br />
<br />
 <br />
<br />
yer verilmiştir.<br />
<br />
 <br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Bu hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, ücret gelirlerinin vergilendirilmesinde vergilendirme dönemi olarak takvim yılı esas alınmaktadır. Tevkif suretiyle vergilendirmede, takvim yılının Ocak ayından başlanılarak yıl sonuna kadar yapılan ücret ödemeleri kümülatif matrah üzerinden vergi tarifesi uygulanmak suretiyle vergilendirilmektedir.<br />
</span></span><br />
 <br />
<br />
Buna göre, Odanızda çalışmakta iken 07/03/2023 tarihinde emekliye ayrılıp, 09/03/2023 tarihinde tekrar Odanızda göreve başlayan …'na aynı takvim yılı içerisinde Odanızca yapılan ücret ödemelerinin 160 seri no.lu ve 311 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğlerince tek işverenden yapılan ücret ödemesi olarak kabul edilip kümülatif matrah esas alınarak Gelir Vergisi Kanununun 61, 63, 94 ve 103 üncü maddeleri uyarınca vergilendirilmesi gerekmektedir.<br />
<br />
 <br />
<br />
Bilgi edinilmesini rica ederim.<br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.<br />
<br />
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.<br />
<br />
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[öncek döneme ait faturların takip eden yıl defterine işlenmesi defter beyan sistemi]]></title>
			<link>http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1243</link>
			<pubDate>Wed, 06 Mar 2024 13:34:40 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1243</guid>
			<description><![CDATA[DEFTER BEYAN SİSTEMİNDE, ÖNCEKİ YILA AİT OLUP, SONRAKİ DÖNEM GETİRİLEN FATURALARIN GETİRİLDİĞİ DÖNEME İŞLENEREK KATMADEĞER VERGİSİNİN İNDİRİM KOSUNU YAPILMASINA ALİŞKİN KAYIT ŞEKLİ<br />
<br />
<br />
09.05.2019<br />
* 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 29. maddesinde 7104 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemeler çerçevesinde, bir önceki takvim yılına ilişkin mal ve hizmet alımlarına (vergiyi doğuran olayı bir önceki yılda gerçekleşen) ait belgelerde yer alan “KDV” tutarlarının indirim konusu yapılabilmesine ilişkin geliştirme tamamlanarak kullanıma açılmıştır.<br />
<br />
<br />
<br />
Defter Kayıt Tarihi: 01.02.<span style="font-weight: bold;">2024</span><br />
<span style="font-weight: bold;">Belge Tarihi</span> : 29.12.<span style="font-weight: bold;">2023</span><br />
Alış Türü : Normal Alım<br />
Gider Kayıt Türü : İndirilecek Giderler (gvk40)<br />
Gider Kayıt Alt Türü : Diğer (Gvk 40/1)<br />
tutarı : 25200<br />
kdv oranı :%20<br />
kdv tutarı: 5040,00<br />
genel toplamı:30240,00<br />
Bu şekilde kayıt edince uyarı çıkıyor 7104 sk. şeklinde. Tamam deyip kaydedince<br />
hesap özeti aldığında gider kısmına kdv hariç tutarı ilave etmiyor. sadece kdv indirim konusu yapıyor.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Dikkat Edilecek konu<br />
1-) Belge Tarihi: Önceki seneye ait olacak. yani evragın üzerindeki tarih.<br />
2-) Mal alım fatura olsa bile Gider kayıt türü mal alışı değil İndirilecek gider olarak kayıt yapılacak.</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[DEFTER BEYAN SİSTEMİNDE, ÖNCEKİ YILA AİT OLUP, SONRAKİ DÖNEM GETİRİLEN FATURALARIN GETİRİLDİĞİ DÖNEME İŞLENEREK KATMADEĞER VERGİSİNİN İNDİRİM KOSUNU YAPILMASINA ALİŞKİN KAYIT ŞEKLİ<br />
<br />
<br />
09.05.2019<br />
* 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 29. maddesinde 7104 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemeler çerçevesinde, bir önceki takvim yılına ilişkin mal ve hizmet alımlarına (vergiyi doğuran olayı bir önceki yılda gerçekleşen) ait belgelerde yer alan “KDV” tutarlarının indirim konusu yapılabilmesine ilişkin geliştirme tamamlanarak kullanıma açılmıştır.<br />
<br />
<br />
<br />
Defter Kayıt Tarihi: 01.02.<span style="font-weight: bold;">2024</span><br />
<span style="font-weight: bold;">Belge Tarihi</span> : 29.12.<span style="font-weight: bold;">2023</span><br />
Alış Türü : Normal Alım<br />
Gider Kayıt Türü : İndirilecek Giderler (gvk40)<br />
Gider Kayıt Alt Türü : Diğer (Gvk 40/1)<br />
tutarı : 25200<br />
kdv oranı :%20<br />
kdv tutarı: 5040,00<br />
genel toplamı:30240,00<br />
Bu şekilde kayıt edince uyarı çıkıyor 7104 sk. şeklinde. Tamam deyip kaydedince<br />
hesap özeti aldığında gider kısmına kdv hariç tutarı ilave etmiyor. sadece kdv indirim konusu yapıyor.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Dikkat Edilecek konu<br />
1-) Belge Tarihi: Önceki seneye ait olacak. yani evragın üzerindeki tarih.<br />
2-) Mal alım fatura olsa bile Gider kayıt türü mal alışı değil İndirilecek gider olarak kayıt yapılacak.</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İŞE BAŞLAMADAN ÖNCE ALINAN DEMİRBAŞ ve EMTİA FAT. GİDER KAYDI - KDV İNDİRİMİ MÜMKÜN]]></title>
			<link>http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1242</link>
			<pubDate>Sun, 25 Feb 2024 13:32:16 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1242</guid>
			<description><![CDATA[Tarih	:	29.03.2022<br />
Yayın Dönemi	:	Mart 2022<br />
T.C.<br />
<br />
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI<br />
<br />
Aydın Vergi Dairesi Başkanlığı<br />
<br />
Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü<br />
<br />
Sayı: E-79690095-120[8-2022-120-30]-33379<br />
<br />
Tarih: 29.03.2022<br />
<br />
Konu: İşe başlamadan önce satın alınan demirbaş ve stok mallarının gider kaydı<br />
<br />
İlgi:<br />
<br />
a)23.03.2022 tarihli özelge talep formunuz.<br />
<br />
b)24.03.2022 tarihli özelge talep formunuz.<br />
<br />
İlgide kayıtlı özelge talep formlarınızın incelenmesinden, 18.02.2022 tarihinde belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalarda kitap perakende ticareti faaliyetine başladığınız, işe başlama bildirimi yapmadan önce 2022 yılı Ocak ve Şubat aylarında işletmeniz için demirbaş ve ticari mal alışlarınızın olduğu, söz konusu alışlarınızı mükellefiyet tesisi tarihinde defter kayıtlarınıza alınmasında herhangi bir sakınca bulunup bulunmadığı hususunda Başkanlığımızdan özelge talep ettiğiniz anlaşılmıştır.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">GELİR VERGİSİ VE VERGİ USUL KANUNU AÇISINDAN:</span></span><br />
<br />
Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde indirilebileceği hükme bağlanmıştır.<br />
<br />
Öte yandan, Vergi Usul Kanununun 174 üncü maddesinde, defterlerin hesap dönemi itibariyle tutulacağı, kayıtların her hesap döneminde kapatılacağı ve ertesi dönem başında yeniden açılacağı, hesap döneminin normal olarak takvim yılı olduğu hükmü mevcuttur.<br />
<br />
Aynı Kanunun 219 uncu maddesinde; "Muameleler defterlere zamanında kaydedilir. Şöyle ki:<br />
<br />
a) Muamelelerin işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin intizam ve vuzuhunu bozmayacak bir zaman zarfında kaydedilmesi şarttır. Bu gibi kayıtların on günden fazla geciktirilmesi caiz değildir.<br />
<br />
b) Kayıtlarını devamlı olarak muhasebe fişleri, primanota ve bordro gibi yetkili amirlerin imza ve parafını taşıyan mazbut vesikalara dayanarak yürüten müesseselerde, muamelelerin bunlara işlenmesi, deftere işlenmesi hükmündedir. Ancak bu kayıtlar, muamelelerin esas defterlere 45 günden daha geç intikal ettirilmesine cevaz vermez.<br />
<br />
c) Günlük kasa, günlük perakende satış ve hasılat defterleri ile serbest meslek kazanç defterine muameleler günü gününe kaydedilir." hükmü yer almaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Bu hükümlere göre, mükellefiyet tesis ettirilmeden önce faaliyetinize ilişkin olarak satın alınan demirbaş ve stok mallarının faturalarının işe başlanılmasını müteakip mezkur 219 uncu maddede yer alan süreler içerisinde yasal defterlere kaydedilmesi halinde, bu tutarların gelir vergisi açısından gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.</span></span><br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;"><br />
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN:</span></span><br />
<br />
3065 sayılı KDV Kanununun;<br />
<br />
1/1 inci maddesinde, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,<br />
<br />
10 uncu maddesinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması anında, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura ve benzeri belgelerin düzenlenmesi anında vergiyi doğuran olayın meydana geldiği,<br />
<br />
29/1 inci maddesinde, mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV den, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler nedeniyle ödenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV yi indirim konusu yapabilecekleri,<br />
<br />
29/3 üncü maddesinde, indirim hakkının vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılını takip eden takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabileceği,<br />
<br />
34/1 inci maddesinde ise, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait KDV nin, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedilmesi şartıyla indirilebileceği,<br />
<br />
hüküm altına almıştır.<br />
<br />
Bu hükümlere göre, indirim hakkı, vergiyi doğuran olayın <span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">vuku bulduğu takvim yılını takip eden takvim yılı aşılmamak şartıyla ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilecektir.</span></span><br />
<br />
Bilgi edinilmesini rica ederim.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
25.12.2021<br />
<br />
 <br />
<br />
İŞE BAŞLAMADAN ÖNCE ALINAN DEMİRBAŞ<br />
<br />
VB FATURALARIN GİDER KAYDI - KDV İNDİRİMİ MÜMKÜN MÜ?<br />
<br />
 <br />
<br />
<br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
T.C. KARABÜK VALİLİĞİ<br />
Defterdarlık Gelir Müdürlüğü<br />
 <br />
Sayı: 35831311-KDV-9    22.08.2016<br />
 <br />
Konu: İşe başlamadan önce alınan demirbaş <br />
 <br />
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, Şubat/2016 tarihinde faaliyete başladığınız, bir önceki yılda işyeriniz ile ilgili alınan demirbaşlara ilişkin KDV'nin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı ve amortisman uygulanıp uygulanamayacağı hususlarında Defterdarlığımız görüşü talep edilmektedir.<br />
 <br />
3065 sayılı KDV Kanununun;1/1 inci maddesinde, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,<br />
 <br />
10 uncu maddesinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması anında, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura ve benzeri belgelerin düzenlenmesi anında vergiyi doğuran olayın meydana geldiği,<br />
 <br />
29/1 inci maddesinde, mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV den, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler nedeniyle ödenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV yi indirim konusu yapabilecekleri,29/3 üncü maddesinde, indirim hakkının vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabileceği,<br />
 <br />
34/1 inci maddesinde ise, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait KDV nin, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedilmesi şartıyla indirilebileceği,<br />
 <br />
hüküm altına alınmıştır.<br />
 <br />
Bu hükümlere göre, indirim hakkı, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılını aşmamak şartıyla ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilecektir.<br />
 <br />
Satın aldığınız demirbaşlar için 2015 yılında tarafınıza fatura düzenlenerek vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu, buna göre faaliyete başladığınız 2016/Şubat döneminde ilgili takvim yılı aşılmış olduğundan söz konusu faturada yer alan KDV'nin indirim konusu yapılması mümkün değildir.<br />
 <br />
Öte yandan, Vergi Usul Kanununun 174 üncü maddesinde, defterlerin hesap dönemi itibariyle tutulacağı, kayıtların her hesap döneminde kapatılacağı ve ertesi dönem başında yeniden açılacağı, hesap döneminin normal olarak takvim yılı olduğu hükmü mevcuttur.<br />
 <br />
Aynı Kanunun 219 uncu maddesinde; "Muameleler defterlere zamanında kaydedilir. Şöyle ki:<br />
 <br />
1. Muamelelerin işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin intizam ve vuzuhunu bozmayacak bir zaman zarfında kaydedilmesi şarttır. Bu gibi kayıtların on günden fazla geciktirilmesi caiz değildir.<br />
 <br />
2. Kayıtlarını devamlı olarak muhasebe fişleri, primanota ve bordro gibi yetkili amirlerin imza ve parafını taşıyan mazbut vesikalara dayanarak yürüten müesseselerde, muamelelerin bunlara işlenmesi, deftere işlenmesi hükmündedir. Ancak bu kayıtlar, muamelelerin esas defterlere 45 günden daha geç intikal ettirilmesine cevaz vermez.<br />
 <br />
3. Günlük kasa, günlük perakende satış ve hasılat defterleri ile serbest meslek kazanç defterine muameleler günü gününe kaydedilir." hükmü yer almaktadır.<br />
 <br />
Bu hükümlere göre, mükellefiyet tesis ettirilmeden önce faaliyetinize ilişkin olarak devralınan demirbaşlara ait faturaların işe başlanılmasını müteakip Kanunun 219 uncu maddesinde yer alan süreler içerisinde yasal defterlere kaydedilmesi gerekmektedir.<br />
 <br />
Mezkûr Kanunun Geçici 5 inci maddesinde "Bu kanunun mer'iyete girdiği tarihte veya müteakip yıllarda ticari, zirai veya mesleki kazançları dolayısıyla yeniden Gelir Vergisine girecek veya basit usulden gerçek usule geçecek olan mükellefler ile öteden beri faaliyete devam eden serbest meslek erbabının amortismana tabi iktisadi kıymetleri maliyet bedeli, maliyet bedeli bilinmiyorsa bizzat kendilerince alış tarihindeki rayice göre tahmin olunacak bedeli ile değerlenir. Şu kadar ki, bu kıymetlerin alış tarihleri ile mükellefiyete giriş veya gerçek usule geçiş tarihi arasındaki yıllara ait amortismanlar tutarı bu değerden düşülür ve bakiyesinin amortismanına devam olunur." hükmü yer almaktadır.<br />
 <br />
Buna göre; mükellefiyetinizin tesis edilmesinden evvel iktisap etmiş olduğunuz demirbaşı maliyet bedelinden, maliyet bedeli bilinmiyorsa alış tarihindeki rayice göre tahmin olunacak bedel üzerinden, demirbaşın iktisap tarihinden envantere alınma tarihine kadar ayrılması gereken amortisman tutarının düşülmesi sonucu oluşacak bedeli envantere dahil etmeniz gerekmektedir. Bu işlemden sonra, Bakanlığımızca belirlenen faydalı ömre göre amortisman süresi sona ermemişse kalan süre için amortisman ayrılması mümkün bulunmaktadır.<br />
 <br />
Bilgi edinilmesini rica ederim.<br />
 <br />
*   *   *<br />
 <br />
 <br />
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI<br />
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI<br />
Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü<br />
Sayı: 11395140-105[229-2014/VUK-1/18237]-16023   -  26/02/2016<br />
 <br />
Konu: İşe başlamadan önce devralınan demirbaş ve stok mallarının gider kaydı<br />
 <br />
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, 10/01/2014 tarihinde faaliyete başladığınız, devir aldığınız demirbaş ve stok malları için 31/12/2013 tarihinde tarafınıza fatura düzenlendiği belirtilerek, söz konusu fatura tarihinin faaliyete başlanılan yıldan önce olmasından dolayı KDV ve ticari mal yönünden yasal defterlere kaydedilip kaydedilmeyeceği, yapılan ödemelerin gelir vergisi açısından gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınıp alınamayacağı ile bu giderlere ilişkin KDV'nin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.<br />
 <br />
GELİR VERGİSİ VE VERGİ USUL KANUNU AÇISINDAN:<br />
 <br />
Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde indirilebileceği hükme bağlanmıştır.<br />
 <br />
Öte yandan, Vergi Usul Kanununun 174 üncü maddesinde, defterlerin hesap dönemi itibariyle tutulacağı, kayıtların her hesap döneminde kapatılacağı ve ertesi dönem başında yeniden açılacağı, hesap döneminin normal olarak takvim yılı olduğu hükmü mevcuttur.<br />
 <br />
Aynı Kanununun 219 uncu maddesinde; “Muameleler defterlere zamanında kaydedilir. Şöyle ki:<br />
 <br />
a) Muamelelerin işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin intizam ve vuzuhunu bozmayacak bir zaman zarfında kaydedilmesi şarttır. Bu gibi kayıtların on günden fazla geciktirilmesi caiz değildir.<br />
 <br />
b) Kayıtlarını devamlı olarak muhasebe fişleri, primanota ve bordro gibi yetkili amirlerin imza ve parafını taşıyan mazbut vesikalara dayanarak yürüten müesseselerde, muamelelerin bunlara işlenmesi, deftere işlenmesi hükmündedir. Ancak bu kayıtlar, muamelelerin esas defterlere 45 günden daha geç intikal ettirilmesine cevaz vermez.<br />
 <br />
c) Günlük kasa, günlük perakende satış ve hasılat defterleri ile serbest meslek kazanç defterine muameleler günü gününe kaydedilir.” hükmü yer almaktadır.<br />
 <br />
Bu hükümlere göre, mükellefiyet tesis ettirilmeden önce faaliyetinize ilişkin olarak devralınan demirbaş ve stok mallarının faturalarının işe başlanılmasını müteakip mezkur 219 uncu maddede yer alan süreler içerisinde yasal defterlere kaydedilmesi halinde, bu tutarların gelir vergisi açısından gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.<br />
 <br />
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN:<br />
 <br />
3065 sayılı KDV Kanununun;<br />
 <br />
1/1 inci maddesinde, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,<br />
 <br />
10 uncu maddesinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması anında, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura ve benzeri belgelerin düzenlenmesi anında vergiyi doğuran olayın meydana geldiği,<br />
 <br />
29/1 inci maddesinde, mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV den, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler nedeniyle ödenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV yi indirim konusu yapabilecekleri,<br />
 <br />
29/3 üncü maddesinde, indirim hakkının vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabileceği,<br />
 <br />
34/1 inci maddesinde ise, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait KDV nin, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedilmesi şartıyla indirilebileceği,<br />
 <br />
hüküm altına almıştır.<br />
 <br />
Bu hükümlere göre, indirim hakkı, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılını aşmamak şartıyla ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilecektir.<br />
 <br />
Devir aldığınız demirbaş ve stok malları için 2013/Aralık döneminde tarafınıza fatura düzenlenerek vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu, buna göre faaliyete başladığınız 2014/Ocak döneminde ilgili takvim yılı aşılmış olduğundan söz konusu faturada yer alan KDV nin indirim konusu yapılması mümkün değildir.   <br />
 <br />
Bilgi edinilmesini rica ederim.<br />
 <br />
(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.<br />
 <br />
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.<br />
 <br />
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.<br />
 <br />
*   *   *<br />
 <br />
<br />
T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI<br />
MANİSA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI<br />
Vergi ve Anlaşmalar Uygulama Müdürlüğü  <br />
 <br />
SAYI : B.07.1.GİB.4.45.15.01-GVK-40-3-121   -   29.12.2011<br />
 <br />
KONU : İşe başlamadan önce alınan emtia ve demirbaşın gider kaydı hk.<br />
 <br />
 <br />
İlgide kayıtlı dilekçenizle, 03.02.2010 tarihinde faaliyete geçen işletmeniz için 2009 yılı Aralık ayı içerisinde satın aldığınız emtia ve demirbaş ile özel maliyet giderleri dolayısıyla yaptığınız ödemelerin gelir vergisi açısından gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınıp alınamayacağı ile bu giderlere ilişkin KDV'nin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.<br />
 <br />
GVK.nun 40. maddesinin birinci fıkrasında ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde indirilebileceği hükme bağlanmıştır.<br />
 <br />
Diğer taraftan, KDVK.nun 29/1-a maddesinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.<br />
 <br />
Öte yandan, VUK.nun 174. maddesinde, defterlerin hesap dönemi itibariyle tutulacağı, kayıtların her hesap döneminde kapatılacağı ve ertesi dönem başında yeniden açılacağı, hesap döneminin normal olarak takvim yılı olduğu hükmü mevcuttur.<br />
 <br />
Aynı Kanununun 219. maddesinde; "Muameleler defterlere zamanında kaydedilir. Şöyle ki:<br />
 <br />
Muamelelerin işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin intizam ve vuzuhunu bozmayacak bir zaman zarfında kaydedilmesi şarttır. Bu gibi kayıtların on günden fazla geciktirilmesi caiz değildir.<br />
 <br />
Kayıtlarını devamlı olarak muhasebe fişleri, primanota ve bordro gibi yetkili amirlerin imza ve parafını taşıyan mazbut vesikalara dayanarak yürüten müesseselerde, muamelelerin bunlara işlenmesi, deftere işlenmesi hükmündedir. Ancak bu kayıtlar, muamelelerin esas defterlere 45 günden daha geç intikal ettirilmesine cevaz vermez.<br />
 <br />
Günlük kasa, günlük perakende satış ve hasılat defterleri ile serbest meslek kazanç defterine muameleler günü gününe kaydedilir." hükmü yer almaktadır.<br />
 <br />
Yukarıdaki hükümler uyarınca, mükellefiyet tesis ettirilmeden önce faaliyetinize ilişkin olarak satın alınan emtia ve demirbaş faturaları ile diğer harcama faturalarının işe başlanılmasını müteakip mezkur 219. maddede yer alan süreler içerisinde yasal defterlere kaydedilmesi halinde, bu tutarların gelir vergisi açısından gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınması, bu harcamalara ilişkin katma değer vergisinin ise KDV Kanununun 29. maddesi çerçevesinde indirim konusu yapılması mümkündür.<br />
 <br />
Bilgi edinilmesini rica ederim.<br />
 <br />
*   *   *<br />
 <br />
T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI<br />
<br />
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI<br />
<br />
Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü<br />
<br />
 <br />
<br />
Sayı : 11395140-105[MÜK257-2015/VUK1-19321]-71910    23.01.2019<br />
<br />
Konu: Mükellefiyet tesis ettirilmeden ve tescil yapılmadan evvel faaliyete ilişkin satın alınan mallara ait şirket adına düzenlenen faturanın Ba formunda gösterilip gösterilmeyeceği<br />
<br />
İlgide kayıtlı özelge talep formunda; firmanızın kuruluş işlemlerinin 27/05/20.. tarihinde başladığı, ticaret siciline tescil tarihi ile mükellefiyet tescil tarihinin 01/06/20.. olduğu, kuruluş işlemleri ile beraber kuruluş gideri ve emtia alımları nedeniyle 27-30 Mayıs tarihleri arasında şirket adına faturalar düzenlendiği, bu faturalar arasında 5.000 TL ve üzeri tutarlarında alımlarınızın bulunduğu (satıcı firmanın Mayıs dönemi Bs formuna ilgili satışlarını dahil ettiği) belirtilerek, söz konusu alımlarınızın Ba formunda ne şekilde yapılacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.<br />
<br />
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesinin 1’inci fıkrasına göre Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesindeki teslim ve hizmetlerinin katma değer vergisine tabidir.<br />
<br />
Aynı Kanun’un 29’uncu maddesinin 1’inci fıkrasında mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergilerini indirebilecekleri, 3’üncü fıkrasında ise indirim hakkının vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabileceği hüküm altına alınmıştır.<br />
<br />
Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Vergi Kanunlarının Uygulanması ve İspat” başlıklı 3’üncü maddesinin “İspat” başlıklı (B) bölümünde; Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu,<br />
<br />
“Vergiyi Doğuran Olay” başlıklı 19’uncu maddesinde; Vergi alacağının vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğacağı,<br />
<br />
hükme bağlanmıştır.<br />
<br />
Mezkur Kanunun 174 üncü maddesinde, defterlerin hesap dönemi itibariyle tutulacağı, kayıtların her hesap döneminde kapatılacağı ve ertesi dönem başında yeniden açılacağı, hesap döneminin normal olarak takvim yılı olduğu hükmü mevcuttur.<br />
<br />
Aynı Kanun’un 219 uncu maddesi hükmüne göre ise muamelelerin defterlere zamanında kaydedilmesi gerekmektedir.<br />
<br />
Muamelelerin işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin intizam ve vuzuhunu bozmayacak bir zaman zarfında kaydedilmesi şart olup, bu gibi kayıtların on günden fazla geciktirilmesi caiz değildir.<br />
<br />
Kayıtlarını devamlı olarak muhasebe fişleri, primanota ve bordro gibi yetkili amirlerin imza ve parafını taşıyan mazbut vesikalara dayanarak yürüten müesseselerde, muamelelerin bunlara işlenmesi, deftere işlenmesi hükmündedir. Ancak bu kayıtlar, muamelelerin esas defterlere 45 günden daha geç intikal ettirilmesine cevaz vermez.<br />
<br />
Aynı Kanunun 148, 149 ve mükerrer 257’nci maddelerinin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak, 350 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile; mal ve hizmet satışlarını ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)” ile bildirmeleri yükümlülüğü getirilmiş, 362 ve 381 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleriyle bu yükümlülüğe ilişkin açıklamalar yapılmış, 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile de sözkonusu yükümlülüğün 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerinde yerine getirilmesinde uygulanacak usul ve esaslar ile bildirim hadleri yeniden belirlenmiştir.<br />
<br />
396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde mükelleflerin 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerine ilişkin mal ve/veya hizmet alışları ile mal ve/veya hizmet satışlarına uygulanacak had ve usuller yeniden belirlenmiş olup, bir kişi veya kurumdan katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet alışlarının, “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile; birkişi veya kuruma katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet satışlarının ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs) ile bildirileceği, mükelleflerin söz konusu bildirim formlarını mal ve/veya hizmet alış/satışlarının aylık dönemler itibariyle bildirmesi gerektiği, mal ve/veya hizmet alış/satışlarının bildirilecekleri aylık dönemlerin, bunlara ilişkin belgelerin düzenlenme tarihi dikkate alınarak belirleneceği açıklanmıştır.<br />
<br />
Ayrıca, Ba-Bs formlarının en önemli özelliklerinden biri de, bu formların ekonomideki aktörler arasındaki mal ve hizmet hareketlerini izlemek ve kontrol etmek imkanı sağlamasıdır. Bu yolla bir mükellefin mal ve hizmet alım/satım zinciri içerisindeki tüm mükellefler tespit edilebilmektedir.<br />
<br />
Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde,<br />
<br />
Katma Değer Vergisi Kanunu’nda vergi indirim hakkından yararlanılabilmesi için faaliyetle ilgili mal ve hizmet alımlarının mükellefiyet tesis ettirilmesinden önce veya sonra yapılması gibi bir düzenleme bulunmadığından, mükellefiyet tesisinden önce satın alınan mal ve hizmetler ile diğer giderlere ait olan belgelerin, işe başlanılmasını müteakip Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca öngörülen sürede yasal defterlere kaydedilmesi ve vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmaması şartıyla, söz konusu belgelerde yer alan katma değer vergisi tutarlarının genel esaslar çerçevesinde indirim konusu yapılabilmesi,<br />
<br />
Mal ve hizmet alımlarının Ba Formunda bildirilmesinde, belge düzenlenme tarihinin dikkate alınması esas olmakla beraber satın alınan emtia ve demirbaşlara ait firmanız adına düzenlenen faturaların düzenlenme tarihinin şirketinizin tescil tarihinden önce olması nedeni ile bahse konu alış faturasının Ba formunda bildirilmesi mümkün bulunmamaktadır.<br />
<br />
Bilgi edinilmesini rica ederim.<br />
<br />
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.<br />
<br />
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.<br />
<br />
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Tarih	:	29.03.2022<br />
Yayın Dönemi	:	Mart 2022<br />
T.C.<br />
<br />
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI<br />
<br />
Aydın Vergi Dairesi Başkanlığı<br />
<br />
Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü<br />
<br />
Sayı: E-79690095-120[8-2022-120-30]-33379<br />
<br />
Tarih: 29.03.2022<br />
<br />
Konu: İşe başlamadan önce satın alınan demirbaş ve stok mallarının gider kaydı<br />
<br />
İlgi:<br />
<br />
a)23.03.2022 tarihli özelge talep formunuz.<br />
<br />
b)24.03.2022 tarihli özelge talep formunuz.<br />
<br />
İlgide kayıtlı özelge talep formlarınızın incelenmesinden, 18.02.2022 tarihinde belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalarda kitap perakende ticareti faaliyetine başladığınız, işe başlama bildirimi yapmadan önce 2022 yılı Ocak ve Şubat aylarında işletmeniz için demirbaş ve ticari mal alışlarınızın olduğu, söz konusu alışlarınızı mükellefiyet tesisi tarihinde defter kayıtlarınıza alınmasında herhangi bir sakınca bulunup bulunmadığı hususunda Başkanlığımızdan özelge talep ettiğiniz anlaşılmıştır.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">GELİR VERGİSİ VE VERGİ USUL KANUNU AÇISINDAN:</span></span><br />
<br />
Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde indirilebileceği hükme bağlanmıştır.<br />
<br />
Öte yandan, Vergi Usul Kanununun 174 üncü maddesinde, defterlerin hesap dönemi itibariyle tutulacağı, kayıtların her hesap döneminde kapatılacağı ve ertesi dönem başında yeniden açılacağı, hesap döneminin normal olarak takvim yılı olduğu hükmü mevcuttur.<br />
<br />
Aynı Kanunun 219 uncu maddesinde; "Muameleler defterlere zamanında kaydedilir. Şöyle ki:<br />
<br />
a) Muamelelerin işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin intizam ve vuzuhunu bozmayacak bir zaman zarfında kaydedilmesi şarttır. Bu gibi kayıtların on günden fazla geciktirilmesi caiz değildir.<br />
<br />
b) Kayıtlarını devamlı olarak muhasebe fişleri, primanota ve bordro gibi yetkili amirlerin imza ve parafını taşıyan mazbut vesikalara dayanarak yürüten müesseselerde, muamelelerin bunlara işlenmesi, deftere işlenmesi hükmündedir. Ancak bu kayıtlar, muamelelerin esas defterlere 45 günden daha geç intikal ettirilmesine cevaz vermez.<br />
<br />
c) Günlük kasa, günlük perakende satış ve hasılat defterleri ile serbest meslek kazanç defterine muameleler günü gününe kaydedilir." hükmü yer almaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">Bu hükümlere göre, mükellefiyet tesis ettirilmeden önce faaliyetinize ilişkin olarak satın alınan demirbaş ve stok mallarının faturalarının işe başlanılmasını müteakip mezkur 219 uncu maddede yer alan süreler içerisinde yasal defterlere kaydedilmesi halinde, bu tutarların gelir vergisi açısından gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.</span></span><br />
<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;"><br />
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN:</span></span><br />
<br />
3065 sayılı KDV Kanununun;<br />
<br />
1/1 inci maddesinde, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,<br />
<br />
10 uncu maddesinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması anında, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura ve benzeri belgelerin düzenlenmesi anında vergiyi doğuran olayın meydana geldiği,<br />
<br />
29/1 inci maddesinde, mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV den, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler nedeniyle ödenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV yi indirim konusu yapabilecekleri,<br />
<br />
29/3 üncü maddesinde, indirim hakkının vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılını takip eden takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabileceği,<br />
<br />
34/1 inci maddesinde ise, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait KDV nin, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedilmesi şartıyla indirilebileceği,<br />
<br />
hüküm altına almıştır.<br />
<br />
Bu hükümlere göre, indirim hakkı, vergiyi doğuran olayın <span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">vuku bulduğu takvim yılını takip eden takvim yılı aşılmamak şartıyla ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilecektir.</span></span><br />
<br />
Bilgi edinilmesini rica ederim.<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
25.12.2021<br />
<br />
 <br />
<br />
İŞE BAŞLAMADAN ÖNCE ALINAN DEMİRBAŞ<br />
<br />
VB FATURALARIN GİDER KAYDI - KDV İNDİRİMİ MÜMKÜN MÜ?<br />
<br />
 <br />
<br />
<br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
T.C. KARABÜK VALİLİĞİ<br />
Defterdarlık Gelir Müdürlüğü<br />
 <br />
Sayı: 35831311-KDV-9    22.08.2016<br />
 <br />
Konu: İşe başlamadan önce alınan demirbaş <br />
 <br />
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, Şubat/2016 tarihinde faaliyete başladığınız, bir önceki yılda işyeriniz ile ilgili alınan demirbaşlara ilişkin KDV'nin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı ve amortisman uygulanıp uygulanamayacağı hususlarında Defterdarlığımız görüşü talep edilmektedir.<br />
 <br />
3065 sayılı KDV Kanununun;1/1 inci maddesinde, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,<br />
 <br />
10 uncu maddesinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması anında, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura ve benzeri belgelerin düzenlenmesi anında vergiyi doğuran olayın meydana geldiği,<br />
 <br />
29/1 inci maddesinde, mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV den, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler nedeniyle ödenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV yi indirim konusu yapabilecekleri,29/3 üncü maddesinde, indirim hakkının vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabileceği,<br />
 <br />
34/1 inci maddesinde ise, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait KDV nin, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedilmesi şartıyla indirilebileceği,<br />
 <br />
hüküm altına alınmıştır.<br />
 <br />
Bu hükümlere göre, indirim hakkı, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılını aşmamak şartıyla ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilecektir.<br />
 <br />
Satın aldığınız demirbaşlar için 2015 yılında tarafınıza fatura düzenlenerek vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu, buna göre faaliyete başladığınız 2016/Şubat döneminde ilgili takvim yılı aşılmış olduğundan söz konusu faturada yer alan KDV'nin indirim konusu yapılması mümkün değildir.<br />
 <br />
Öte yandan, Vergi Usul Kanununun 174 üncü maddesinde, defterlerin hesap dönemi itibariyle tutulacağı, kayıtların her hesap döneminde kapatılacağı ve ertesi dönem başında yeniden açılacağı, hesap döneminin normal olarak takvim yılı olduğu hükmü mevcuttur.<br />
 <br />
Aynı Kanunun 219 uncu maddesinde; "Muameleler defterlere zamanında kaydedilir. Şöyle ki:<br />
 <br />
1. Muamelelerin işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin intizam ve vuzuhunu bozmayacak bir zaman zarfında kaydedilmesi şarttır. Bu gibi kayıtların on günden fazla geciktirilmesi caiz değildir.<br />
 <br />
2. Kayıtlarını devamlı olarak muhasebe fişleri, primanota ve bordro gibi yetkili amirlerin imza ve parafını taşıyan mazbut vesikalara dayanarak yürüten müesseselerde, muamelelerin bunlara işlenmesi, deftere işlenmesi hükmündedir. Ancak bu kayıtlar, muamelelerin esas defterlere 45 günden daha geç intikal ettirilmesine cevaz vermez.<br />
 <br />
3. Günlük kasa, günlük perakende satış ve hasılat defterleri ile serbest meslek kazanç defterine muameleler günü gününe kaydedilir." hükmü yer almaktadır.<br />
 <br />
Bu hükümlere göre, mükellefiyet tesis ettirilmeden önce faaliyetinize ilişkin olarak devralınan demirbaşlara ait faturaların işe başlanılmasını müteakip Kanunun 219 uncu maddesinde yer alan süreler içerisinde yasal defterlere kaydedilmesi gerekmektedir.<br />
 <br />
Mezkûr Kanunun Geçici 5 inci maddesinde "Bu kanunun mer'iyete girdiği tarihte veya müteakip yıllarda ticari, zirai veya mesleki kazançları dolayısıyla yeniden Gelir Vergisine girecek veya basit usulden gerçek usule geçecek olan mükellefler ile öteden beri faaliyete devam eden serbest meslek erbabının amortismana tabi iktisadi kıymetleri maliyet bedeli, maliyet bedeli bilinmiyorsa bizzat kendilerince alış tarihindeki rayice göre tahmin olunacak bedeli ile değerlenir. Şu kadar ki, bu kıymetlerin alış tarihleri ile mükellefiyete giriş veya gerçek usule geçiş tarihi arasındaki yıllara ait amortismanlar tutarı bu değerden düşülür ve bakiyesinin amortismanına devam olunur." hükmü yer almaktadır.<br />
 <br />
Buna göre; mükellefiyetinizin tesis edilmesinden evvel iktisap etmiş olduğunuz demirbaşı maliyet bedelinden, maliyet bedeli bilinmiyorsa alış tarihindeki rayice göre tahmin olunacak bedel üzerinden, demirbaşın iktisap tarihinden envantere alınma tarihine kadar ayrılması gereken amortisman tutarının düşülmesi sonucu oluşacak bedeli envantere dahil etmeniz gerekmektedir. Bu işlemden sonra, Bakanlığımızca belirlenen faydalı ömre göre amortisman süresi sona ermemişse kalan süre için amortisman ayrılması mümkün bulunmaktadır.<br />
 <br />
Bilgi edinilmesini rica ederim.<br />
 <br />
*   *   *<br />
 <br />
 <br />
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI<br />
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI<br />
Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü<br />
Sayı: 11395140-105[229-2014/VUK-1/18237]-16023   -  26/02/2016<br />
 <br />
Konu: İşe başlamadan önce devralınan demirbaş ve stok mallarının gider kaydı<br />
 <br />
İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda, 10/01/2014 tarihinde faaliyete başladığınız, devir aldığınız demirbaş ve stok malları için 31/12/2013 tarihinde tarafınıza fatura düzenlendiği belirtilerek, söz konusu fatura tarihinin faaliyete başlanılan yıldan önce olmasından dolayı KDV ve ticari mal yönünden yasal defterlere kaydedilip kaydedilmeyeceği, yapılan ödemelerin gelir vergisi açısından gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınıp alınamayacağı ile bu giderlere ilişkin KDV'nin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususlarında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.<br />
 <br />
GELİR VERGİSİ VE VERGİ USUL KANUNU AÇISINDAN:<br />
 <br />
Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde indirilebileceği hükme bağlanmıştır.<br />
 <br />
Öte yandan, Vergi Usul Kanununun 174 üncü maddesinde, defterlerin hesap dönemi itibariyle tutulacağı, kayıtların her hesap döneminde kapatılacağı ve ertesi dönem başında yeniden açılacağı, hesap döneminin normal olarak takvim yılı olduğu hükmü mevcuttur.<br />
 <br />
Aynı Kanununun 219 uncu maddesinde; “Muameleler defterlere zamanında kaydedilir. Şöyle ki:<br />
 <br />
a) Muamelelerin işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin intizam ve vuzuhunu bozmayacak bir zaman zarfında kaydedilmesi şarttır. Bu gibi kayıtların on günden fazla geciktirilmesi caiz değildir.<br />
 <br />
b) Kayıtlarını devamlı olarak muhasebe fişleri, primanota ve bordro gibi yetkili amirlerin imza ve parafını taşıyan mazbut vesikalara dayanarak yürüten müesseselerde, muamelelerin bunlara işlenmesi, deftere işlenmesi hükmündedir. Ancak bu kayıtlar, muamelelerin esas defterlere 45 günden daha geç intikal ettirilmesine cevaz vermez.<br />
 <br />
c) Günlük kasa, günlük perakende satış ve hasılat defterleri ile serbest meslek kazanç defterine muameleler günü gününe kaydedilir.” hükmü yer almaktadır.<br />
 <br />
Bu hükümlere göre, mükellefiyet tesis ettirilmeden önce faaliyetinize ilişkin olarak devralınan demirbaş ve stok mallarının faturalarının işe başlanılmasını müteakip mezkur 219 uncu maddede yer alan süreler içerisinde yasal defterlere kaydedilmesi halinde, bu tutarların gelir vergisi açısından gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.<br />
 <br />
KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN:<br />
 <br />
3065 sayılı KDV Kanununun;<br />
 <br />
1/1 inci maddesinde, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV ye tabi olduğu,<br />
 <br />
10 uncu maddesinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın teslimi veya hizmetin yapılması anında, malın tesliminden veya hizmetin yapılmasından önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura ve benzeri belgelerin düzenlenmesi anında vergiyi doğuran olayın meydana geldiği,<br />
 <br />
29/1 inci maddesinde, mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV den, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler nedeniyle ödenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV yi indirim konusu yapabilecekleri,<br />
 <br />
29/3 üncü maddesinde, indirim hakkının vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabileceği,<br />
 <br />
34/1 inci maddesinde ise, yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait KDV nin, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca gösterilmesi ve bu vesikaların kanuni defterlere kaydedilmesi şartıyla indirilebileceği,<br />
 <br />
hüküm altına almıştır.<br />
 <br />
Bu hükümlere göre, indirim hakkı, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılını aşmamak şartıyla ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilecektir.<br />
 <br />
Devir aldığınız demirbaş ve stok malları için 2013/Aralık döneminde tarafınıza fatura düzenlenerek vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu, buna göre faaliyete başladığınız 2014/Ocak döneminde ilgili takvim yılı aşılmış olduğundan söz konusu faturada yer alan KDV nin indirim konusu yapılması mümkün değildir.   <br />
 <br />
Bilgi edinilmesini rica ederim.<br />
 <br />
(*)     Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.<br />
 <br />
(**)   İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.<br />
 <br />
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.<br />
 <br />
*   *   *<br />
 <br />
<br />
T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI<br />
MANİSA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI<br />
Vergi ve Anlaşmalar Uygulama Müdürlüğü  <br />
 <br />
SAYI : B.07.1.GİB.4.45.15.01-GVK-40-3-121   -   29.12.2011<br />
 <br />
KONU : İşe başlamadan önce alınan emtia ve demirbaşın gider kaydı hk.<br />
 <br />
 <br />
İlgide kayıtlı dilekçenizle, 03.02.2010 tarihinde faaliyete geçen işletmeniz için 2009 yılı Aralık ayı içerisinde satın aldığınız emtia ve demirbaş ile özel maliyet giderleri dolayısıyla yaptığınız ödemelerin gelir vergisi açısından gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınıp alınamayacağı ile bu giderlere ilişkin KDV'nin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.<br />
 <br />
GVK.nun 40. maddesinin birinci fıkrasında ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderlerin safi kazancın tespitinde indirilebileceği hükme bağlanmıştır.<br />
 <br />
Diğer taraftan, KDVK.nun 29/1-a maddesinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin indirilebileceği hükme bağlanmıştır.<br />
 <br />
Öte yandan, VUK.nun 174. maddesinde, defterlerin hesap dönemi itibariyle tutulacağı, kayıtların her hesap döneminde kapatılacağı ve ertesi dönem başında yeniden açılacağı, hesap döneminin normal olarak takvim yılı olduğu hükmü mevcuttur.<br />
 <br />
Aynı Kanununun 219. maddesinde; "Muameleler defterlere zamanında kaydedilir. Şöyle ki:<br />
 <br />
Muamelelerin işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin intizam ve vuzuhunu bozmayacak bir zaman zarfında kaydedilmesi şarttır. Bu gibi kayıtların on günden fazla geciktirilmesi caiz değildir.<br />
 <br />
Kayıtlarını devamlı olarak muhasebe fişleri, primanota ve bordro gibi yetkili amirlerin imza ve parafını taşıyan mazbut vesikalara dayanarak yürüten müesseselerde, muamelelerin bunlara işlenmesi, deftere işlenmesi hükmündedir. Ancak bu kayıtlar, muamelelerin esas defterlere 45 günden daha geç intikal ettirilmesine cevaz vermez.<br />
 <br />
Günlük kasa, günlük perakende satış ve hasılat defterleri ile serbest meslek kazanç defterine muameleler günü gününe kaydedilir." hükmü yer almaktadır.<br />
 <br />
Yukarıdaki hükümler uyarınca, mükellefiyet tesis ettirilmeden önce faaliyetinize ilişkin olarak satın alınan emtia ve demirbaş faturaları ile diğer harcama faturalarının işe başlanılmasını müteakip mezkur 219. maddede yer alan süreler içerisinde yasal defterlere kaydedilmesi halinde, bu tutarların gelir vergisi açısından gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınması, bu harcamalara ilişkin katma değer vergisinin ise KDV Kanununun 29. maddesi çerçevesinde indirim konusu yapılması mümkündür.<br />
 <br />
Bilgi edinilmesini rica ederim.<br />
 <br />
*   *   *<br />
 <br />
T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI<br />
<br />
İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI<br />
<br />
Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü<br />
<br />
 <br />
<br />
Sayı : 11395140-105[MÜK257-2015/VUK1-19321]-71910    23.01.2019<br />
<br />
Konu: Mükellefiyet tesis ettirilmeden ve tescil yapılmadan evvel faaliyete ilişkin satın alınan mallara ait şirket adına düzenlenen faturanın Ba formunda gösterilip gösterilmeyeceği<br />
<br />
İlgide kayıtlı özelge talep formunda; firmanızın kuruluş işlemlerinin 27/05/20.. tarihinde başladığı, ticaret siciline tescil tarihi ile mükellefiyet tescil tarihinin 01/06/20.. olduğu, kuruluş işlemleri ile beraber kuruluş gideri ve emtia alımları nedeniyle 27-30 Mayıs tarihleri arasında şirket adına faturalar düzenlendiği, bu faturalar arasında 5.000 TL ve üzeri tutarlarında alımlarınızın bulunduğu (satıcı firmanın Mayıs dönemi Bs formuna ilgili satışlarını dahil ettiği) belirtilerek, söz konusu alımlarınızın Ba formunda ne şekilde yapılacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.<br />
<br />
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesinin 1’inci fıkrasına göre Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesindeki teslim ve hizmetlerinin katma değer vergisine tabidir.<br />
<br />
Aynı Kanun’un 29’uncu maddesinin 1’inci fıkrasında mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergilerini indirebilecekleri, 3’üncü fıkrasında ise indirim hakkının vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmamak şartıyla, ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabileceği hüküm altına alınmıştır.<br />
<br />
Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun “Vergi Kanunlarının Uygulanması ve İspat” başlıklı 3’üncü maddesinin “İspat” başlıklı (B) bölümünde; Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu,<br />
<br />
“Vergiyi Doğuran Olay” başlıklı 19’uncu maddesinde; Vergi alacağının vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğacağı,<br />
<br />
hükme bağlanmıştır.<br />
<br />
Mezkur Kanunun 174 üncü maddesinde, defterlerin hesap dönemi itibariyle tutulacağı, kayıtların her hesap döneminde kapatılacağı ve ertesi dönem başında yeniden açılacağı, hesap döneminin normal olarak takvim yılı olduğu hükmü mevcuttur.<br />
<br />
Aynı Kanun’un 219 uncu maddesi hükmüne göre ise muamelelerin defterlere zamanında kaydedilmesi gerekmektedir.<br />
<br />
Muamelelerin işin hacmine ve icabına uygun olarak muhasebenin intizam ve vuzuhunu bozmayacak bir zaman zarfında kaydedilmesi şart olup, bu gibi kayıtların on günden fazla geciktirilmesi caiz değildir.<br />
<br />
Kayıtlarını devamlı olarak muhasebe fişleri, primanota ve bordro gibi yetkili amirlerin imza ve parafını taşıyan mazbut vesikalara dayanarak yürüten müesseselerde, muamelelerin bunlara işlenmesi, deftere işlenmesi hükmündedir. Ancak bu kayıtlar, muamelelerin esas defterlere 45 günden daha geç intikal ettirilmesine cevaz vermez.<br />
<br />
Aynı Kanunun 148, 149 ve mükerrer 257’nci maddelerinin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye dayanılarak, 350 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile; mal ve hizmet satışlarını ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)” ile bildirmeleri yükümlülüğü getirilmiş, 362 ve 381 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleriyle bu yükümlülüğe ilişkin açıklamalar yapılmış, 396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile de sözkonusu yükümlülüğün 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerinde yerine getirilmesinde uygulanacak usul ve esaslar ile bildirim hadleri yeniden belirlenmiştir.<br />
<br />
396 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde mükelleflerin 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerine ilişkin mal ve/veya hizmet alışları ile mal ve/veya hizmet satışlarına uygulanacak had ve usuller yeniden belirlenmiş olup, bir kişi veya kurumdan katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet alışlarının, “Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)” ile; birkişi veya kuruma katma değer vergisi hariç 5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet satışlarının ise “Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs) ile bildirileceği, mükelleflerin söz konusu bildirim formlarını mal ve/veya hizmet alış/satışlarının aylık dönemler itibariyle bildirmesi gerektiği, mal ve/veya hizmet alış/satışlarının bildirilecekleri aylık dönemlerin, bunlara ilişkin belgelerin düzenlenme tarihi dikkate alınarak belirleneceği açıklanmıştır.<br />
<br />
Ayrıca, Ba-Bs formlarının en önemli özelliklerinden biri de, bu formların ekonomideki aktörler arasındaki mal ve hizmet hareketlerini izlemek ve kontrol etmek imkanı sağlamasıdır. Bu yolla bir mükellefin mal ve hizmet alım/satım zinciri içerisindeki tüm mükellefler tespit edilebilmektedir.<br />
<br />
Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalar çerçevesinde,<br />
<br />
Katma Değer Vergisi Kanunu’nda vergi indirim hakkından yararlanılabilmesi için faaliyetle ilgili mal ve hizmet alımlarının mükellefiyet tesis ettirilmesinden önce veya sonra yapılması gibi bir düzenleme bulunmadığından, mükellefiyet tesisinden önce satın alınan mal ve hizmetler ile diğer giderlere ait olan belgelerin, işe başlanılmasını müteakip Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca öngörülen sürede yasal defterlere kaydedilmesi ve vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılı aşılmaması şartıyla, söz konusu belgelerde yer alan katma değer vergisi tutarlarının genel esaslar çerçevesinde indirim konusu yapılabilmesi,<br />
<br />
Mal ve hizmet alımlarının Ba Formunda bildirilmesinde, belge düzenlenme tarihinin dikkate alınması esas olmakla beraber satın alınan emtia ve demirbaşlara ait firmanız adına düzenlenen faturaların düzenlenme tarihinin şirketinizin tescil tarihinden önce olması nedeni ile bahse konu alış faturasının Ba formunda bildirilmesi mümkün bulunmamaktadır.<br />
<br />
Bilgi edinilmesini rica ederim.<br />
<br />
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.<br />
<br />
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.<br />
<br />
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[gayrimenkul taşınmaz alımında gider pusulası düzenleme zorunluluğu ba bildirimi]]></title>
			<link>http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1241</link>
			<pubDate>Wed, 21 Feb 2024 20:31:04 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1241</guid>
			<description><![CDATA[Metin Eren<br />
E.Vergi Müfettişi<br />
meren0178@gmail.com<br />
<br />
<br />
<br />
Vergi Mükellefi Olmayan Gerçek Kişiden Gayrimenkul Alımlarında 'BA' Bildirim İle Düzenlenmesi Gereken Belge Türü<br />
1. GİRİŞ<br />
<br />
Gider pusulası ticari hayatta sık karşılaştığımız ancak pek de önemli değilmiş gibi davranılan ancak fatura yerine geçen önemli bir ticari belge türüdür.<br />
<br />
Gider pusulasının, şekil şartları ve hangi durumlarda düzenlenebileceği Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 234’üncü maddesi ile Maliye ve Hazine Bakanlığı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nde düzenlenmiştir.<br />
<br />
Bu yazımızda, vergi mükellefi olan işletmelerin vergi mükellefi olmayan nihai gerçek kişilerden almış oldukları taşınmazlar (TDK’na göre;  Ev, tarla vb. taşınamayan mülk, gayrimenkul.) yönelik “Gider Pusulası” düzenlenip düzenlenemeyeceği hususu ile “Ba” bildirimine konu edilip edilmeyeceği hususları üzerinde duracağız.<br />
<br />
2. GİDER PUSULASI<br />
<br />
213 Sayılı VUK’un 234’üncü maddesine göre; “Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabı ve çiftçiler, bu Kanun kapsamındaki belgeleri düzenleme zorunluluğu bulunmayanlara yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları mallar (gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçilerden satın aldıkları mallar hariç) için işi yapana veya malı satana imza ettirecekleri gider pusulası düzenlerler. Vergiden muaf esnaf için düzenlenen gider pusulası, bu kişiler tarafından verilmiş fatura hükmündedir. Gider pusulası, işin mahiyeti, emtianın cins ve nev'i ile miktar ve bedelini ve iş ücretini ve işi yaptıran ile yapanın veya emtiayı satın alan ile satanın adlarıyla soyadlarını (Tüzel kişilerde unvanlarını) ve adreslerini ve tarihi ihtiva eder ve iki nüsha olarak tanzim ve bir nüshası işi yapana veya malı satana tevdi olunur<br />
<br />
Gider pusulaları, seri ve sıra numarası dahilinde teselsül ettirilir.<br />
<br />
 Gider pusulası, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen gider pusulası hiç düzenlenmemiş sayılır.<br />
<br />
İkinci fıkrada belirtilen bilgileri ihtiva etmeleri kaydıyla;<br />
<br />
a) Malın veya hizmetin bedelinin, dördüncü fıkrada belirtilen süre dâhilinde satıcıya; 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununda tanımlanan banka, 20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında yetkilendirilmiş ödeme kuruluşları veya 9/5/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununa göre kurulan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi aracılığıyla ödenmesi halinde, bu kurumlarca düzenlenen belgeler,<br />
<br />
b) 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında satın alınan malların gider pusulası düzenlemek zorunda olanlara iade edilmesinde, 6502 sayılı Kanun uyarınca iade edilecek tutarların, (a) bendinde yer alan kurumlar aracılığıyla iadesinde bu kurumlarca düzenlenen belgeler,<br />
<br />
c) Bu Kanuna göre belge düzenleme zorunluluğu bulunmayan kamu kurum ve kuruluşlarının, tabi oldukları ilgili mevzuat dâhilinde, yaptıkları işler veya sattıkları mallar için düzenledikleri belgeler, gider pusulası yerine geçer.<br />
<br />
Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.<br />
<br />
3. TAŞINMAZ ALIMINA YÖNELİK İDARENİN BAKIŞI:<br />
<br />
Burdur Valiliği Defterdarlık Gelir Müdürlüğünün 29.03.2011 tarih ve  B.07.4.DEF.0.15.10.00-001-4 sayılı özelge<br />
<br />
“…..Buna göre, şirketinizin vergi mükellefi olmayan kişilerden, satmak üzere satın aldığı gayrimenkuller için yukarıda belirtildiği şekilde gider pusulası düzenlemesi ve gider pusulasının bu gayrimenkulleri satan kişiye imzalatılarak bir nüshasının satan kişiye verilmesi, vergi mükellefi olmayan kişilerden gider pusulası düzenlenerek satın alınan gayrimenkullerin satılması durumunda ise gerçek satış bedeli üzerinden fatura düzenlenmesi gerekmektedir.<br />
<br />
Ayrıca, 396 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen dönem ve sürelerde şirket faaliyet konunuz itibariyle ticari mal niteliğinde bulunan gayrimenkullere ilişkin alış ve satışlarınızın Ba ve Bs bildirim formlarıyla bildirilmesi gerekmektedir.”[1]<br />
<br />
Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı 13.07.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.06.17.01-KDV-2010-14028-45-532 sayılı Özelgesi’nde, “…Buna göre, fatura düzenlenmesi mal teslimi veya hizmet ifasına bağlandığından, satışı yapılan gayrimenkullerin tasarruf hakkının tapuya tescil tarihinden itibaren, ancak tapuya tescil tarihinden önce fiilen teslim gerçekleşmiş ise bu tarihte vergiyi doğuran olay meydana geldiğinden, mal tesliminin gerçekleştiği tarihten itibaren azami yedi gün içerisinde fatura düzenlenmesi, vergi mükellefiyeti bulunmayan kişilerden gayrimenkul satın alınması durumunda ise Vergi Usul Kanununun 234’üncü maddesine göre gider pusulası düzenlemesi gerekmektedir. ” şeklinde görüş beyan etmiştir.[2]<br />
<br />
4. TAŞINMAZ ALIM “BA” BİLDİRİMİNE KONU EDİLMESİ HAKKINDA:<br />
<br />
396 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin, 1.2.1. bölümünde, bildirim mecburiyeti bulunan mükelleflerce, belirlenen hadler çerçevesinde yapılan her türlü mal ve/veya hizmet alış ve satışları, bunlara ilişkin belgenin türüne (Fatura, irsaliyeli fatura, serbest meslek makbuzu, müstahsil makbuzu, gider pusulası, akaryakıt pompalarına bağlı ödeme kaydedici cihaz fişi, sigorta komisyon gider belgesi ve yolcu bileti gibi) bakılmaksızın Ba-Bs bildirim formlarına dahil edileceği belirtilmiştir.<br />
<br />
Bu itibarla; vergi mükellefiyeti olmayan şahıslardana yapılan arsa, taşıt vb varlıkların alım ve satımlarının KDV hariç 5.000,00-TL ve üzerinde olması halinde 396 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde yer alan esaslar çerçevesinde “Ba” ile “Bs” bildirim formuna dahil edilmesi gerekmektedir.<br />
<br />
5. SONUÇ<br />
<br />
İşletmelerin ticari faaliyetleri esnasında, vergi mükellefi olmayan nihai gerçek kişilerden taşınmaz alımı söz konusu olmaktadır. Bu alımlarını ise, TÜRKİYE CUMHURİYETİ TAPU SENEDİ ile yapılmaktadır. Ancak, tapu senetlerinin, ispat gücü yüksek resmi bir belge olmasına rağmen, Maliye Bakanlığı tarafından “GİDER PUSULASI”nın düzenlenmesi gerektiği yönündeki görüşünün gereksiz olduğunu savunanlar ağırlıktadır. Hakeza, Yargınında yorumu mükelleflerle aynı yöndedir.<br />
<br />
Sonuçta, KDV ve Stopaj gibi vergisel yönünden herhangi bir hesaplama söz konusu olmamasına rağmen “Vergiden muaf esnaf için düzenlenen gider pusulası, bu kişiler tarafından verilmiş fatura hükmündedir.” hükmü değiştirilmediği sürece “GİDER PUSULASI”nın düzenlenmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Aksi halde, VUK’un 353 maddesi gereği Cezai Müeyyide ile karşılaşır ve bu cezayı kabul etmeyip itiraz yoluna gitmek suretiyle de uzun süreli yargı süreci ile uğraşmak zorunda kalınabilir. Mali İdaresinin de, yargı, vergi mükellefleri ve bu konudaki uzmanlarının düşünceleri doğrultusunda yorum ve düzenlemelere gideceği zamana kadar “GİDER PUSULASI” düzenleme ihmal edilmemelidir.<br />
<br />
[1] Çevrimiçi: <a href="https://www.gib.gov.tr/node/99622" target="_blank">https://www.gib.gov.tr/node/99622</a> Erişim Tarihi:06.09.2022.<br />
<br />
[2] Çevrimiçi: <a href="https://www.gib.gov.tr/node/89677" target="_blank">https://www.gib.gov.tr/node/89677</a> Erişim Tarihi:06.09.2022.<br />
<br />
09.09.2022<br />
<br />
Kaynak: <a href="http://www.MuhasebeTR.com" target="_blank">http://www.MuhasebeTR.com</a><br />
<br />
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Metin Eren<br />
E.Vergi Müfettişi<br />
meren0178@gmail.com<br />
<br />
<br />
<br />
Vergi Mükellefi Olmayan Gerçek Kişiden Gayrimenkul Alımlarında 'BA' Bildirim İle Düzenlenmesi Gereken Belge Türü<br />
1. GİRİŞ<br />
<br />
Gider pusulası ticari hayatta sık karşılaştığımız ancak pek de önemli değilmiş gibi davranılan ancak fatura yerine geçen önemli bir ticari belge türüdür.<br />
<br />
Gider pusulasının, şekil şartları ve hangi durumlarda düzenlenebileceği Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 234’üncü maddesi ile Maliye ve Hazine Bakanlığı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nde düzenlenmiştir.<br />
<br />
Bu yazımızda, vergi mükellefi olan işletmelerin vergi mükellefi olmayan nihai gerçek kişilerden almış oldukları taşınmazlar (TDK’na göre;  Ev, tarla vb. taşınamayan mülk, gayrimenkul.) yönelik “Gider Pusulası” düzenlenip düzenlenemeyeceği hususu ile “Ba” bildirimine konu edilip edilmeyeceği hususları üzerinde duracağız.<br />
<br />
2. GİDER PUSULASI<br />
<br />
213 Sayılı VUK’un 234’üncü maddesine göre; “Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan serbest meslek erbabı ve çiftçiler, bu Kanun kapsamındaki belgeleri düzenleme zorunluluğu bulunmayanlara yaptırdıkları işler veya onlardan satın aldıkları mallar (gerçek usulde vergilendirilmeyen çiftçilerden satın aldıkları mallar hariç) için işi yapana veya malı satana imza ettirecekleri gider pusulası düzenlerler. Vergiden muaf esnaf için düzenlenen gider pusulası, bu kişiler tarafından verilmiş fatura hükmündedir. Gider pusulası, işin mahiyeti, emtianın cins ve nev'i ile miktar ve bedelini ve iş ücretini ve işi yaptıran ile yapanın veya emtiayı satın alan ile satanın adlarıyla soyadlarını (Tüzel kişilerde unvanlarını) ve adreslerini ve tarihi ihtiva eder ve iki nüsha olarak tanzim ve bir nüshası işi yapana veya malı satana tevdi olunur<br />
<br />
Gider pusulaları, seri ve sıra numarası dahilinde teselsül ettirilir.<br />
<br />
 Gider pusulası, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen gider pusulası hiç düzenlenmemiş sayılır.<br />
<br />
İkinci fıkrada belirtilen bilgileri ihtiva etmeleri kaydıyla;<br />
<br />
a) Malın veya hizmetin bedelinin, dördüncü fıkrada belirtilen süre dâhilinde satıcıya; 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanununda tanımlanan banka, 20/6/2013 tarihli ve 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında yetkilendirilmiş ödeme kuruluşları veya 9/5/2013 tarihli ve 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanununa göre kurulan Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi aracılığıyla ödenmesi halinde, bu kurumlarca düzenlenen belgeler,<br />
<br />
b) 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında satın alınan malların gider pusulası düzenlemek zorunda olanlara iade edilmesinde, 6502 sayılı Kanun uyarınca iade edilecek tutarların, (a) bendinde yer alan kurumlar aracılığıyla iadesinde bu kurumlarca düzenlenen belgeler,<br />
<br />
c) Bu Kanuna göre belge düzenleme zorunluluğu bulunmayan kamu kurum ve kuruluşlarının, tabi oldukları ilgili mevzuat dâhilinde, yaptıkları işler veya sattıkları mallar için düzenledikleri belgeler, gider pusulası yerine geçer.<br />
<br />
Bu maddenin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilidir.<br />
<br />
3. TAŞINMAZ ALIMINA YÖNELİK İDARENİN BAKIŞI:<br />
<br />
Burdur Valiliği Defterdarlık Gelir Müdürlüğünün 29.03.2011 tarih ve  B.07.4.DEF.0.15.10.00-001-4 sayılı özelge<br />
<br />
“…..Buna göre, şirketinizin vergi mükellefi olmayan kişilerden, satmak üzere satın aldığı gayrimenkuller için yukarıda belirtildiği şekilde gider pusulası düzenlemesi ve gider pusulasının bu gayrimenkulleri satan kişiye imzalatılarak bir nüshasının satan kişiye verilmesi, vergi mükellefi olmayan kişilerden gider pusulası düzenlenerek satın alınan gayrimenkullerin satılması durumunda ise gerçek satış bedeli üzerinden fatura düzenlenmesi gerekmektedir.<br />
<br />
Ayrıca, 396 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde belirtilen dönem ve sürelerde şirket faaliyet konunuz itibariyle ticari mal niteliğinde bulunan gayrimenkullere ilişkin alış ve satışlarınızın Ba ve Bs bildirim formlarıyla bildirilmesi gerekmektedir.”[1]<br />
<br />
Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı 13.07.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.06.17.01-KDV-2010-14028-45-532 sayılı Özelgesi’nde, “…Buna göre, fatura düzenlenmesi mal teslimi veya hizmet ifasına bağlandığından, satışı yapılan gayrimenkullerin tasarruf hakkının tapuya tescil tarihinden itibaren, ancak tapuya tescil tarihinden önce fiilen teslim gerçekleşmiş ise bu tarihte vergiyi doğuran olay meydana geldiğinden, mal tesliminin gerçekleştiği tarihten itibaren azami yedi gün içerisinde fatura düzenlenmesi, vergi mükellefiyeti bulunmayan kişilerden gayrimenkul satın alınması durumunda ise Vergi Usul Kanununun 234’üncü maddesine göre gider pusulası düzenlemesi gerekmektedir. ” şeklinde görüş beyan etmiştir.[2]<br />
<br />
4. TAŞINMAZ ALIM “BA” BİLDİRİMİNE KONU EDİLMESİ HAKKINDA:<br />
<br />
396 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin, 1.2.1. bölümünde, bildirim mecburiyeti bulunan mükelleflerce, belirlenen hadler çerçevesinde yapılan her türlü mal ve/veya hizmet alış ve satışları, bunlara ilişkin belgenin türüne (Fatura, irsaliyeli fatura, serbest meslek makbuzu, müstahsil makbuzu, gider pusulası, akaryakıt pompalarına bağlı ödeme kaydedici cihaz fişi, sigorta komisyon gider belgesi ve yolcu bileti gibi) bakılmaksızın Ba-Bs bildirim formlarına dahil edileceği belirtilmiştir.<br />
<br />
Bu itibarla; vergi mükellefiyeti olmayan şahıslardana yapılan arsa, taşıt vb varlıkların alım ve satımlarının KDV hariç 5.000,00-TL ve üzerinde olması halinde 396 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde yer alan esaslar çerçevesinde “Ba” ile “Bs” bildirim formuna dahil edilmesi gerekmektedir.<br />
<br />
5. SONUÇ<br />
<br />
İşletmelerin ticari faaliyetleri esnasında, vergi mükellefi olmayan nihai gerçek kişilerden taşınmaz alımı söz konusu olmaktadır. Bu alımlarını ise, TÜRKİYE CUMHURİYETİ TAPU SENEDİ ile yapılmaktadır. Ancak, tapu senetlerinin, ispat gücü yüksek resmi bir belge olmasına rağmen, Maliye Bakanlığı tarafından “GİDER PUSULASI”nın düzenlenmesi gerektiği yönündeki görüşünün gereksiz olduğunu savunanlar ağırlıktadır. Hakeza, Yargınında yorumu mükelleflerle aynı yöndedir.<br />
<br />
Sonuçta, KDV ve Stopaj gibi vergisel yönünden herhangi bir hesaplama söz konusu olmamasına rağmen “Vergiden muaf esnaf için düzenlenen gider pusulası, bu kişiler tarafından verilmiş fatura hükmündedir.” hükmü değiştirilmediği sürece “GİDER PUSULASI”nın düzenlenmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Aksi halde, VUK’un 353 maddesi gereği Cezai Müeyyide ile karşılaşır ve bu cezayı kabul etmeyip itiraz yoluna gitmek suretiyle de uzun süreli yargı süreci ile uğraşmak zorunda kalınabilir. Mali İdaresinin de, yargı, vergi mükellefleri ve bu konudaki uzmanlarının düşünceleri doğrultusunda yorum ve düzenlemelere gideceği zamana kadar “GİDER PUSULASI” düzenleme ihmal edilmemelidir.<br />
<br />
[1] Çevrimiçi: <a href="https://www.gib.gov.tr/node/99622" target="_blank">https://www.gib.gov.tr/node/99622</a> Erişim Tarihi:06.09.2022.<br />
<br />
[2] Çevrimiçi: <a href="https://www.gib.gov.tr/node/89677" target="_blank">https://www.gib.gov.tr/node/89677</a> Erişim Tarihi:06.09.2022.<br />
<br />
09.09.2022<br />
<br />
Kaynak: <a href="http://www.MuhasebeTR.com" target="_blank">http://www.MuhasebeTR.com</a><br />
<br />
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME ANLAŞMALARI ÖZELGELERİ]]></title>
			<link>http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1240</link>
			<pubDate>Mon, 19 Feb 2024 13:56:34 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1240</guid>
			<description><![CDATA[ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME ANLAŞMALARI ÖZELGELERİ<br />
<br />
1	02.08.2016	39044742-130-105820	<br />
ABD'de mukim firmadan alınan reklam ve raporlama hizmetinin vergilendirilmesi ve tevkifat uygulaması<br />
<br />
T.C.<br />
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI<br />
 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI<br />
Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü<br />
<br />
 <br />
<br />
Sayı : 39044742-130-105820          02/08/2016<br />
Konu : ABD'de mukim firmadan alınan reklam ve raporlama hizmetinin vergilendirilmesi ve tevkifat uygulaması <br />
 <br />
            İlgide kayıtlı özelge talep formu ve dilekçenin incelenmesinden, Amerika'da mukim firmadan internet üzerinden alınan reklam ve (<a href="http://twittercounter.com" target="_blank">http://twittercounter.com</a> gibi sitelerde hangi tarihlerde ne kadar kullanıcı olduğu, hangi 'tweet'lerinizin daha çok 'retweet'lendiği gibi) aylık kullanım raporları hizmeti dolayısıyla ödenen tutarların ne şekilde vergilendirileceği ve tevkifat yapılıp yapılamayacağı hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta konu hakkında Başkanlığımız görüşü aşağıda yer almaktadır.<br />
<br />
<br />
            KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN<br />
<br />
<br />
            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; birinci maddede yazılı kurumlardan kanuni ve iş merkezlerinden her ikisi de Türkiye içinde bulunmayanların, yalnız Türkiye'de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirileceği hükme bağlanmış, üçüncü fıkrasında ise dar mükellefiyet mevzuuna giren kurum kazancının hangi kazanç ve iratlardan oluştuğu belirtilmiştir. Anılan maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun Türkiye'de bir işyeri olan veya daimi temsilci bulunduran yabancı kurumlar tarafından bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyla yapılan işlerden elde edilen ticari kazançların, dar mükellefiyet konusuna giren kurum kazancı olarak vergilendirileceği hükmüne yer verilmiştir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasında da, bu maddede belirtilen kazanç veya iratlar ile gelir unsurlarının Türkiye'de elde edilmesi ve Türkiye'de daimi temsilci bulundurulması konularında 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ilgili hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiştir.<br />
            Kurumlar Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında, dar mükellefiyete tabi kurumların bu fıkranın bentlerinde yer alan kazanç ve iratları üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslar da dâhil nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından %15 oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılması öngörülmüş ve kesinti oranları 03.02.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenmiştir. Ancak, anılan maddede ticari kazanç kapsamındaki ödemeler üzerinden tevkifat yapılmasına ilişkin herhangi bir hükme yer verilmemiştir. Aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde, serbest meslek kazançları için yapılacak ödemelerden petrol arama faaliyetleri dolayısıyla sağlanacak kazançlar için %5 ve diğerleri için % 20 oranında kesinti yapılacağı hüküm altına alınmıştır.<br />
<br />
<br />
            ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME ANLAŞMALARI YÖNÜNDEN<br />
<br />
<br />
            31/12/1997 tarih ve 23217 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması"nın Ticari Kazançlara ilişkin 7 nci maddesi;<br />
            "1. Bir Akit Devlet teşebbüsüne ait kazanç, söz konusu teşebbüs diğer Akit Devlette yer alan bir işyeri vasıtasıyla ticari faaliyette bulunmadıkça, sadece ilk bahsedilen Devlette vergilendirilecektir. Eğer teşebbüs yukarıda bahsedilen şekilde ticari faaliyette bulunursa, teşebbüsün kazançları bu diğer Devlette, işyerine atfedilebilen miktarla sınırlı olmak üzere, vergilendirilebilir.<br />
            …" hükümlerini, Serbest Meslek Kazançlarına ilişkin 14 üncü maddesi ise;<br />
            "… 2. Akit Devletlerden birinin bir teşebbüsünün serbest meslek faaliyetleri veya benzer nitelikteki diğer faaliyetler dolayısıyla elde ettiği gelir, yalnız bu Devlette vergilendirilebilecektir. Bununla beraber, eğer bu hizmet veya faaliyetler diğer Devlette icra edilirse ve eğer:<br />
            a) Teşebbüs bu diğer Devlette hizmet ve faaliyetlerin icra edildiği bir işyerine sahip olursa; veya<br />
            b) Hizmet veya faaliyetlerin icra edildiği süre veya süreler, herhangi bir kesintisiz 12 aylık dönemde, 183 günü aşarsa<br />
            söz konusu gelir, bu diğer Akit Devlette de vergilendirilebilir.<br />
            Böyle bir durumda olayına göre, ya yalnızca söz konusu işyerine atfedilebilen gelir ya da yalnızca bu diğer Devlette icra edilen hizmet veya faaliyetlere atfedilebilen gelir, bu diğer Devlette vergilendirilebilir. Her iki durumda da Türkiye Cumhuriyeti, söz konusu gelir üzerinden tevkifat suretiyle vergi alabilir. Bununla beraber, söz konusu gelirin lehdarı, böyle bir vergiye tabi tutulduktan sonra söz konusu gelir dolayısıyla, sanki gelir bu diğer Devlette bulunan bir işyerine atfedilebilirmiş gibi, Anlaşmanın 7 nci maddesi hükümlerine göre, net esasında vergilendirilmeyi tercih edebilir." hükümlerini öngörmektedir. İşyerinin tanımı Anlaşmanın 5 inci maddesinde yapılmış olup, hangi hallerde diğer Devlette bir işyeri oluşacağı açıkça belirtilmiştir.<br />
            Buna göre, internet üzerinden reklam verme hizmetinin ticari faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup, ABD mukimi şirket Türkiye'de yer alan bir işyeri vasıtasıyla ticari faaliyette bulunmadıkça bu şirketin yalnızca ABD'de vergilendirilmesi gerekmektedir. Eğer ABD mukimi şirket Türkiye'de yer alan bir işyeri vasıtasıyla ticari faaliyette bulunursa Türkiye'nin, bu işyerine atfedilebilen miktarla sınırlı olmak üzere vergi alma hakkı bulunmaktadır. ABD mukimi şirketin internet ortamında reklam verme hizmetini Türkiye'de yer alan sunucular (server) aracılığıyla sunması durumunda da anılan şirketin Türkiye'de Anlaşmanın 5 inci maddesine göre bir işyeri oluştuğu kabul edilecektir.<br />
            Öte yandan, aylık kullanım raporlama hizmetinin serbest meslek faaliyeti kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup, ABD mukimi şirketin serbest meslek faaliyetini Türkiye'de icra etmediği durumda veya faaliyetin Türkiye'de icra edildiği durumda icra süresi veya sürelerinin herhangi bir kesintisiz 12 aylık dönemde toplam 183 günü aşmadığı ya da faaliyetin Türkiye'de yer alan bir işyeri vasıtasıyla yürütülmediği durumlarda bu faaliyetlerden doğan kazancın yalnızca ABD'de vergilendirilmesi gerekmektedir.<br />
            ABD mukimi teşebbüslerin Türkiye'de icra edecekleri serbest meslek faaliyeti, bu teşebbüslerin personelleri vasıtasıyla Türkiye'de yapacakları serbest meslek faaliyetini ifade etmektedir. Faaliyetin Türkiye'de icra edilmesi durumunda, yaptıkları serbest meslek ödemeleri üzerinden vergi tevkifatı yapmak zorunda olan vergi sorumluları, tevkifat yükümlülüğünün doğduğu sırada, istihkak sahibi teşebbüsün faaliyet icrası amacıyla Türkiye'de herhangi bir kesintisiz 12 aylık dönemde toplam 183 günden fazla bir süre kalıp kalmama durumunu bilemeyeceğinden, söz konusu ödemeler üzerinden vergi tevkifatı yapmak zorundadırlar.<br />
            Kendilerine yapılan ödemelerden vergi tevkifatı yapılan teşebbüsler, Anlaşma hükümleri çerçevesinde bu ödemelerin Türkiye'de vergilendirilmemesinin gerektiği durumlarda, bizzat veya vekilleri vasıtasıyla, tevkif edilen vergilerin iadesi için ilgili vergi dairesine başvurabileceklerdir.<br />
            Anlaşma hükümlerinin iç mevzuata göre değişiklik getirdiği durumlarda, Anlaşma hükümlerinden yararlanabilmek için söz konusu ABD teşebbüsünün ABD'de tam mükellef olduğunun ve tüm dünya kazançları üzerinden bu ülkede vergilendirildiğinin ABD yetkili makamlarından alınacak bir belge ile kanıtlanması ve bu belgenin aslı ile birlikte Türkçe tercümesinin Noterce veya ABD'deki Türk Konsolosluklarınca tasdik edilen bir örneğinin vergi sorumlularına veya ilgili vergi dairesine ibraz edilmesi gerekmektedir. Mukimlik belgesinin ibraz edilememesi durumunda ise ilgili anlaşma hükümleri yerine iç mevzuat hükümlerimizin uygulanacağı tabiidir.<br />
<br />
<br />
            KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN<br />
<br />
<br />
            3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1 inci maddesinde Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olacağı hükme bağlanmıştır.<br />
            Aynı Kanunun 6/b maddesine göre hizmet ifalarında işlemin (hizmetin) Türkiye'de yapılmış sayılması için, hizmetin Türkiye'de yapılması veya hizmetten Türkiye'de faydalanılması gerekmektedir.<br />
            Yine aynı Kanunun 8 inci maddesinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işi yapanların verginin mükellefi olduğu belirtildikten sonra 9/1 inci maddesinde, mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı'nın vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği hüküm altına alınmıştır.<br />
            26/04/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (I/C) bölümünün ; "2.1.2.1. İkametgâhı, İşyeri, Kanuni Merkezi ve İş Merkezi Türkiye'de Bulunmayanlar Tarafından Yapılan İşlemler" başlıklı kısmında;<br />
            "3065 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre bir hizmetin KDV'nin konusuna girebilmesi için Türkiye'de ifa edilmesi gerekmektedir. Aynı Kanunun 6/b maddesinde ise Türkiye'de yapılan veya faydalanılan hizmetlerin Türkiye'de ifa edilmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır.<br />
            Buna göre, ikametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayanların Türkiye'de yaptığı hizmetler ile bunların yurt dışında yaptığı ancak Türkiye'de faydalanılan hizmetler KDV'ye tabi olacaktır.<br />
            Bu gibi hizmet ifalarında mükellef, esas olarak hizmeti ifa eden olmakla birlikte, Türkiye'de ikametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi bulunmadığından, KDV'nin tamamı, hizmetten faydalanan yurt içindeki muhatap tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenecektir.<br />
            Hizmetin vergiden müstesna olması ve hizmetin yurt dışında yapılıp hizmetten yurt dışında faydalanılması halinde, mükellef veya sorumlu sıfatıyla KDV beyan edilmeyecektir.<br />
            KDV'nin sorumlu sıfatıyla beyan edilmesi için hizmetten Türkiye'de faydalanan muhatabın KDV mükellefi olması şart değildir. KDV mükellefiyeti bulunmayanlar da söz konusu hizmetler nedeniyle KDV tevkifatı yaparak 2 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan etmek ve ödemek zorundadır." denilmiştir.<br />
            Buna göre, Şirketiniz tarafından yurt dışında yerleşik firmaya web sitesinde reklam hizmeti ve sosyal medya takip raporlama hizmetinin karşılığı yapılacak ödemelerin Türkiye'de faydalanılan hizmetlere ilişkin olması kaydıyla katma değer vergisine tabi olup, bu tutar üzerinden hesaplanan katma değer vergisinin sorumlu sıfatıyla Şirketiniz tarafından 2 No.lu KDV beyannamesi ile beyan edilip ödenmesi gerekmektedir. Bu şekilde beyan edilen verginin aynı dönem 1 No.lu KDV Beyannamesi ile indirim konusu yapılması da mümkündür.<br />
            Öte yandan, yurt dışından temin edilen hizmetten Türkiye'de faydalanılmaması halinde işlemlerin tamamen yurt dışında gerçekleşmesi söz konusu olacağından KDV'nin konusuna girmeyeceğinden KDV'ye tabi olmayacaktır.<br />
            Diğer taraftan, yurt dışındaki firmaya yapılan ödemelerin Türkiye'deki müşterilerinize herhangi bir bedel eklenmeksizin aynen yansıtılması işleminde KDV hesaplanmayacaktır. Ancak, ilaveten herhangi bir bedel alınması halinde ise bu bedel, Şirketinizce sunulan hizmetin karşılığını teşkil edeceğinden genel oranda KDV'ye tabi tutulacaktır.<br />
<br />
<br />
            Bilgi edinilmesini rica ederim.<br />
<br />
 <br />
<br />
2	19.02.2016	38418978-125[30-15/12]-7133	<br />
Almanya mukimi firmadan online alınan hizmetler nedeniyle gelir vergisi tevkifatı <br />
<br />
T.C.<br />
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI<br />
ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI<br />
Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü<br />
<br />
 <br />
<br />
Sayı : 38418978-125[30-15/12]-7133        19/02/2016<br />
Konu : Almanya mukimi firmadan online alınan hizmetler nedeniyle gelir vergisi tevkifatı <br />
 <br />
 <br />
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Almanya mukimi şirketçe yurt dışından online bağlanarak şirket programları vasıtası ile sisteme taktığınız ve sahibi bulunduğunuz dozimetrelerin ölçüm ve kalibrasyonlarının yapıldığını, anılan firmanın Türkiye'de yalnızca şirketinizle iş yaptığını belirterek söz konusu hizmet nedeniyle firmaya yapılacak ödemelerden tevkifat yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü istenmektedir.<br />
             5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; Kanunun 1 inci maddesinde sayılan kurumlardan, kanuni ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye'de bulunmayanların, dar mükellefiyet esasında sadece Türkiye'de elde ettikleri kazançlar üzerinden vergilendirileceği hükme bağlanmış, üçüncü fıkrasında dar mükellefiyette kurum kazancını oluşturan kazanç ve iratlar bentler halinde sayılmıştır.<br />
             Aynı Kanunun 30 uncu maddesinde, dar mükellefiyete tabi kurumların maddede sayılan kazanç ve iratları üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından kurumlar vergisi kesintisi yapılacağı belirtilmiş olup, 12.01.2009 tarihli ve 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile serbest meslek kazançlarından yapılacak tevkifat oranı petrol arama faaliyeti dolayısıyla sağlanacak serbest meslek kazançlarından %5, diğer serbest meslek kazançlarından %20 olarak belirlenmiştir.<br />
             Diğer taraftan "Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi ve Vergi Kaçakçılığını Önleme Anlaşması" 01.01.2011 tarihinden itibaren uygulanmak üzere 01.08.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.<br />
             Alman mukimi firmanın verdiği dozimetrelerin ölçüm ve kalibrasyonlarının yapılmasına ilişkin hizmetin Türkiye-Almanya Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının birer örneği ekli "Ticari Kazançlar"ı düzenleyen 7 nci ve "İşyeri"ni düzenleyen 5 inci maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.<br />
             Anlaşmanın 7 nci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca, Almanya mukimi şirketin Türkiye'de, Anlaşmanın "İşyeri"ne ilişkin 5 inci maddesi kapsamında bir işyerine veya daimi temsilciye sahip olmaksızın elde edeceği gelirleri vergileme hakkı Almanya'ya aittir. Söz konusu gelirlerin Türkiye'de bulunan bir işyeri veya daimi temsilci vasıtasıyla elde edilmeleri durumunda ise bu işyerine veya daimi temsilciye atfedilen gelirlerle sınırlı olmak üzere vergileme hakkı Türkiye'ye ait olacaktır.<br />
             Anlaşmanın "İşyeri"ne ilişkin 5 inci maddesinin 5 inci fıkrasında daimi temsilcilik düzenlenmiştir. Bu fıkraya göre; bir kişi, bir Akit Devlette diğer Akit Devletin teşebbüsü adına hareket eder ve bu fıkra kapsamında belirtilen faaliyetleri temsil ettiği teşebbüs adına yürütürse bu durumda bu faaliyetler diğer Akit Devletin teşebbüsü için bir işyeri oluşturacaktır.<br />
             Aynı maddenin bağımsız temsilciliğe ilişkin 6 ncı fıkrasında ise, bir teşebbüsün bir Akit Devlette işlerinin yalnızca, kendi işlerini olağan şekilde devam ettiren bir simsar, bir genel komisyon acentası veya bağımsız statüde diğer herhangi bir acenta vasıtasıyla yürüttüğü için o Devlette bir işyerine sahip kabul olunmayacağı hükmü yer almaktadır.<br />
             Bu kapsamda bağımsız nitelikte bir temsilciden söz edilebilmesi için, temsilcinin hem hukuken hem de ekonomik olarak teşebbüsten bağımsız olması ve teşebbüs adına faaliyette bulunurken kendi işlerine olağan şekilde devam etmesi gerekmektedir. Bir temsilcinin müteşebbisten bağımsızlığı aynı zamanda onun müteşebbise karşı sorumluluklarının derecesine bağlıdır. Temsilci faaliyetlerini müteşebbisten aldığı emir ve talimatlar ile yürütüyor ise müteşebbisten bağımsız addedilmeyecektir. Bağımsız bir temsilci için diğer bir önemli kıstas ise temsilcinin faaliyetlerinin müteşebbisin etkin bir kontrolüne tabi olmaması ve temsilcinin faaliyetlerini tek bir işveren adına yürütmemesidir.<br />
             Ayrıca, daimi temsilciliğe ilişkin olarak düzenlenen anılan fıkra hükümlerinde yer alan "sözleşme akdetme yetkisi"nin dar çerçevede yorumlanmaması, temsilci ile teşebbüs arasında "bağımlılık" ilişkisinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu çerçevede, Anlaşmanın temsilciliğe ilişkin hükümlerinin uygulanması bakımından, temsilcinin, teşebbüs adına herhangi bir sözleşme akdetme yetkisi olmasa dahi, sözleşmenin gerekli bütün ön şartlarını (müzakereler, fiyat/bedel pazarlığı vb.) yerine getirmesi, ticari faaliyetlerinin tamamını doğrudan veya dolaylı olarak teşebbüsün emir ve talimatları uyarınca gerçekleştirmesi veya temsilcinin teşebbüs namına gerçekleştirdiği faaliyetlerinin temsilcinin olağan faaliyetlerini aşacak bir nitelik arz etmesi gibi durumlarda, yurt dışında yerleşik teşebbüsün, temsilcinin bulunduğu ülkede bir işyerine sahip olduğunun kabul edilmesi  gerekmektedir.<br />
             Bu hükümler uyarınca, Anlaşmanın 5 inci maddesinin daimi temsilciliğe ilişkin fıkrası kapsamında gerçek veya tüzel kişilerin, diğer akit devletin bir teşebbüsü namına hareket etmesi ve bu teşebbüs adına devamlı olarak sözleşme akdetme yetkisi kullanmaları durumunda, bu kişiler Anlaşmanın 6 ncı maddesinin bağımsız temsilciliğe ilişkin fıkrasında belirtilen bağımsız nitelikteki temsilciler kapsamında değerlendirilmeyecekler ve bu faaliyetler nedeniyle temsil ettikleri teşebbüsün bir işyerini  oluşturacaklardır.<br />
             Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, Almanya mukimi firmanın Türkiye'de işyeri olmaksızın online olarak verdiği hizmetler nedeniyle elde ettiği geliri Türkiye'nin vergileme hakkı bulunmayıp, söz konusu hizmet bedelleri üzerinden tevkifat yapılmayacaktır.<br />
             Anlaşma hükümlerinin iç mevzuata göre değişiklik getirdiği durumlarda, Anlaşma hükümlerinden yararlanabilmek için söz konusu Almanya firmasının Almanya'da tam mükellef olduğunun ve tüm dünya kazançları üzerinden bu ülkede vergilendirildiğinin Almanya yetkili makamlarından alınacak bir belge ile kanıtlanması ve bu belgenin aslı ile noterce veya Almanya'daki Türk Konsolosluklarınca tasdik edilen Türkçe tercümesinin vergi sorumlularına veya ilgili vergi dairesine ibraz edilmesi gerekmektedir. Mukimlik belgesinin ibraz edilememesi durumunda ise, ilgili Anlaşma hükümleri yerine iç mevzuat hükümlerimizin uygulanacağı tabiidir.<br />
             Bilgi edinilmesini rica ederim.<br />
<br />
 <br />
<br />
3	22.02.2016	62030549-120[75-2015/796]-14593	<br />
Almanya mukiminin Türkiye'deki bankalarda bulunan mevduat varlıklarının vergilendi<br />
<br />
devamı için tıklayınız<br />
<a href="https://www.verginet.net/Yazdir.aspx?IcerikID=46627" target="_blank">DEVAMINA BU LİNKTEN ULAŞABİLİRSİNİZ</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME ANLAŞMALARI ÖZELGELERİ<br />
<br />
1	02.08.2016	39044742-130-105820	<br />
ABD'de mukim firmadan alınan reklam ve raporlama hizmetinin vergilendirilmesi ve tevkifat uygulaması<br />
<br />
T.C.<br />
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI<br />
 İSTANBUL VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI<br />
Mükellef Hizmetleri Katma Değer Vergisi Grup Müdürlüğü<br />
<br />
 <br />
<br />
Sayı : 39044742-130-105820          02/08/2016<br />
Konu : ABD'de mukim firmadan alınan reklam ve raporlama hizmetinin vergilendirilmesi ve tevkifat uygulaması <br />
 <br />
            İlgide kayıtlı özelge talep formu ve dilekçenin incelenmesinden, Amerika'da mukim firmadan internet üzerinden alınan reklam ve (<a href="http://twittercounter.com" target="_blank">http://twittercounter.com</a> gibi sitelerde hangi tarihlerde ne kadar kullanıcı olduğu, hangi 'tweet'lerinizin daha çok 'retweet'lendiği gibi) aylık kullanım raporları hizmeti dolayısıyla ödenen tutarların ne şekilde vergilendirileceği ve tevkifat yapılıp yapılamayacağı hususunda bilgi talep edildiği anlaşılmakta konu hakkında Başkanlığımız görüşü aşağıda yer almaktadır.<br />
<br />
<br />
            KURUMLAR VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN<br />
<br />
<br />
            5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; birinci maddede yazılı kurumlardan kanuni ve iş merkezlerinden her ikisi de Türkiye içinde bulunmayanların, yalnız Türkiye'de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirileceği hükme bağlanmış, üçüncü fıkrasında ise dar mükellefiyet mevzuuna giren kurum kazancının hangi kazanç ve iratlardan oluştuğu belirtilmiştir. Anılan maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendinde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun Türkiye'de bir işyeri olan veya daimi temsilci bulunduran yabancı kurumlar tarafından bu yerlerde veya bu temsilciler vasıtasıyla yapılan işlerden elde edilen ticari kazançların, dar mükellefiyet konusuna giren kurum kazancı olarak vergilendirileceği hükmüne yer verilmiştir. Aynı maddenin dördüncü fıkrasında da, bu maddede belirtilen kazanç veya iratlar ile gelir unsurlarının Türkiye'de elde edilmesi ve Türkiye'de daimi temsilci bulundurulması konularında 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun ilgili hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiştir.<br />
            Kurumlar Vergisi Kanununun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasında, dar mükellefiyete tabi kurumların bu fıkranın bentlerinde yer alan kazanç ve iratları üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslar da dâhil nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından %15 oranında kurumlar vergisi kesintisi yapılması öngörülmüş ve kesinti oranları 03.02.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile belirlenmiştir. Ancak, anılan maddede ticari kazanç kapsamındaki ödemeler üzerinden tevkifat yapılmasına ilişkin herhangi bir hükme yer verilmemiştir. Aynı maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde, serbest meslek kazançları için yapılacak ödemelerden petrol arama faaliyetleri dolayısıyla sağlanacak kazançlar için %5 ve diğerleri için % 20 oranında kesinti yapılacağı hüküm altına alınmıştır.<br />
<br />
<br />
            ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME ANLAŞMALARI YÖNÜNDEN<br />
<br />
<br />
            31/12/1997 tarih ve 23217 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Amerika Birleşik Devletleri Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması"nın Ticari Kazançlara ilişkin 7 nci maddesi;<br />
            "1. Bir Akit Devlet teşebbüsüne ait kazanç, söz konusu teşebbüs diğer Akit Devlette yer alan bir işyeri vasıtasıyla ticari faaliyette bulunmadıkça, sadece ilk bahsedilen Devlette vergilendirilecektir. Eğer teşebbüs yukarıda bahsedilen şekilde ticari faaliyette bulunursa, teşebbüsün kazançları bu diğer Devlette, işyerine atfedilebilen miktarla sınırlı olmak üzere, vergilendirilebilir.<br />
            …" hükümlerini, Serbest Meslek Kazançlarına ilişkin 14 üncü maddesi ise;<br />
            "… 2. Akit Devletlerden birinin bir teşebbüsünün serbest meslek faaliyetleri veya benzer nitelikteki diğer faaliyetler dolayısıyla elde ettiği gelir, yalnız bu Devlette vergilendirilebilecektir. Bununla beraber, eğer bu hizmet veya faaliyetler diğer Devlette icra edilirse ve eğer:<br />
            a) Teşebbüs bu diğer Devlette hizmet ve faaliyetlerin icra edildiği bir işyerine sahip olursa; veya<br />
            b) Hizmet veya faaliyetlerin icra edildiği süre veya süreler, herhangi bir kesintisiz 12 aylık dönemde, 183 günü aşarsa<br />
            söz konusu gelir, bu diğer Akit Devlette de vergilendirilebilir.<br />
            Böyle bir durumda olayına göre, ya yalnızca söz konusu işyerine atfedilebilen gelir ya da yalnızca bu diğer Devlette icra edilen hizmet veya faaliyetlere atfedilebilen gelir, bu diğer Devlette vergilendirilebilir. Her iki durumda da Türkiye Cumhuriyeti, söz konusu gelir üzerinden tevkifat suretiyle vergi alabilir. Bununla beraber, söz konusu gelirin lehdarı, böyle bir vergiye tabi tutulduktan sonra söz konusu gelir dolayısıyla, sanki gelir bu diğer Devlette bulunan bir işyerine atfedilebilirmiş gibi, Anlaşmanın 7 nci maddesi hükümlerine göre, net esasında vergilendirilmeyi tercih edebilir." hükümlerini öngörmektedir. İşyerinin tanımı Anlaşmanın 5 inci maddesinde yapılmış olup, hangi hallerde diğer Devlette bir işyeri oluşacağı açıkça belirtilmiştir.<br />
            Buna göre, internet üzerinden reklam verme hizmetinin ticari faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup, ABD mukimi şirket Türkiye'de yer alan bir işyeri vasıtasıyla ticari faaliyette bulunmadıkça bu şirketin yalnızca ABD'de vergilendirilmesi gerekmektedir. Eğer ABD mukimi şirket Türkiye'de yer alan bir işyeri vasıtasıyla ticari faaliyette bulunursa Türkiye'nin, bu işyerine atfedilebilen miktarla sınırlı olmak üzere vergi alma hakkı bulunmaktadır. ABD mukimi şirketin internet ortamında reklam verme hizmetini Türkiye'de yer alan sunucular (server) aracılığıyla sunması durumunda da anılan şirketin Türkiye'de Anlaşmanın 5 inci maddesine göre bir işyeri oluştuğu kabul edilecektir.<br />
            Öte yandan, aylık kullanım raporlama hizmetinin serbest meslek faaliyeti kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup, ABD mukimi şirketin serbest meslek faaliyetini Türkiye'de icra etmediği durumda veya faaliyetin Türkiye'de icra edildiği durumda icra süresi veya sürelerinin herhangi bir kesintisiz 12 aylık dönemde toplam 183 günü aşmadığı ya da faaliyetin Türkiye'de yer alan bir işyeri vasıtasıyla yürütülmediği durumlarda bu faaliyetlerden doğan kazancın yalnızca ABD'de vergilendirilmesi gerekmektedir.<br />
            ABD mukimi teşebbüslerin Türkiye'de icra edecekleri serbest meslek faaliyeti, bu teşebbüslerin personelleri vasıtasıyla Türkiye'de yapacakları serbest meslek faaliyetini ifade etmektedir. Faaliyetin Türkiye'de icra edilmesi durumunda, yaptıkları serbest meslek ödemeleri üzerinden vergi tevkifatı yapmak zorunda olan vergi sorumluları, tevkifat yükümlülüğünün doğduğu sırada, istihkak sahibi teşebbüsün faaliyet icrası amacıyla Türkiye'de herhangi bir kesintisiz 12 aylık dönemde toplam 183 günden fazla bir süre kalıp kalmama durumunu bilemeyeceğinden, söz konusu ödemeler üzerinden vergi tevkifatı yapmak zorundadırlar.<br />
            Kendilerine yapılan ödemelerden vergi tevkifatı yapılan teşebbüsler, Anlaşma hükümleri çerçevesinde bu ödemelerin Türkiye'de vergilendirilmemesinin gerektiği durumlarda, bizzat veya vekilleri vasıtasıyla, tevkif edilen vergilerin iadesi için ilgili vergi dairesine başvurabileceklerdir.<br />
            Anlaşma hükümlerinin iç mevzuata göre değişiklik getirdiği durumlarda, Anlaşma hükümlerinden yararlanabilmek için söz konusu ABD teşebbüsünün ABD'de tam mükellef olduğunun ve tüm dünya kazançları üzerinden bu ülkede vergilendirildiğinin ABD yetkili makamlarından alınacak bir belge ile kanıtlanması ve bu belgenin aslı ile birlikte Türkçe tercümesinin Noterce veya ABD'deki Türk Konsolosluklarınca tasdik edilen bir örneğinin vergi sorumlularına veya ilgili vergi dairesine ibraz edilmesi gerekmektedir. Mukimlik belgesinin ibraz edilememesi durumunda ise ilgili anlaşma hükümleri yerine iç mevzuat hükümlerimizin uygulanacağı tabiidir.<br />
<br />
<br />
            KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU YÖNÜNDEN<br />
<br />
<br />
            3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1 inci maddesinde Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olacağı hükme bağlanmıştır.<br />
            Aynı Kanunun 6/b maddesine göre hizmet ifalarında işlemin (hizmetin) Türkiye'de yapılmış sayılması için, hizmetin Türkiye'de yapılması veya hizmetten Türkiye'de faydalanılması gerekmektedir.<br />
            Yine aynı Kanunun 8 inci maddesinde, mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işi yapanların verginin mükellefi olduğu belirtildikten sonra 9/1 inci maddesinde, mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı'nın vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabileceği hüküm altına alınmıştır.<br />
            26/04/2014 tarihli ve 28983 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (I/C) bölümünün ; "2.1.2.1. İkametgâhı, İşyeri, Kanuni Merkezi ve İş Merkezi Türkiye'de Bulunmayanlar Tarafından Yapılan İşlemler" başlıklı kısmında;<br />
            "3065 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre bir hizmetin KDV'nin konusuna girebilmesi için Türkiye'de ifa edilmesi gerekmektedir. Aynı Kanunun 6/b maddesinde ise Türkiye'de yapılan veya faydalanılan hizmetlerin Türkiye'de ifa edilmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır.<br />
            Buna göre, ikametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayanların Türkiye'de yaptığı hizmetler ile bunların yurt dışında yaptığı ancak Türkiye'de faydalanılan hizmetler KDV'ye tabi olacaktır.<br />
            Bu gibi hizmet ifalarında mükellef, esas olarak hizmeti ifa eden olmakla birlikte, Türkiye'de ikametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi bulunmadığından, KDV'nin tamamı, hizmetten faydalanan yurt içindeki muhatap tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenecektir.<br />
            Hizmetin vergiden müstesna olması ve hizmetin yurt dışında yapılıp hizmetten yurt dışında faydalanılması halinde, mükellef veya sorumlu sıfatıyla KDV beyan edilmeyecektir.<br />
            KDV'nin sorumlu sıfatıyla beyan edilmesi için hizmetten Türkiye'de faydalanan muhatabın KDV mükellefi olması şart değildir. KDV mükellefiyeti bulunmayanlar da söz konusu hizmetler nedeniyle KDV tevkifatı yaparak 2 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan etmek ve ödemek zorundadır." denilmiştir.<br />
            Buna göre, Şirketiniz tarafından yurt dışında yerleşik firmaya web sitesinde reklam hizmeti ve sosyal medya takip raporlama hizmetinin karşılığı yapılacak ödemelerin Türkiye'de faydalanılan hizmetlere ilişkin olması kaydıyla katma değer vergisine tabi olup, bu tutar üzerinden hesaplanan katma değer vergisinin sorumlu sıfatıyla Şirketiniz tarafından 2 No.lu KDV beyannamesi ile beyan edilip ödenmesi gerekmektedir. Bu şekilde beyan edilen verginin aynı dönem 1 No.lu KDV Beyannamesi ile indirim konusu yapılması da mümkündür.<br />
            Öte yandan, yurt dışından temin edilen hizmetten Türkiye'de faydalanılmaması halinde işlemlerin tamamen yurt dışında gerçekleşmesi söz konusu olacağından KDV'nin konusuna girmeyeceğinden KDV'ye tabi olmayacaktır.<br />
            Diğer taraftan, yurt dışındaki firmaya yapılan ödemelerin Türkiye'deki müşterilerinize herhangi bir bedel eklenmeksizin aynen yansıtılması işleminde KDV hesaplanmayacaktır. Ancak, ilaveten herhangi bir bedel alınması halinde ise bu bedel, Şirketinizce sunulan hizmetin karşılığını teşkil edeceğinden genel oranda KDV'ye tabi tutulacaktır.<br />
<br />
<br />
            Bilgi edinilmesini rica ederim.<br />
<br />
 <br />
<br />
2	19.02.2016	38418978-125[30-15/12]-7133	<br />
Almanya mukimi firmadan online alınan hizmetler nedeniyle gelir vergisi tevkifatı <br />
<br />
T.C.<br />
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI<br />
ANKARA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI<br />
Mükellef Hizmetleri Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü<br />
<br />
 <br />
<br />
Sayı : 38418978-125[30-15/12]-7133        19/02/2016<br />
Konu : Almanya mukimi firmadan online alınan hizmetler nedeniyle gelir vergisi tevkifatı <br />
 <br />
 <br />
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, Almanya mukimi şirketçe yurt dışından online bağlanarak şirket programları vasıtası ile sisteme taktığınız ve sahibi bulunduğunuz dozimetrelerin ölçüm ve kalibrasyonlarının yapıldığını, anılan firmanın Türkiye'de yalnızca şirketinizle iş yaptığını belirterek söz konusu hizmet nedeniyle firmaya yapılacak ödemelerden tevkifat yapılıp yapılmayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü istenmektedir.<br />
             5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; Kanunun 1 inci maddesinde sayılan kurumlardan, kanuni ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye'de bulunmayanların, dar mükellefiyet esasında sadece Türkiye'de elde ettikleri kazançlar üzerinden vergilendirileceği hükme bağlanmış, üçüncü fıkrasında dar mükellefiyette kurum kazancını oluşturan kazanç ve iratlar bentler halinde sayılmıştır.<br />
             Aynı Kanunun 30 uncu maddesinde, dar mükellefiyete tabi kurumların maddede sayılan kazanç ve iratları üzerinden, bu kazanç ve iratları avanslar da dahil olmak üzere nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından kurumlar vergisi kesintisi yapılacağı belirtilmiş olup, 12.01.2009 tarihli ve 2009/14593 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile serbest meslek kazançlarından yapılacak tevkifat oranı petrol arama faaliyeti dolayısıyla sağlanacak serbest meslek kazançlarından %5, diğer serbest meslek kazançlarından %20 olarak belirlenmiştir.<br />
             Diğer taraftan "Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi ve Vergi Kaçakçılığını Önleme Anlaşması" 01.01.2011 tarihinden itibaren uygulanmak üzere 01.08.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir.<br />
             Alman mukimi firmanın verdiği dozimetrelerin ölçüm ve kalibrasyonlarının yapılmasına ilişkin hizmetin Türkiye-Almanya Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının birer örneği ekli "Ticari Kazançlar"ı düzenleyen 7 nci ve "İşyeri"ni düzenleyen 5 inci maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.<br />
             Anlaşmanın 7 nci maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca, Almanya mukimi şirketin Türkiye'de, Anlaşmanın "İşyeri"ne ilişkin 5 inci maddesi kapsamında bir işyerine veya daimi temsilciye sahip olmaksızın elde edeceği gelirleri vergileme hakkı Almanya'ya aittir. Söz konusu gelirlerin Türkiye'de bulunan bir işyeri veya daimi temsilci vasıtasıyla elde edilmeleri durumunda ise bu işyerine veya daimi temsilciye atfedilen gelirlerle sınırlı olmak üzere vergileme hakkı Türkiye'ye ait olacaktır.<br />
             Anlaşmanın "İşyeri"ne ilişkin 5 inci maddesinin 5 inci fıkrasında daimi temsilcilik düzenlenmiştir. Bu fıkraya göre; bir kişi, bir Akit Devlette diğer Akit Devletin teşebbüsü adına hareket eder ve bu fıkra kapsamında belirtilen faaliyetleri temsil ettiği teşebbüs adına yürütürse bu durumda bu faaliyetler diğer Akit Devletin teşebbüsü için bir işyeri oluşturacaktır.<br />
             Aynı maddenin bağımsız temsilciliğe ilişkin 6 ncı fıkrasında ise, bir teşebbüsün bir Akit Devlette işlerinin yalnızca, kendi işlerini olağan şekilde devam ettiren bir simsar, bir genel komisyon acentası veya bağımsız statüde diğer herhangi bir acenta vasıtasıyla yürüttüğü için o Devlette bir işyerine sahip kabul olunmayacağı hükmü yer almaktadır.<br />
             Bu kapsamda bağımsız nitelikte bir temsilciden söz edilebilmesi için, temsilcinin hem hukuken hem de ekonomik olarak teşebbüsten bağımsız olması ve teşebbüs adına faaliyette bulunurken kendi işlerine olağan şekilde devam etmesi gerekmektedir. Bir temsilcinin müteşebbisten bağımsızlığı aynı zamanda onun müteşebbise karşı sorumluluklarının derecesine bağlıdır. Temsilci faaliyetlerini müteşebbisten aldığı emir ve talimatlar ile yürütüyor ise müteşebbisten bağımsız addedilmeyecektir. Bağımsız bir temsilci için diğer bir önemli kıstas ise temsilcinin faaliyetlerinin müteşebbisin etkin bir kontrolüne tabi olmaması ve temsilcinin faaliyetlerini tek bir işveren adına yürütmemesidir.<br />
             Ayrıca, daimi temsilciliğe ilişkin olarak düzenlenen anılan fıkra hükümlerinde yer alan "sözleşme akdetme yetkisi"nin dar çerçevede yorumlanmaması, temsilci ile teşebbüs arasında "bağımlılık" ilişkisinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu çerçevede, Anlaşmanın temsilciliğe ilişkin hükümlerinin uygulanması bakımından, temsilcinin, teşebbüs adına herhangi bir sözleşme akdetme yetkisi olmasa dahi, sözleşmenin gerekli bütün ön şartlarını (müzakereler, fiyat/bedel pazarlığı vb.) yerine getirmesi, ticari faaliyetlerinin tamamını doğrudan veya dolaylı olarak teşebbüsün emir ve talimatları uyarınca gerçekleştirmesi veya temsilcinin teşebbüs namına gerçekleştirdiği faaliyetlerinin temsilcinin olağan faaliyetlerini aşacak bir nitelik arz etmesi gibi durumlarda, yurt dışında yerleşik teşebbüsün, temsilcinin bulunduğu ülkede bir işyerine sahip olduğunun kabul edilmesi  gerekmektedir.<br />
             Bu hükümler uyarınca, Anlaşmanın 5 inci maddesinin daimi temsilciliğe ilişkin fıkrası kapsamında gerçek veya tüzel kişilerin, diğer akit devletin bir teşebbüsü namına hareket etmesi ve bu teşebbüs adına devamlı olarak sözleşme akdetme yetkisi kullanmaları durumunda, bu kişiler Anlaşmanın 6 ncı maddesinin bağımsız temsilciliğe ilişkin fıkrasında belirtilen bağımsız nitelikteki temsilciler kapsamında değerlendirilmeyecekler ve bu faaliyetler nedeniyle temsil ettikleri teşebbüsün bir işyerini  oluşturacaklardır.<br />
             Yukarıdaki hüküm ve açıklamalar çerçevesinde, Almanya mukimi firmanın Türkiye'de işyeri olmaksızın online olarak verdiği hizmetler nedeniyle elde ettiği geliri Türkiye'nin vergileme hakkı bulunmayıp, söz konusu hizmet bedelleri üzerinden tevkifat yapılmayacaktır.<br />
             Anlaşma hükümlerinin iç mevzuata göre değişiklik getirdiği durumlarda, Anlaşma hükümlerinden yararlanabilmek için söz konusu Almanya firmasının Almanya'da tam mükellef olduğunun ve tüm dünya kazançları üzerinden bu ülkede vergilendirildiğinin Almanya yetkili makamlarından alınacak bir belge ile kanıtlanması ve bu belgenin aslı ile noterce veya Almanya'daki Türk Konsolosluklarınca tasdik edilen Türkçe tercümesinin vergi sorumlularına veya ilgili vergi dairesine ibraz edilmesi gerekmektedir. Mukimlik belgesinin ibraz edilememesi durumunda ise, ilgili Anlaşma hükümleri yerine iç mevzuat hükümlerimizin uygulanacağı tabiidir.<br />
             Bilgi edinilmesini rica ederim.<br />
<br />
 <br />
<br />
3	22.02.2016	62030549-120[75-2015/796]-14593	<br />
Almanya mukiminin Türkiye'deki bankalarda bulunan mevduat varlıklarının vergilendi<br />
<br />
devamı için tıklayınız<br />
<a href="https://www.verginet.net/Yazdir.aspx?IcerikID=46627" target="_blank">DEVAMINA BU LİNKTEN ULAŞABİLİRSİNİZ</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[EK MALİYETLER DE AMORTİSMAN ORANI SÜRESİ]]></title>
			<link>http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1233</link>
			<pubDate>Fri, 22 Dec 2023 02:28:10 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1233</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">AMORTİSMAN SÜRESİ BİTMEMİŞ İKTİSADİ KIYMETLER İÇİN YAPILAN EK MALİYETLER İÇİN AMAORTİSMAN ORANI SÜRESİ<br />
</span></span><br />
Manisa Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 18.04.2014 tarihli 53445970-105[313-2014/27-45]-39 sayılı özelgesinde “Aktifte bulunan iktisadi kıymetin ilk iktisabı sırasında bulunmayan özelliklerin kazandırılması veya ilk iktisap sırasında bulunan özelliklerin geliştirilmesi için yapılan giderler değer artıran giderler olarak sayılmakta ve maliyete eklenen bu giderlerin amortisman süreleri de iktisadi kıymetin kalan ömrüne göre belirlenmektedir.<br />
<br />
Buna göre, şirketiniz aktifine kayıtlı çift yakıtlı motor üzerindeki teknik ekipmanların değiştirilerek tek yakıtlı motor haline getirilmek suretiyle yenilenmesi için yapılan giderlerin iktisadi kıymetin değerini artıran giderler kapsamında değerlendirilmesi ve <span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">iktisadi kıymetin kalan ömrüne göre amortismana tabi tutulması gerekmektedir.”</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">AMORTİSMAN SÜRESİ BİTEN İKTİSADİ KIYMETLER İÇİN YAPILAN EK MALİYETLER İÇİN AMAORTİSMAN ORANI SÜRESİ</span><br />
</span><br />
<br />
Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 20.07.2016 tarihli 70280967-105[2016-272]-63 sayılı özelgesinde ise “söz konusu değer artırıcı tertibatların araçlara faydalı ömürleri tamamlandıktan sonra eklenmesi halinde, <span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">iktisadi kıymetin ömrünü uzatan giderler gibi araçlar için belirlenen oran ve sürede amortismana tabi tutulacaklardır.”<br />
</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">AMORTİSMAN SÜRESİ BİTMEMİŞ İKTİSADİ KIYMETLER İÇİN YAPILAN EK MALİYETLER İÇİN AMAORTİSMAN ORANI SÜRESİ<br />
</span></span><br />
Manisa Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 18.04.2014 tarihli 53445970-105[313-2014/27-45]-39 sayılı özelgesinde “Aktifte bulunan iktisadi kıymetin ilk iktisabı sırasında bulunmayan özelliklerin kazandırılması veya ilk iktisap sırasında bulunan özelliklerin geliştirilmesi için yapılan giderler değer artıran giderler olarak sayılmakta ve maliyete eklenen bu giderlerin amortisman süreleri de iktisadi kıymetin kalan ömrüne göre belirlenmektedir.<br />
<br />
Buna göre, şirketiniz aktifine kayıtlı çift yakıtlı motor üzerindeki teknik ekipmanların değiştirilerek tek yakıtlı motor haline getirilmek suretiyle yenilenmesi için yapılan giderlerin iktisadi kıymetin değerini artıran giderler kapsamında değerlendirilmesi ve <span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">iktisadi kıymetin kalan ömrüne göre amortismana tabi tutulması gerekmektedir.”</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;"><span style="color: #FF0000;">AMORTİSMAN SÜRESİ BİTEN İKTİSADİ KIYMETLER İÇİN YAPILAN EK MALİYETLER İÇİN AMAORTİSMAN ORANI SÜRESİ</span><br />
</span><br />
<br />
Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 20.07.2016 tarihli 70280967-105[2016-272]-63 sayılı özelgesinde ise “söz konusu değer artırıcı tertibatların araçlara faydalı ömürleri tamamlandıktan sonra eklenmesi halinde, <span style="color: #FF0000;"><span style="font-weight: bold;">iktisadi kıymetin ömrünü uzatan giderler gibi araçlar için belirlenen oran ve sürede amortismana tabi tutulacaklardır.”<br />
</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Serbest meslek otopark ücretinin gider yazılması]]></title>
			<link>http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1232</link>
			<pubDate>Sat, 02 Dec 2023 00:51:25 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1232</guid>
			<description><![CDATA[ücretine ilişkin alınan ödeme kaydedici cihaz fişinin gider olarak kaydedilip edilemeyeceği<br />
   Sayı: 84098128-120[68-2021/4]-245809 Tarih:<br />
06/06/2023<br />
T.C.<br />
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI<br />
İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı<br />
Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü<br />
Sayı : E-84098128-120[68-2021/4]-245809 Konu : Serbest meslek erbabı tarafından ödenen<br />
otopark ücretine ilişkin alınan ödeme kaydedici cihaz fişinin gider olarak kaydedilip edilemeyeceği<br />
İlgi :...<br />
06.06.2023<br />
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, serbest muhasebeci mali müşavirlik faaliyeti ile iştigal ettiğiniz, mesleki faaliyetinizin icrasında kullanmakta olduğunuz aracınız için ödeme yaptığınız otopark ücreti karşılığında ödeme kaydedici cihaz fişi aldığınız belirtilerek, otopark ücretine ait ödeme kaydedici cihaz fişlerinin serbest meslek kazancınızın tespitinde indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.<br />
GELİR VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN:<br />
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;<br />
- "Serbest meslek kazancının tarifi" başlıklı 65 inci maddesinde,H"er türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.<br />
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olamayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır. ..." ,<br />
 <br />
- "Serbest meslek kazancının tesbiti" başlıklı 67 nci maddesinde, "Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyle yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır... ",<br />
- "Mesleki giderler" başlıklı 68 inci maddesinde, S"erbest meslek kazancının tespitinde aşağıda yazılı giderler hasılattan indirilir:<br />
1. Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderler (İkametgâhlarının<br />
bir kısmını iş yeri olarak kullananlar, ikametgâh için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını indirebilirler. İş yeri kendi mülkü olanlar kira yerine amortismanı, ikametgâhı kendi mülkü olup bunun bir kısmını iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.).<br />
...<br />
5. Kiralanan veya envantere dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderleri.(Şu kadar ki binek otomobillerine ilişkin giderlerin en fazla %70'i ve kiralama yoluyla edinilen binek otomobillerinin her birine ilişkin aylık kira bedelinin 5.500 Türk lirasına (313 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2021 yılında uygulanmak üzere 6.000) kadarlık kısmı ile binek otomobillerinin iktisabında ödenen özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi toplamının 115.000 Türk lirasına (313 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2021 yılında uygulanmak üzere150.000) kadarlık kısmı gider olarak dikkate alınabilir.<br />
..."<br />
hükümlerine yer verilmiştir.<br />
Öte yandan, 311 seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin "Binek Otomobillerin Giderleri ve Amortismanlarının Vergi Matrahından İndirilmesi" başlıklı beşinci bölümünde, konu ile ilgili olarak ayrıntılı açıklamalara yer verilmiş olup anılan Tebliğin "Binek otomobillere ilişkin tamir, bakım, yakıt ve benzeri cari giderler" başlıklı 14 üncü maddesinde, "(1) Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, binek otomobillere ilişkin giderlerin en fazla %70'i, gelir ve kurumlar vergisi açısından safi kazancın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılabilecektir.<br />
(2) İşletmeye veya envantere dâhil olup ticari veya mesleki faaliyette kullanılan binek otomobillerin giderleri sınırlandırılmakta olup, bu sınırlama esas itibarıyla faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere binek otomobillerin giderlerini kapsamaktadır.<br />
<br />
(3) Birinci fıkra kapsamındaki giderler genel olarak taşıtların tamir, bakım, yakıt, sigorta ve benzeri cari giderleridir.<br />
(4) Yapılan giderlerin işletmeye veya envantere kayıtlı ya da kiralama yoluyla edinilen binek otomobillere ilişkin olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır. ..."<br />
açıklamasına yer verilmiştir.<br />
Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalara göre, serbest meslek faaliyetinizin ehemmiyet ve genişliğiyle mütenasip olan ve işte kullanılan söz konusu aracınızın envantere dahil edilmesi ve Vergi Usul Kanununda belirtilen belgelerle tevsik edilmesi şartıyla otopark giderlerinin en fazla %70'inin, mesleki kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.<br />
VERGİ USUL KANUNU AÇISINDAN:<br />
213 sayılı Vergi Usul Kanununun;<br />
- 227 nci maddesinin birinci fıkrasında, "Bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.",<br />
- 229 uncu maddesinde, "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.",<br />
- 231 inci maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde, "Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir. Hazine ve Maliye Bakanlığı; mal veya hizmetin nev'i, miktarı, fiyatı, tutarı, satışın yapılma şekli, faaliyet konusu, sektör veya mükellefiyet türünü ayrı ayrı veya birlikte dikkate alarak, bu süreyi indirmeye ya da faturanın malın teslim edildiği veya hizmetin yapıldığı anda düzenlenmesi zorunluluğu getirmeye yetkilidir. Bu süreler içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.",<br />
- 232 nci maddesinde, "Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler:<br />
 1. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara;<br />
<br />
2. Serbest meslek erbabına;<br />
3. Kazançları basit usulde tesbit olunan tüccarlara;<br />
4. Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere;<br />
5. Vergiden muaf esnafa.<br />
Sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlara da fatura istemek ve almak mecburiyetindedirler.<br />
Yukarıdakiler dışında kalanların, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile kazancı basit usulde tespit edilenlerden ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerden satın aldıkları emtia veya onlara yaptırdıkları iş bedelinin 50.000.000 lirayı (1.1.2022'den itibaren 2.000-TL) geçmesi veya bedeli 50.000.000 liradan (1.1.2022'den itibaren 2.000-TL) az olsa dahi istemeleri halinde emtiayı satanın veya işi yapanın fatura vermesi mecburidir.",<br />
- 233 üncü maddesinde, "Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin fatura vermek mecburiyetinde olmadıkları satışları ve yaptıkları işlerin bedelleri aşağıdaki vesikalardan herhangi biri ile tevsik olunur.<br />
1. Perakende satış fişleri;<br />
2. Makineli kasaların kayıt ruloları;<br />
3. Giriş ve yolcu taşıma biletleri.<br />
Perakende satış fişi, makineli kasaların kayıt ruloları ve biletlerde, işletme veya mükellefin adı, düzenlenme tarihi ve alınan paranın miktarı gösterilir.<br />
Perakende satış fişi ile giriş ve yolcu taşıma biletleri seri ve sıra numarası dahilinde teselsül ettirilir. Bu fiş ve biletler kopyalı iki nüsha olarak tanzim edilir ve bir nüshası müşteriye verilir. Makineli kasa kullanılıp da müşteriye fiş (makineli kasanın önceki fıkrada belirtilen malumatı ihtiva eden fişi) verilmemesi halinde, perakende satış fişi tanzimi ve müşteriye verilmesi mecburidi"r. hükümleri bulunmaktadır.<br />
<br />
Öte yandan, 167 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde birinci ve ikinci sınıf tüccarlarla defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinde beş bent halinde sayılan kimselere sattıkları emtia veya yaptıkları işler için satılan emtianın veya yapılan işin bedeli ne olursa olsun fatura vermelerinin, emtiayı satın alan veya hizmeti yaptıran bu kimselerin de fatura istemelerinin ve almalarının zorunlu olduğu ve bunlar için perakende satış fişlerinin geçerli olmayacağı açıklanmıştır.<br />
Ancak, daha sonra yayımlanan 204 ve 206 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile bu düzenlemeye bazı istisnalar getirilerek, mükelleflerin ticari faaliyetlerine ilişkin olarak işyerlerinde kullanılmak ve tüketilmek amacıyla satın aldıkları (kırtasiye, büro ve temizlik malzemeleri gibi) ve bedeli fatura düzenleme mecburiyetini belirleyen kanuni haddi aşmayan mal ve hizmet bedelleri için düzenlenen perakende satış veya yazar kasa fişlerinin gider belgesi olarak kabul edilmesi uygun görülmüştür. İşletmenin tüketimi dışında satışa konu olacak mal ve hizmetlerin alımlarında ise bedeli ne olursa olsun fatura düzenlenmesi ve defterlere faturalara dayanılarak kayıt yapılması gerektiği açıklanmıştır.<br />
Ayrıca, 275 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile de, taksi işleten mükelleflerden alınan ve tutarı fatura düzenleme mecburiyetine ilişkin kanuni haddi aşmayan perakende satış fişlerinin de gider belgesi olarak kabul edilmesi uygun görülmüştür.<br />
Bunun yanı sıra, 385 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin,El"ektronik Sistemler Kullanılarak Yapılan Otopark İşletmeciliğinde Belge Düzen"i başlıklı 3 üncü bölümünde, otopark işletmeciliği faaliyetinde bulunan mükelleflerin ödeme kaydedici cihaz kullanmak mecburiyetinde oldukları belirtilerek otopark işletmeciliği faaliyetinde bulunan mükellefler tarafından ödeme kaydedici cihaz yerine kullanılacak elektronik cihazların Tebliğde belirtilen şekilde kullanılması kaydıyla, otopark işletmeciliği hizmetinin Tebliğde yer alan açıklamalar çerçevesinde belgelendirilmesinin mümkün olduğu açıklanmıştır.<br />
Diğer taraftan, 24.07.2020 tarihinde yayımlanan Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihaz Bilgi Fişleri Kılavuzunun "9.4. OTOPARK GİRİŞ İŞLEMLERİNDE DÜZENLENECEK BİLGİ FİŞLERİ"başlıklı bölümünde, "YN ÖKC kullanma mecburiyeti bulunan otopark işletmelerinde aracın otoparka giriş/ kayıt işlemleri sırasında YN ÖKC'den ekte örneğine yer verilen (6 No.lu) "Otopark Giriş Bilgi Fişi" düzenlenerek verilmesi gerekmektedir.<br />
Bu bilgi fişi üzerinde; otopark işletmesinin adı soyadı/unvanı, adresi, telefon numarası, VKN, tarih, saat, fiş numarası, araç plaka bilgisi ve aracın otopark giriş tarih ve saat bilgileri bulunur.<br />
Bilgi fişinin üst kısmındaki mükellef ve fiş bilgilerinden sonra bilgi fişinin türü kısmında "OTOPARK GİRİŞ" ibaresi, sonunda ise (Z No, Ekü No, MF Kodundan önce) "MALİ DEĞERİ YOKTUR" ibaresi bulunacaktır.<br />
Otopark Giriş Bilgi Fişlerinin araç otoparktan çıkarken; giriş ve çıkış zamanına göre hesaplanan<br />
<br />
ücret tutarı dikkate alınarak mali değeri olan YN ÖKC fişine dönüştürülmesi gerekmektedir. Otopark hizmetinin sonunda düzenlenecek mali değeri olan YN ÖKC fişinde otopark giriş bilgi fişinin Tarih, Saat ve No'su da bulunmalıdır." şeklinde açıklama yapılmıştır.<br />
Buna göre, İzmir Büyükşehir Belediyesinin şirketi olan ... A.Ş. tarafından işletildiği belirtilen ... Katlı Otoparkından yararlanmak suretiyle aldığınız otopark hizmetine ilişkin giderin kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınabilmesi için esas itibarıyla fatura ile tevsik edilmesi gerekmektedir.<br />
Bununla birlikte, söz konusu otopark giriş ve çıkışlarında uygulanan ödeme sisteminin, yukarıda belirtilen mahiyette otopark işletmelerinde uygulanan sistemler gibi ödeme kaydedici cihaz veya 385 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde yer alan özelliklere haiz elektronik cihazlar tarafından yerine getirilmesi ve bu cihazlar ile düzenlenen belgelerde söz konusu hizmetten faydalanan şahsınıza ait, envanterinize kayıtlı aracın plaka bilgilerinin yer alması durumunda, fatura yerine bu belgeler (perakende satış fişi, ÖKC fişi) ile de söz konusu giderlerinizin tevsik edilmesi mümkün bulunmaktadır.<br />
Bilgi edinilmesini rica ederim.<br />
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.<br />
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise<br />
bu özelge geçersizdir.<br />
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ücretine ilişkin alınan ödeme kaydedici cihaz fişinin gider olarak kaydedilip edilemeyeceği<br />
   Sayı: 84098128-120[68-2021/4]-245809 Tarih:<br />
06/06/2023<br />
T.C.<br />
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI<br />
İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı<br />
Gelir Kanunları Gelir Vergileri Grup Müdürlüğü<br />
Sayı : E-84098128-120[68-2021/4]-245809 Konu : Serbest meslek erbabı tarafından ödenen<br />
otopark ücretine ilişkin alınan ödeme kaydedici cihaz fişinin gider olarak kaydedilip edilemeyeceği<br />
İlgi :...<br />
06.06.2023<br />
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, serbest muhasebeci mali müşavirlik faaliyeti ile iştigal ettiğiniz, mesleki faaliyetinizin icrasında kullanmakta olduğunuz aracınız için ödeme yaptığınız otopark ücreti karşılığında ödeme kaydedici cihaz fişi aldığınız belirtilerek, otopark ücretine ait ödeme kaydedici cihaz fişlerinin serbest meslek kazancınızın tespitinde indirim konusu yapılıp yapılamayacağı hususunda Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.<br />
GELİR VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN:<br />
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun;<br />
- "Serbest meslek kazancının tarifi" başlıklı 65 inci maddesinde,H"er türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazançlar serbest meslek kazancıdır.<br />
Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olamayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır. ..." ,<br />
 <br />
- "Serbest meslek kazancının tesbiti" başlıklı 67 nci maddesinde, "Serbest meslek kazancı bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyle yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır... ",<br />
- "Mesleki giderler" başlıklı 68 inci maddesinde, S"erbest meslek kazancının tespitinde aşağıda yazılı giderler hasılattan indirilir:<br />
1. Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderler (İkametgâhlarının<br />
bir kısmını iş yeri olarak kullananlar, ikametgâh için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısını indirebilirler. İş yeri kendi mülkü olanlar kira yerine amortismanı, ikametgâhı kendi mülkü olup bunun bir kısmını iş yeri olarak kullananlar amortismanın yarısını gider yazabilirler.).<br />
...<br />
5. Kiralanan veya envantere dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderleri.(Şu kadar ki binek otomobillerine ilişkin giderlerin en fazla %70'i ve kiralama yoluyla edinilen binek otomobillerinin her birine ilişkin aylık kira bedelinin 5.500 Türk lirasına (313 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2021 yılında uygulanmak üzere 6.000) kadarlık kısmı ile binek otomobillerinin iktisabında ödenen özel tüketim vergisi ve katma değer vergisi toplamının 115.000 Türk lirasına (313 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 2021 yılında uygulanmak üzere150.000) kadarlık kısmı gider olarak dikkate alınabilir.<br />
..."<br />
hükümlerine yer verilmiştir.<br />
Öte yandan, 311 seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin "Binek Otomobillerin Giderleri ve Amortismanlarının Vergi Matrahından İndirilmesi" başlıklı beşinci bölümünde, konu ile ilgili olarak ayrıntılı açıklamalara yer verilmiş olup anılan Tebliğin "Binek otomobillere ilişkin tamir, bakım, yakıt ve benzeri cari giderler" başlıklı 14 üncü maddesinde, "(1) Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, binek otomobillere ilişkin giderlerin en fazla %70'i, gelir ve kurumlar vergisi açısından safi kazancın tespitinde gider olarak indirim konusu yapılabilecektir.<br />
(2) İşletmeye veya envantere dâhil olup ticari veya mesleki faaliyette kullanılan binek otomobillerin giderleri sınırlandırılmakta olup, bu sınırlama esas itibarıyla faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerinin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere binek otomobillerin giderlerini kapsamaktadır.<br />
<br />
(3) Birinci fıkra kapsamındaki giderler genel olarak taşıtların tamir, bakım, yakıt, sigorta ve benzeri cari giderleridir.<br />
(4) Yapılan giderlerin işletmeye veya envantere kayıtlı ya da kiralama yoluyla edinilen binek otomobillere ilişkin olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır. ..."<br />
açıklamasına yer verilmiştir.<br />
Yukarıda yer verilen hüküm ve açıklamalara göre, serbest meslek faaliyetinizin ehemmiyet ve genişliğiyle mütenasip olan ve işte kullanılan söz konusu aracınızın envantere dahil edilmesi ve Vergi Usul Kanununda belirtilen belgelerle tevsik edilmesi şartıyla otopark giderlerinin en fazla %70'inin, mesleki kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.<br />
VERGİ USUL KANUNU AÇISINDAN:<br />
213 sayılı Vergi Usul Kanununun;<br />
- 227 nci maddesinin birinci fıkrasında, "Bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.",<br />
- 229 uncu maddesinde, "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.",<br />
- 231 inci maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendinde, "Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenlenir. Hazine ve Maliye Bakanlığı; mal veya hizmetin nev'i, miktarı, fiyatı, tutarı, satışın yapılma şekli, faaliyet konusu, sektör veya mükellefiyet türünü ayrı ayrı veya birlikte dikkate alarak, bu süreyi indirmeye ya da faturanın malın teslim edildiği veya hizmetin yapıldığı anda düzenlenmesi zorunluluğu getirmeye yetkilidir. Bu süreler içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.",<br />
- 232 nci maddesinde, "Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçiler:<br />
 1. Birinci ve ikinci sınıf tüccarlara;<br />
<br />
2. Serbest meslek erbabına;<br />
3. Kazançları basit usulde tesbit olunan tüccarlara;<br />
4. Defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilere;<br />
5. Vergiden muaf esnafa.<br />
Sattıkları emtia veya yaptıkları işler için fatura vermek ve bunlara da fatura istemek ve almak mecburiyetindedirler.<br />
Yukarıdakiler dışında kalanların, birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile kazancı basit usulde tespit edilenlerden ve defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerden satın aldıkları emtia veya onlara yaptırdıkları iş bedelinin 50.000.000 lirayı (1.1.2022'den itibaren 2.000-TL) geçmesi veya bedeli 50.000.000 liradan (1.1.2022'den itibaren 2.000-TL) az olsa dahi istemeleri halinde emtiayı satanın veya işi yapanın fatura vermesi mecburidir.",<br />
- 233 üncü maddesinde, "Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin fatura vermek mecburiyetinde olmadıkları satışları ve yaptıkları işlerin bedelleri aşağıdaki vesikalardan herhangi biri ile tevsik olunur.<br />
1. Perakende satış fişleri;<br />
2. Makineli kasaların kayıt ruloları;<br />
3. Giriş ve yolcu taşıma biletleri.<br />
Perakende satış fişi, makineli kasaların kayıt ruloları ve biletlerde, işletme veya mükellefin adı, düzenlenme tarihi ve alınan paranın miktarı gösterilir.<br />
Perakende satış fişi ile giriş ve yolcu taşıma biletleri seri ve sıra numarası dahilinde teselsül ettirilir. Bu fiş ve biletler kopyalı iki nüsha olarak tanzim edilir ve bir nüshası müşteriye verilir. Makineli kasa kullanılıp da müşteriye fiş (makineli kasanın önceki fıkrada belirtilen malumatı ihtiva eden fişi) verilmemesi halinde, perakende satış fişi tanzimi ve müşteriye verilmesi mecburidi"r. hükümleri bulunmaktadır.<br />
<br />
Öte yandan, 167 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde birinci ve ikinci sınıf tüccarlarla defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin Vergi Usul Kanununun 232 nci maddesinde beş bent halinde sayılan kimselere sattıkları emtia veya yaptıkları işler için satılan emtianın veya yapılan işin bedeli ne olursa olsun fatura vermelerinin, emtiayı satın alan veya hizmeti yaptıran bu kimselerin de fatura istemelerinin ve almalarının zorunlu olduğu ve bunlar için perakende satış fişlerinin geçerli olmayacağı açıklanmıştır.<br />
Ancak, daha sonra yayımlanan 204 ve 206 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğleri ile bu düzenlemeye bazı istisnalar getirilerek, mükelleflerin ticari faaliyetlerine ilişkin olarak işyerlerinde kullanılmak ve tüketilmek amacıyla satın aldıkları (kırtasiye, büro ve temizlik malzemeleri gibi) ve bedeli fatura düzenleme mecburiyetini belirleyen kanuni haddi aşmayan mal ve hizmet bedelleri için düzenlenen perakende satış veya yazar kasa fişlerinin gider belgesi olarak kabul edilmesi uygun görülmüştür. İşletmenin tüketimi dışında satışa konu olacak mal ve hizmetlerin alımlarında ise bedeli ne olursa olsun fatura düzenlenmesi ve defterlere faturalara dayanılarak kayıt yapılması gerektiği açıklanmıştır.<br />
Ayrıca, 275 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile de, taksi işleten mükelleflerden alınan ve tutarı fatura düzenleme mecburiyetine ilişkin kanuni haddi aşmayan perakende satış fişlerinin de gider belgesi olarak kabul edilmesi uygun görülmüştür.<br />
Bunun yanı sıra, 385 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin,El"ektronik Sistemler Kullanılarak Yapılan Otopark İşletmeciliğinde Belge Düzen"i başlıklı 3 üncü bölümünde, otopark işletmeciliği faaliyetinde bulunan mükelleflerin ödeme kaydedici cihaz kullanmak mecburiyetinde oldukları belirtilerek otopark işletmeciliği faaliyetinde bulunan mükellefler tarafından ödeme kaydedici cihaz yerine kullanılacak elektronik cihazların Tebliğde belirtilen şekilde kullanılması kaydıyla, otopark işletmeciliği hizmetinin Tebliğde yer alan açıklamalar çerçevesinde belgelendirilmesinin mümkün olduğu açıklanmıştır.<br />
Diğer taraftan, 24.07.2020 tarihinde yayımlanan Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihaz Bilgi Fişleri Kılavuzunun "9.4. OTOPARK GİRİŞ İŞLEMLERİNDE DÜZENLENECEK BİLGİ FİŞLERİ"başlıklı bölümünde, "YN ÖKC kullanma mecburiyeti bulunan otopark işletmelerinde aracın otoparka giriş/ kayıt işlemleri sırasında YN ÖKC'den ekte örneğine yer verilen (6 No.lu) "Otopark Giriş Bilgi Fişi" düzenlenerek verilmesi gerekmektedir.<br />
Bu bilgi fişi üzerinde; otopark işletmesinin adı soyadı/unvanı, adresi, telefon numarası, VKN, tarih, saat, fiş numarası, araç plaka bilgisi ve aracın otopark giriş tarih ve saat bilgileri bulunur.<br />
Bilgi fişinin üst kısmındaki mükellef ve fiş bilgilerinden sonra bilgi fişinin türü kısmında "OTOPARK GİRİŞ" ibaresi, sonunda ise (Z No, Ekü No, MF Kodundan önce) "MALİ DEĞERİ YOKTUR" ibaresi bulunacaktır.<br />
Otopark Giriş Bilgi Fişlerinin araç otoparktan çıkarken; giriş ve çıkış zamanına göre hesaplanan<br />
<br />
ücret tutarı dikkate alınarak mali değeri olan YN ÖKC fişine dönüştürülmesi gerekmektedir. Otopark hizmetinin sonunda düzenlenecek mali değeri olan YN ÖKC fişinde otopark giriş bilgi fişinin Tarih, Saat ve No'su da bulunmalıdır." şeklinde açıklama yapılmıştır.<br />
Buna göre, İzmir Büyükşehir Belediyesinin şirketi olan ... A.Ş. tarafından işletildiği belirtilen ... Katlı Otoparkından yararlanmak suretiyle aldığınız otopark hizmetine ilişkin giderin kazancınızın tespitinde gider olarak dikkate alınabilmesi için esas itibarıyla fatura ile tevsik edilmesi gerekmektedir.<br />
Bununla birlikte, söz konusu otopark giriş ve çıkışlarında uygulanan ödeme sisteminin, yukarıda belirtilen mahiyette otopark işletmelerinde uygulanan sistemler gibi ödeme kaydedici cihaz veya 385 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde yer alan özelliklere haiz elektronik cihazlar tarafından yerine getirilmesi ve bu cihazlar ile düzenlenen belgelerde söz konusu hizmetten faydalanan şahsınıza ait, envanterinize kayıtlı aracın plaka bilgilerinin yer alması durumunda, fatura yerine bu belgeler (perakende satış fişi, ÖKC fişi) ile de söz konusu giderlerinizin tevsik edilmesi mümkün bulunmaktadır.<br />
Bilgi edinilmesini rica ederim.<br />
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413.maddesine dayanılarak verilmiştir.<br />
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise<br />
bu özelge geçersizdir.<br />
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Şarkı söyleyenler ile müzik icra edenlerden (davulcu ve zurnacıların) vergilendirilme]]></title>
			<link>http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1231</link>
			<pubDate>Fri, 10 Nov 2023 17:05:46 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1231</guid>
			<description><![CDATA[Gelir Vergisi Sirküleri-74 (Gezici Olarak Şarkı Söyleyen ve Müzik İcra Edenlerin Mükellefiyeti hk.)<br />
<br />
Tarih	29/11/2010<br />
Sayı	GVK-74/2010-1/ Serbest meslek erbabı muafiyeti-1<br />
Kapsam	<br />
T.C.<br />
MALİYE BAKANLIĞI<br />
Gelir İdaresi Başkanlığı<br />
<br />
<br />
Gelir Vergisi Sirküleri/74<br />
<br />
 <br />
<br />
Konusu<br />
<br />
: Gezici olarak şarkı söyleyen ve müzik icra edenlerin mükellefiyeti hakkında<br />
<br />
Tarihi<br />
<br />
: 29/11/2010<br />
<br />
Sayısı<br />
<br />
: GVK-74/2010-1/ Serbest meslek erbabı muafiyeti-1<br />
<br />
İlgili olduğu maddeler<br />
<br />
: Gelir Vergisi Kanunu Madde 66, Vergi Usul Kanunu Madde 155<br />
<br />
İlgili olduğu kazanç türleri<br />
<br />
: Serbest meslek faaliyeti<br />
<br />
1. Giriş         <br />
<br />
Bakanlığımıza intikal eden olaylardan, gezici olarak şarkı söyleyen ve müzik icra edenlerin mükellefiyet durumları hakkında tereddüde düşüldüğü anlaşılmış olup, bu kişilerin mükellefiyet durumlarına ilişkin açıklamalar bu sirkülerin konusunu oluşturmaktadır.<br />
<br />
2. Bir Yere Bağlı Olmaksızın Kendi Nam ve Hesaplarına Çalışmak Suretiyle  Şarkı Söyleyenler ile Müzik İcra Edenlerin Vergi Mükellefiyeti<br />
<br />
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 66 ncı maddesinde "Serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez." denilmekte olup, söz konusu maddenin birinci fıkrasının beşinci bendinde "Vergi Usul Kanunu'nun 155' inci maddesinde belirtilen şartlardan en az ikisini taşıyan ebe, sünnetçi, sağlık memuru, arzuhalci, rehber gibi mesleki faaliyette bulunanlar (şartlardan en az ikisini taşımayanlar ile köylerde veya son nüfus sayımına göre belediye içi nüfusu 5.000'i aşmayan yerlerde faaliyette bulunanların bu faaliyetlerine ilişkin kazançları gelir vergisinden muaftır.)" hükmüne yer verilmiştir.<br />
<br />
Vergi Usul Kanununun 155 inci maddesinde "Serbest meslek erbabı için aşağıdaki hallerden herhangi biri "İşe başlama"yı gösterir:<br />
<br />
1. Muayenehane, yazıhane, atelye gibi özel iş yerleri açmak;<br />
<br />
2. Çalışılan yere tabela, levha gibi mesleki faaliyette bulunulduğunu ifade eden alametleri asmak;<br />
<br />
3. Her ne şekilde olursa olsun devamlı olarak mesleki faaliyette bulunduğunu gösteren ilanlar yapmak;<br />
<br />
4. Serbest olarak mesleki faaliyette bulunmak üzere mesleki teşekküllere kaydolunmak.<br />
<br />
Mesleki teşekküllere kaydolunanlardan görevleri veya durumları icabı bilfiil mesleki faaliyette bulunmayacak olanlar bildirmelerinde bu ciheti de açıklarlar." hükmü yer almaktadır.<br />
<br />
Bu hükümlere göre, bir işyerinde çalışmaksızın gezici olarak kendi nam ve hesaplarına çalışmak suretiyle şarkı söyleyenler ile müzik icra edenlerden (davulcu ve zurnacılar dahil), Vergi Usul Kanununun 155 inci maddesinde belirtilen şartlardan en az ikisini taşımayanlar ile köylerde veya son nüfus sayımına göre belediye içi nüfusu 5.000'i aşmayan yerlerde faaliyette bulunanların bu faaliyetlerine ilişkin kazançlarının gelir vergisinden muaf tutulması gerekir. Anılan maddede belirtilen şartlardan en az ikisini taşıyanlar serbest meslek erbabı sayılacağından, bu kişiler nezdinde, elde ettikleri kazançtan dolayı serbest meslek mükellefiyeti tesis edileceği tabidir. <br />
<br />
Duyurulur.<br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
                                                                                                                          Mehmet KİLCİ<br />
<br />
                                                                                                                     Gelir İdaresi Başkanı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Gelir Vergisi Sirküleri-74 (Gezici Olarak Şarkı Söyleyen ve Müzik İcra Edenlerin Mükellefiyeti hk.)<br />
<br />
Tarih	29/11/2010<br />
Sayı	GVK-74/2010-1/ Serbest meslek erbabı muafiyeti-1<br />
Kapsam	<br />
T.C.<br />
MALİYE BAKANLIĞI<br />
Gelir İdaresi Başkanlığı<br />
<br />
<br />
Gelir Vergisi Sirküleri/74<br />
<br />
 <br />
<br />
Konusu<br />
<br />
: Gezici olarak şarkı söyleyen ve müzik icra edenlerin mükellefiyeti hakkında<br />
<br />
Tarihi<br />
<br />
: 29/11/2010<br />
<br />
Sayısı<br />
<br />
: GVK-74/2010-1/ Serbest meslek erbabı muafiyeti-1<br />
<br />
İlgili olduğu maddeler<br />
<br />
: Gelir Vergisi Kanunu Madde 66, Vergi Usul Kanunu Madde 155<br />
<br />
İlgili olduğu kazanç türleri<br />
<br />
: Serbest meslek faaliyeti<br />
<br />
1. Giriş         <br />
<br />
Bakanlığımıza intikal eden olaylardan, gezici olarak şarkı söyleyen ve müzik icra edenlerin mükellefiyet durumları hakkında tereddüde düşüldüğü anlaşılmış olup, bu kişilerin mükellefiyet durumlarına ilişkin açıklamalar bu sirkülerin konusunu oluşturmaktadır.<br />
<br />
2. Bir Yere Bağlı Olmaksızın Kendi Nam ve Hesaplarına Çalışmak Suretiyle  Şarkı Söyleyenler ile Müzik İcra Edenlerin Vergi Mükellefiyeti<br />
<br />
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 66 ncı maddesinde "Serbest meslek faaliyetini mutad meslek halinde ifa edenler, serbest meslek erbabıdır. Serbest meslek faaliyetinin yanında meslekten başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması bu vasfı değiştirmez." denilmekte olup, söz konusu maddenin birinci fıkrasının beşinci bendinde "Vergi Usul Kanunu'nun 155' inci maddesinde belirtilen şartlardan en az ikisini taşıyan ebe, sünnetçi, sağlık memuru, arzuhalci, rehber gibi mesleki faaliyette bulunanlar (şartlardan en az ikisini taşımayanlar ile köylerde veya son nüfus sayımına göre belediye içi nüfusu 5.000'i aşmayan yerlerde faaliyette bulunanların bu faaliyetlerine ilişkin kazançları gelir vergisinden muaftır.)" hükmüne yer verilmiştir.<br />
<br />
Vergi Usul Kanununun 155 inci maddesinde "Serbest meslek erbabı için aşağıdaki hallerden herhangi biri "İşe başlama"yı gösterir:<br />
<br />
1. Muayenehane, yazıhane, atelye gibi özel iş yerleri açmak;<br />
<br />
2. Çalışılan yere tabela, levha gibi mesleki faaliyette bulunulduğunu ifade eden alametleri asmak;<br />
<br />
3. Her ne şekilde olursa olsun devamlı olarak mesleki faaliyette bulunduğunu gösteren ilanlar yapmak;<br />
<br />
4. Serbest olarak mesleki faaliyette bulunmak üzere mesleki teşekküllere kaydolunmak.<br />
<br />
Mesleki teşekküllere kaydolunanlardan görevleri veya durumları icabı bilfiil mesleki faaliyette bulunmayacak olanlar bildirmelerinde bu ciheti de açıklarlar." hükmü yer almaktadır.<br />
<br />
Bu hükümlere göre, bir işyerinde çalışmaksızın gezici olarak kendi nam ve hesaplarına çalışmak suretiyle şarkı söyleyenler ile müzik icra edenlerden (davulcu ve zurnacılar dahil), Vergi Usul Kanununun 155 inci maddesinde belirtilen şartlardan en az ikisini taşımayanlar ile köylerde veya son nüfus sayımına göre belediye içi nüfusu 5.000'i aşmayan yerlerde faaliyette bulunanların bu faaliyetlerine ilişkin kazançlarının gelir vergisinden muaf tutulması gerekir. Anılan maddede belirtilen şartlardan en az ikisini taşıyanlar serbest meslek erbabı sayılacağından, bu kişiler nezdinde, elde ettikleri kazançtan dolayı serbest meslek mükellefiyeti tesis edileceği tabidir. <br />
<br />
Duyurulur.<br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
 <br />
<br />
                                                                                                                          Mehmet KİLCİ<br />
<br />
                                                                                                                     Gelir İdaresi Başkanı]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[KONKORDATO KOMİSERLERİ KARAR DEFTERİ]]></title>
			<link>http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1230</link>
			<pubDate>Tue, 17 Oct 2023 16:01:44 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1230</guid>
			<description><![CDATA[KONKORDATO KOMİSERLERİ KARAR DEFTERİ <br />
<br />
Uygulamada özellikle heyet olarak çalışan konkordato komiserleri alacakları kararların ile yapacakları iş ve işlemlerin kaydedilmesi ve ilerde kendileri açısından sorumluluk oluşmaması adına konkordato komiseri karar defteri açılmasını noterden talep etmektedirler.<br />
<br />
 Bu defterin kanunda bir karşılığı bulunmamakla beraber, talep edilmesi halinde tespit amaçlı tutulan bu defterin noterlerce açılışının yapılabileceği düşünülmektedir.<br />
<br />
 Burada yine, defter talep eden komiser/komiser heyetinin komiser olarak atandıklarını gösterir gazete ilanının ya da mahkeme kararının aranmasının yanı sıra ayrıca, komiser/komiser heyetinden bu şekilde bir karar defteri açılması ile defterin açılmasına ilişkin sorumluluğun kendilerinde olduğuna ilişkin beyanlarının yer aldığı bir talep yazısı alınmasının noterlik işlemleri açısından uygun olacağı değerlendirilmektedir.<br />
<br />
KONKORDATO KOMİSERLERİ KARAR DEFTERİ Nasıl yaptırılır.<br />
1- Normal bir karar defteri alınır. Numaralandırılır.<br />
2- Konkordato komiserleri tarafından ıslak imzalı taahhüt yazı alınır.<br />
3- Komiser/komiser heyetinin komiser olarak atandıklarını gösterir gazete ilanının ya da mahkeme kararı eklenir.<br />
4- Defter tasdik başlığı sisteme girilir. Diğer Bilanço defterleri seçilir. Defter adına Konkordato komiserler karar Defteri yazılır.<br />
<br />
KONKORDATO KOMİSERLERİ ISLAK İMZALI BEYANI<br />
<br />
                                                             ………….. Noterliği'ne<br />
                                                                                   AFYONKARAHISAR<br />
………………….Asliye Hukuk Mahkemesi' nin (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2023 / 284 Esas<br />
Sayılı dosyasında görülmekte olan İİK 285 ila 308 Maddelerine istinaden ……………………………… Ticaret Ltd. Sti. Konkordato davasında Sayın Mahkeme tarafından 04.09.2023 tarihinde Geçici Mühlet Kararı verilmiş bulunmaktadır. Geçici Konkordato Mühleti kapsamında Konkordato Komiser Heyeti olarak ayni tarihte atanmış bulunmaktayız.<br />
Bu minvalde Komiserliğimizce alınacak kararlar için Konkordato Komiserleri Karar Defterine ihtiyaç duyulmaktadır. Karar Defterinin kanunda bir karşılığı bulunmamakla beraber, tespit amacı ile tutulan defterin açılmasına ve düzenlenmesine ilişkin hukuki sorumluluğun heyetimizde olduğunu beyan ederek noterliğinize agilesinin yapılmasını talep ediyoruz.<br />
Gereğinin yapılması hususunu arz ve rica ederiz.<br />
<br />
<br />
Geçici Konkordato Komiser Heyeti<br />
<br />
AV…………………….                            SMMM……………..                       AV……………………]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[KONKORDATO KOMİSERLERİ KARAR DEFTERİ <br />
<br />
Uygulamada özellikle heyet olarak çalışan konkordato komiserleri alacakları kararların ile yapacakları iş ve işlemlerin kaydedilmesi ve ilerde kendileri açısından sorumluluk oluşmaması adına konkordato komiseri karar defteri açılmasını noterden talep etmektedirler.<br />
<br />
 Bu defterin kanunda bir karşılığı bulunmamakla beraber, talep edilmesi halinde tespit amaçlı tutulan bu defterin noterlerce açılışının yapılabileceği düşünülmektedir.<br />
<br />
 Burada yine, defter talep eden komiser/komiser heyetinin komiser olarak atandıklarını gösterir gazete ilanının ya da mahkeme kararının aranmasının yanı sıra ayrıca, komiser/komiser heyetinden bu şekilde bir karar defteri açılması ile defterin açılmasına ilişkin sorumluluğun kendilerinde olduğuna ilişkin beyanlarının yer aldığı bir talep yazısı alınmasının noterlik işlemleri açısından uygun olacağı değerlendirilmektedir.<br />
<br />
KONKORDATO KOMİSERLERİ KARAR DEFTERİ Nasıl yaptırılır.<br />
1- Normal bir karar defteri alınır. Numaralandırılır.<br />
2- Konkordato komiserleri tarafından ıslak imzalı taahhüt yazı alınır.<br />
3- Komiser/komiser heyetinin komiser olarak atandıklarını gösterir gazete ilanının ya da mahkeme kararı eklenir.<br />
4- Defter tasdik başlığı sisteme girilir. Diğer Bilanço defterleri seçilir. Defter adına Konkordato komiserler karar Defteri yazılır.<br />
<br />
KONKORDATO KOMİSERLERİ ISLAK İMZALI BEYANI<br />
<br />
                                                             ………….. Noterliği'ne<br />
                                                                                   AFYONKARAHISAR<br />
………………….Asliye Hukuk Mahkemesi' nin (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) 2023 / 284 Esas<br />
Sayılı dosyasında görülmekte olan İİK 285 ila 308 Maddelerine istinaden ……………………………… Ticaret Ltd. Sti. Konkordato davasında Sayın Mahkeme tarafından 04.09.2023 tarihinde Geçici Mühlet Kararı verilmiş bulunmaktadır. Geçici Konkordato Mühleti kapsamında Konkordato Komiser Heyeti olarak ayni tarihte atanmış bulunmaktayız.<br />
Bu minvalde Komiserliğimizce alınacak kararlar için Konkordato Komiserleri Karar Defterine ihtiyaç duyulmaktadır. Karar Defterinin kanunda bir karşılığı bulunmamakla beraber, tespit amacı ile tutulan defterin açılmasına ve düzenlenmesine ilişkin hukuki sorumluluğun heyetimizde olduğunu beyan ederek noterliğinize agilesinin yapılmasını talep ediyoruz.<br />
Gereğinin yapılması hususunu arz ve rica ederiz.<br />
<br />
<br />
Geçici Konkordato Komiser Heyeti<br />
<br />
AV…………………….                            SMMM……………..                       AV……………………]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yatırım Harcamaları İçin Verilen Avanslar İndirimli Kurumlar Vergisi Hesaplamasında D]]></title>
			<link>http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1229</link>
			<pubDate>Tue, 26 Sep 2023 08:24:03 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1229</guid>
			<description><![CDATA[Yatırım Teşvik Belgesine Kapsamında Yatırım Harcamaları İçin Verilen Avanslar İndirimli Kurumlar Vergisi Hesaplamasında Dikkate Alınır mı? Yasin TOPAL Vergi Müfettişi<br />
25 Eylül 2023 / 09:04<br />
Yasin TOPAL<br />
Vergi Müfettişi<br />
Yazar Hakkında<br />
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “İndirimli Kurumlar Vergisi” başlıklı 32/A maddesiyle sağlanan teşvikle ekonomik kalkınmanın hızlandırılması, istihdamın artırılması, bölgeler arası gelişmişlik farklılıklarının giderilmesi, sektörel kümelenmenin sağlanması, tasarrufların katma değeri yüksek yatırımlara yönlendirilmesi amaçlanmıştır.<br />
<br />
İlgili madde de; “(1) Finans ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar, iş ortaklıkları, taahhüt işleri, 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Kanun ile 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Kanun kapsamında yapılan yatırımlar ile rödovans sözleşmelerine bağlı olarak yapılan yatırımlar hariç olmak üzere, bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen ve Ekonomi Bakanlığı tarafından teşvik belgesine bağlanan yatırımlardan elde edilen kazançlar, yatırımın kısmen veya tamamen işletilmesine başlanılan hesap döneminden itibaren yatırıma katkı tutarına ulaşıncaya kadar indirimli oranlar üzerinden kurumlar vergisine tabi tutulur.<br />
<br />
(2) Bu maddenin uygulamasında yatırıma katkı tutarı, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle tahsilinden vazgeçilen vergi yoluyla yatırımların Devletçe karşılanacak tutarını, bu tutarın yapılan toplam yatırıma bölünmesi suretiyle bulunacak oran ise yatırıma katkı oranını ifade eder. Yatırımın tamamlanması şartıyla, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle yararlanılan kısmı hariç olmak üzere kalan yatırıma katkı tutarı, yatırımın tamamlandığı hesap dönemini izleyen yıllarda Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınır. Cumhurbaşkanı;<br />
<br />
…<br />
<br />
c) Yatırıma başlanan tarihten itibaren bu maddeye göre hesaplanacak yatırıma katkı tutarına mahsuben, toplam yatırıma katkı tutarının %50’sini ve gerçekleştirilen yatırım harcaması tutarını geçmemek üzere; yatırım döneminde kurumun diğer faaliyetlerinden elde edilen kazançlarına indirimli kurumlar vergisi oranı uygulatmak suretiyle yatırıma katkı tutarını kısmen kullandırmaya, bu oranı her bir il grubu, bölgesel, büyük ölçekli, stratejik ve öncelikli yatırımlar ile konusu, sektörü ve niteliği itibarıyla proje bazında desteklenmesine karar verilen yatırımlar için sıfıra kadar indirmeye veya %100’e kadar artırmaya,<br />
<br />
…<br />
<br />
yetkilidir.<br />
<br />
…” hükmü yer almaktadır.<br />
<br />
1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “32.2.3. İndirimli kurumlar vergisi uygulaması” başlıklı bölümünde; “…<br />
<br />
Yatırım teşvik belgesi kapsamındaki yatırımlardan elde edilen kazançlarla ilgili olarak indirimli kurumlar vergisi uygulamasına, yatırımın kısmen veya tamamen işletilmeye başlandığı geçici vergi döneminden itibaren başlanılır. Yatırımın işletilmeye başlandığı geçici vergi döneminden itibaren yatırımdan elde edilen kazanca, teşvik belgesinde yer alan ve vergi indirimi içeren yatırım tutarını aşmamak üzere, gerçekleştirilen yatırım harcaması dolayısıyla hak kazanılan yatırıma katkı tutarına ulaşılıncaya kadar indirimli oranda kurumlar vergisi uygulanır.<br />
<br />
…” hükmü yer almaktadır.<br />
<br />
Kurumlar Vergisi Kanunu, 2012/3305 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar ve Tebliğ hükümlerine bakıldığında indirimli kurumlar vergisi uygulaması kapsamında yatırım harcamasının tanımı bulunmamaktadır.<br />
<br />
Bu noktada yatırım teşvik belgesinde yer alan yatırım harcamaları için verilen avanslar yatırım katkı tutarının hesabında dikkate alınarak indirimli kurumlar vergisi uygulamasında dikkate alınıp alınmayacağı hususunda tereddütler hasıl olmaktadır.<br />
<br />
Tek düzen hesap planında avanslar; yurt içinden veya yurt dışından yapılacak harcamalarla ilgili olarak yapılan avans ödemelerinin izlendiği hesap olarak tanımlanmıştır. Avans ödemesi yapıldığında hesaba borç, harcama karşılığında varlık alındığında ilgili hesabın borcu karşılığında bu hesaba alacak kaydedilir.<br />
<br />
213 sayılı Vergi Usul Kanununun “İspat Edici Kağıtlar” başlıklı 227’nci maddesinde; “Bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.<br />
<br />
…” hükmü yer almaktadır.<br />
<br />
Bu durumda söz konusu harcamaların yatırım teşvik belgesine bağlanması ve harcamanın gerçekleştirilerek belgeye bağlanması gerekmektedir.<br />
<br />
Nitekim Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığının 19/07/2019 tarih ve B.07.1.GİB.4.99.16.02-125-14080 sayılı özelgesinde; “… Bu hüküm ve açıklamalara göre, şirketiniz tarafından yatırım teşvik belgesine istinaden 2018 yılında yurt dışından temin edilecek makine ve teçhizatlar için 2017 yılında akreditif açılarak yapılan avans ödemelerinin indirimli kurumlar vergisi uygulaması açısından yatırım harcaması olarak dikkate alınması mümkün bulunmayıp bu harcamaların söz konusu makine ve teçhizatın şirketinize teslim edildiği dönemde gerçekleştirilen yatırım harcaması olarak değerlendirilmesi ve indirimli kurumlar vergisi uygulamasında dikkate alınması mümkündür…” hükmü yer almaktadır.<br />
<br />
Bu kapsamda yatırım teşvik belgesine bağlı harcamalar için verilen avanslar harcamanın gerçekleştirilerek belgeye bağlandığı hesap döneminde yatırım katkı tutarı hesabında dikkate alınarak indirimli kurumlar vergisi hesaplanması gerekmektedir.<br />
<br />
Kaynakça<br />
<br />
1) 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu<br />
<br />
2) 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği<br />
<br />
3) 2012/3305 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar<br />
<br />
4) 2012/1 No.lu Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin Tebliğ<br />
<br />
5) 213 sayılı Vergi Usul Kanunu<br />
<br />
6) Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığının 19/07/2019 tarih ve B.07.1.GİB.4.99.16.02-125-14080 Sayılı Özelgesi<br />
<br />
Bu makalenin tüm hakları <a href="http://www.alomaliye.com" target="_blank">http://www.alomaliye.com</a>’a aittir. İktibas belirtilmeden ve linkimiz verilmeden (kaynak belirtilmeden) tamamı ya da bir kısmı herhangi bir ortamda (yazılı-görsel-işitsel-sanal-bulut-eğitim vb. ortamlar) kullanılamaz. Aksi  kullanımlarda gerekli yasal işlemler yapılır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yatırım Teşvik Belgesine Kapsamında Yatırım Harcamaları İçin Verilen Avanslar İndirimli Kurumlar Vergisi Hesaplamasında Dikkate Alınır mı? Yasin TOPAL Vergi Müfettişi<br />
25 Eylül 2023 / 09:04<br />
Yasin TOPAL<br />
Vergi Müfettişi<br />
Yazar Hakkında<br />
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun “İndirimli Kurumlar Vergisi” başlıklı 32/A maddesiyle sağlanan teşvikle ekonomik kalkınmanın hızlandırılması, istihdamın artırılması, bölgeler arası gelişmişlik farklılıklarının giderilmesi, sektörel kümelenmenin sağlanması, tasarrufların katma değeri yüksek yatırımlara yönlendirilmesi amaçlanmıştır.<br />
<br />
İlgili madde de; “(1) Finans ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar, iş ortaklıkları, taahhüt işleri, 16/7/1997 tarihli ve 4283 sayılı Kanun ile 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Kanun kapsamında yapılan yatırımlar ile rödovans sözleşmelerine bağlı olarak yapılan yatırımlar hariç olmak üzere, bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen ve Ekonomi Bakanlığı tarafından teşvik belgesine bağlanan yatırımlardan elde edilen kazançlar, yatırımın kısmen veya tamamen işletilmesine başlanılan hesap döneminden itibaren yatırıma katkı tutarına ulaşıncaya kadar indirimli oranlar üzerinden kurumlar vergisine tabi tutulur.<br />
<br />
(2) Bu maddenin uygulamasında yatırıma katkı tutarı, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle tahsilinden vazgeçilen vergi yoluyla yatırımların Devletçe karşılanacak tutarını, bu tutarın yapılan toplam yatırıma bölünmesi suretiyle bulunacak oran ise yatırıma katkı oranını ifade eder. Yatırımın tamamlanması şartıyla, indirimli kurumlar vergisi uygulanmak suretiyle yararlanılan kısmı hariç olmak üzere kalan yatırıma katkı tutarı, yatırımın tamamlandığı hesap dönemini izleyen yıllarda Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre bu yıllar için belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak dikkate alınır. Cumhurbaşkanı;<br />
<br />
…<br />
<br />
c) Yatırıma başlanan tarihten itibaren bu maddeye göre hesaplanacak yatırıma katkı tutarına mahsuben, toplam yatırıma katkı tutarının %50’sini ve gerçekleştirilen yatırım harcaması tutarını geçmemek üzere; yatırım döneminde kurumun diğer faaliyetlerinden elde edilen kazançlarına indirimli kurumlar vergisi oranı uygulatmak suretiyle yatırıma katkı tutarını kısmen kullandırmaya, bu oranı her bir il grubu, bölgesel, büyük ölçekli, stratejik ve öncelikli yatırımlar ile konusu, sektörü ve niteliği itibarıyla proje bazında desteklenmesine karar verilen yatırımlar için sıfıra kadar indirmeye veya %100’e kadar artırmaya,<br />
<br />
…<br />
<br />
yetkilidir.<br />
<br />
…” hükmü yer almaktadır.<br />
<br />
1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin “32.2.3. İndirimli kurumlar vergisi uygulaması” başlıklı bölümünde; “…<br />
<br />
Yatırım teşvik belgesi kapsamındaki yatırımlardan elde edilen kazançlarla ilgili olarak indirimli kurumlar vergisi uygulamasına, yatırımın kısmen veya tamamen işletilmeye başlandığı geçici vergi döneminden itibaren başlanılır. Yatırımın işletilmeye başlandığı geçici vergi döneminden itibaren yatırımdan elde edilen kazanca, teşvik belgesinde yer alan ve vergi indirimi içeren yatırım tutarını aşmamak üzere, gerçekleştirilen yatırım harcaması dolayısıyla hak kazanılan yatırıma katkı tutarına ulaşılıncaya kadar indirimli oranda kurumlar vergisi uygulanır.<br />
<br />
…” hükmü yer almaktadır.<br />
<br />
Kurumlar Vergisi Kanunu, 2012/3305 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar ve Tebliğ hükümlerine bakıldığında indirimli kurumlar vergisi uygulaması kapsamında yatırım harcamasının tanımı bulunmamaktadır.<br />
<br />
Bu noktada yatırım teşvik belgesinde yer alan yatırım harcamaları için verilen avanslar yatırım katkı tutarının hesabında dikkate alınarak indirimli kurumlar vergisi uygulamasında dikkate alınıp alınmayacağı hususunda tereddütler hasıl olmaktadır.<br />
<br />
Tek düzen hesap planında avanslar; yurt içinden veya yurt dışından yapılacak harcamalarla ilgili olarak yapılan avans ödemelerinin izlendiği hesap olarak tanımlanmıştır. Avans ödemesi yapıldığında hesaba borç, harcama karşılığında varlık alındığında ilgili hesabın borcu karşılığında bu hesaba alacak kaydedilir.<br />
<br />
213 sayılı Vergi Usul Kanununun “İspat Edici Kağıtlar” başlıklı 227’nci maddesinde; “Bu kanunda aksine hüküm olmadıkça, bu kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir.<br />
<br />
…” hükmü yer almaktadır.<br />
<br />
Bu durumda söz konusu harcamaların yatırım teşvik belgesine bağlanması ve harcamanın gerçekleştirilerek belgeye bağlanması gerekmektedir.<br />
<br />
Nitekim Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığının 19/07/2019 tarih ve B.07.1.GİB.4.99.16.02-125-14080 sayılı özelgesinde; “… Bu hüküm ve açıklamalara göre, şirketiniz tarafından yatırım teşvik belgesine istinaden 2018 yılında yurt dışından temin edilecek makine ve teçhizatlar için 2017 yılında akreditif açılarak yapılan avans ödemelerinin indirimli kurumlar vergisi uygulaması açısından yatırım harcaması olarak dikkate alınması mümkün bulunmayıp bu harcamaların söz konusu makine ve teçhizatın şirketinize teslim edildiği dönemde gerçekleştirilen yatırım harcaması olarak değerlendirilmesi ve indirimli kurumlar vergisi uygulamasında dikkate alınması mümkündür…” hükmü yer almaktadır.<br />
<br />
Bu kapsamda yatırım teşvik belgesine bağlı harcamalar için verilen avanslar harcamanın gerçekleştirilerek belgeye bağlandığı hesap döneminde yatırım katkı tutarı hesabında dikkate alınarak indirimli kurumlar vergisi hesaplanması gerekmektedir.<br />
<br />
Kaynakça<br />
<br />
1) 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu<br />
<br />
2) 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği<br />
<br />
3) 2012/3305 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar<br />
<br />
4) 2012/1 No.lu Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin Tebliğ<br />
<br />
5) 213 sayılı Vergi Usul Kanunu<br />
<br />
6) Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığının 19/07/2019 tarih ve B.07.1.GİB.4.99.16.02-125-14080 Sayılı Özelgesi<br />
<br />
Bu makalenin tüm hakları <a href="http://www.alomaliye.com" target="_blank">http://www.alomaliye.com</a>’a aittir. İktibas belirtilmeden ve linkimiz verilmeden (kaynak belirtilmeden) tamamı ya da bir kısmı herhangi bir ortamda (yazılı-görsel-işitsel-sanal-bulut-eğitim vb. ortamlar) kullanılamaz. Aksi  kullanımlarda gerekli yasal işlemler yapılır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İNTERNET FENOMENLERİNE REKLAM İÇİN ÖDENEN PARALARIN BELGELENDİRİLMESİ]]></title>
			<link>http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1228</link>
			<pubDate>Mon, 25 Sep 2023 18:34:30 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://ahmetbarlak.com/forumm/showthread.php?tid=1228</guid>
			<description><![CDATA[Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri tarafından, sosyal içerik üreticiliği ile mobil cihazlar için uygulama geliştiriciliğinde kazanç istisnasından faydalananlara istisna kapsamındaki faaliyetleri nedeniyle yapılan ödemelerin tamamı için gider pusulası tanzim edilmesi gerekmekte olup, yalnızca bu ödemelere ilişkin olmak üzere gider pusulasında bulunması gereken bilgileri (imza hariç) ihtiva eden banka dekontları da gider pusulası yerine geçebilecektir. (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 614154 sayı ve 5.6.2023 tarihli Özelgesi).]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri tarafından, sosyal içerik üreticiliği ile mobil cihazlar için uygulama geliştiriciliğinde kazanç istisnasından faydalananlara istisna kapsamındaki faaliyetleri nedeniyle yapılan ödemelerin tamamı için gider pusulası tanzim edilmesi gerekmekte olup, yalnızca bu ödemelere ilişkin olmak üzere gider pusulasında bulunması gereken bilgileri (imza hariç) ihtiva eden banka dekontları da gider pusulası yerine geçebilecektir. (İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın 614154 sayı ve 5.6.2023 tarihli Özelgesi).]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>